6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4083 E. 2021/4099 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emredici hüküm kötüniyet tazminatı kötü niyet tazminatı tbk 99 kamu düzeni bono kötü niyet geçersizlik kötüniyet

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 438 · TBK — TBK 27 · HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; kesinleşen Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen bono nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı takipte haklı olduğunu kanıtlayamamış ise de kötü niyetli olduğu da söylenemeyeceğinden davalı aleyhine kötü niyet tazminatı verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca uyarınca hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzeltilerek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticari Şirket Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2044 E. 2018/7787 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4267 E. 2014/7202 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4038 E. 2022/6507 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3052 E. 2021/4114 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/4083 E.  ,  2021/4099 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19.11.2019 tarih ve 2019/466-2019/442 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalıdan almış olduğu 3.000 Euroyu, davalının kendi el yazısı ile hazırlandığı belge karşılığında 02.05.2008 tarihinde 2.000 Euro, 07.05.2008 tarihinde 2.000 Euro olmak üzere 4.000 Euro olarak ödediğini, buna karşın davalıya, davacı tarafından ismi ve adresi dışındaki kısımların boş olarak verilen bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak 10.500 Euro olarak düzenlendiğini ve icra takibine konu edildiğini, davalı hakkında tefecilik iddiasıyla ceza yargılamasının devam ettiğini ileri sürerek, bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı aleyhine 06.02.2009 tarihinde Kahramanmaraş 1. İcra Müdürlüğünün 2009/559 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, tebligatı alan davacının yasal süre içerisinde itiraz etmediğini ve icra takibinin kesinleştiğini, daha sonra icra işlemlerinin devam ettiğini, davacının bonoya ilişkin ödeme yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, senede karşı yapılan her türlü iddianın yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; kesinleşen Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen bono nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı takipte haklı olduğunu kanıtlayamamış ise de kötü niyetli olduğu da söylenemeyeceğinden davalı aleyhine kötü niyet tazminatı verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca uyarınca hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzeltilerek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “ ...Yasal şartları oluştuğundan takibe konu alacak miktarı üzerinden davacı yararını %40 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak yerine " davalı alacağın takibe konulmasında haksız çıkmakla beraber ayrıca kötüniyetle hareket ettiği ispatlanamamakla aleyhine kötüniyet tazminatı taktirine yer olmadığına" cümlenin konularak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667638400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.