Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4070 E. 2022/6035 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zimmet↗ kusur↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka çalışanı Mehmet Teke'nin, Fortis Bank A.Ş. Şanlıurfa şubesinde bireysel pazarlama portföy yöneticisi yardımcılığı görevinde bulunduğu ve görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve dosyamız davacısı ...'ın hesabından da 25.000,00 TL olmak üzere toplam 816.944 TL zimmetine geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/4 Esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 14.09.2020 tarih ve 2020/651-12293 E.K. sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilerek 14.09.2020 tarihinde kesinleştiği, B.K.’nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000,00 TL’nin zimmetine geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davaıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabının incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olduğu söz konusu boş dekontları davalı çalışanına verdiğine göre davalı bankanın BK’nın 100. maddesindeki sorumluluk koşulunun gerçekleştiği ve bu durumda davacıya kusur izafesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu anlaşılmakla mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda davacıya kusur izafe edilmeyerek paranın tutarı konusunda ağır ceza mahkemesinin kararına itibar edildiğinden ve ağır ceza mahkemesi dosyasında verilen karar ve kesinleşme şerhinde bu dosyanın davacısına ödeme yapıldığına dair tespitin mevcut olmadığı görüldüğünden ve karar kesinleştiğinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 23.000,00 TL alacağın 05/01/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15529 E. 2013/13100 K.
Ortak:zimmet · kusur · avans faizi
İncelediğiniz kararda… B.K.’nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000,00 TL’nin «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davaıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabının incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olduğu söz konusu boş dekontları davalı çalışanına verdiğine göre davalı bankanın BK’nın 100. maddesindeki sorumluluk koşulunun gerçekleştiği ve bu durumda davacıya «kusur» izafesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu anlaşılmakla mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda davacıya kusur izafe edilmeyerek paranın tutarı konusunda ağır ceza mahkemesinin kararına itibar edildiğinden ve ağır ceza mahkemesi dosyasında verilen karar ve kesinleşme şerhinde bu dosyanın davacısına ödeme yapıldığına dair tespitin mevcut olmadığı görüldüğünden ve karar kesinleştiğinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 23.000,00 TL alacağın 05/01/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda uygulanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Şanlıurfa şubesinde bireysel pazarlama portföy yöneticisi yardımcılığı görevinde bulunduğu ve görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve dosyamız davacısı ...'ın hesabından da 25.000,00 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.
Benzer bu karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve davacı ...'ın hesabından da 25.000 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, BK.nun 53.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kurtuluş kanıtı · hafif kusur · kusur oranı · haksız eylem · hakkaniyet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMaddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000 TL’nı «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davacıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla .../... usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulünün doğru görülemeyeceği, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştığı kişiler aracılığıyla yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK.nun 55. maddesinde olduğu gibi «haksız eylem» ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankaların BK.nun ilke olarak «kurtuluş kanıtı» öngörmeyen BK'nun 100'ncü maddesi ile sorumlu olup aynı kanunun 99/2 maddesi, 100/«son» maddesindeki kurtuluş halini «hafif kusurlar» için dahi kaldırmakta açıklanan tespitlerin ışığı taraflara izafesi mümkün «hakkaniyete» uygun «kusur oranlarının» ise davalı banka açısından %70 davacı mudi açısından ise %30 olacağı ve taleple bağlı kalınarak kusur oranına göre davacının davalı bankadan talep edebileceği alacak miktarının 16.100 TL olduğu ve davalı bankanın çalıştıran sıfatıyla bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.100 TL alacağın 05.01.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5455 E. 2024/2521 K.
Ortak:zimmet · kusur
İncelediğiniz kararda… B.K.’nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000,00 TL’nin «zimmetine» geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davaıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabının incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olduğu söz konusu boş dekontları davalı çalışanına verdiğine göre davalı bankanın BK’nın 100. maddesindeki sorumluluk koşulunun gerçekleştiği ve bu durumda davacıya «kusur» izafesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu anlaşılmakla mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda davacıya kusur izafe edilmeyerek paranın tutarı konusunda ağır ceza mahkemesinin kararına itibar edildiğinden ve ağır ceza mahkemesi dosyasında verilen karar ve kesinleşme şerhinde bu dosyanın davacısına ödeme yapıldığına dair tespitin mevcut olmadığı görüldüğünden ve karar kesinleştiğinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 23.000,00 TL alacağın 05/01/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda uygulanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Şanlıurfa şubesinde bireysel pazarlama portföy yöneticisi yardımcılığı görevinde bulunduğu ve görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve dosyamız davacısı ...'ın hesabından da 25.000,00 TL olmak üzere toplam 816.944 TL «zimmetine» geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2.
Benzer bu karardaMahkemece 21.02.2012 tarih, 2010/52 E. ve 2012/47 K. sayılı kararı ile Ceza Mahkemesince davalı banka personelinin birçok müşterinin hesaplarından «zimmetine» para geçirdiğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararda davacının zimmet olunan parasının 35.800,00 TL olduğunun maddi vaka olarak saptandığı, bir olayın nasıl olduğuna ilişkin kesinleşen Ceza Mahkemesi kararının hukuk hakimini bağladığı, buna göre Ceza Mahkemesi kararıyla saptanan tutar kadar bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak 35.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 E. sayılı dosyasının «bozma sonrası» 2012/123 E. numarasını aldığı, Ceza Mahkemesince sanık Mehmet Teke'nin basit «zimmet» ve nitelikli zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 7.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 8.473,00 TL'nin davacıya ödendiğini, davacının hesap hareketlerini kontrol etmedğini, banka çalışanı ile «mutabakat» içinde olduğunu, bankanın herhangi bir «kusur» ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının gerekli özeni göstermeden dekontlara imza attığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme savunması · bankacılık işlemi · bozma sonrası karar · mutabakat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece 21.02.2012 tarih, 2010/52 E. ve 2012/47 K. sayılı kararı ile Ceza Mahkemesince davalı banka personelinin birçok müşterinin hesaplarından «zimmetine» para geçirdiğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararda davacının zimmet olunan parasının 35.800,00 TL olduğunun maddi vaka olarak saptandığı, bir olayın nasıl olduğuna ilişkin kesinleşen Ceza Mahkemesi kararının hukuk hakimini bağladığı, buna göre Ceza Mahkemesi kararıyla saptanan tutar kadar bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak 35.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
2- Ancak, dava, «bankacılık işlemi» sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu itibarla, mahkemece, ceza mahkemesi kararının kesinleşmediği de dikkate alınarak sonucunun beklenmesi, davalının «ödeme savunması» üzerinde durulması, oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden davalının itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/4 E. sayılı dosyasının «bozma sonrası» 2012/123 E. numarasını aldığı, Ceza Mahkemesince sanık Mehmet Teke'nin basit «zimmet» ve nitelikli zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 7.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4070 E. , 2022/6035 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.03.2021 tarih ve 2013/577 E. - 2021/310 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, dava dışı banka çalışanı Mehmet Teke’nin müvekkilinin parasını haksız ve kötüniyetli olarak hesabından çektiğini, bir güven ve itibar kurumu olan bankaların kabul ettikleri mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduğunu, davalı bankanın müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu bulunduğunu, davalının adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.000 TL alacağın talep tarihine kadar akdi faizi ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, yetki, işbölümü ve husumet itirazı ile zamanaşımı definde bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka çalışanı Mehmet Teke'nin, Fortis Bank A.Ş. Şanlıurfa şubesinde bireysel pazarlama portföy yöneticisi yardımcılığı görevinde bulunduğu ve görev yaptığı dönem içinde banka müşterilerinin hesaplarından müşterilerin rızaları dışında tasarrufta bulunduğu ve dosyamız davacısı ...'ın hesabından da 25.000,00 TL olmak üzere toplam 816.944 TL zimmetine geçirdiği ve müsnet suçtan Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/4 Esas sayılı dosyasıyla yargılanarak cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 14.09.2020 tarih ve 2020/651-12293 E.K. sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilerek 14.09.2020 tarihinde kesinleştiği, B.K.’nın 53.
maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek davacının hesabından 25.000,00 TL’nin zimmetine geçirdiği, dosyada bulunan dekonttaki imzaların davaıya ait olduğu göz önünde tutularak boş dekontlara imza attığı ve bu durumun davacının müterafik kusurunu oluşturacağı, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabının incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aktif davranması gerektiği, davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olduğu söz konusu boş dekontları davalı çalışanına verdiğine göre davalı bankanın BK’nın 100.
maddesindeki sorumluluk koşulunun gerçekleştiği ve bu durumda davacıya kusur izafesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu anlaşılmakla mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda davacıya kusur izafe edilmeyerek paranın tutarı konusunda ağır ceza mahkemesinin kararına itibar edildiğinden ve ağır ceza mahkemesi dosyasında verilen karar ve kesinleşme şerhinde bu dosyanın davacısına ödeme yapıldığına dair tespitin mevcut olmadığı görüldüğünden ve karar kesinleştiğinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 23.000,00 TL alacağın 05/01/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.178,13 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 19/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/826267700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz