Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2142 E. 2024/5411 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişisel def'i↗ çek tevdi bordrosu↗ mutlak def'i↗ rehin cirosu↗ karşılıksızdır işlemi↗ temlik cirosu↗ ibraz süresi↗ meşru hamil↗ yazılı delille ispat↗ zilyetlik↗ aktif husumet yokluğu↗ yetkili hamil↗ karine↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ aktif husumet ehliyeti↗ ciranta↗ sözleşmeden doğan dava↗ lehtar↗ aktif husumet↗ rehin↗ husumet ehliyeti↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ ciro↗ ispat yükü↗ genel kredi sözleşmesi↗ def'i↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ bono↗ husumet yokluğu↗ temlik↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ havale↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ çek↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ibraz↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/826 E., 2020/51 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Büsan Sanayi/Konya Şubesi ile dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili bankaya kredinin ödeme aracı olarak davalı ... Elektrik Tar. Mak. İnş. Elek. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'nin keşide ettiği 30.08.2016 keşide tarihli 94.000,00 TL bedelli ve 30.10.2016 keşide tarihli 94.000,00 TL bedelli çeklerin ciro edildiğini, ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek borçluya ihtarname gönderildiğini ve takip işlemlerine başlanıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi kapsamında çek bedellerinin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek çek bedelleri olan toplam 188.000,00 TL'nin ibraz tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı banka ile aralarında hiçbir sözleşme bulunmadığı gibi, davacı bankadan hiçbir zaman kredi de kullanmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen çekleri ileri tarihli farklı çekler ile ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ödediğini ki, bu çeklerin vadesi geldiğinde bankaya ibraz edilmediğini ve karşılıksız işlemi görmediğini, müvekkilinin ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne verdiği evraklar ile bu çeklerin kendisine iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, müvekkilinin ne ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ne de davacı bankaya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının davaya konu çek bedellerini dava dışı şirkete ödediğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bir başka deyişle davalının çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmek zorunda olduğu, dava dışı şirketin defterlerinin sunulmaması nedeniyle uyuşmazlık hakkında defterler üzerinde inceleme yapılmadığı, davalı defterlerinde ise davaya konu çeklerin kayıtlı olmadığı, bunun harcinde davalı tarafça toplam 180.000,00 TL tutarındaki çeklerin kaydedilerek alacak borç durumunun sona erdiği, bu durumun davaya konu çek bedellerinin ödendiği yönündeki iddianın ispatı için yeterli olmadığı, banka kayıtlarında çeklerle ilgili müşteriye iadeyi bekliyor ibaresinin de çek bedellerinin ödendiği iddiasının ispatı yönünden yeterli olmadığı, davalı tarafça davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edilmiş olması nedeniyle davacı bankanın yetkili hamil olmadığını ve bu nedenle aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, mahkemece alınan 27.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin rapor edildiğini ve davacı banka kayıtlarının da bu hususu teyit ettiğini, davacı tarafın rapora itiraz ve esas hakkındaki beyanlarını içeren dilekçesinde de dava konusu çeklerin teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin davacı tarafça ikrar edildiğini, yetkili olmayan hamilin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, aktif husumet ehliyetinin re'sen nazara alınması gerektiğini ayrıca, her ne kadar mahkemece müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğinin müvekkili tarafından ispat edilmediğinden bahisle karar verilmiş ise de, 06.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili açısından sebepsiz bir zenginleşmenin oluşmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde çekin davacı bankaya kredinin tahsili amacıyla devredildiği iddia edilirken, banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, özellikle davacı vekili tarafından ibraz edilen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinden de görüleceği üzere, yargılama sırasında bizzat davacı tarafça da bu kapsamda beyanlarda bulunulduğu anlaşılmakla, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın işbu davayı açamayacağı ve bu kapsamda aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin rehin cirosu ile müvekkili bankaya teslimine dair hiçbir ibare bulunmadığı, müvekkili bankanın çeklerin meşru hamili olduğunu belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, keşidecisi davalı ... olan ve dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı ... Vakıflar Bankası'na ciro edilen 30.08.2016 tarihli ve 94.000,00 TL bedelli ve 30.10.2016 tarihli ve 94.000,00 TL bedelli çeklerin davacı bankaya temlik cirosuyla mı, yoksa gizli (örtülü) rehin cirosuyla mı devredildiği, buradan varılacak sonuca göre davacı ... Vakıflar Bankası'nın meşru hamil olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi hükmü uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 684, 689, 818 inci maddeleri.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-589 E., 2024/212 K. ve 24.04.2024 tarihli kararı.
3. Değerlendirme
1.... yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan ciro, yapılış amacı yönünden temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Amaç senedin mülkiyetini ve senette mündemiç alacak hakkını devretmek ise "temlik cirosu" söz konusudur. 6102 sayılı Kanun'un 684/1 inci maddesi; "ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur" hükmünü haizdir. Buna göre temlik cirosu ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için ciro işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur. Ciro şerhinden aksi anlaşılmadıkça her ciro, kural olarak temlik cirosu hükmündedir.
2.Rehin cirosu, poliçeye ilişkin hükümler kapsamında 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bononun niteliğine aykırı düşmemek koşuluyla uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulduğu için bononun da rehin cirosuyla devri mümkündür. Buna karşılık çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu mümkün değildir. Bunun en önemli nedeni görüldüğünde ödenmesi gereken ve kısa ibraz sürelerine tâbi olan çekin bir ödeme aracı olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(19)11-831 E., 2021/1622 K. sayılı kararı).
3.Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Buna karşılık diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Bu itibarla her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur. Başka bir deyişle görünüşte temlik cirosu şeklinde olan bir cironun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğunu tespit etmek, ekonomik işlevleri aynı olmakla birlikte özellikle çeklerde bu ciroların hukuki sonuçlarının çok farklı olması göz önüne alındığında büyük önem taşıdığı ortadadır. Gerçekten de çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi hâlinde ciro geçersiz olurken; teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi hâlinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Tarafların kullandığı "rehin" ve "teminat" sözcüklerinde gizli (örtülü) rehin cirosunun, "temlik" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Bu kapsamda bankaların kredi müşterileri ile düzenledikleri çek tevdi bordroları da tek başına çekin rehin cirosu olduğunu göstermemektedir. Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Gerçekten de uygulamada çoğu zaman yapılan ciroya ilişkin terimlerin seçiminde özen gösterilmemekte ve bu terimler yanlışlıkla birbirlerinin yerine kullanılabilmektedir.
4.Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerekir. Örneğin kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması hâlinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır (Fahrettin Aral, "Topyekün Temlik", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 42/1, 1992, s. 98).
5.Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir ve hatta senet borçlusu devreden ile olan kişisel def'ilerini devralana karşı ileri süremez. Gerçekten de çekler için de uygulanacak olan 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyecektir.
6.Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; takibe dayanak olan süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamildir. Davacı, dava konusu çeklerin dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanılan kredinin ödeme aracı olarak bankaya ciro edildiğini ileri sürerek davaya konu iki(2) adet çeke dayanarak 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çek bedellerinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı ise davaya konu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya verildiğini, davacı bankanın yetkili hamil olmadığını, çeklerin bedellerini dava dışı ... Ltd. Şti.'ye farklı çekler vermek suretiyle ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece mahkemesince ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı banka kayıtlarında çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
7.Dosya kapsamından dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi bulunduğu ve kredi borcu nedeniyle dava konusu çeklerin davacıya ciro edildiği, çek üzerinde çekin davacı bankaya rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
8.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu çekin dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davacı bankanın dava konusu çekleri teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu ve bu davada aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7391 E. 2024/5412 K.
Ortak:rehin cirosu · temlik cirosu · ibraz süresi · meşru hamil · zilyetlik · yetkili hamil · ciranta · lehtar · dava şartı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin «rehin cirosu» ile müvekkili bankaya «teslimine» dair hiçbir ibare bulunmadığı, müvekkili bankanın çeklerin «meşru hamili» olduğunu belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
Buna göre «temlik cirosu» ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için «ciro» işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet «zilyetliğinin» geçirilmesi gerekir.
Bu itibarla her ikisi de görünüşte «temlik cirosu» olarak yapıldığından bu «cironun» «teminat» amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) «rehin cirosu» mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur.
Benzer bu kararda… va konusu çeklerin davacı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkiye istinaden verildiği, çeklerin dava dışı şirket tarafından davalı banka nezdinde kullanılan «kredi sözleşmesi» içerisinde davalıya «teslim» edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 689 uncu maddesine göre «cironun» «rehin cirosu» olabilmesi için senet üzerinde “bedeli «teminattır»” "bedeli rehindir” ibaresi veya rehnetmeyi belirten diğer bir «kaydı» taşıması gerektiği, dava konusu «çek» üzerinde böyle bir kayıt bulunmadığından davalıya yapılan cironun «temlik cirosu» olduğu, dava konusu çekin teminat olarak değil, kredi sözleşmeleri gereği borcundan «mahsup» edilmek maksadı ile temlik alındığının banka cevaplarından anlaşıldığı, «keşideci» ile «lehtar» arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerin ciro yoluyla «hamil» olan davalı bankaya karşı ileri sürülmesi için çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlandığı, davacı tarafından davanın reddedildiği çekler yönünden bu hususun da ispat edilmediği, kabul edilen çekler yönünden bankalardan gelen cevaplarda «teminat çeki» olduğu belirtildiğinden bu çekler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şti.'ye kullandırılan kredilerin tahsil edilmemesi nedeniyle davalı bankalarca el konularak «rehin» alındığını ve «rehin cirosu» ile davalı bankalarda bulunan işbu çekler nedeniyle müvekkili şirketin davalı bankaların icra tehdidi altına kaldığını, çeklerin rehin cirosu ile devrinin mümkün olmaması nedeniyle davalı bankaların «yetkili hamil» olmadığını ileri sürerek dava konusu çekler yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti. arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden kredi kullandırıldığını, dava konusu çeklerin tahsilinde ve tahsil edildiği oranda kredi borcundan «mahsup» edilmek üzere müvekkili bankaya «ciro» ve «teslim» edildiğini, çeklerin cirosunda “bedeli «teminattır»” veya “bedeli rehindir” şeklinde bir ibare bulunmadığını, çeklerdeki cironun ise «rehin cirosu» olmadığı aksine «temlik cirosu» olduğunun açık olduğunu, bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, teminat olarak verildiği yönünde hiçbir açıklama yapılmadığını, Ergani İcra Hukuk Mahkemesinin 201 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat çeki · iyiniyetli hamil · illetten mücerretlik · sebepten mücerretlik · tedbirin kaldırılması · takibin durdurulması · mücerretlik · teminat senedi
Benzer bu karardaFinansbak A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın 06.09.2015 tarihli ve 38.000,00 TL bedelli «çek» için «ihtiyati haciz» kararı alarak icra takibi başlattığını, icra takibinin davadan önce olması nedeniyle «takibin durdurulmasına» karar verilemeyeceğini, bu yöndeki «tedbirin kaldırılması» gerektiğini, aralarında zorunlu ya da ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmayan altı farklı bankanın aynı davada davalı olarak yer alamayacağını, dava dışı ...
Şti. arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» istinaden kredi kullandırıldığını, dava konusu kambiyo senetlerinin «temlik cirosu» ile müvekkiline devredildiğini, söz konusu çeklerin kredi borcunun ödenmesi için müvekkili bankaya «ifa» amaçlı verildiğini, dava konusu çekler hakkında icra takibi başlatıldığını, «kambiyo senedinin» ticari hayatın güvenligi kapsamında bir ödeme aracı olduğunu, aksinin iddia edilmesi halinde çekin ödeme aracı vasfına sahip olmayacağı, bununla birlikte «sebepten mücerretlik» ilkesinin de yok sayılacağı sonucunu doğuracağını beyan ederek davanın reddini savunmuş, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep …
Şti. arasında akdedilen «genel kredi sözleşmelerine» istinaden müvekkili tarafından adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, müvekkili bankaya dava konusu çeklerin «temlik cirosu» ile «teslim» ve devredildiğini, söz konusu çeklerin «rehin» amacıyla değil ancak «ifa» amacıyla bankaya temlik ve teslim edildiğini, kambiyo senetlerinde «illetten mücerretlik» ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkilinin çeklerin yetkili hâmili konumunda olduğunu, çekleri keşide eden davacının «çek» hâmili olan müvekkiline karşı borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmişti …
Şti.’nin borcuna karşılık bankaya verilen «teminat çeki» olduğunu, dava konusu çekin müvekkili bankaya «temlik cirosu» ile geçtiğini, müvekkili bankanın «iyiniyetli» hâmil olduğunu, dava konusu çeklerin «teminat senedi» olarak değil, tahsilinde ve tahsil edildiği oranda kredi borcundan «mahsup» edilmek üzere müvekkili bankaya «ciro» ve «teslim» edildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1062 E. 2015/2176 K.
Ortak:rehin cirosu · rehin · ciro · hamil · temlik · çek · teminat
İncelediğiniz karardaBu itibarla her ikisi de görünüşte «temlik cirosu» olarak yapıldığından bu «cironun» «teminat» amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) «rehin cirosu» mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur.
Değerlendirme 1.... yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan «ciro», yapılış amacı yönünden «temlik», tahsil ve «rehin cirosu» olmak üzere üçe ayrılmaktadır.
… arih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde çekin davacı bankaya kredinin tahsili amacıyla devredildiği iddia edilirken, banka kayıtları üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» ile çeklerin kredi borcunun «teminatı» olarak alındığının tespit edildiği, özellikle davacı vekili tarafından «ibraz» edilen «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinden de görüleceği üzere, yargılama sırasında bizzat davacı tarafça da bu kapsamda beyanlarda bulunulduğu anlaşılmakla, çekte «rehin cirosu» geçerli olmadığından davacı bankanın işbu davayı açamayacağı ve bu kapsamda «aktif husumetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, çekin «rehin cirosu» ile devrinin mümkün olmadığı, rehin cirosu ile çeke «hamil» olana çekin bir hak bahşetmeyeceği, talebin çeke dayalı olduğu ve çekin «ihtiyati haciz» talep edene rehin cirosuyla geçtiği, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı çünkü, bankaların mal/emtia satan değil, kredi kullandıran kuruluşlar olup, kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla çekleri aldıkları ve bu ciroların da olsa olsa rehin cirosu olacağı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine k …
Ancak, «ihtiyati haciz» istemine konu çekte, ihtiyati haciz talep eden «temlik» cirosuyla «hamil» olup, çeki «rehin» cirosuyla aldığına dair bir beyanı da bulunmadığından ve «çek» üzerinde «rehin cirosu» da olmadığından, mahkemece İİK'nın «257». maddesindeki ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu nazara alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsil cirosu · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, çekin «rehin cirosu» ile devrinin mümkün olmadığı, rehin cirosu ile çeke «hamil» olana çekin bir hak bahşetmeyeceği, talebin çeke dayalı olduğu ve çekin «ihtiyati haciz» talep edene rehin cirosuyla geçtiği, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı çünkü, bankaların mal/emtia satan değil, kredi kullandıran kuruluşlar olup, kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla çekleri aldıkları ve bu ciroların da olsa olsa rehin cirosu olacağı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine k …
Ancak, «ihtiyati haciz» istemine konu çekte, ihtiyati haciz talep eden «temlik» cirosuyla «hamil» olup, çeki «rehin» cirosuyla aldığına dair bir beyanı da bulunmadığından ve «çek» üzerinde «rehin cirosu» da olmadığından, mahkemece İİK'nın «257». maddesindeki ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu nazara alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, çeke dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15282 E. 2014/16541 K.
Ortak:rehin cirosu · rehin · ciro · hamil · bono · temlik · çek · teminat
İncelediğiniz karardaBu itibarla her ikisi de görünüşte «temlik cirosu» olarak yapıldığından bu «cironun» «teminat» amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) «rehin cirosu» mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur.
Değerlendirme 1.... yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan «ciro», yapılış amacı yönünden «temlik», tahsil ve «rehin cirosu» olmak üzere üçe ayrılmaktadır.
… arih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde çekin davacı bankaya kredinin tahsili amacıyla devredildiği iddia edilirken, banka kayıtları üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» ile çeklerin kredi borcunun «teminatı» olarak alındığının tespit edildiği, özellikle davacı vekili tarafından «ibraz» edilen «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinden de görüleceği üzere, yargılama sırasında bizzat davacı tarafça da bu kapsamda beyanlarda bulunulduğu anlaşılmakla, çekte «rehin cirosu» geçerli olmadığından davacı bankanın işbu davayı açamayacağı ve bu kapsamda «aktif husumetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerek 6762 sayılı gerekse de 6102 sayılı TTK'da poliçe hakkındaki hükümlerden hangilerinin «çek» hakkında uygulanacağının tek tek sayılmış olup, her ikisinde de poliçe hakkında düzenlenmiş olan eski TTK 601. veya yeni TTK 689. maddelerine atıf yapılmadığı, yani çekin «rehin cirosu» ile devrinin mümkün olmadığı ve rehin cirosu ile çeke «hamil» olana çekin bir hak bahşetmeyeceği, çekin rehin cirosu ile devri yasak olduğundan hamilin bir hak iddiasında bulunamayacağı, «bonoda» ise çektekinin aksine poliçedeki rehin cirosuna açık atıf yapıldığından bononun rehin cirosu ile devrinin mümkün olduğu, «ihtiyati haciz» talebinin çeke dayalı olup, TTK'nın açık ve «emredici» hükümleri ile benimsenen yerleşik Yargıtay kararları gereğince ihtiyati haciz talebine dayanak olan çekin ihtiyati haciz isteyen alacaklıya rehin cirosu ile geçtiği ve çekin rehin cirosu ile devrinin yasak olduğu, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil, kredi kullandıran kuruluşlar olup, kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla çekleri aldıkları ve bu ciroların da olsa olsa rehin cirosu olduğu gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine ka …
Ancak, «ihtiyati haciz» istemine konu çekte, ihtiyati haciz talep eden «temlik» cirosuyla «hamil» olup, çeki «rehin» cirosuyla aldığına dair bir beyanı da bulunmadığından ve «çek» üzerinde «rehin cirosu» da olmadığından, mahkemece İİK'nın «257». maddesindeki ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu nazara alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsil cirosu · i̇i̇k 257 · emredici hüküm · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerek 6762 sayılı gerekse de 6102 sayılı TTK'da poliçe hakkındaki hükümlerden hangilerinin «çek» hakkında uygulanacağının tek tek sayılmış olup, her ikisinde de poliçe hakkında düzenlenmiş olan eski TTK 601. veya yeni TTK 689. maddelerine atıf yapılmadığı, yani çekin «rehin cirosu» ile devrinin mümkün olmadığı ve rehin cirosu ile çeke «hamil» olana çekin bir hak bahşetmeyeceği, çekin rehin cirosu ile devri yasak olduğundan hamilin bir hak iddiasında bulunamayacağı, «bonoda» ise çektekinin aksine poliçedeki rehin cirosuna açık atıf yapıldığından bononun rehin cirosu ile devrinin mümkün olduğu, «ihtiyati haciz» talebinin çeke dayalı olup, TTK'nın açık ve «emredici» hükümleri ile benimsenen yerleşik Yargıtay kararları gereğince ihtiyati haciz talebine dayanak olan çekin ihtiyati haciz isteyen alacaklıya rehin cirosu ile geçtiği ve çekin rehin cirosu ile devrinin yasak olduğu, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil, kredi kullandıran kuruluşlar olup, kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla çekleri aldıkları ve bu ciroların da olsa olsa rehin cirosu olduğu gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine ka …
Ancak, «ihtiyati haciz» istemine konu çekte, ihtiyati haciz talep eden «temlik» cirosuyla «hamil» olup, çeki «rehin» cirosuyla aldığına dair bir beyanı da bulunmadığından ve «çek» üzerinde «rehin cirosu» da olmadığından, mahkemece İİK'nın «257». maddesindeki ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu nazara alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, çeke dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5207 E. 2017/7266 K.
Ortak:rehin cirosu · yetkili hamil · lehtar · rehin · ciro · ispat yükü · hamil · çek
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin «rehin cirosu» ile müvekkili bankaya «teslimine» dair hiçbir ibare bulunmadığı, müvekkili bankanın çeklerin «meşru hamili» olduğunu belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
Değerlendirme 1.... yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan «ciro», yapılış amacı yönünden «temlik», tahsil ve «rehin cirosu» olmak üzere üçe ayrılmaktadır.
Bu itibarla her ikisi de görünüşte «temlik cirosu» olarak yapıldığından bu «cironun» «teminat» amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) «rehin cirosu» mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davalı banka kayıtları incelenerek, dava konusu çekin davalı bankaya «teminat» olarak verilmiş olduğunun banka kayıtlarından anlaşılması durumunda, çekin gizli «rehin cirosu» ile davalı bankanın elinde bulunduğu ve davalı bankanın dava konusu çekin «yetkili hamili» olamayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından …
2- Dava, «lehtar» tarafından «ciro» sureti ile çeke «hamil» olan davalı banka aleyhine açılan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Poliçeye ait olup «çek» hakkında da uygulanması mümkün bulunan 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinde «rehin cirosu» ile ilgili aynı Kanun'un 689. maddesine yapılmış bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosu caiz değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit
Benzer bu kararda2- Dava, «lehtar» tarafından «ciro» sureti ile çeke «hamil» olan davalı banka aleyhine açılan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2142 E. , 2024/5411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1283 Esas, 2022/1892 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/826 E., 2020/51 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Büsan Sanayi/Konya Şubesi ile dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili bankaya kredinin ödeme aracı olarak davalı ... Elektrik Tar. Mak. İnş. Elek. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'nin keşide ettiği 30.08.2016 keşide tarihli 94.000,00 TL bedelli ve 30.10.2016 keşide tarihli 94.000,00 TL bedelli çeklerin ciro edildiğini, ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek borçluya ihtarname gönderildiğini ve takip işlemlerine başlanıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi kapsamında çek bedellerinin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek çek bedelleri olan toplam 188.000,00 TL'nin ibraz tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı banka ile aralarında hiçbir sözleşme bulunmadığı gibi, davacı bankadan hiçbir zaman kredi de kullanmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen çekleri ileri tarihli farklı çekler ile ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ödediğini ki, bu çeklerin vadesi geldiğinde bankaya ibraz edilmediğini ve karşılıksız işlemi görmediğini, müvekkilinin ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne verdiği evraklar ile bu çeklerin kendisine iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, müvekkilinin ne ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ne de davacı bankaya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının davaya konu çek bedellerini dava dışı şirkete ödediğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bir başka deyişle davalının çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmek zorunda olduğu, dava dışı şirketin defterlerinin sunulmaması nedeniyle uyuşmazlık hakkında defterler üzerinde inceleme yapılmadığı, davalı defterlerinde ise davaya konu çeklerin kayıtlı olmadığı, bunun harcinde davalı tarafça toplam 180.000,00 TL tutarındaki çeklerin kaydedilerek alacak borç durumunun sona erdiği, bu durumun davaya konu çek bedellerinin ödendiği yönündeki iddianın ispatı için yeterli olmadığı, banka kayıtlarında çeklerle ilgili müşteriye iadeyi bekliyor ibaresinin de çek bedellerinin ödendiği iddiasının ispatı yönünden yeterli olmadığı, davalı tarafça davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edilmiş olması nedeniyle davacı bankanın yetkili hamil olmadığını ve bu nedenle aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, mahkemece alınan 27.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin rapor edildiğini ve davacı banka kayıtlarının da bu hususu teyit ettiğini, davacı tarafın rapora itiraz ve esas hakkındaki beyanlarını içeren dilekçesinde de dava konusu çeklerin teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin davacı tarafça ikrar edildiğini, yetkili olmayan hamilin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, aktif husumet ehliyetinin re'sen nazara alınması gerektiğini ayrıca, her ne kadar mahkemece müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğinin müvekkili tarafından ispat edilmediğinden bahisle karar verilmiş ise de, 06.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili açısından sebepsiz bir zenginleşmenin oluşmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde çekin davacı bankaya kredinin tahsili amacıyla devredildiği iddia edilirken, banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, özellikle davacı vekili tarafından ibraz edilen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinden de görüleceği üzere, yargılama sırasında bizzat davacı tarafça da bu kapsamda beyanlarda bulunulduğu anlaşılmakla, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın işbu davayı açamayacağı ve bu kapsamda aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin rehin cirosu ile müvekkili bankaya teslimine dair hiçbir ibare bulunmadığı, müvekkili bankanın çeklerin meşru hamili olduğunu belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, keşidecisi davalı ... olan ve dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı ... Vakıflar Bankası'na ciro edilen 30.08.2016 tarihli ve 94.000,00 TL bedelli ve 30.10.2016 tarihli ve 94.000,00 TL bedelli çeklerin davacı bankaya temlik cirosuyla mı, yoksa gizli (örtülü) rehin cirosuyla mı devredildiği, buradan varılacak sonuca göre davacı ... Vakıflar Bankası'nın meşru hamil olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi hükmü uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 684, 689, 818 inci maddeleri.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-589 E., 2024/212 K. ve 24.04.2024 tarihli kararı.
3. Değerlendirme
1.... yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan ciro, yapılış amacı yönünden temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Amaç senedin mülkiyetini ve senette mündemiç alacak hakkını devretmek ise "temlik cirosu" söz konusudur. 6102 sayılı Kanun'un 684/1 inci maddesi; "ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur" hükmünü haizdir. Buna göre temlik cirosu ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için ciro işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur.
Ciro şerhinden aksi anlaşılmadıkça her ciro, kural olarak temlik cirosu hükmündedir.
2.Rehin cirosu, poliçeye ilişkin hükümler kapsamında 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bononun niteliğine aykırı düşmemek koşuluyla uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulduğu için bononun da rehin cirosuyla devri mümkündür. Buna karşılık çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu mümkün değildir. Bunun en önemli nedeni görüldüğünde ödenmesi gereken ve kısa ibraz sürelerine tâbi olan çekin bir ödeme aracı olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(19)11-831 E., 2021/1622 K.
sayılı kararı).
3.Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Buna karşılık diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Bu itibarla her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur. Başka bir deyişle görünüşte temlik cirosu şeklinde olan bir cironun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğunu tespit etmek, ekonomik işlevleri aynı olmakla birlikte özellikle çeklerde bu ciroların hukuki sonuçlarının çok farklı olması göz önüne alındığında büyük önem taşıdığı ortadadır.
Gerçekten de çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi hâlinde ciro geçersiz olurken; teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi hâlinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Tarafların kullandığı "rehin" ve "teminat" sözcüklerinde gizli (örtülü) rehin cirosunun, "temlik" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Bu kapsamda bankaların kredi müşterileri ile düzenledikleri çek tevdi bordroları da tek başına çekin rehin cirosu olduğunu göstermemektedir.
Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Gerçekten de uygulamada çoğu zaman yapılan ciroya ilişkin terimlerin seçiminde özen gösterilmemekte ve bu terimler yanlışlıkla birbirlerinin yerine kullanılabilmektedir.
4.Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerekir. Örneğin kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması hâlinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır (Fahrettin Aral, "Topyekün Temlik", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 42/1, 1992, s.
98) .
5.Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir ve hatta senet borçlusu devreden ile olan kişisel def'ilerini devralana karşı ileri süremez.
Gerçekten de çekler için de uygulanacak olan 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyecektir.
6.Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; takibe dayanak olan süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamildir. Davacı, dava konusu çeklerin dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanılan kredinin ödeme aracı olarak bankaya ciro edildiğini ileri sürerek davaya konu iki(2) adet çeke dayanarak 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çek bedellerinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı ise davaya konu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya verildiğini, davacı bankanın yetkili hamil olmadığını, çeklerin bedellerini dava dışı ... Ltd. Şti.'ye farklı çekler vermek suretiyle ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece mahkemesince ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı banka kayıtlarında çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
7.Dosya kapsamından dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi bulunduğu ve kredi borcu nedeniyle dava konusu çeklerin davacıya ciro edildiği, çek üzerinde çekin davacı bankaya rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
8.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu çekin dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davacı bankanın dava konusu çekleri teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu ve bu davada aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063064200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz