Genel kurul yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13614 E. 2012/1898 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul yetkisi↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ doğrudan zarar↗ yönetici sorumluluğu↗ el koyma↗ icazet↗ kar payı↗ ortaklar kurulu kararı↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ıslah↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının halen dava dışı şirkete ortak olduğu, bu nedenle zamanaşımı savunmasının yerinde bulunmadığı, tarafların ortağı bulunduğu şirketin 2003 yılından itibaren zarar ettiğinin gösterildiği, 2004 yılından sonra şirketin pazarlama faaliyetinin olmadığı, bu durumda yönetim giderlerinin de aynı oranda düşüş göstermesi gerektiği halde 2004 yılı hariç hep aynı düzeyde kaldığı ve düşüş göstermediği, açıklanan halin işletmenin zarar etmiş gibi gösterilmesi için bilinçli şekilde kayıtların tutulduğunu işaret ettiği, basiretli bir iş adamının, alımın ve fiili satışın gerçekleştirilmediği bir yerde yönetim giderlerini de aynı seviyede tutmayacağı, davalı ...'un son 6 yıl içinde şirketten aldığı para miktarı da gözetildiğinde davacının hissesi oranında alacağının bulunduğu, davalı ...'in ise davacının vekili sıfatı ile şirket işlerini onun adına yürüttüğü, vekilliğin gerektirdiği özeni göstermediği, davacının şirketteki ortaklık payı ve gelirinin defter ve belgelerde yapılan düzenlemelerle eritilmesine engel olmadığı, bu nedenle oluşan zarardan sorumluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 29.250 TL'nin, 10.000 TL'sine dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Hayırlıoğlu vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, ortağı bulunduğu dava dışı şirketin kendisine kar payı ödemediğini, şirket işlerinin yürütülmesindeki temsilcisi olan davalı ... ile şirket ortağı diğer davalının birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını, şirketin mal varlığını erittiklerini ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuş olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK'nun 533'ncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nisbette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş safi kârdan pay alacakları düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 539/1-4. maddesi hükmüne göre de safi karın kullanma biçimi ortaklar kuruluna aitttir. Ortaklar kurulu kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe bir ortağın dava açarak kendisine ait kârı istemesi olanaksızdır. Öte yandan, kar payının tahsiline yönelik istemlerin şirkete yöneltilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır. TTK’nun 341. maddesi hükmüne göre, böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüştür. TTK’nun 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısı yirmiden fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Bununla birlikte, şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, şirket yöneticisinin eyleminden dolayı doğrudan zarar görmeyen kişiler kendilerine tazminat verilmesini isteyemezler. Bu durumlarda tazminatın ancak şirkete verilmesi söz konusu olacaktır.
Somut olayda, davacının hangi nedenle ne miktarda tazminat istediği açık olmadığı gibi mahkemece de hüküm altına alınan tazminatın dayanağı karar yerinde tartışılmamıştır. Bu itibarla, HUMK'nun 75/2. maddesi uyarınca davacı tarafa dava dilekçesinin açıklattırılması, davacı tarafın isteminin açıklığa kavuşturulmasından sonra yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E. 2013/18288 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaTTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile somut uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesinin uygulanması gerekecektir.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» bulunduğu öngörülmüştür.
Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 13.05.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının «şirket müdürü» olarak görev yaptığı tarihlerde davacı şirketin 1999 yılına ilişkin hesaplarının vergi incelemesine tabi tutulması sonucu, davacı şirketin vergi cezası ödemek zorunda kaldığı ve davalının yönetim ve «temsili» nedeniyle bu durumdan sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 7.842,70 TL'nin 28/05/2003 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal …
Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7237 E. 2013/12254 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda2- Karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; karşı dava, «limited şirketin» eski müdürü aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.Mülga 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.6762 s.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 s.
TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan «limited şirketlerde» bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların mülga 818 s.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap · şirket müdürü · şirket zararı · muvafakat
Benzer bu kararda… davalı şirkete ait olduğu, davacının anılan taşınmazları satın aldığını ve bedelini ödediğini ispat edemediği, karşı dava bakımından ise karşı davacı şirketin ortak «cari hesaplarının» çok fazla işlem gördüğü, bu işlemlerin bir kısmında düzeltme kayıtlarının bulunduğu, banka kredileri ile ilgili işlemlerde düzeltmeler yapıldığı, şirket nezninde tutulan cari hesapların sağlıklı bir sonuç vermediği, karşı davalının azledildiği 18/08/2004 tarihli «ortaklar kurulu» kararına kadar «şirketi zarara» uğrattığı hususunun şirket «defterlerinden» tesbit edilemediği, karşı davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «şirket müdürü» tarafından açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
Bu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla karşı davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı ş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4173 E. 2013/5575 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga ...'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa ...'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga ...'nın 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu görülmüştür.
… u şartların yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...” denilmiş ise de; mülga HUMK'un 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluştuktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru g …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağış · sorumluluk davası · muvafakat · haksız rekabet
Benzer bu karardaDavacı şirket vekili, davalı gerçek kişinin müvekkili şirketin yöneticisi olduğu sırada şirkete ait hesaplardan «yetkisiz» «bağışlar» yaptığını, faturalar almadığını, eşine yakınları ile birlikte kurduğu davalı tüzel kişiyi faaliyete geçirdiği ve bu şirketin, davacı şirketin 20 yıla yakın zamandan beri yaptığı işleri kendisi yapmış gibi göstererek «haksız rekabet» yaptığını ileri sürerek davalılardan tazminat isteminde bulunmuştur.
Mülga ...'nın 341. maddesi hükmünde, «sorumluluk davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
… u şartların yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...” denilmiş ise de; mülga HUMK'un 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluştuktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru g …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11422 E. 2011/3892 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bunla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetci bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · muvafakat
Benzer bu kararda1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının «zimmetine» para geçirdiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3538 E. 2013/20536 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda1- Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bununla birlikte «limitet şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HMK’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · muvafakat
Benzer bu karardaDava, «şirket müdürleri» tarafından açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
Bu durumda mahkemece, HMK’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6348 E. 2011/16054 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu çerçevede uygulanması gereken TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bununla birlikte, «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetci bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hususunda «ortaklar kurulu» kararı ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların davaya icazetlerinin alınması, denetçilerin davayı bizzat takibi veya vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluştuktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru g …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma , bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile; İtirazın iptaline , takibin «asıl alacak» miktarı olan 20.250,00 TL üzerinden devamına, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Davacı, davalı borçlunun «limited şirket» yetkili «temsilcisi» iken şirket adına para tahsili yapıp kendisine mal ettiğini iddia ettiğine göre dava «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4627 E. 2013/6115 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaŞti. adına açıldığı belirtilmiş, mahkemece buna rağmen karar başlığında davacı olarak ... ismi gösterilmiştir. ....'nun 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile somut uyuşmazlığa ....'nun 341. maddesinin uygulanması gerekecektir. ....'nun 341. m …
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen ....'nun 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» bulunduğu öngörülmüştür. ....'nun 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Kabul şekli bakımından da mahkemece davalı ...'in yapılan sözleşme ile geçmiş ve gelecek borçlardan «ibra» edildiği kabul edilmişse de bu şekilde bir ibra belgesinin düzenlenmesinde tek yetkili makam ortaklar kuruludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devri · ibraname · hakkın kötüye kullanılması · ibra · şirket zararı · dürüstlük kuralı · muvafakat
Benzer bu karardaŞti. ile ilgili olan davadan haberdar oldukları ve buna göre «pay devrinin» gerçekleştiği ve ...'in ile yapılan sözleşme gereğince şirketin geçmiş ve gelecek borçlarından «ibra» edildiği, daha sonra görülen dava neticesinde belli bir miktarın ödenmiş olması sebebiyle bu miktarın davalıdan istenilmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, bu durumun «hakkın kötüye kullanımı» mahiyetinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Kabul şekli bakımından da mahkemece davalı ...'in yapılan sözleşme ile geçmiş ve gelecek borçlardan «ibra» edildiği kabul edilmişse de bu şekilde bir ibra belgesinin düzenlenmesinde tek yetkili makam ortaklar kuruludur.
1- Davacı vekili, davalının yönetici olduğu dönemde, şirket borcunu ödemeyip «şirketi zarara» uğrattığını, bu amaçla kendisine verilen parayı da mal edindiğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Dolayısıyla mahkemece anılan «ibranamenin» geçerli olup olmadığının bu kapsamda incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Yukarıda açıklanan bozma neden ve kapsamına göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3281 E. 2012/2350 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüştür.
Bununla birlikte, «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaTTK.nun 556. maddesi hükmüne göre, «limitet şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK.nun 341. maddesinin tatbik edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte «limitet şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK.nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limitet şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
1-Dava, davacı «limitet şirketin müdürü» olan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü · muvafakat
Benzer bu kararda1-Dava, davacı «limitet şirketin müdürü» olan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Her ne kadar yargılama sırasında müdür olmayan ortağın katılımıyla alınan «ortaklar kurulu» kararıyla davalı hakkında dava açılmasına ve anılan davaya devam edilmesi yönünde karar verilmiş ise de müdür olmayan ortağın açılan davaya bizzat «muvafakati» veya onun tarafından verilmiş vekaletnamenin aslı veya onaylı örneği dosyaya sunulmamış, davaya devam edilebilmesi için gerekli usulü eksiklik tamamlanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13614 E. , 2012/1898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/04/2010 tarih ve 2008/156-2010/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ... 'nun kardeşi, diğer davalının ise vekili olduğunu,...'nun ortağı bulunduğu dava dışı limited şirkete 1994 yılında ortak olarak girdiğini, şirket ile ilgili tüm işlemleri vekili olan davalı ...'in yürüttüğünü, ortak olduğu tarihten itibaren kendisine kar payı ödemesi veya başka bir ödeme yapılmadığını, 2008 yılında ise şirketin tasfiye sürecine sokulduğunu, davalıların kendisini hiçbir toplantıya çağırmadıkları gibi şirket işleri hakkında da bilgi vermediklerini, bu nedenle vekilini azlettiğini, davalıların birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını, şirketin malvarlığını ve sermayesini erittiklerini, başka bir şirket kurarak ortağı olduğu şirketin ticari birikimini bu şirkete aktardıklarını, söz konusu şirketin 1994 yılından beri zarar etmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.12.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile 19.250 TL'nin de ıslah tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu istemin zamanaşımına uğradığını, 1990 yılında kurulan dava dışı şirketin müvekkili dışındaki iki ortağının ortaklıktan ayrıldığını, bu kişilerin paylarını bedelini ödemek suretiyle müvekkilinin devraldığını, ancak limited şirket tek ortaklı olamayacağından müvekkilinin kardeşlerini şirkete ortak yaptığını, davacının ortaklığının formaliteden ibaret olduğunu, davacının İstanbul'da yaşaması ve bu nedenle şirket işleyişine katılamaması nedeniyle diğer davalıyı vekil olarak atadığını, davanın asıl nedeninin taraflar arasındaki başka bir uyuşmazlıktan kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacının yasal şartları sağlamak için dava dışı şirkete ortak edildiğini, aslında şirketin tek sahibinin diğer davalı olduğunu, İstanbul'da yaşayan davacının kendisini vekil tayin ettiğini, vekil olduğu 14 yıl boyunca davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının halen dava dışı şirkete ortak olduğu, bu nedenle zamanaşımı savunmasının yerinde bulunmadığı, tarafların ortağı bulunduğu şirketin 2003 yılından itibaren zarar ettiğinin gösterildiği, 2004 yılından sonra şirketin pazarlama faaliyetinin olmadığı, bu durumda yönetim giderlerinin de aynı oranda düşüş göstermesi gerektiği halde 2004 yılı hariç hep aynı düzeyde kaldığı ve düşüş göstermediği, açıklanan halin işletmenin zarar etmiş gibi gösterilmesi için bilinçli şekilde kayıtların tutulduğunu işaret ettiği, basiretli bir iş adamının, alımın ve fiili satışın gerçekleştirilmediği bir yerde yönetim giderlerini de aynı seviyede tutmayacağı, davalı ...'un son 6 yıl içinde şirketten aldığı para miktarı da gözetildiğinde davacının hissesi oranında alacağının bulunduğu, davalı ...'in ise davacının vekili sıfatı ile şirket işlerini onun adına yürüttüğü, vekilliğin gerektirdiği özeni göstermediği, davacının şirketteki ortaklık payı ve gelirinin defter ve belgelerde yapılan düzenlemelerle eritilmesine engel olmadığı, bu nedenle oluşan zarardan sorumluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 29.250 TL'nin, 10.000 TL'sine dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Hayırlıoğlu vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, ortağı bulunduğu dava dışı şirketin kendisine kar payı ödemediğini, şirket işlerinin yürütülmesindeki temsilcisi olan davalı ... ile şirket ortağı diğer davalının birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını, şirketin mal varlığını erittiklerini ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuş olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK'nun 533'ncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nisbette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş safi kârdan pay alacakları düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 539/1-4. maddesi hükmüne göre de safi karın kullanma biçimi ortaklar kuruluna aitttir. Ortaklar kurulu kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe bir ortağın dava açarak kendisine ait kârı istemesi olanaksızdır. Öte yandan, kar payının tahsiline yönelik istemlerin şirkete yöneltilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır. TTK’nun 341. maddesi hükmüne göre, böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüştür.
TTK’nun 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısı yirmiden fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Bununla birlikte, şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, şirket yöneticisinin eyleminden dolayı doğrudan zarar görmeyen kişiler kendilerine tazminat verilmesini isteyemezler. Bu durumlarda tazminatın ancak şirkete verilmesi söz konusu olacaktır.
Somut olayda, davacının hangi nedenle ne miktarda tazminat istediği açık olmadığı gibi mahkemece de hüküm altına alınan tazminatın dayanağı karar yerinde tartışılmamıştır. Bu itibarla, HUMK'nun 75/2. maddesi uyarınca davacı tarafa dava dilekçesinin açıklattırılması, davacı tarafın isteminin açıklığa kavuşturulmasından sonra yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, 14.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047622300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz