Şirketin feshi ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4038 E. 2022/6507 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi ve tasfiyesi↗ şirketin feshi↗ tbk 99↗ fesih↗ kamu düzeni↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin fesih ve tasfiyesine dair verilen kararın bozma konusu yapılmadığı ve bu suretle kesinleştiği gerekçesiyle, davalı şirketin fesih ve tasfiye talebi bakımından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ... , ... ve ... hakkında açılmış bir dava olmadığından adı geçenler hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, davalı şirketin kamu düzenini bozucu faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiasına dayalı olarak açılan TTK'nun 274/2 maddesi uyarınca şirketin feshi ve tasfiyesi talebine ilişkindir. Mahkemece, feshi talep edilen şirket ortakları aleyhine yağma suçundan ve bunun yanı sıra tefecilik suçundan cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açıldığı, söz konusu davanın sanıkların mahkumiyeti ile kesinleştiği, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının hukuk hakimi için bağlayıcı bulunduğu, davalı şirketin ortaklarından olan ...'ın kesinleşmiş mahkumiyet kararına konu faaliyetlerini davalı şirketin iş yerinde gerçekleştirdiği, bu şirketin tefecilik suçu açısından paravan olarak kullanıldığı ve davalı şirketin tefecilik suçuna yasal bir görünüm sağlamak üzere kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin karar düzeltme dilekçesi ve eklerinde belirtip ileri sunduğu belgeler uyarınca, mahkemece hükme esas alınan ve kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/6-1257 Esas ve 2019/12 Karar sayılı kararı ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulü ve sanıklar hakında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin özel Daire onama kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ceza mahkmesince verilen mahkumiyet kararındaki, eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olay konusundaki kabulünün hukuk hakimini bağlayacağı (BK 53. madde, TBK 74. madde) açık olduğundan, mahkemece hükme esas ceza davası sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 03.02.2020 tarihli onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2044 E. 2018/7787 K.
Ortak:fesih · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine dair verilen kararın bozma konusu yapılmadığı ve bu suretle kesinleştiği gerekçesiyle, davalı şirketin fesih ve «tasfiye» talebi bakımından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ... , ... ve ... hakkında açılmış bir dava olmadığından adı geçenler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Benzer bu kararda… in suça konu faaliyetleri davalı şirkete ait iş yerinde gerçekleştirdiği, şirketin tefecilik suçuna konu faaliyetler açısından paravan olarak kullanıldığı, şirketin «fesih» ve tasfiyesi davalarında şirket ortaklarına «husumet» düşmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına», davalı ortaklar hakkındaki davanın ise «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulen açılmış dava · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · pasif husumet · vekalet ücreti · temsil · husumet
Benzer bu kararda… in suça konu faaliyetleri davalı şirkete ait iş yerinde gerçekleştirdiği, şirketin tefecilik suçuna konu faaliyetler açısından paravan olarak kullanıldığı, şirketin «fesih» ve tasfiyesi davalarında şirket ortaklarına «husumet» düşmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına», davalı ortaklar hakkındaki davanın ise «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-) Davalı şirketin «temsilcileri» olan ..., ... ve ...’ın temyiz itirazlarına gelince, davacı dava dilekçesiyle «husumeti» sadece davalı şirkete yöneltmiş, adı geçen gerçek kişileri ise, şirket temsilcisi sıfatıyla davada göstermiştir.
Bu nedenle anılan şahıslar hakkında «usulen açılmış» bir dava olmadığı halde, adı geçenler hakkında hüküm tesisi ile «husumetten» ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün adı geçen gerçek şahıslar yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı davalı şirket ve «temsilcileri» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4083 E. 2021/4099 K.
Ortak:kamu düzeni
İncelediğiniz karardaDava, davalı şirketin «kamu düzenini» bozucu faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiasına dayalı olarak açılan TTK'nun 274/2 maddesi uyarınca «şirketin feshi» ve tasfiyesi talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emredici hüküm · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · bono · kötü niyet · geçersizlik · kötüniyet
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
2-Davalı takipte haklı olduğunu kanıtlayamamış ise de kötü niyetli olduğu da söylenemeyeceğinden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatı» verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3464 E. 2022/5892 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme savunması · temel ilişki · mücerretlik · infazda tereddüt · alacağın temliki · kötüniyet tazminatı · kambiyo senedi · ikrar
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlık bakımından «kambiyo senedine» bağlı «mücerretlik» durumu ortadan kalktığı için uyuşmazlığın «temel ilişki» çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
3-Kabule göre de karar başlığında davalı olarak «alacağı temlik» etmiş olan ... ve alacağı temlik alan ... davalı olarak gösterilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde asıl alacağın %20’si oranında «kötüniyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Davacı ...’ın kabulünde olduğu üzere davacı, dava dışı ...’den 45.000.-TL tutarında borç para aldığını «ikrar» etmiştir.
Ceza mahkemesinin kabulüne göre de dava ve takip konusu senet hem ana para hem de faize ilişkin olup fahiş faiz talebine ilişkin kesimi bakımından kurulan hüküm yerinde ise de ana para bakımından davacının «ödeme savunmasını» ispat edememesi karşısında kurulan hüküm yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4038 E. , 2022/6507 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.03.2019 gün ve 2019/77 - 2019/181 sayılı kararı onayan Daire'nin 03.02.2020 gün ve 2019/2885 - 2020/791 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin, şirketi temsil ve ilzama yetkili ortakları tarafından kuruluş amacı dışında ve birtakım illegal faaliyetlerde paravan olarak kullanıldığını, şirketin, şirket müdürlerince tefecilik ve yağma suretiyle elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanmasında kullanılan yasal bir kalkan haline getirildiğini, ... tarafından işletilen Adil Kuyumculuk isimli iş yerinde yapılan aramalarda tefecilik faaliyetlerinde kullanılan bir takım senetler ele geçirildiğini, adı geçenin 3. şahıslardan koruma parası adı altında haraç aldığını ileri sürerek, davalı şirketin TTK’nın 274/2. maddesi uyarınca feshi ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı yanın husumeti şirket tüzel kişiliğine yöneltmesi gerekirken ortaklara yönelttiğini bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu iddialarla ilgili olarak kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin fesih ve tasfiyesine dair verilen kararın bozma konusu yapılmadığı ve bu suretle kesinleştiği gerekçesiyle, davalı şirketin fesih ve tasfiye talebi bakımından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ... , ... ve ... hakkında açılmış bir dava olmadığından adı geçenler hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, davalı şirketin kamu düzenini bozucu faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiasına dayalı olarak açılan TTK'nun 274/2 maddesi uyarınca şirketin feshi ve tasfiyesi talebine ilişkindir. Mahkemece, feshi talep edilen şirket ortakları aleyhine yağma suçundan ve bunun yanı sıra tefecilik suçundan cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açıldığı, söz konusu davanın sanıkların mahkumiyeti ile kesinleştiği, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının hukuk hakimi için bağlayıcı bulunduğu, davalı şirketin ortaklarından olan ...'ın kesinleşmiş mahkumiyet kararına konu faaliyetlerini davalı şirketin iş yerinde gerçekleştirdiği, bu şirketin tefecilik suçu açısından paravan olarak kullanıldığı ve davalı şirketin tefecilik suçuna yasal bir görünüm sağlamak üzere kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin karar düzeltme dilekçesi ve eklerinde belirtip ileri sunduğu belgeler uyarınca, mahkemece hükme esas alınan ve kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/6-1257 Esas ve 2019/12 Karar sayılı kararı ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulü ve sanıklar hakında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin özel Daire onama kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ceza mahkmesince verilen mahkumiyet kararındaki, eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olay konusundaki kabulünün hukuk hakimini bağlayacağı (BK 53. madde, TBK 74. madde) açık olduğundan, mahkemece hükme esas ceza davası sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 03.02.2020 tarihli onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 03.02.2020 tarih 2019/2885 E ve 2020/791 K sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalılara iadesine, 03/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yerel Mahkemenin 14.07.2016 tarih 2011/315 Esas, 2016/412 Karar sayılı kararı ile "davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, gerçek kişiler yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine" karar verilmiş,
Kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairenin 2017/2044 Esas, 2018/7787 Karar sayı ve 10.12.2018 tarihli kararı ile "davalı şirketin tüm temyiz itirazlarının reddine, gerçek kişiler davada şirketin temsilcileri olarak gösterilmiş olduklarından, haklarında usulen açılmış bir dava olmadığı halde husumetten red kararı verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle karar bozulmuş,
Yerel Mahkemece 15.03.2019 tarihli kararla bozma ilamına uyularak "şirket yönünden karar kesinleştiğinden bu yönde yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verilmiş,
Kararın davalı şirket tarafından temyizi üzerine Dairenin 03.02.2020 gün ve 2019/2885 Esas, 2020/791 Karar sayılı kararı ile yerel mahkeme kararı onanmış,
Davalı şirket vekilinin karar düzeltme istemi üzerine çoğunluk görüşü doğrultusunda onama ilamı kaldırılarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun, karar düzeltme isteminin kabulüne ilişkin görüşüne katılamıyorum.
Bilindiği üzere, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak (usulî müktesep hak) denilmektedir.
Y.İ.B.K.
09. 05.1960 gün ve 21/9 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, usule ilişkin müktesep hakkın bir diğer şekli de bazı konuların Yargıtay Dairesinin bozma kararının şümulü dışında kalarak kesinleşmesi ile meydana gelen şeklidir.
Bir kararın bozulması ve mahkemenin bozma kararına uyması halinde, bozulan kararın bozma sebeplerinin şümulü dışında kalmış cihetlerinin kesinleşmiş sayılması, davaların uzamasını önlemek maksadıyla kabul edilmiş çok önemli bir usul hükmüdür. O konunun bozma sebebi sayılmamış ve başka sebeplere dayanan bozma kararına mahkemenin uymuş olması, taraflardan birisi lehine usuli bir müktesep hak meydana getirir ki, bu hakkı ne mahkeme ne de Yargıtay halele uğratabilir. Zira usuli müktesep hakkın tanınması da amme intizamı düşüncesiyle kabul edilmiş esastır (Y.İ.B.K.
04. 02.1959 gün ve 13/5 sayı).
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin yerel mahkemenin 14.07.2016 günlü kararı davalı şirket tarafından temyiz edilmiş olup bu yöne ilişkin tüm temyiz itirazları red edilerek davacı yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Nitekim mahkemece diğer bozma nedeni yönünden bozma ilamına uyularak yazılı şekilde şirketin fesih ve tasfiyesi yönünden verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı şirketin temyizi üzerine Daire'nin 03.02.2020 tarihli kararı ile de yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları ve Dairenin istikrarlı uygulamasına, usuli müktesep hakkın niteliğine göre davalı şirket vekilinin karar düzeltme istemi yasal dayanaktan yoksundur.
Davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteminin süresinde olduğunun kabulü ile, usuli müktesep hak kurallarını ihlal eden gerekçe ile Daire onama ilamının kaldırılarak yazılı şekilde yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/859816600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz