Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4860 E. 2017/2909 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet kusuru↗ takipsizlik kararı↗ kusur↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, konuya ilişkin soruşturma sonucunda, çağırılan noter huzurunda kasaların çilingir huzurunda açıldığı, çilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve hizmet kusuru bulunduğu için takipsizlik kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında görevlilerin bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kiralık kasa sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 18.02.1986 tarihli imzalandığı, davacının kiralık kasa ücretini düzenli olarak ödediği, davalı banka tarafından 05.05.2007 tarihinde davacıya ait kiralık kasanın sehven açıldığı ve kasanın boş olduğuna dair noter huzurunda tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı, davalı bankadan kasa kiraladığına ve
.../...
kasanın da davacının izni dışında açıldığı sabit olduğuna göre, mahkemece sözleşmenin kendine özgü niteliği de nazara alınarak, davacının sosyal durumu itibariyle kasada nelerin olduğuna dair davacıya açıklama yaptırılıp varsa kanıtları toplanmak suretiyle, iddia edilenler çerçevesinde kasada nelerin bulunabileceği uzman bilirkişiden de yararlanılıp değerlendirilerek buna göre bir hüküm kurmak gerekirken, yazılı olduğu şekilde sözleşmenin kendine özgü niteliğine ters düşen bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kiralık kasa sözleşmesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6303 E. 2022/3577 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · ihtar · tebligat
Benzer bu kararda… in 8.1. maddesinde, ‘’ Banka, … gibi haller sebebiyle kasanın nakledilmesinin gerekmesi.… kasayı boşaltmasının noter marifetiyle bildirilmesine rağmen müşterinin bu «tebligatı» aldığı yahut almış sayılacağı tarihten itibaren 15 gün içinde şubeye gelerek kasayı boşaltmaması hallerinde müşteri hazır olmaksızın kasayı açmaya ve muhteviyatını ayrı bir yerde emanete almaya yetkilidir. ‘’ düzenlemesi yer almasına rağmen, davacılara gönderilen noter «ihtarının» üzerinden bir hafta geçmesi üzerine kasa açılmıştır.
Dava, kiralık kasa sözleşmesinden («saklama sözleşmesinden») kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8219 E. 2013/22360 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kiraladığı kasaya ilişkin tanıtım kartının bulunmadığı, davacının şubede kayıtlı tasarruf hesabının bulunduğu ama en «son» işlem tarihinin 1993 yılında olup öncesi hareketlerin bulunmadığı, kasa tetkikinde gri 126 nolu kasanın olmayıp 121 numarada bittiği, davacının mal beyanında belir …
Davacı, davalı bankaya devredilen emniyet sandığı ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5042 E. 2023/6971 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu kiralık kasa içerisinde olduğu iddia olunan kıymetli eşyaların kaybolmasında davalı bankanın «kusuru» ve sorumluluğu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10281 E. 2016/4402 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · ba formu · kazanılmış hak · dava sebebi · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, ... tarafından kiralık kasa müşterilerinin fotoğraflı tanıtma ve takip kartı ile takip edildiği, davacıda bu kartın olmadığı, aksi halde kasa sözleşmesinde imza örneği formunun tanzim edildiği, davacının anılan «formda» imzasının olmadığı, «son» işlem tarihinin ...
Yargıtay’ın bozma ilamına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına «usuli kazanılmış hak» doğar.
Dairemizin 05/12/2013 tarih, 2013/8219 Esas, 2013/22360 Karar sayılı bozma ilamında; “ Davacı, davalı bankaya devredilen ... ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
Mahkemenin hem bozma kararına uyması, hem de sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bu husus başlı başına bozma «sebebi» sayılır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11182 E. 2015/7983 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:başvurma harcı · harç
Benzer bu kararda2- Mahkemece, davanın reddine, 25,20 TL «başvuru harcının» davacıdan tahsiline karar verilmiş, ancak davacı tarafından 20.09.2013 tarihinde yatırılan 1.277,40 TL «harç» nazara alınmamış olup, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3314 E. 2014/10385 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · kişilik haklarına saldırı · ağır kusur · kişilik hakları · hırsızlık · tacir · maddi tazminat
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4860 E. , 2017/2909 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davadae verilen 10/07/2015 tarih ve 2012/275-2015/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankadan kasa kiraladığını, kasa kirasını düzenli olarak ödediğini, kasanın diğer kasalarla birlikte sehven açılınca içinin boş olduğunun tesbit edildiğini ve bunun da kendisine 1 yıl 6 ay 27 gün sonra bildirildiğini, kasa içinde 25.000 TL ziyneti olduğunu, bu konuda şikayetçi olduğunu ancak takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek zararının giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, uzun yıllar kapalı bulunan ve hareket görmeyen kasaların noter huzurunda çilingir marifetiyle açılması esnasında davaya konu kiralık kasanın da sehven açıldığını ve boş olduğunun görülerek tutanağa bağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, konuya ilişkin soruşturma sonucunda, çağırılan noter huzurunda kasaların çilingir huzurunda açıldığı, çilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve hizmet kusuru bulunduğu için takipsizlik kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında görevlilerin bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kiralık kasa sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 18.02.1986 tarihli imzalandığı, davacının kiralık kasa ücretini düzenli olarak ödediği, davalı banka tarafından 05.05.2007 tarihinde davacıya ait kiralık kasanın sehven açıldığı ve kasanın boş olduğuna dair noter huzurunda tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı, davalı bankadan kasa kiraladığına ve
.../...
kasanın da davacının izni dışında açıldığı sabit olduğuna göre, mahkemece sözleşmenin kendine özgü niteliği de nazara alınarak, davacının sosyal durumu itibariyle kasada nelerin olduğuna dair davacıya açıklama yaptırılıp varsa kanıtları toplanmak suretiyle, iddia edilenler çerçevesinde kasada nelerin bulunabileceği uzman bilirkişiden de yararlanılıp değerlendirilerek buna göre bir hüküm kurmak gerekirken, yazılı olduğu şekilde sözleşmenin kendine özgü niteliğine ters düşen bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359445900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz