6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul yetkisi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13614 E. 2012/1898 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul yetkisi şirket yöneticisinin sorumluluğu doğrudan zarar yönetici sorumluluğu el koyma icazet kar payı ortaklar kurulu kararı anonim şirket kâr dağıtımı limited şirket kâr payı ıslah yetkisizlik kararı yasal faiz zamanaşımı ibraz temsil e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK · BK — BK 531 · HUMK — HUMK 39HUMK 75 · TTK — TTK 341TTK 533TTK 539TTK 548TTK 556

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının halen dava dışı şirkete ortak olduğu, bu nedenle zamanaşımı savunmasının yerinde bulunmadığı, tarafların ortağı bulunduğu şirketin 2003 yılından itibaren zarar ettiğinin gösterildiği, 2004 yılından sonra şirketin pazarlama faaliyetinin olmadığı, bu durumda yönetim giderlerinin de aynı oranda düşüş göstermesi gerektiği halde 2004 yılı hariç hep aynı düzeyde kaldığı ve düşüş göstermediği, açıklanan halin işletmenin zarar etmiş gibi gösterilmesi için bilinçli şekilde kayıtların tutulduğunu işaret ettiği, basiretli bir iş adamının, alımın ve fiili satışın gerçekleştirilmediği bir yerde yönetim giderlerini de aynı seviyede tutmayacağı, davalı ...'un son 6 yıl içinde şirketten aldığı para miktarı da gözetildiğinde davacının hissesi oranında alacağının bulunduğu, davalı ...'in ise davacının vekili sıfatı ile şirket işlerini onun adına yürüttüğü, vekilliğin gerektirdiği özeni göstermediği, davacının şirketteki ortaklık payı ve gelirinin defter ve belgelerde yapılan düzenlemelerle eritilmesine engel olmadığı, bu nedenle oluşan zarardan sorumluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 29.250 TL'nin, 10.000 TL'sine dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... Hayırlıoğlu vekili temyiz etmiştir.

Davacı taraf, ortağı bulunduğu dava dışı şirketin kendisine kar payı ödemediğini, şirket işlerinin yürütülmesindeki temsilcisi olan davalı ... ile şirket ortağı diğer davalının birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını, şirketin mal varlığını erittiklerini ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuş olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

TTK'nun 533'ncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nisbette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş safi kârdan pay alacakları düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 539/1-4. maddesi hükmüne göre de safi karın kullanma biçimi ortaklar kuruluna aitttir. Ortaklar kurulu kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe bir ortağın dava açarak kendisine ait kârı istemesi olanaksızdır. Öte yandan, kar payının tahsiline yönelik istemlerin şirkete yöneltilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır. TTK’nun 341. maddesi hükmüne göre, böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüştür. TTK’nun 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısı yirmiden fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Bununla birlikte, şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, şirket yöneticisinin eyleminden dolayı doğrudan zarar görmeyen kişiler kendilerine tazminat verilmesini isteyemezler. Bu durumlarda tazminatın ancak şirkete verilmesi söz konusu olacaktır.

Somut olayda, davacının hangi nedenle ne miktarda tazminat istediği açık olmadığı gibi mahkemece de hüküm altına alınan tazminatın dayanağı karar yerinde tartışılmamıştır. Bu itibarla, HUMK'nun 75/2. maddesi uyarınca davacı tarafa dava dilekçesinin açıklattırılması, davacı tarafın isteminin açıklığa kavuşturulmasından sonra yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E. 2013/18288 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7237 E. 2013/12254 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4173 E. 2013/5575 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat | İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11422 E. 2011/3892 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3538 E. 2013/20536 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6348 E. 2011/16054 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4627 E. 2013/6115 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3281 E. 2012/2350 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/13614 E.  ,  2012/1898 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/04/2010 tarih ve 2008/156-2010/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, davalı ... 'nun kardeşi, diğer davalının ise vekili olduğunu,...'nun ortağı bulunduğu dava dışı limited şirkete 1994 yılında ortak olarak girdiğini, şirket ile ilgili tüm işlemleri vekili olan davalı ...'in yürüttüğünü, ortak olduğu tarihten itibaren kendisine kar payı ödemesi veya başka bir ödeme yapılmadığını, 2008 yılında ise şirketin tasfiye sürecine sokulduğunu, davalıların kendisini hiçbir toplantıya çağırmadıkları gibi şirket işleri hakkında da bilgi vermediklerini, bu nedenle vekilini azlettiğini, davalıların birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını, şirketin malvarlığını ve sermayesini erittiklerini, başka bir şirket kurarak ortağı olduğu şirketin ticari birikimini bu şirkete aktardıklarını, söz konusu şirketin 1994 yılından beri zarar etmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.12.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile 19.250 TL'nin de ıslah tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.

Davalı ... vekili, dava konusu istemin zamanaşımına uğradığını, 1990 yılında kurulan dava dışı şirketin müvekkili dışındaki iki ortağının ortaklıktan ayrıldığını, bu kişilerin paylarını bedelini ödemek suretiyle müvekkilinin devraldığını, ancak limited şirket tek ortaklı olamayacağından müvekkilinin kardeşlerini şirkete ortak yaptığını, davacının ortaklığının formaliteden ibaret olduğunu, davacının İstanbul'da yaşaması ve bu nedenle şirket işleyişine katılamaması nedeniyle diğer davalıyı vekil olarak atadığını, davanın asıl nedeninin taraflar arasındaki başka bir uyuşmazlıktan kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ..., davacının yasal şartları sağlamak için dava dışı şirkete ortak edildiğini, aslında şirketin tek sahibinin diğer davalı olduğunu, İstanbul'da yaşayan davacının kendisini vekil tayin ettiğini, vekil olduğu 14 yıl boyunca davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının halen dava dışı şirkete ortak olduğu, bu nedenle zamanaşımı savunmasının yerinde bulunmadığı, tarafların ortağı bulunduğu şirketin 2003 yılından itibaren zarar ettiğinin gösterildiği, 2004 yılından sonra şirketin pazarlama faaliyetinin olmadığı, bu durumda yönetim giderlerinin de aynı oranda düşüş göstermesi gerektiği halde 2004 yılı hariç hep aynı düzeyde kaldığı ve düşüş göstermediği, açıklanan halin işletmenin zarar etmiş gibi gösterilmesi için bilinçli şekilde kayıtların tutulduğunu işaret ettiği, basiretli bir iş adamının, alımın ve fiili satışın gerçekleştirilmediği bir yerde yönetim giderlerini de aynı seviyede tutmayacağı, davalı ...'un son 6 yıl içinde şirketten aldığı para miktarı da gözetildiğinde davacının hissesi oranında alacağının bulunduğu, davalı ...'in ise davacının vekili sıfatı ile şirket işlerini onun adına yürüttüğü, vekilliğin gerektirdiği özeni göstermediği, davacının şirketteki ortaklık payı ve gelirinin defter ve belgelerde yapılan düzenlemelerle eritilmesine engel olmadığı, bu nedenle oluşan zarardan sorumluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 29.250 TL'nin, 10.000 TL'sine dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... Hayırlıoğlu vekili temyiz etmiştir.

Davacı taraf, ortağı bulunduğu dava dışı şirketin kendisine kar payı ödemediğini, şirket işlerinin yürütülmesindeki temsilcisi olan davalı ... ile şirket ortağı diğer davalının birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını, şirketin mal varlığını erittiklerini ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuş olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

TTK'nun 533'ncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nisbette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş safi kârdan pay alacakları düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 539/1-4. maddesi hükmüne göre de safi karın kullanma biçimi ortaklar kuruluna aitttir. Ortaklar kurulu kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe bir ortağın dava açarak kendisine ait kârı istemesi olanaksızdır. Öte yandan, kar payının tahsiline yönelik istemlerin şirkete yöneltilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, TTK’nun 556. maddesi hükmünde ise limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu iddiasına dayalı uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesi hükümleri uygulanma olanağı bulacaktır. TTK’nun 341. maddesi hükmüne göre, böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK’nun 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüştür.

TTK’nun 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısı yirmiden fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Bununla birlikte, şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin dava anılan kişiler tarafından açılmamış ise mahkemece, davanın hemen reddedilmeyerek HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca işbu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulunca karar alınması ve yönetici olmayan diğer ortakların vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı tarafa önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, şirket yöneticisinin eyleminden dolayı doğrudan zarar görmeyen kişiler kendilerine tazminat verilmesini isteyemezler. Bu durumlarda tazminatın ancak şirkete verilmesi söz konusu olacaktır.

Somut olayda, davacının hangi nedenle ne miktarda tazminat istediği açık olmadığı gibi mahkemece de hüküm altına alınan tazminatın dayanağı karar yerinde tartışılmamıştır. Bu itibarla, HUMK'nun 75/2. maddesi uyarınca davacı tarafa dava dilekçesinin açıklattırılması, davacı tarafın isteminin açıklığa kavuşturulmasından sonra yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıdaaçıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, 14.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047622300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.