Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18312 E. 2013/16320 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak arama özgürlüğü↗ adil yargılanma hakkı↗ kötüleme↗ ticari itibar↗ kişilik hakları↗ hakkın kötüye kullanılması↗ şikayet↗ ihtiyati haciz↗ haciz↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce ibraz edilmesinin ve ihtiyati haciz talebinin davacının kişilik haklarını zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde kötüleyici girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının şikayet hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, ticari itibarına zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı şikayetin, şikayet hakkının kötüye kullanılması olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama özgürlüğü veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır. Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür.
Hak arama veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Somut uyuşmazlıkta, şikayet hakkının kötüye kullanıldığından söz edilebilmesi için öncelikle şikayetin sonucunun ne olduğunun tespiti gerekir.Dosya içerisinde davalının şikayetinin sonucu ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Öte yandan şikayet hakkı anayasal bir hak olduğundan şikayeti haklı kılacak emarelerin bulunması halinde şikayet hakkının kötüye kullanılmasından söz edilemez , daha doğru bir deyişle şikayetin haksız olduğunun ortaya çıkması her halükarda şikayetin kötüye kullanıldığı anlamına gelmez. Bu itibarla mahkemece, davalının şikayetinin sonucu ile ilgili evraklar ilgili kurumdan celp edilip, buna göre yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13375 E. 2018/4736 K.
Ortak:adil yargılanma hakkı · kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı «şikayetin», şikayet «hakkının kötüye kullanılması» olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Hak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Benzer bu karardaDava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan «şikayet» ve bilgi edinme amacı «taşıyan» dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hak arama hürriyeti veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verdiğini düşündüğü kişilere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Hak arama hürriyeti veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · ihtarname · taşıyan
Benzer bu karardaDava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan «şikayet» ve bilgi edinme amacı «taşıyan» dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… rudan bağlantılı olmayan davacının akademik olarak bağlı olduğu üniversite ve danışmanlık yaptığı şirkete davacıyı zor durumda bırakacak ifadeler ve talepler içeren «ihtarnameler» gönderdiği, davalının bu eyleminin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riski oluşturduğu, üniversite nezdinde akademik kariyerinin taklit ürü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6690 E. 2011/5687 K.
Ortak:adil yargılanma hakkı · kişilik hakları · şikayet · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Hak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Hak arama veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Benzer bu karardaHak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Hak arama veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
… elerin, davacı kitaplarına engel teşkil etmediği, kitapların makul sınırlar içinde benzerlik teşkil ettiği, davacı yöneticilerinin beraatine karar verildiği, davalı «şikayetinin» haksız olduğunun ortaya çıktığı, davacının dava dışı Pfizer firmasıyla 6.000 adet kitap satışı hususunda anlaştığı, kitapların «sevk irsaliyesi» ve «fatura» ile «teslim» edildiği, ancak toplatma kararı ile 42.120 USD satış bedelinden «mahrum» kaldığı, düzenlenen fatura tutarının ise 17.722.278.320 TL olduğu, davacının bu kitapları 2000 yılında satması halinde uğrayacağı zararın 4.680.00 USD tutarında olacağının bilirkişi raporu ile saptandığı, üç ayrı firmayla 10.000 adet kitap satışı hususunda ön anlaşma yaptığı, «kar mahrumiyetinin» olacağı, satışların toplatma kararı uyarınca yapılmaması nedeniyle 1000.00x3 USD talepte bulunulduğu, isteme bağlı kalındığı, ayrıca işyerinde toplatılan 150 adet kitaptan dolayı 975.00 USD «kar kaybının» tespit edildiği, haksız şikayet nedeniyle davacı itibarının zedelendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.655.00 USD maddi ve 3.000.00 YTL manevi tazminatın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · kar kaybı · sevk irsaliyesi · irsaliye · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · fatura
Benzer bu kararda… elerin, davacı kitaplarına engel teşkil etmediği, kitapların makul sınırlar içinde benzerlik teşkil ettiği, davacı yöneticilerinin beraatine karar verildiği, davalı «şikayetinin» haksız olduğunun ortaya çıktığı, davacının dava dışı Pfizer firmasıyla 6.000 adet kitap satışı hususunda anlaştığı, kitapların «sevk irsaliyesi» ve «fatura» ile «teslim» edildiği, ancak toplatma kararı ile 42.120 USD satış bedelinden «mahrum» kaldığı, düzenlenen fatura tutarının ise 17.722.278.320 TL olduğu, davacının bu kitapları 2000 yılında satması halinde uğrayacağı zararın 4.680.00 USD tutarında olacağının bilirkişi raporu ile saptandığı, üç ayrı firmayla 10.000 adet kitap satışı hususunda ön anlaşma yaptığı, «kar mahrumiyetinin» olacağı, satışların toplatma kararı uyarınca yapılmaması nedeniyle 1000.00x3 USD talepte bulunulduğu, isteme bağlı kalındığı, ayrıca işyerinde toplatılan 150 adet kitaptan dolayı 975.00 USD «kar kaybının» tespit edildiği, haksız şikayet nedeniyle davacı itibarının zedelendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.655.00 USD maddi ve 3.000.00 YTL manevi tazminatın …
Somut olayda davalı yetkililerinin 5846 sayılı Kanuna dayalı yaptığı «şikayetin» ciddi görülerek davacı tarafından piyasaya sunulan kitapların Cumhuriyet Savcılığı tarafından toplatıldığı, iddiaların yerinde görülerek yetkilileri hakkında kamu davası açıldığı, ceza yargılaması aşamasında toplatma kararına yapılan itirazın reddedildiği, esasen yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalının kitapları ile davacı kitapları arasındaki benzerliğin makul kabul edildiği, şikayeti haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, hak arama sınırları içinde bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9353 E. 2012/1365 K.
Ortak:adil yargılanma hakkı · kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet · teminat · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı «şikayetin», şikayet «hakkının kötüye kullanılması» olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Hak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Benzer bu karardaHak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Hak arama veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Somut olayda davalı yetkililerinin 556 Sayılı KHK’ye dayalı yaptığı «şikayetin» ciddi görülerek davacı tarafından piyasaya sunulan bıçakların Cumhuriyet Savcılığı tarafından toplatıldığı iddiaları yerinde görülerek davacı hakkında kamu davası açıldığı, hak arama sınırları içinde bu hakkın kullanıldığı, tazminat isteme koşullarının olmadığı, davacı hakkında açılan ceza davasının beraat ile sonuçlanması halinin, başlı başına davalının Anayasa ile güvence altına alınan şikâyet «hakkını kötüye kullandığı» anlamına gelmeyeceği dikkate alınıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · taraf ehliyeti · bilirkişi incelemesi · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ceza mahkemesinde uzun süre yargılandığı, «bilirkişi incelemesinde» de davacının ürettiği bıçakların tasarımının davalıya ait bıçaklarla aynı olmadığının belirlendiği, bu nedenle davalının «şikayetinde» haksız olduğu, davacının güven ve itibarının da zedelendiği, davacının emanette bulunan bıçaklarının üretimini de durdurduğu ve bu nedenle maddi zararının 1.813 TL olduğu gerekçesiyle davacının manevi tazminat ve «kar mahrumiyeti» istemlerinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminat ve 1.813 TL kar mahrumiyeti tazminatının 22.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Şti. nezdinde önceye dayalı ortaklıklarının olduğu ve davalının söz konusu bıçakların adı geçen şirket tarafından üretildiği yönünde şikâyette bulunduğu göz önüne alındığında, bıçakların üretim ve satışının yapılamaması olgusuna dayalı olarak talep edilen kâr «kaybı» yönünden gerçek kişi davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
… kilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının güven ve itibarının zedelendiği, davalının «şikayetinde» haksız olduğu gerekçesiyle davacı lehine kâr «mahrumiyeti» ve manevi tazminata hükmedilmiştir. .../...
2 – Öte yandan, davacı tarafça, davalının şikâyeti nedeniyle, suça konu edilen bıçakların üretiminin yapılamadığı ve bu nedenle kâr «kaybına» uğradığı iddia edilmişse de, tarafların Grup İnoks Ltd.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7229 E. 2012/14993 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · kötüleme · kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı «şikayetin», şikayet «hakkının kötüye kullanılması» olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Hak arama veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacılar tarafından üretilen ürünlerle kendi «tescilli tasarımları» arasında herhangi bir benzerliğin bulunup bulunmadığını, «iltibasa» yol açabilecek bir benzerlikten söz edilip edilemeyeceğini titizlikle araştırıp tespit ettirmeden davacılar hakkında hiçbir emareye dayanmadan «şikayette» bulunmasının hak arama hürriyetini kötüye kullanma ve dolayısıyla «haksız fiil» teşkil edeceği, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zarar kalemleri için 9.440 TL'lık «yedieminlik ücreti» dışında somut bir delil sunamadıkları, davalının haksız şikayetinin davacıların ürettiği ürünlerin kendisine ait tescilli ürünü ile iltibas yarattığı izlenimini vermesi nedeni ile davacıların ürettiği ürünü yanıltıcı şekilde «kötülemek» sonucunu doğurduğu gibi, davacıların taklit ürün kullanarak ahlak dışı faaliyette bulundukları şeklinde resmi makamlara yanlış malumat vermenin TTK'nun 56, 57/1 ve 2 bentleri uyarınca «haksız rekabet» de teşkil ettiği, davalının haksız fiil ve haksız rekabeti nedeniyle davacılar uğradıkları maddi zararı ispatlayamamış iseler de BK'nun 42. maddesi uyarınca takdiren 10.000 TL manevi tazminata hükmedilebileceği, böylece ödenen yedieminlik ücreti ile birlikte davacılar yararına toplam 19.440 TL «maddi tazminata» yarı yarıya hükmedilmesi gerektiği, TTK'nun 58. maddesi uyarınca BK'nun 49. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinden davacıların manevi tazminat da isteyebilecekleri, gerekçesi ile her bir davacı için dokuz bin yedi yüz yirmi'şer Liradan iki davacıya toplam 19.440 TL maddi ödence ödemesine, bu miktara 02.08.2006 tarihinden başlayarak ve faizin cinsi yönünden istemle de bağlı kalınarak 3095 Sayılı Yasanın değişik 1 ve 2/1 maddeleri hükümlerince «yasal faiz» cinsinden direnim faizi de yürütülmesine, her bir davacıya üçer bin TL manevi ödence ödemesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İşte bu noktada, «hak arama özgürlüğü» ile «kişilik hakları» karşı karşıya gelmiş olabilir.
Bir taraftan kişinin «hak arama özgürlüğü» güvence altına alınmışken, diğer taraftan «kişilik hakları» da anayasal ve yasal güvence altına alınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin ücreti · yediemin · el koyma · savunma hakkı · tescilsiz tasarım · bilirkişi incelemesi · haksız fiil · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacılar tarafından üretilen ürünlerle kendi «tescilli tasarımları» arasında herhangi bir benzerliğin bulunup bulunmadığını, «iltibasa» yol açabilecek bir benzerlikten söz edilip edilemeyeceğini titizlikle araştırıp tespit ettirmeden davacılar hakkında hiçbir emareye dayanmadan «şikayette» bulunmasının hak arama hürriyetini kötüye kullanma ve dolayısıyla «haksız fiil» teşkil edeceği, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zarar kalemleri için 9.440 TL'lık «yedieminlik ücreti» dışında somut bir delil sunamadıkları, davalının haksız şikayetinin davacıların ürettiği ürünlerin kendisine ait tescilli ürünü ile iltibas yarattığı izlenimini vermesi nedeni ile davacıların ürettiği ürünü yanıltıcı şekilde «kötülemek» sonucunu doğurduğu gibi, davacıların taklit ürün kullanarak ahlak dışı faaliyette bulundukları şeklinde resmi makamlara yanlış malumat vermenin TTK'nun 56, 57/1 ve 2 bentleri uyarınca «haksız rekabet» de teşkil ettiği, davalının haksız fiil ve haksız rekabeti nedeniyle davacılar uğradıkları maddi zararı ispatlayamamış iseler de BK'nun 42. maddesi uyarınca takdiren 10.000 TL manevi tazminata hükmedilebileceği, böylece ödenen yedieminlik ücreti ile birlikte davacılar yararına toplam 19.440 TL «maddi tazminata» yarı yarıya hükmedilmesi gerektiği, TTK'nun 58. maddesi uyarınca BK'nun 49. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinden davacıların manevi tazminat da isteyebilecekleri, gerekçesi ile her bir davacı için dokuz bin yedi yüz yirmi'şer Liradan iki davacıya toplam 19.440 TL maddi ödence ödemesine, bu miktara 02.08.2006 tarihinden başlayarak ve faizin cinsi yönünden istemle de bağlı kalınarak 3095 Sayılı Yasanın değişik 1 ve 2/1 maddeleri hükümlerince «yasal faiz» cinsinden direnim faizi de yürütülmesine, her bir davacıya üçer bin TL manevi ödence ödemesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davalı kendisi adına ait tescilli alüminyum profillerin davacı tarafından taklit edildiğini iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunmuş, bu şikayeti ciddi bulan Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili mahkemeden arama ve el «koyma» kararı talep etmiş ve mahkeme tarafından verilen karara istinaden davacının işyerinde yapılan arama sonucunda iddia konusu profillere el konulmuş, akabinde davacı hakkında iddianame hazırlanarak kamu davası açılmış ve mahkemece yapılan yargılama sırasında yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu davacının ürünlerinin davalının «tescilli tasarımına» benzemediği anlaşılarak davacının delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiştir.
Şikâyet hakkı, diğer bir deyimle «hak arama özgürlüğü»; Anayasa'nın "Hakların Korunması İle İlgili Hükümler" başlığı altında ve 36. maddesinde "Herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve «savunma hakkına» sahip olduğu" şekli ile yer almıştır.
Anayasa'nın güvence altına aldığı «hak arama özgürlüğünün» yanında, yine Anayasa'nın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği" başlığını «taşıyan» 12. maddesinde de, "Herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu" belirtildikten başka, 17. maddesinde de, "Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu" da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1268 E. 2010/2350 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı «şikayetin», şikayet «hakkının kötüye kullanılması» olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Hak arama veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Benzer bu karardaİşte bu noktada, «hak arama özgürlüğü» ile «kişilik hakları» karşı karşıya gelmiş olabilir.
Bir taraftan kişinin «hak arama özgürlüğü» güvence altına alınmışken, diğer taraftan «kişilik hakları» da Anayasal ve yasal güvence altına alınmıştır.
Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde, «hak arama özgürlüğünün», tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmadığı, diğer bir anlatımla kişi, istediği biçim ve koşulda ve salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamayacağı, aksi halde bu «hakkı kötüye kullanmış» sayılacağı kabul edilerek, Anayasa ve yasaların öngördüğü güvenceden yararlanamayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı · bloke · dolandırıcılık · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · taşıyan · yetkisizlik kararı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacının hesabındaki paraya «bloke» konulması nedeniyle davacının kullandığı kredilerden dolayı 9.649,63 YTL faiz zararı olduğu, ayrıca haksız «şikayet» nedeniyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.643,63 YTL maddi ve 2.000 YTL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şikâyet hakkı, diğer bir deyimle «hak arama özgürlüğü»; Anayasa'nın Hakların Korunması ile ilgili Hükümler başlığı altında ve 36. maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve «savunma hakkına» sahip olduğu şekli ile yer almıştır.
İşte bundan dolayıdır ki kişi, gerek yargı mercileri önünde ve gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendisine zarar veren kişilere karşı, haklarının korunmasını, bunun sonucu olarak da zarar veren hakkında yasal işlem yapılmasını ve bu bağlamda cezalandırılmasını isteme hak ve «yetkisine» sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı «hak arama özgürlüğünün» yanında, yine Anayasanın Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği başlığını «taşıyan» 12. maddesinde de, herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10417 E. 2012/13917 K.
Ortak:kötüleme · ticari itibar · kişilik hakları · şikayet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Hak arama veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı «şikayetin», şikayet «hakkının kötüye kullanılması» olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaOrtada hiçbir emare olmadığı halde, davacı şirketin ve yöneticisi bulunan diğer davacının «ticari itibarını zedeleyecek» ve «kişilik haklarını» incitecek şekilde beyanlarda bulunmak, «şikayet» hakkının kapsamında değerlendirilemez.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı Göltaş A.Ş'nin TMSF'na devredildiği dönemde davacı şirkete 56, davalıya 13 kez «acentelik» verdiği, dolayısıyla davalının «şikayetini» haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, buna bağlı olarak da şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığı, davalı ifadelerinin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davalının yasal «şikayet» hakkını kullandığı ve şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:demuraj · ticari itibarın zedelenmesi · acentelik · taşıyan · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
Benzer bu karardaOysa, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalının elektronik posta yoluyla BDDK., Göltaş A.Ş. ve Rekabet Kurulu’na gönderdiği yazılar ile “«son» zamanlarda Antalya Limanı’nda yaşanan olayların çok çirkinleştiği, davacı şirket yetkilisi diğer davacı ... ile Göltaş A.Ş. yetkilisi Hatice arasında bir çıkar ilişkisinin olduğu, Hatice’nin armatörlere davalıyı «kötüleyerek» ayrıca cezai işlem uygulayacağını bildirip armatörleri tehdit ederek «haksız rekabete» yol açtığı, yine Barış ile Hatice’nin «taşıyanlarla» görüşüp «demuraj» ücretinde indirim yapacakları vaadiyle aldıkları paraları aralarında paylaştıkları” iddialarında bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı Göltaş A.Ş'nin TMSF'na devredildiği dönemde davacı şirkete 56, davalıya 13 kez «acentelik» verdiği, dolayısıyla davalının «şikayetini» haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, buna bağlı olarak da şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığı, davalı ifadelerinin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabet» nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davalının yasal «şikayet» hakkını kullandığı ve şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir an için aksi kabul edilse bile Anayasal «şikayet» hakkının, şikayeti incelemeye yetkili ve «görevli» mercilere karşı kullanılması gereklidir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/783 E. 2013/1538 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · dava şartı yokluğu · tüzel kişilik · ticaret sicili · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicil» «kaydına» göre davalı şirketin 2003 yılında tasfiyeye girdiği ve «tasfiye» kararının 22.10.2003 tarihinde tescil edildiği, tasfiyenin 2005 yılında sona erdiği, 14.01.2005 tarihinde davalı şirketin sicil kaydının «terkin» edildiği, dava tarihinden 5 yıl önce «tüzel kişiliği» sona ermiş bulunan şirkete karşı «husumet» yöneltilerek dava açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, dosyaya celp edilen «ticaret sicil» «kaydına» göre davalı şirketin 2003 yılında «tasfiye» sürecine girdiği ve 14.01.2005 tarihinde de sicil kaydının «terkin» edildiği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği mahkemenin de kabulünde olup dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verildiğine göre davalı şirket lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Arama yapılan “...-... adresinde «ticaret sicil» «kaydına» göre dava dışı .... faaliyette bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18312 E. , 2013/16320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/06/2012 tarih ve 2009/569-2012/736 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında gerçekleşen taşıma ve fuar organizasyonu işi sonrasında, davalının keşide tarihi gelmeyen çeki bankaya ibraz edip ihtiyati haciz kararı alarak, müvekkilinin çekini ödemediği iddiası ile ticari ilişkide olduğu firmalar nezdinde itibarını zedelediğini, fuar katılımcılarına ait emtianın ödeme yapılıncaya kadar iade edilmeyeceği gerekçesi ile teslimin geciktirilip fuar katılımcılarına müvekkili hakkında yanlış ve zarar verici beyanlarda bulunduğunu, davalının müvekkilinin devlet teşviklerinden haksız kazanç sağladığı gibi dayanaksız ve gerçek dışı iddialarla şikayet dilekçeleri verdiğini, davalının çeşitli haksız eylemlerle müvekkilinin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, davacının ticari itibarını zedeleyici bir davranışlarının bulunmadığını, davacı tarafın haksız olarak davalıya olan borcunu ödemekten kaçındığını, alacağın tahsilini sağlamak için ilgili resmi kuruluşlara bildirimde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce ibraz edilmesinin ve ihtiyati haciz talebinin davacının kişilik haklarını zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde kötüleyici girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının şikayet hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, ticari itibarına zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile;
7. 500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı şikayetin, şikayet hakkının kötüye kullanılması olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama özgürlüğü veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır.
Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür.
Hak arama veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Somut uyuşmazlıkta, şikayet hakkının kötüye kullanıldığından söz edilebilmesi için öncelikle şikayetin sonucunun ne olduğunun tespiti gerekir.Dosya içerisinde davalının şikayetinin sonucu ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Öte yandan şikayet hakkı anayasal bir hak olduğundan şikayeti haklı kılacak emarelerin bulunması halinde şikayet hakkının kötüye kullanılmasından söz edilemez , daha doğru bir deyişle şikayetin haksız olduğunun ortaya çıkması her halükarda şikayetin kötüye kullanıldığı anlamına gelmez. Bu itibarla mahkemece, davalının şikayetinin sonucu ile ilgili evraklar ilgili kurumdan celp edilip, buna göre yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041282100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz