Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3314 E. 2014/10385 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen borcu↗ kişilik haklarına saldırı↗ ağır kusur↗ kişilik hakları↗ hırsızlık↗ tacir↗ maddi tazminat↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi tacir olduğu, kendisine özen borcu yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının ağır kusuru olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen hırsızlık olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının kişilik haklarına saldırdığına yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı banka ile imzaladığı kiralık kasa sözleşmesine dayalı tazminat davasıdır. Mahkemece beyanlarına başvurulan ve olay sonrası tutulan tutanakta da ismi bulunan davalı banka çalışanlarının beyanları değerlendirilmeksizin, davacının iddia ettiği miktar kadar ziynet eşyasının bulunduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Bahsi geçen tanık beyanları da değerlendirilerek, gerektiğinde Borçlar Kanunu'nun 42 ve 43. madde hükümleri de gözetilerek karar verilmesi gerekirken, sadece davacı beyanına göre kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1545 E. 2018/6935 K.
Ortak:hırsızlık · maddi tazminat · kusur · Maddi ve Manevi Tazminat
İncelediğiniz kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · tahkikat · hakkaniyet · havale · fatura · ıslah · yasal faiz
Benzer bu kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8219 E. 2013/22360 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kiraladığı kasaya ilişkin tanıtım kartının bulunmadığı, davacının şubede kayıtlı tasarruf hesabının bulunduğu ama en «son» işlem tarihinin 1993 yılında olup öncesi hareketlerin bulunmadığı, kasa tetkikinde gri 126 nolu kasanın olmayıp 121 numarada bittiği, davacının mal beyanında belir …
Davacı, davalı bankaya devredilen emniyet sandığı ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2781 E. 2019/8 K.
Ortak:maddi tazminat · Maddi ve Manevi Tazminat
İncelediğiniz kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · kâr kaybı · ihtarname · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı bankanın «ihtarnameyi» tebellüğ tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü ile, davaya konu eşyaların değerinin bu tarih itibariyle hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle hesaplanan değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Noterliği aracılığıyla davalı bankaya hitaben göndermiş olduğu 16.03.2004 tarihli «ihtarname» ile kiralık kasaya konulmuş olan eşyayı talep etmiş ve anılan ihtarname muhatap bankaya 22.03.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11113 E. 2016/5942 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · kusur
İncelediğiniz kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · tanık beyanı · havale · ıslah · ihtarname · taşıyan · yasal faiz · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, iddiasını ispata yönelik «tanık beyanına» ve birkısım eşyalarını gösteren fotoğraflara delil olarak dayanmıştır.
… nın karakolda vermiş olduğu ifadede belirttiği para ve diğer ziynet eşyalarının tam olarak tespiti açısından, davacının sosyal ve ekonomik durumu araştırılıp, diğer «delilleri toplanıp» deliller bir bütün olarak değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi; şayet iddia edilen eşyaların tam olarak tespiti mümkün değilse, gerektiğinde 81 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3314 E. , 2014/10385 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/12/2013
NUMARASI 2012/375-2013/336
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.12.2013 tarih ve 2012/375-2013/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Kayseri Merkez Şubesi'nden 29.08.2007 tarihinde kiralık kasa sözleşmesi ile kasa kiraladığını ve kasaya tüm ziynet eşyalarını bıraktığını, 09.08.2011 tarihinde müvekkilinin banka görevlisi ile birlikte kasasını açmak için gittiğinde, görevli ve müvekkilinde bulunan anahtarlarla açılması sırasında kiralık kasanın kilidinin kırık ve kasanın açık olduğunun fark edildiğini, kasanın müvekkili tarafından kontrolünde 50 adet 33 gram ve üzeri özel yapım Adana burması bileziğinin, 4 adet cumhuriyet altınının, çocuklarına ait künyelerin ve sayısı verilemeyen yüzüklerin olmadığının görüldüğünü, kiralık kasanın kilidinin kırılması suretiyle hırsızlık meydana geldiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, çalınan ziynet eşyalarının hırsızlık tarihi itibariyle bilirkişi tarafından değerlerinin hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL'de manevi tazminatın olay tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 24.07.2013 tarihli dilekçesi ile davasında maddi tazminat miktarını 178.742,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının olay sırasında kiralık kasa servis yetkilisi H.. E.., kiralık kasa yöneticisi N.. A..'e ve davacının yanına gelen bir yakınına, toplam 30-35 adet bileziği olduğunu ve bunun 11 tanesinin kasada bulunduğunu beyan ettiğini, sonraki ifadelerinde miktarları değiştirdiğini, meydana gelen olay neticesinde banka personeli ve müfettişler tarafından davacının şahsiyetine yönelik hiçbir saldırıda bulunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi tacir olduğu, kendisine özen borcu yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının ağır kusuru olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen hırsızlık olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine;
davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının kişilik haklarına saldırdığına yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı banka ile imzaladığı kiralık kasa sözleşmesine dayalı tazminat davasıdır. Mahkemece beyanlarına başvurulan ve olay sonrası tutulan tutanakta da ismi bulunan davalı banka çalışanlarının beyanları değerlendirilmeksizin, davacının iddia ettiği miktar kadar ziynet eşyasının bulunduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Bahsi geçen tanık beyanları da değerlendirilerek, gerektiğinde Borçlar Kanunu'nun 42 ve 43. madde hükümleri de gözetilerek karar verilmesi gerekirken, sadece davacı beyanına göre kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 03.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101809200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz