Ttk 1472
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1250 E. 2021/962 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 1472↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ kusur oranı↗ illiyet bağı↗ riziko↗ rücu↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bilirkişi raporu uyarınca dava dışı sigortalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu, forklift operatörünün %20 oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin ise yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş kaynak kişi olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, olay ile zarar arasındaki illiyet bağı bulunanların tespit edildiği, ödenecek tazminat miktarının raporlarda belirtildiği bu zararın dava konusu sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesine (6102 sayılı TTK md.1472) dayanılarak açılan sigorta rücu davaları olup mahkemece, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda rizikonun davalı şirket operatörü tarafından yönetilen aracın branşman borusuna çarpması sonucu meydana geldiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu kazadaki kusur oranlarının tespiti amacıyla dosya arasına alınan 05.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda; forklift operatörünün %20, dava dışı sigortalının ise %80 kusurlu olduğu ancak anılan rapor sonrasında dosya arasında alınan 12.10.2010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda ise davalının kusurunun bulunmadığı, dava dışı sigortalı ile dava konusu kazada kırılan borunun kaynağını yapan ve kontrol edenlerin kusurlu olduğu belirtilmiş olup anılan bilirkişi raporları arasında ortaya çıkan çelişki giderilmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, riziko konusu olaydaki kusur durumuna ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilip, riziko konusu hasarın gerçekleşmesindeki kusur durumunun somut bir biçimde tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9686 E. 2012/15401 K.
Ortak:rücu · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… ve iyi nüfuz etmemiş kaynak kişi olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, olay ile zarar arasındaki «illiyet bağı» bulunanların tespit edildiği, ödenecek tazminat miktarının raporlarda belirtildiği bu zararın dava konusu «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen «hasar» arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesine (6102 sayılı TTK md.1472) dayanılarak açılan sigorta «rücu» davaları olup mahkemece, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti’nin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, zararın «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan «sigorta rücu davası» olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · rücu davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan «sigorta rücu davası» olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2078 E. 2018/7655 K.
Ortak:sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz kararda… ve iyi nüfuz etmemiş kaynak kişi olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, olay ile zarar arasındaki «illiyet bağı» bulunanların tespit edildiği, ödenecek tazminat miktarının raporlarda belirtildiği bu zararın dava konusu «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen «hasar» arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, «riziko» konusu olaydaki «kusur» durumuna ilişkin düzenlenen «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilip, riziko konusu «hasarın» gerçekleşmesindeki kusur durumunun somut bir biçimde tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu emtianın hasarlanmasına neden olan olayda davalı ...'ın %60 oranında ve dava dışı forklift operatörü ...'ün %40 oranında kusurlu olduğu, dava konusu olay nedeniyle taşımaya konu forkliftte KDV hariç 7.803,21 TL'lik «hasar» meydana geldiği, davalının kusuruna isabet eden miktarın 5.524,68 TL olduğu, dava konusu emtianın asıl sahibi olan ...
A.Ş'ye dava konusu olaya ilişkin olarak «hasar» bedelinin ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına ilişkin olarak davalıların 5.524,68 TL «asıl alacak» ve 160,75 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 5.685,43 TL alacağa vaki itirazlarının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, nakliyat «yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen tazminatın «rücuen tahsili» için başlatılan «icra takibine itirazın» iptaline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigortası · taşıyıcı sorumluluk sigortası · çekişmesiz yargı · taşıyıcının sorumluluğu · rücuen tahsil · sorumluluk sigortası · ticari dava niteliği · dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda1- Dava, nakliyat «yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen tazminatın «rücuen tahsili» için başlatılan «icra takibine itirazın» iptaline ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca da, ticari davalar ile «ticari nitelikteki» «çekişmesiz yargı» işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Bu durumda uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesinin «görevsiz» olması, Asliye Ticaret Mahkemesinin «görevli» bulunması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1250 E. , 2021/962 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.01.2013 tarih ve 2012/660-2013/33 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davacı vekili; müvekkili tarafından Endüstriyel Paket Yangın Poliçesi ve Endüstriyel Yangın Abonman Sigorta Poliçesi ile dava dışı sigortalı Polipex Europa Pol. A.Ş'ne ait fabrikada, davalı şirket personeli olarak çalışan forklift operatörünün dikkatsizlik ve tedbirsizliği nedeniyle forkliftin ataçmanlarının branşman borusuna çarpıp boruyu kırmak suretiyle kızgın yağın boşalmasına ve maddi hasara yol açtığını, 73.915,16 Euro zararın sigortalıya ödendiğini, davalı şirket ile sigortalı şirket arasında Yardımcı Üretim İşçiliği Sözleşmesi mevcut olduğunu, bu sözleşme ile de görevlendirilecek personelin kusuru ile zarar vermesi halinde zararın davalı şirket tarafından tazmin edileceğinin kararlaştırıldığını, BK'nın 55.
ve 100. maddeleri gereğince de davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek birleşen dava ile toplam 157.213.- TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davalı vekili; forklift operatörü işçinin resmiyette müvekkili şirketin işçisi olsa da, fiiliyatta ve gerçekte sigortalının işçisi gibi ve onların emrinde çalıştığını, iş yerinde iş güvenliği, iş sağlığı ile ilgili tüm tedbirlerin sigortalı tarafından alınması gerektiğini, zarardan sigortalı şirketin sorumlu olduğunu ve poliçe kapsamına girmeyen hasarla ilgili davacının hatır ödemesi yapmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bilirkişi raporu uyarınca dava dışı sigortalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu, forklift operatörünün %20 oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin ise yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş kaynak kişi olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, olay ile zarar arasındaki illiyet bağı bulunanların tespit edildiği, ödenecek tazminat miktarının raporlarda belirtildiği bu zararın dava konusu sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesine (6102 sayılı TTK md.1472) dayanılarak açılan sigorta rücu davaları olup mahkemece, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda rizikonun davalı şirket operatörü tarafından yönetilen aracın branşman borusuna çarpması sonucu meydana geldiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu kazadaki kusur oranlarının tespiti amacıyla dosya arasına alınan 05.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda; forklift operatörünün %20, dava dışı sigortalının ise %80 kusurlu olduğu ancak anılan rapor sonrasında dosya arasında alınan 12.10.2010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda ise davalının kusurunun bulunmadığı, dava dışı sigortalı ile dava konusu kazada kırılan borunun kaynağını yapan ve kontrol edenlerin kusurlu olduğu belirtilmiş olup anılan bilirkişi raporları arasında ortaya çıkan çelişki giderilmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, riziko konusu olaydaki kusur durumuna ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilip, riziko konusu hasarın gerçekleşmesindeki kusur durumunun somut bir biçimde tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asıl-birleşen davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/639634700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz