6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borçlu olmadığının tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3834 E. 2021/2849 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cebri icra ibraname bedelsizlik ibra rehin eş rızası hak düşürücü süre istirdat menfi tespit

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, davalının hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığı zira olayın aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeni ile uzatılmış ceza zaman aşımını 8 yıl olduğu, davacı tanığı ...'nın beyanına göre kendisi tarafından rehnin kaldırılması için tüm borcun davalıya nakit şekilde ödendiği, dosyada bulunan 2 Mart 2007 tarihli noter ibranamesinde davalının davacıdan alacağı kalmadığını ibra ettiği, bunun dışında taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu icra dosyasında toplam 34.920,00TL ödeme yapıldığından ödenen meblağın davacıya istirdadına karar verilmiştir.

İşbu karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

Dava takibe dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece senedin tefecilik ilişkisi nedeniyle tanzim edildiği ve davalının bundan dolayı Ceza Mahkemesinde hüküm giydiğinden bahisle menfi tespit ve istirdata karar verildiği görülmekte ise de dava konusu senedin taraflar arasında ödünç para verme işleri karşılığında düzenlendiği her iki tarafında kabulündedir. Ne var ki davacı bu senetle birlikte eşine ait aracın da rehin olarak davalıya verildiğini daha sonra rehin kaldırılırken borcun ödenmesine rağmen bedelsiz hale gelen senedin takibe konulduğunu iddia etmiş ise de takip öncesinde senet bedelinin ödendiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Ancak senedin takibe konulmasından sonra cebri icra yoluyla bir kısım alacağın tahsil edildiği daha sonra bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davadaki haklılık durumunun dava tarihi itibariyle belirleneceği gözetilerek takip ile dava tarihi arasındaki rıza ya da cebri icra yoluyla yapılan ödemeler değerlendirilerek dava tarihi itibariyle varsa borçlu olmadığı miktar tespit edilip uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6467 E. 2023/7497 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Şirket Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2044 E. 2018/7787 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4083 E. 2021/4099 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4038 E. 2022/6507 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3834 E.  ,  2021/2849 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.10.2018 tarih ve 2018/516-2018/840 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının eşinin 2006 yılında davalıdan 15.000 TL faiz ile para aldığını, davalının bir ay sonra faizi ile birlikte 16.500 TL olarak ödenmesi koşulu ile bu parayı verdiğini, bu paraya istinaden davalı yararına araç rehni ve teminat senedi verildiğini, davacının zor durumunda istifade ederek hile ile elinden 16.500 TL senet aldığını, maddi sıkıntıları nedeni ile rehine aracını S. A. isimli şahısa 46.000 TL' ye satıp parayı da aldığını, aracı alan kişinin araç üzerindeki rehni kaldırmak için davalıyı notere çağırarak elden 16.500 TL verildiğini, davalıya olan borcun ödenmiş olmasına rağmen davalının teminat senedi olarak verilen 16.500 TL bonoyu icra takibine koyduğunu, tefecilik yapan davalının bu suçlardan dolayı şikayet edilip savcılık tarafından hakkında soruşturma açıldığını bildirerek anılan icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile ödenen paraların iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı iddialarını kabul etmediklerini, alacaklarının bonoya dayandığını, taraflar arasındaki araç alım satımı nedeni ile davacıdan olan alacağına karşılık dava konusu senedi kendisinden almış olduğunu, tefecilik iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, davalının hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığı zira olayın aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeni ile uzatılmış ceza zaman aşımını 8 yıl olduğu, davacı tanığı ...'nın beyanına göre kendisi tarafından rehnin kaldırılması için tüm borcun davalıya nakit şekilde ödendiği, dosyada bulunan 2 Mart 2007 tarihli noter ibranamesinde davalının davacıdan alacağı kalmadığını ibra ettiği, bunun dışında taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu icra dosyasında toplam 34.920,00TL ödeme yapıldığından ödenen meblağın davacıya istirdadına karar verilmiştir.

İşbu karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

Dava takibe dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece senedin tefecilik ilişkisi nedeniyle tanzim edildiği ve davalının bundan dolayı Ceza Mahkemesinde hüküm giydiğinden bahisle menfi tespit ve istirdata karar verildiği görülmekte ise de dava konusu senedin taraflar arasında ödünç para verme işleri karşılığında düzenlendiği her iki tarafında kabulündedir. Ne var ki davacı bu senetle birlikte eşine ait aracın da rehin olarak davalıya verildiğini daha sonra rehin kaldırılırken borcun ödenmesine rağmen bedelsiz hale gelen senedin takibe konulduğunu iddia etmiş ise de takip öncesinde senet bedelinin ödendiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Ancak senedin takibe konulmasından sonra cebri icra yoluyla bir kısım alacağın tahsil edildiği daha sonra bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece davadaki haklılık durumunun dava tarihi itibariyle belirleneceği gözetilerek takip ile dava tarihi arasındaki rıza ya da cebri icra yoluyla yapılan ödemeler değerlendirilerek dava tarihi itibariyle varsa borçlu olmadığı miktar tespit edilip uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663709400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.