Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15529 E. 2013/13100 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kurtuluş kanıtı↗ hafif kusur↗ zimmet↗ kusur oranı↗ haksız eylem↗ hakkaniyet↗ kusur↗ avans faizi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanı ...'nin görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve davacı ...'ın hesabından da 25.000 TL olmak üzere toplam 816.944 TL zimmetine geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, BK.nun 53. Maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı zimmetine geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../...
usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi haksız eylem ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak kurtuluş kanıtı öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/son maddesindeki kurtuluş halini hafif kusurlar için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün hakkaniyete uygun kusur oranlarının ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıda (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalının çalıştırdığı banka personeline güvenerek ve parasının daha iyi değerlendirileceği şeklindeki beyanına inanarak, davalı çalışanına boş imzalı dekontlar verdiğini ve bu dekontların üzerinin davalı tarafından ödeme yapılmış gibi doldurulduğunu, oysa bu dekontlardaki parayı tahsil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da kusur izafe edilerek karar verilmiştir. Ancak, 818 sayılı BK’nun 100. maddesi gereğince davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olup, davacı söz konusu boş dekontları 3. bir şahsa değil de davalı çalışanına verdiğine göre, somut uyuşmazlıkta davalı bankanın BK’nun 100. maddesindeki sorumluluk koşulu gerçekleşmiştir. Bu durumda mahkemece davacıya kusur izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince;
Ağır ceza mahkemesindeki yargılama sırasında banka çalışanı ... mahkeme huzurundaki beyanında davacının 22.000 TL parası olduğunu bildirmiş, banka müfettişine verdiği ifadesinde ise davacının kendisine 18.000 TL verdiğini beyan etmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de, bilirkişi raporunda ancak ağır ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesi halinde davacı zararının 25.000 TL olarak kabulünün gerekeceği bildirilmesine rağmen mahkemece ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesi beklenilmeden davacının zararının 25.000 TL olduğundan bahisle taleple bağlı kalınarak 23.000 TL üzerinden karar verilmiştir. Bu durumda, taraflar arasında zimmete geçirilen paranın tutarı konusunda ihtilaf bulunduğuna ve bu konuda da ağır ceza mahkemesi kararına itibar edildiğine göre, bu kararın kesinleşmesi beklenmeden yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmayıp hükmün davalı banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4070 E. 2022/6035 K.
Ortak:zimmet · kusur · avans faizi
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve davacı ...'ın hesabından da 25.000 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, BK.nun 53.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… B.K.’nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000,00 TL’nin «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davaıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabının incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olduğu söz konusu boş dekontları davalı çalışanına verdiğine göre davalı bankanın BK’nın 100. maddesindeki sorumluluk koşulunun gerçekleştiği ve bu durumda davacıya «kusur» izafesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu anlaşılmakla mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda davacıya kusur izafe edilmeyerek paranın tutarı konusunda ağır ceza mahkemesinin kararına itibar edildiğinden ve ağır ceza mahkemesi dosyasında verilen karar ve kesinleşme şerhinde bu dosyanın davacısına ödeme yapıldığına dair tespitin mevcut olmadığı görüldüğünden ve karar kesinleştiğinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 23.000,00 TL alacağın 05/01/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda uygulanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Şanlıurfa şubesinde bireysel pazarlama portföy yöneticisi yardımcılığı görevinde bulunduğu ve görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve dosyamız davacısı ...'ın hesabından da 25.000,00 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6105 E. 2013/6867 K.
Ortak:kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Ayrıca, dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, ticari iş mahiyetinde olması nedeniyle, talep gibi «reeskont faizine» hükmedilmesi gerekirken, «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yasal faiz
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Ayrıca, dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, ticari iş mahiyetinde olması nedeniyle, talep gibi «reeskont faizine» hükmedilmesi gerekirken, «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6510 E. 2014/14294 K.
Ortak:zimmet · kusur oranı · kusur
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve davacı ...'ın hesabından da 25.000 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, BK.nun 53.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Benzer bu kararda3-Kabule göre, davacı 10.000 TL'yi davalının tam kusurlu olduğunu iddia ederek talep ettiğine göre, davalının %70 «kusur oranına» tekabül eden miktara göre hükmetmek gerekirken, toplam alacağa davalının kusur oranı uygulanarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
K.'ün 106 kişiye karşı «zimmet» suçu işlediği iddiasıyla yargılandığı anlaşılmaktadır.
2-Yine kabule göre, mahkemece davacının boş dekontları imzalaması nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece ceza davasındaki davacı ile dava dışı banka «görevlisi» Ş.
K.'ün beyanları, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarındaki belirlemeler de göz önüne alınmak suretiyle varsa davalı alacağının tam olarak belirlenmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/3438 E. 2010/317 K.
Ortak:kurtuluş kanıtı · hafif kusur · kusur oranı · haksız eylem · kusur · i̇i̇k 72/son · Tazminat
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştırdığı kişiler aracılığı ile yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK’nun 55 nci maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankalar, BK’nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK’nun 100 ncü maddesi ile sorumlu olup, aynı Kanun’un 99/2 nci maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, boş dekontlara imza atılmasının ve hesap cüzdanı olmamasının davacının müterafik kusurunu oluşturacağının kabulü ve davalı bankanın BK’nun 100 ncü maddesi uyarınca ağırlıklı olarak kusurlu görülmesi, «kusur oranlarının» yeni bir bilirkişi oluşturulup, saptanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususların gözden kaçırılmasına dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grafolojik inceleme · hile · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak dekontlardaki imzaların «grafolojik inceleme» ile davalı ...’a ait olduğunun belirlendiği, ancak, dekontlardaki portföy hesap numarasının bankadaki davacı hesap numarası ile uyuşmadığı, davacının müfettişliğe verdiği ifade ve bu ifade ile örtüşen ceza davasında alınan ifadesinde bankaya 36.000 DM yatırdığını, başkaca para yatırmadığını bildirdiği halde, eldeki davada farklı ifade ile alacak talebinde bulunduğu, bankadaki hesabından para çekişlerine ilişkin dekontlardaki imzaların davacıya ait olduğu, müdür olan davalıya güvenerek boş dekontlara imza attığı, dekontlarda banka yetkilisinin ve davacının imzalarının yer aldığı, davalı bankanın, gerçekte hesap açılmadığı gerekçesiyle ödeme yapmadığı, davalı müdürün parayı alıp, davacıya dekont verdiği, parayı banka kayıtlarına geçirmediği, hesap açmadığı, boş dekontlara imza atan davacının «hile» iddiasına dayanamayacağı, sonuçlara katlanması gerekeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Parasını bankanın dekontu karşılığında davalı bankanın çalışanı diğer davalıya «teslim» etmiş, yine bankanın boş dekontlarına imza atmış, davalı bankanın daha yüksek faiz verdiği duyumunu alıp, bankaya gittiğinde ikna edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3767 E. 2019/5432 K.
Ortak:zimmet · Tazminat
İncelediğiniz kararda… içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve davacı ...'ın hesabından da 25.000 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, BK.nun 53.
Maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, taraflar arasında «zimmete» geçirilen paranın tutarı konusunda ihtilaf bulunduğuna ve bu konuda da ağır ceza mahkemesi kararına itibar edildiğine göre, bu kararın kesinleşmesi beklenmeden yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmayıp hükmün davalı banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, dosya içerisinde mevcut teftiş raporuna uyarınca davalı banka çalışanının 106 müştekinin hesaplarından «zimmetine» para geçirdiği, davalı bankanın uzun süre bu çalışanının söz konusu görevi yapmasına izin verdiği, banka müşterilerine güven tesis etmesine neden olduğu, bu güvenden dolayı çalışanının müşterilere boş dekontlar imzalattığı, kendi lehine menfaat sağlamasına neden olunduğu, bankaların BK'nın 99/2 maddesine tabi olup davalı bankanın mudinin önceden boş olarak imzalayarak çalışanına verdiği ödeme belgeleri nedeniyle «sorumluluktan kurtulanmayacağı», bankaların kendilerine yatırılan paraları, mudiler istediğinde veya belli bir «vadede» aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü oldukları, davalının, adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu, davalının gerekli özeni gösterdiğini ispat edemediği, çalışanının hesaplardaki işlemlerini denetlemediği, zararın tamamından sorumlu olduğu, bozma ilamı sonrasında «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren kısa vadeli ticari kredilere uygulanan en yüksek avans faiziyle …
1-) Dava, banka «görevlisinin» «zimmetinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · vade · ıslah · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, dosya içerisinde mevcut teftiş raporuna uyarınca davalı banka çalışanının 106 müştekinin hesaplarından «zimmetine» para geçirdiği, davalı bankanın uzun süre bu çalışanının söz konusu görevi yapmasına izin verdiği, banka müşterilerine güven tesis etmesine neden olduğu, bu güvenden dolayı çalışanının müşterilere boş dekontlar imzalattığı, kendi lehine menfaat sağlamasına neden olunduğu, bankaların BK'nın 99/2 maddesine tabi olup davalı bankanın mudinin önceden boş olarak imzalayarak çalışanına verdiği ödeme belgeleri nedeniyle «sorumluluktan kurtulanmayacağı», bankaların kendilerine yatırılan paraları, mudiler istediğinde veya belli bir «vadede» aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü oldukları, davalının, adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu, davalının gerekli özeni gösterdiğini ispat edemediği, çalışanının hesaplardaki işlemlerini denetlemediği, zararın tamamından sorumlu olduğu, bozma ilamı sonrasında «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren kısa vadeli ticari kredilere uygulanan en yüksek avans faiziyle …
1-) Dava, banka «görevlisinin» «zimmetinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/231 E. 2014/6802 K.
Ortak:kusur oranı · kusur
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (3) Kabule göre, mahkemece davalının %70 oranında kusurlu olduğu kabul edildiğinde de, davacı 5.000 Euro'yu davalının tam kusurlu olduğunu iddia ederek talep ettiğine göre, davalının %70 «kusur oranının» talep edilen miktara uygulanarak buna göre alacağa hükmetmek gerekirken, toplam alacağa davalının kusuru oranının uygulanarak davanın tamamen kabulüne karar verilm …
… uro zararın doğmasında, zarar gören davacının da müterafik kusurunun bulunduğu, dava konusu maddi ve hukuki olguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının «müterafik kusuru» nedeniyle, davalı bankanın sorumluluğundan takdiren %30 oranında indirim yapılması gerektiği, dolayısıyla davalı bankanın, maddi zararın 7000 euroluk kısmından sorumlu olduğu, ancak «taleple bağlılık kuralı» gereği davacı tarafça 5000 euro talep edildiğinden, talep edilen miktarla sınırlı olarak davacının davasının kabulü ile, 5.000 Euro alacağın dava tarihi olan 05.10 …
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · taleple bağlılık · müterafik kusur
Benzer bu kararda… uro zararın doğmasında, zarar gören davacının da müterafik kusurunun bulunduğu, dava konusu maddi ve hukuki olguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının «müterafik kusuru» nedeniyle, davalı bankanın sorumluluğundan takdiren %30 oranında indirim yapılması gerektiği, dolayısıyla davalı bankanın, maddi zararın 7000 euroluk kısmından sorumlu olduğu, ancak «taleple bağlılık kuralı» gereği davacı tarafça 5000 euro talep edildiğinden, talep edilen miktarla sınırlı olarak davacının davasının kabulü ile, 5.000 Euro alacağın dava tarihi olan 05.10 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6542 E. 2014/12634 K.
Ortak:kusur oranı · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda3- Kabule göre, mahkemece davalının %70 oranında kusurlu olduğu kabul edildiğinde de, davacı 10.000 TL'yi davalının tam kusurlu olduğunu iddia ederek talep ettiğine göre, davalının %70 «kusur oranının» talep edilen miktara uygulanarak buna göre alacağa hükmetmek gerekirken, toplam alacağa davalının kusuru oranının uygulanarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… kontlardaki parayı tahsil ettiğini hatırlamadığını iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmayıp, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/15529 E. , 2013/13100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/07/2012 tarih ve 2010/218-2012/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, dava dışı banka çalışanı ...’nin müvekkilinin parasını haksız ve kötüniyetli olarak hesabından çektiğini, bir güven ve itibar kurumu olan bankaların kabul ettikleri mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduğunu, davalı bankanın müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu bulunduğunu, davalının adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.000 TL alacağın talep tarihine kadar akdi faizi ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, yetki, işbölümü ve husumet itirazı ile zamanaşımı definde bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanı ...'nin görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve davacı ...'ın hesabından da 25.000 TL olmak üzere toplam 816.944 TL zimmetine geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, BK.nun 53. Maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı zimmetine geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../...
usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi haksız eylem ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak kurtuluş kanıtı öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/son maddesindeki kurtuluş halini hafif kusurlar için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün hakkaniyete uygun kusur oranlarının ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıda (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalının çalıştırdığı banka personeline güvenerek ve parasının daha iyi değerlendirileceği şeklindeki beyanına inanarak, davalı çalışanına boş imzalı dekontlar verdiğini ve bu dekontların üzerinin davalı tarafından ödeme yapılmış gibi doldurulduğunu, oysa bu dekontlardaki parayı tahsil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da kusur izafe edilerek karar verilmiştir. Ancak, 818 sayılı BK’nun 100. maddesi gereğince davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olup, davacı söz konusu boş dekontları 3. bir şahsa değil de davalı çalışanına verdiğine göre, somut uyuşmazlıkta davalı bankanın BK’nun 100.
maddesindeki sorumluluk koşulu gerçekleşmiştir. Bu durumda mahkemece davacıya kusur izafesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince;
Ağır ceza mahkemesindeki yargılama sırasında banka çalışanı ... mahkeme huzurundaki beyanında davacının 22.000 TL parası olduğunu bildirmiş, banka müfettişine verdiği ifadesinde ise davacının kendisine 18.000 TL verdiğini beyan etmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de, bilirkişi raporunda ancak ağır ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesi halinde davacı zararının 25.000 TL olarak kabulünün gerekeceği bildirilmesine rağmen mahkemece ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesi beklenilmeden davacının zararının 25.000 TL olduğundan bahisle taleple bağlı kalınarak 23.000 TL üzerinden karar verilmiştir. Bu durumda, taraflar arasında zimmete geçirilen paranın tutarı konusunda ihtilaf bulunduğuna ve bu konuda da ağır ceza mahkemesi kararına itibar edildiğine göre, bu kararın kesinleşmesi beklenmeden yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmayıp hükmün davalı banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına (3) nolu bendde açıklanan nedenlerle ise davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042005900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz