Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4505 E. 2024/1856 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo vasfı↗ ödeme savunması↗ peşin harç↗ temel ilişki↗ tahrifat↗ mücerretlik↗ infazda tereddüt↗ nispi vekalet ücreti↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ alacağın temliki↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ iyiniyet↗ maktu vekalet ücreti↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ yargılama giderleri↗ infaz↗ kötü niyet tazminatı↗ bono↗ temlik↗ vade↗ kötü niyet↗ yargılama gideri↗ haciz↗ kötüniyet↗ harç↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; senedin düzenlenmesi ile ilgili tefecilik suçundan Bursa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/467 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesi sanık ... ve sanık ... hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davacının bu senet nedeniyle davalı ...'ye borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı temlik alan vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.09.2022 tarih, 2021/3464 E.- 2022/5892 K. sayılı kararıyla; "... 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre temlik alan davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dosya kapsamında yapılan incelemede Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/467 E. 2014/455 K. sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...’nin iştirak iradesi altında mağdur ...'a ödeme tarihindeki has altın (24 ayar) kuyumcu satış fiyatı üzerinden altın satışı yapılmış gibi senet alınıp karşılığında sanki mağdurdan hurda altın alınıyormuş gibi kuyumcu alış fiyatı üzerinden ödeme yaparak ve ödenen miktarın üzerinde senet alarak aradaki fark kadar faiz kazancı elde etmek sureti ile ödünç para vererek tefecilik suçunu iştiraken işlediklerinin sabit olduğu, sanık ...'in ödünç, faizle mağdura borç verdiği para karşılığında alınan 335.000,00 TL bedelli senede alacaklı olarak çalışanı ...'nin ismini yazması ve senedin bu sanık tarafından icraya tahsil için verilmesinin sanık ...'nin atılı suça bilerek iştirak ettiğinin delili olduğu, sanıklara atılı suçun sabit olduğu gerekçesiyle kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2020/1859 E. 2020/1605 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık bakımından kambiyo senedine bağlı mücerretlik durumu ortadan kalktığı için uyuşmazlığın temel ilişki çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Davacı ...’ın kabulünde olduğu üzere davacı, dava dışı ...’den 45.000,00 TL tutarında borç para aldığını ikrar etmiştir. Her ne kadar bu parayı iade ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını ispat etmiş değildir. Ceza mahkemesinin kabulüne göre de dava ve takip konusu senet hem ana para hem de faize ilişkin olup fahiş faiz talebine ilişkin kesimi bakımından kurulan hüküm yerinde ise de ana para bakımından davacının ödeme savunmasını ispat edememesi karşısında kurulan hüküm yerinde değildir. Davacının aldığını ikrar ettiği miktar bakımından davanın reddi gerekirken davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de karar başlığında davalı olarak alacağı temlik etmiş olan ... ve alacağı temlik alan ... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde asıl alacağın % 20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle karar davalı ... yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; tüm dosya kapsamından ve ceza dosyası içeriğinden davalı ...'nin senette lehtar olarak yer almasına rağmen gerçekte senete konu alacaktan dolayı bir alacak hakkının bulunmadığının sabit olduğu, ancak davacının 45.000,00 TL borç para aldığını ikrar etmesi karşısında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, temlik eden davalının tefecilik suçu kapsamında alacaklı (gerçekte lehtarı) olmadığı bir senedi icra takibine bilerek konu ettiği, temlik alanın da tüm bu hususları bilerek davaya konu alacağı eldeki davadaki tüm talepler ile birlikte temlik aldığı, bu sebeple takipte kötü niyetli kabul edilerek temlik alan davalı ... aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmolunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temlik alan ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama giderlerinden devreden ve devralanın birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, dava konusu bononun tefecilik fiili karşılığı alınmış bir bono olduğunu, davanın kısmen reddine konu 45.000,00 TL meblağın davacı tarafından iade edildiğinin ... tarafından ikrar edildiğini, bu hususun dikkate alınmadığını, bu hususun temlik alana karşı da ileri sürülebileceğini, ceza mahkemesince ...'nin hiç bir alacağının bulunmadığının tespit edildiğini dolayısıyla 45.000,00 TL ikrarı bulunsa dahi bu ikrarın gerçek alacaklıya karşı geçerli olacağını, davalı temlik alanın gerçek alacaklı olmadığını ileri sürerek kararın kısmen reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı temlik alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; esasa ilişkin bozma öncesi sair temyiz itirazlarını tekrar etmiş, ayrıca kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 294 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece 08.03.2023 tarihli celsede kısa kararın (3) numaralı bendinde, “...3-Gerekçeli kararda açıklanacak yargılama giderinin HMK125/1 maddesi uyarınca temlik eden ve temlik alan davalıdan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
” şeklinde karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda hüküm fıkrasında “...3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 20.275,10 TL harçtan başlangıçta alınan 5.270,97 TL peşin harç ile 117,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 14.887,13 TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 5.387,97 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 270,50 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 239,66 TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan 69,25 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 52,14 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 44.553,42 TL nisbi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,” demek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiş, ayrıca karar başlığında temlik eden ...'nin taraf olarak gösterilmemesi de doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3464 E. 2022/5892 K.
Ortak:ödeme savunması · temel ilişki · mücerretlik · infazda tereddüt · alacağın temliki · kötüniyet tazminatı · kambiyo senedi · ikrar · Menfi tespit, Borçlu olmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlık bakımından «kambiyo senedine» bağlı «mücerretlik» durumu ortadan kalktığı için uyuşmazlığın «temel ilişki» çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
3-Kabule göre de karar başlığında davalı olarak «alacağı temlik» etmiş olan ... ve alacağı temlik alan ... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde asıl alacağın % 20’si oranında «kötüniyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle karar davalı ... yararına bozulmuştur.
Davacı ...’ın kabulünde olduğu üzere davacı, dava dışı ...’den 45.000,00 TL tutarında borç para aldığını «ikrar» etmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlık bakımından «kambiyo senedine» bağlı «mücerretlik» durumu ortadan kalktığı için uyuşmazlığın «temel ilişki» çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
3-Kabule göre de karar başlığında davalı olarak «alacağı temlik» etmiş olan ... ve alacağı temlik alan ... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde asıl alacağın %20’si oranında «kötüniyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Davacı ...’ın kabulünde olduğu üzere davacı, dava dışı ...’den 45.000.-TL tutarında borç para aldığını «ikrar» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2044 E. 2018/7787 K.
Ortak:vekalet ücreti · temsil
İncelediğiniz karardaSomut olayda, Mahkemece 08.03.2023 tarihli celsede kısa kararın (3) numaralı bendinde, “...3-Gerekçeli kararda açıklanacak «yargılama giderinin» HMK125/1 maddesi uyarınca «temlik» eden ve temlik alan davalıdan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ” şeklinde karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda hüküm fıkrasında “...3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 20.275,10 TL harçtan başlangıçta alınan 5.270,97 TL «peşin harç» ile 117,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 14.887,13 TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye irat «kaydına», 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 5.387,97 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 270,50 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 239,66 TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan 69,25 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 52,14 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 44.553,42 TL nisbi «vekalet ücretinin» davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,” demek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kara …
Davalı «temlik» alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; esasa ilişkin bozma öncesi sair temyiz itirazlarını tekrar etmiş, ayrıca «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin ve davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilirken davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaKararı davalı şirket ve «temsilcileri» vekili temyiz etmiştir.
2-) Davalı şirketin «temsilcileri» olan ..., ... ve ...’ın temyiz itirazlarına gelince, davacı dava dilekçesiyle «husumeti» sadece davalı şirkete yöneltmiş, adı geçen gerçek kişileri ise, şirket temsilcisi sıfatıyla davada göstermiştir.
3-) Bozma sebep ve şekline göre «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulen açılmış dava · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · pasif husumet · fesih · ek tasfiye · husumet
Benzer bu kararda… in suça konu faaliyetleri davalı şirkete ait iş yerinde gerçekleştirdiği, şirketin tefecilik suçuna konu faaliyetler açısından paravan olarak kullanıldığı, şirketin «fesih» ve tasfiyesi davalarında şirket ortaklarına «husumet» düşmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına», davalı ortaklar hakkındaki davanın ise «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle anılan şahıslar hakkında «usulen açılmış» bir dava olmadığı halde, adı geçenler hakkında hüküm tesisi ile «husumetten» ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün adı geçen gerçek şahıslar yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Davalı şirketin «temsilcileri» olan ..., ... ve ...’ın temyiz itirazlarına gelince, davacı dava dilekçesiyle «husumeti» sadece davalı şirkete yöneltmiş, adı geçen gerçek kişileri ise, şirket temsilcisi sıfatıyla davada göstermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4038 E. 2022/6507 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi · fesih · kamu düzeni · ek tasfiye · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine dair verilen kararın bozma konusu yapılmadığı ve bu suretle kesinleştiği gerekçesiyle, davalı şirketin fesih ve «tasfiye» talebi bakımından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ... , ... ve ... hakkında açılmış bir dava olmadığından adı geçenler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Dava, davalı şirketin «kamu düzenini» bozucu faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiasına dayalı olarak açılan TTK'nun 274/2 maddesi uyarınca «şirketin feshi» ve tasfiyesi talebine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4083 E. 2021/4099 K.
Ortak:kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · bono · kötü niyet · kötüniyet
İncelediğiniz kararda3-Kabule göre de karar başlığında davalı olarak «alacağı temlik» etmiş olan ... ve alacağı temlik alan ... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde asıl alacağın % 20’si oranında «kötüniyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle karar davalı ... yararına bozulmuştur.
… Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; tüm dosya kapsamından ve ceza dosyası içeriğinden davalı ...'nin senette «lehtar» olarak yer almasına rağmen gerçekte senete konu alacaktan dolayı bir alacak hakkının bulunmadığının sabit olduğu, ancak davacının 45.000,00 TL borç para aldığını «ikrar» etmesi karşısında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, «temlik» eden davalının tefecilik suçu kapsamında alacaklı (gerçekte lehtarı) olmadığı bir senedi icra takibine bilerek konu ettiği, temlik alanın da tüm bu hususları bilerek davaya konu alacağı eldeki davadaki tüm talepler ile birlikte temlik aldığı, bu sebeple takipte kötü niyetli kabul edilerek temlik alan davalı ... aleyhine % 20 «kötü niyet tazminatına» hükmolunmuştur.
Davalı «temlik» alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; esasa ilişkin bozma öncesi sair temyiz itirazlarını tekrar etmiş, ayrıca «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin ve davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilirken davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
2-Davalı takipte haklı olduğunu kanıtlayamamış ise de kötü niyetli olduğu da söylenemeyeceğinden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatı» verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:emredici hüküm · kamu düzeni · geçersizlik
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3834 E. 2021/2849 K.
Ortak:menfi tespit
İncelediğiniz kararda2- Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece senedin tefecilik ilişkisi nedeniyle tanzim edildiği ve davalının bundan dolayı Ceza Mahkemesinde hüküm giydiğinden bahisle «menfi tespit» ve «istirdata» karar verildiği görülmekte ise de dava konusu senedin taraflar arasında ödünç para verme işleri karşılığında düzenlendiği her iki tarafında kabulündedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · ibraname · bedelsizlik · ibra · rehin · eş rızası · hak düşürücü süre · istirdat
Benzer bu kararda… ahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, davalının «hak düşürücü süre» itirazının yerinde olmadığı zira olayın aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeni ile uzatılmış ceza zaman aşımını 8 yıl olduğu, davacı tanığı ...'nın beyanına göre kendisi tarafından rehnin kaldırılması için tüm borcun davalıya nakit şekilde ödendiği, dosyada bulunan 2 Mart 2007 tarihli noter «ibranamesinde» davalının davacıdan alacağı kalmadığını «ibra» ettiği, bunun dışında taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu icra dosyasında toplam 34.920,00TL ödeme yapıldığından ödenen meblağın davacıya «istirdadına» karar verilmiştir.
Ne var ki davacı bu senetle birlikte eşine ait aracın da «rehin» olarak davalıya verildiğini daha sonra rehin kaldırılırken borcun ödenmesine rağmen «bedelsiz» hale gelen senedin takibe konulduğunu iddia etmiş ise de takip öncesinde senet bedelinin ödendiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır.
Bu durumda mahkemece davadaki haklılık durumunun dava tarihi itibariyle belirleneceği gözetilerek takip ile dava tarihi arasındaki «rıza» ya da «cebri icra» yoluyla yapılan ödemeler değerlendirilerek dava tarihi itibariyle varsa borçlu olmadığı miktar tespit edilip uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece senedin tefecilik ilişkisi nedeniyle tanzim edildiği ve davalının bundan dolayı Ceza Mahkemesinde hüküm giydiğinden bahisle «menfi tespit» ve «istirdata» karar verildiği görülmekte ise de dava konusu senedin taraflar arasında ödünç para verme işleri karşılığında düzenlendiği her iki tarafında kabulündedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5672 E. 2012/11032 K.
Ortak:bono
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «yargılama giderlerinden» devreden ve devralanın birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, dava konusu «bononun» tefecilik fiili karşılığı alınmış bir bono olduğunu, davanın kısmen reddine konu 45.000,00 TL meblağın davacı tarafından iade edildiğinin ... tarafından «ikrar» edildiğini, bu hususun dikkate alınmadığını, bu hususun «temlik» alana karşı da ileri sürülebileceğini, ceza mahkemesince ...'nin hiç bir alacağının bulunmadığının tespit edildiğini dolayısıyla 45.000,00 TL ikrarı bulunsa dahi b …
Benzer bu karardaDava, tefecilik yoluyla ve haksız olarak alındığı iddia edilen «bono» sebebiyle «istirdat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · yemin teklifi · sahtecilik · yemin · istirdat · kesin hüküm · husumet
Benzer bu kararda… cıların senetteki imzaların kendilerine ait olmadığı yönünde bir itirazlarının bulunmadığı, açık senedi veren kişinin senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu «kesin delil» ile ispatlaması gerektiği, davacıların bu hususu kesin delille ispatlayamadıkları ve «yemin teklifinde» bulunmayacaklarını beyan ettikleri, davalı ... dışındaki davalıların dava konusu bonolarla ilgilerinin tespit edilemediği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Dava, tefecilik yoluyla ve haksız olarak alındığı iddia edilen «bono» sebebiyle «istirdat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
… ikisinin de müştekiler içerisinde yer aldığı, davalıların tamamının sanık sıfatıyla yargılandıkları, ceza yargılamasının tefecilik, silahla tehdit ve resmi evrakta «sahtecilik» suçlarına ilişkin olup, davacı ile davalılar arasındaki ilişki bakımından 2009 yılında alınan imzalı boş kambiyo senetlerinin veriliş amacı dışında doldurularak sa …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4505 E. , 2024/1856 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Sayısı : 2022/1391 Esas, 2023/322 Karar
Davalı (Temlik Alan) : ... vekili Avukat ...
Davalı (Temlik Eden) : ...
Dava Tarihi :
Hüküm : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı temlik alan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ödünç aldığı para karşılığında dava dışı ...'e boş senet verdiğini, müvekkilinin borcunu ödemiş olmasına rağmen ...'in söz konusu senedi iade etmediğini ve devamında ...'in sigortalı çalışanı olan davalı ... tarafından bu senede dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ancak senedin vade tarihinde tahrifat yapılmış olması nedeniyle kambiyo vasfını haiz olmadığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temlik alan ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyiniyetli temlik alan olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; senedin düzenlenmesi ile ilgili tefecilik suçundan Bursa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/467 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesi sanık ... ve sanık ... hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davacının bu senet nedeniyle davalı ...'ye borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı temlik alan vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.09.2022 tarih, 2021/3464 E.- 2022/5892 K. sayılı kararıyla; "...
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre temlik alan davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dosya kapsamında yapılan incelemede Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/467 E. 2014/455 K. sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...’nin iştirak iradesi altında mağdur ...'a ödeme tarihindeki has altın (24 ayar) kuyumcu satış fiyatı üzerinden altın satışı yapılmış gibi senet alınıp karşılığında sanki mağdurdan hurda altın alınıyormuş gibi kuyumcu alış fiyatı üzerinden ödeme yaparak ve ödenen miktarın üzerinde senet alarak aradaki fark kadar faiz kazancı elde etmek sureti ile ödünç para vererek tefecilik suçunu iştiraken işlediklerinin sabit olduğu, sanık ...'in ödünç, faizle mağdura borç verdiği para karşılığında alınan 335.000,00 TL bedelli senede alacaklı olarak çalışanı ...'nin ismini yazması ve senedin bu sanık tarafından icraya tahsil için verilmesinin sanık ...'nin atılı suça bilerek iştirak ettiğinin delili olduğu, sanıklara atılı suçun sabit olduğu gerekçesiyle kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 9.
Ceza Dairesi’nin 2020/1859 E. 2020/1605 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık bakımından kambiyo senedine bağlı mücerretlik durumu ortadan kalktığı için uyuşmazlığın temel ilişki çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Davacı ...’ın kabulünde olduğu üzere davacı, dava dışı ...’den 45.000,00 TL tutarında borç para aldığını ikrar etmiştir. Her ne kadar bu parayı iade ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını ispat etmiş değildir. Ceza mahkemesinin kabulüne göre de dava ve takip konusu senet hem ana para hem de faize ilişkin olup fahiş faiz talebine ilişkin kesimi bakımından kurulan hüküm yerinde ise de ana para bakımından davacının ödeme savunmasını ispat edememesi karşısında kurulan hüküm yerinde değildir. Davacının aldığını ikrar ettiği miktar bakımından davanın reddi gerekirken davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de karar başlığında davalı olarak alacağı temlik etmiş olan ... ve alacağı temlik alan ... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde asıl alacağın % 20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle karar davalı ... yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; tüm dosya kapsamından ve ceza dosyası içeriğinden davalı ...'nin senette lehtar olarak yer almasına rağmen gerçekte senete konu alacaktan dolayı bir alacak hakkının bulunmadığının sabit olduğu, ancak davacının 45.000,00 TL borç para aldığını ikrar etmesi karşısında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, temlik eden davalının tefecilik suçu kapsamında alacaklı (gerçekte lehtarı) olmadığı bir senedi icra takibine bilerek konu ettiği, temlik alanın da tüm bu hususları bilerek davaya konu alacağı eldeki davadaki tüm talepler ile birlikte temlik aldığı, bu sebeple takipte kötü niyetli kabul edilerek temlik alan davalı ... aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmolunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temlik alan ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama giderlerinden devreden ve devralanın birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, dava konusu bononun tefecilik fiili karşılığı alınmış bir bono olduğunu, davanın kısmen reddine konu 45.000,00 TL meblağın davacı tarafından iade edildiğinin ... tarafından ikrar edildiğini, bu hususun dikkate alınmadığını, bu hususun temlik alana karşı da ileri sürülebileceğini, ceza mahkemesince ...'nin hiç bir alacağının bulunmadığının tespit edildiğini dolayısıyla 45.000,00 TL ikrarı bulunsa dahi bu ikrarın gerçek alacaklıya karşı geçerli olacağını, davalı temlik alanın gerçek alacaklı olmadığını ileri sürerek kararın kısmen reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı temlik alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; esasa ilişkin bozma öncesi sair temyiz itirazlarını tekrar etmiş, ayrıca kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 294 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece 08.03.2023 tarihli celsede kısa kararın (3) numaralı bendinde, “...3-Gerekçeli kararda açıklanacak yargılama giderinin HMK125/1 maddesi uyarınca temlik eden ve temlik alan davalıdan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
” şeklinde karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda hüküm fıkrasında “...3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 20.275,10 TL harçtan başlangıçta alınan 5.270,97 TL peşin harç ile 117,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 14.887,13 TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 5.387,97 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 270,50 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 239,66 TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan 69,25 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 52,14 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 44.553,42 TL nisbi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,” demek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiş, ayrıca karar başlığında temlik eden ...'nin taraf olarak gösterilmemesi de doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051036600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz