Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2675 E. 2024/5178 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sorumsuzluk kaydı↗ bankacılık işlemleri sözleşmesi↗ bankacılık sözleşmesi↗ kira ilişkisi↗ zararın ispatı↗ bankacılık işlemleri↗ tanık beyanı↗ başvurma harcı↗ tahkikat↗ vekalet ücreti takdiri↗ ispat külfeti↗ sözleşmeye aykırılık↗ tespit davası↗ açılmamış sayılma↗ ispat yükü↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ hukuki yarar↗ sulh↗ ıslah↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait kiralık kasanın davalıya ait işyerinde kaybolduğunu, konuyla ilgili savcılık tahkikatının devam ettiğini, kiralık kasanın kaybolması nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesini, kasa içerisinde bulunan 245.000 USD ve manevi değeri olan köstekli saatin 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kiralık kasa sözleşmelerinin nitelikleri gereği kira akdi olduklarından buna ilişkin davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın tespit davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının olmadığını, iddia edildiği gibi kiralık kasanın kaybolmasının söz konusu olmadığını, davacının kiralık kasa içerisine ne konulduğunu ispatla yükümlü olduğunu, buna ilişkin somut bir delilin ortaya konulamadığı gibi savcılık soruşturmasından da davacının iddialarını destekleyen bir veriye ulaşılamadığını, zararın ispat edilemediğini, ayrıca kiralık kasa sözleşmesinde sorumsuzluk kaydının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında kiralık kasa ve bireysel ürün ve hizmet paket sözleşmesi olduğu, ancak ıslah ile faiz talep edilmiş ise de, dava dilekçesinde faize ilişkin talebin bulunmadığı, kısmi ıslah yoluyla daha önce dava konusu edilmeyen bir alacak kaleminin aynı davada istenemeyeceği, faize ilişkin talebinin yerinde olmadığı, dava konusu kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu, davalı bankanın daha önce başka bir adreste çalıştığı, daha sonra bu adresten taşınmış olduğu, dava konusu 35 nolu kiralık kasanın nasıl hasarlandığı ve tüm gerekli özeni gösterdiği hususunun ispat külfetinin davalı bankada olduğu, nitekim dava konusu kasanın bulunduğu yere en az bir banka görevlisiyle iki kilitli kapı açılarak girilebildiği, kasanın daha önce hasarlanmış olduğunun veya hasarlı olarak kiralandığının davalı bankaca ispatlanamamış olduğu, dava konusu para ve köstekli saatin ölçüleri belirtilen kiralık kasaya sığabileceğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının sosyal ve ekonomik durumu, kiralık kasanın ebatları ve tüm dosya kapsamı itibariyle talep konusu yapılan 245.000 USD'nin tahsiline ilişkin talebinin % 20 oranında taktiren indirim yapıldığı, karar tarihi itibariyle dolar kurunun 13,7662 TL olduğu; dava değerinin 2.698.175,20 TL olarak tespit edildiği, bu değer üzerinden harç ve vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davacının köstekli saatin iadesine ilişkin davasının açılmamış sayılmasına, davacının 196.000,00 USD alacağın ıslah tarihi olan 24.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit davası olarak açılması hukuken mümkün olmayan davanın, hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmekteyken, usul ve yasaya aykırı olarak alacak davasına dönüştürüldüğünü, sonradan da ıslah edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını “haksız menfaat elde etmeye matuf eylem” şüphesi de bırakmayacak şekilde yazılı delille ispatlaması gerektiğini, tanık beyanlarına göre karar verilemeyeceğini, konusunda uzman olmayan mali müşavirden alınan dava konusu para ve köstekli saatin, ölçüleri belirtilen kasaya sığabileceği tespitine ilişkin rapora göre karar verilemeyeceğini, kiralık kasanın hasarından söz edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemece soruşturma dosyası içeriğindeki rapor ve tanık beyanları hatalı değerlendirilerek, dava konusu kiralık kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu tespitinin doğru olmadığını, davalı bankaya atfedilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, bankacılık işlemleri sözleşmesinde sorumsuzluk kaydının göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kiralık kasanın kaybolmasından davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının iddia edilen miktarda parayı kasaya koyabileceğine dair ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yerinde bulunduğu, mahkemenin kullandığı taktir hakkının orantılı olduğu, bu hususlara yönelik davalı istinafının kabul görmediği ve fakat davacının dava dilekçesinde TL cinsinden seçimlik hakkını kullandığını, bu seçimin daha sonra ıslah edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Bankanın istinaf etmediği bir hususun resen mahkemece istinafa konu edip kararı kaldıramayacağını, yargılamada usul ve yasaya uyulmadığını, kaldı ki bölge adliye mahkemesinin kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık sözleşmesine aykırılıktan dolayı uğranılan maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 18 inci maddesi.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 50/2 ,112, 299 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kiralık kasa sözleşmesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4801 E. 2015/11778 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · zamanaşımı
Benzer bu karardaDava, kiralık kasa sözleşmesinden («saklama sözleşmesinden») kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece haksız eylemden kaynaklanan taleplerin bir yıllık zaman aşımına tabi olduğu, davacının davasını «zamanaşımı» süresi içinde açmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Vedia alana bırakılan para ve sair misli eşyayı geri istemeye ilişkin şahsi talep hakkı kanunlarda özel hüküm bulunmadığı için genel hükümlere göre 10 yıllık «zamanaşımına» tabidir.
Bu durumda, taraflar arasında sözleşme bulunması nedeniyle işlem tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 125. maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerekirken TBK 72. (BK 60.) maddesine göre değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Kiralık kasa sözleşmesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6303 E. 2022/3577 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · ihtar · tebligat
Benzer bu kararda… in 8.1. maddesinde, ‘’ Banka, … gibi haller sebebiyle kasanın nakledilmesinin gerekmesi.… kasayı boşaltmasının noter marifetiyle bildirilmesine rağmen müşterinin bu «tebligatı» aldığı yahut almış sayılacağı tarihten itibaren 15 gün içinde şubeye gelerek kasayı boşaltmaması hallerinde müşteri hazır olmaksızın kasayı açmaya ve muhteviyatını ayrı bir yerde emanete almaya yetkilidir. ‘’ düzenlemesi yer almasına rağmen, davacılara gönderilen noter «ihtarının» üzerinden bir hafta geçmesi üzerine kasa açılmıştır.
Dava, kiralık kasa sözleşmesinden («saklama sözleşmesinden») kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8219 E. 2013/22360 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kiraladığı kasaya ilişkin tanıtım kartının bulunmadığı, davacının şubede kayıtlı tasarruf hesabının bulunduğu ama en «son» işlem tarihinin 1993 yılında olup öncesi hareketlerin bulunmadığı, kasa tetkikinde gri 126 nolu kasanın olmayıp 121 numarada bittiği, davacının mal beyanında belir …
Davacı, davalı bankaya devredilen emniyet sandığı ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4860 E. 2017/2909 K.
Ortak:kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… RARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında kiralık kasa ve bireysel ürün ve hizmet paket sözleşmesi olduğu, ancak «ıslah» ile faiz talep edilmiş ise de, dava dilekçesinde faize ilişkin talebin bulunmadığı, kısmi ıslah yoluyla daha önce dava konusu edilmeyen bir alacak kaleminin aynı davada istenemeyeceği, faize ilişkin talebinin yerinde olmadığı, dava konusu kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu, davalı bankanın daha önce başka bir adreste çalıştığı, daha sonra bu adresten taşınmış olduğu, dava konusu 35 nolu kiralık kasanın nasıl hasarlandığı ve tüm gerekli özeni gösterdiği hususunun «ispat külfetinin» davalı bankada olduğu, nitekim dava konusu kasanın bulunduğu yere en az bir banka «görevlisiyle» iki kilitli kapı açılarak girilebildiği, kasanın daha önce hasarlanmış olduğunun veya hasarlı olarak kiralandığının davalı bankaca ispatlanamamış olduğu, dava konusu para ve köstekli saatin ölçüleri belirtilen kiralık kasaya sığabileceğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının sosyal ve ekonomik durumu, kiralık kasanın ebatları ve tüm dosya kapsamı itibariyle talep konusu yapılan 245.000 USD'nin tahsiline ilişkin talebinin % 20 oranında taktiren indirim yapıldığı, karar tarihi itibariyle dolar kurunun 13,7662 TL olduğu; dava değerinin 2.698.175,20 TL olarak tespit edildiği, bu değer üzerinden «harç» ve «vekalet ücreti takdir» edildiği gerekçesiyle davacının köstekli saatin iadesine ilişkin davasının «açılmamış sayılmasına», davacının 196.000,00 USD alacağın ıslah tarihi olan 24.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «tespit davası» olarak açılması hukuken mümkün olmayan davanın, «hukuki yarar» yokluğundan reddi gerekmekteyken, usul ve yasaya aykırı olarak alacak davasına dönüştürüldüğünü, sonradan da «ıslah» edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını, «kira ilişkisinden» doğan alacak davaları da «dahil» olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, «ispat yükü» üzerinde olan davacının iddiasını “haksız menfaat elde etmeye matuf eylem” şüphesi de bırakmayacak şekilde yazılı delille ispatlaması gerektiğini, «tanık beyanlarına» göre karar verilemeyeceğini, konusunda uzman olmayan mali müşavirden alınan dava konusu para ve köstekli saatin, ölçüleri belirtilen kasaya sığabileceği tespitine ilişkin rapora göre karar verilemeyeceğini, kiralık kasanın hasarından söz edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemece soruşturma dosyası içeriğindeki rapor ve tanık beyanları hatalı değerlendirilerek, dava konusu kiralık kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu tespitinin doğru olmadığını, davalı bankaya atfedilebilecek hiçbir «kusurun» bulunmadığını, «bankacılık işlemleri sözleşmesinde» «sorumsuzluk kaydının» göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet kusuru · takipsizlik kararı
Benzer bu kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3314 E. 2014/10385 K.
Ortak:maddi tazminat · kusur
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «tespit davası» olarak açılması hukuken mümkün olmayan davanın, «hukuki yarar» yokluğundan reddi gerekmekteyken, usul ve yasaya aykırı olarak alacak davasına dönüştürüldüğünü, sonradan da «ıslah» edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını, «kira ilişkisinden» doğan alacak davaları da «dahil» olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, «ispat yükü» üzerinde olan davacının iddiasını “haksız menfaat elde etmeye matuf eylem” şüphesi de bırakmayacak şekilde yazılı delille ispatlaması gerektiğini, «tanık beyanlarına» göre karar verilemeyeceğini, konusunda uzman olmayan mali müşavirden alınan dava konusu para ve köstekli saatin, ölçüleri belirtilen kasaya sığabileceği tespitine ilişkin rapora göre karar verilemeyeceğini, kiralık kasanın hasarından söz edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemece soruşturma dosyası içeriğindeki rapor ve tanık beyanları hatalı değerlendirilerek, dava konusu kiralık kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu tespitinin doğru olmadığını, davalı bankaya atfedilebilecek hiçbir «kusurun» bulunmadığını, «bankacılık işlemleri sözleşmesinde» «sorumsuzluk kaydının» göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bankacılık sözleşmesine aykırılıktan» dolayı uğranılan «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · kişilik haklarına saldırı · ağır kusur · kişilik hakları · hırsızlık · tacir
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2675 E. , 2024/5178 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/911 Esas, 2022/1629 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait kiralık kasanın davalıya ait işyerinde kaybolduğunu, konuyla ilgili savcılık tahkikatının devam ettiğini, kiralık kasanın kaybolması nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesini, kasa içerisinde bulunan 245.000 USD ve manevi değeri olan köstekli saatin 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kiralık kasa sözleşmelerinin nitelikleri gereği kira akdi olduklarından buna ilişkin davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın tespit davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının olmadığını, iddia edildiği gibi kiralık kasanın kaybolmasının söz konusu olmadığını, davacının kiralık kasa içerisine ne konulduğunu ispatla yükümlü olduğunu, buna ilişkin somut bir delilin ortaya konulamadığı gibi savcılık soruşturmasından da davacının iddialarını destekleyen bir veriye ulaşılamadığını, zararın ispat edilemediğini, ayrıca kiralık kasa sözleşmesinde sorumsuzluk kaydının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında kiralık kasa ve bireysel ürün ve hizmet paket sözleşmesi olduğu, ancak ıslah ile faiz talep edilmiş ise de, dava dilekçesinde faize ilişkin talebin bulunmadığı, kısmi ıslah yoluyla daha önce dava konusu edilmeyen bir alacak kaleminin aynı davada istenemeyeceği, faize ilişkin talebinin yerinde olmadığı, dava konusu kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu, davalı bankanın daha önce başka bir adreste çalıştığı, daha sonra bu adresten taşınmış olduğu, dava konusu 35 nolu kiralık kasanın nasıl hasarlandığı ve tüm gerekli özeni gösterdiği hususunun ispat külfetinin davalı bankada olduğu, nitekim dava konusu kasanın bulunduğu yere en az bir banka görevlisiyle iki kilitli kapı açılarak girilebildiği, kasanın daha önce hasarlanmış olduğunun veya hasarlı olarak kiralandığının davalı bankaca ispatlanamamış olduğu, dava konusu para ve köstekli saatin ölçüleri belirtilen kiralık kasaya sığabileceğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının sosyal ve ekonomik durumu, kiralık kasanın ebatları ve tüm dosya kapsamı itibariyle talep konusu yapılan 245.000 USD'nin tahsiline ilişkin talebinin % 20 oranında taktiren indirim yapıldığı, karar tarihi itibariyle dolar kurunun 13,7662 TL olduğu;
dava değerinin 2.698.175,20 TL olarak tespit edildiği, bu değer üzerinden harç ve vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davacının köstekli saatin iadesine ilişkin davasının açılmamış sayılmasına, davacının 196.000,00 USD alacağın ıslah tarihi olan 24.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit davası olarak açılması hukuken mümkün olmayan davanın, hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmekteyken, usul ve yasaya aykırı olarak alacak davasına dönüştürüldüğünü, sonradan da ıslah edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını “haksız menfaat elde etmeye matuf eylem” şüphesi de bırakmayacak şekilde yazılı delille ispatlaması gerektiğini, tanık beyanlarına göre karar verilemeyeceğini, konusunda uzman olmayan mali müşavirden alınan dava konusu para ve köstekli saatin, ölçüleri belirtilen kasaya sığabileceği tespitine ilişkin rapora göre karar verilemeyeceğini, kiralık kasanın hasarından söz edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemece soruşturma dosyası içeriğindeki rapor ve tanık beyanları hatalı değerlendirilerek, dava konusu kiralık kasanın hasarlı olduğu hususunun sabit olduğu tespitinin doğru olmadığını, davalı bankaya atfedilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, bankacılık işlemleri sözleşmesinde sorumsuzluk kaydının göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kiralık kasanın kaybolmasından davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının iddia edilen miktarda parayı kasaya koyabileceğine dair ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yerinde bulunduğu, mahkemenin kullandığı taktir hakkının orantılı olduğu, bu hususlara yönelik davalı istinafının kabul görmediği ve fakat davacının dava dilekçesinde TL cinsinden seçimlik hakkını kullandığını, bu seçimin daha sonra ıslah edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Bankanın istinaf etmediği bir hususun resen mahkemece istinafa konu edip kararı kaldıramayacağını, yargılamada usul ve yasaya uyulmadığını, kaldı ki bölge adliye mahkemesinin kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık sözleşmesine aykırılıktan dolayı uğranılan maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 18 inci maddesi.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 50/2 ,112, 299 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ile temyiz ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060071700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz