6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10417 E. 2012/13917 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet kurulu kararı demuraj ticari itibarın zedelenmesi kötüleme ticari itibar kişilik hakları şikayet acentelik tmsf taşıyan haksız rekabet i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı Göltaş A.Ş'nin TMSF'na devredildiği dönemde davacı şirkete 56, davalıya 13 kez acentelik verdiği, dolayısıyla davalının şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, buna bağlı olarak da şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığı, davalı ifadelerinin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davalının yasal şikayet hakkını kullandığı ve şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalının elektronik posta yoluyla BDDK., Göltaş A.Ş. ve Rekabet Kurulu’na gönderdiği yazılar ile “son zamanlarda Antalya Limanı’nda yaşanan olayların çok çirkinleştiği, davacı şirket yetkilisi diğer davacı ... ile Göltaş A.Ş. yetkilisi Hatice arasında bir çıkar ilişkisinin olduğu, Hatice’nin armatörlere davalıyı kötüleyerek ayrıca cezai işlem uygulayacağını bildirip armatörleri tehdit ederek haksız rekabete yol açtığı, yine Barış ile Hatice’nin taşıyanlarla görüşüp demuraj ücretinde indirim yapacakları vaadiyle aldıkları paraları aralarında paylaştıkları” iddialarında bulunduğu anlaşılmıştır.

Öncelikle şikayet hakkının kullanılabilmesi için bir hakkın mevcut olması gerekir. Birden fazla şirketin iş yaptığı bir ortamda, bir şirketin fazla iş alıp bir başka şirketin az iş alması, şikayet hakkının bulunduğu anlamına gelmez. Bir an için aksi kabul edilse bile Anayasal şikayet hakkının, şikayeti incelemeye yetkili ve görevli mercilere karşı kullanılması gereklidir. Davalı ise davacıların ilişkide bulunduğu şirket veya kurumlara müracaat etmiştir. Üstelik de davalının yukarıda anılan beyanlarını haklı gösterecek hiçbir emare bulunmamaktadır. Ortada hiçbir emare olmadığı halde, davacı şirketin ve yöneticisi bulunan diğer davacının ticari itibarını zedeleyecek ve kişilik haklarını incitecek şekilde beyanlarda bulunmak, şikayet hakkının kapsamında değerlendirilemez.

Bu durum karşısında mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemi ile hem davacı şirketin ticari itibarını hem de diğer davacının manevi haklarını ihlal ettiği kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/10417 E.  ,  2012/13917 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/04/2010 tarih ve 2007/577-2010/173 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/10/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkili şirketin gemi kiralama ve denizcilik hizmetleri alanında Mayıs 2006 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiğini, diğer müvekkilinin de müvekkili şirketin müdürü olduğunu, davalının BDDK, Rekabet Kurumu ve müvekkillerinin bir nevi temsilciliğini yaptığı Göltaş Çimento A.Ş.'ne gönderdiği 01/10/2007 tarihli e-mail ile müvekkillerinin ticari itibarını zedeleyen, kişilik haklarına doğrudan saldırı teşkil eden, gerçek dışı ve küçük düşürücü beyanlarda bulunduğunu ileri sürerek, iktisadi rekabet kurallarına aykırı bu davranışı dolayısıyla (25,000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin Anayasal dilekçe hakkını kullandığını, davacıların ticari itibarını ve kişilik haklarını zedelemesinin veya iktisadi rekabetin gerektirdiği iyi niyet kurallarına aykırı hareket etmesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı Göltaş A.Ş'nin TMSF'na devredildiği dönemde davacı şirkete 56, davalıya 13 kez acentelik verdiği, dolayısıyla davalının şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, buna bağlı olarak da şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığı, davalı ifadelerinin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davalının yasal şikayet hakkını kullandığı ve şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalının elektronik posta yoluyla BDDK., Göltaş A.Ş. ve Rekabet Kurulu’na gönderdiği yazılar ile “son zamanlarda Antalya Limanı’nda yaşanan olayların çok çirkinleştiği, davacı şirket yetkilisi diğer davacı ... ile Göltaş A.Ş. yetkilisi Hatice arasında bir çıkar ilişkisinin olduğu, Hatice’nin armatörlere davalıyı kötüleyerek ayrıca cezai işlem uygulayacağını bildirip armatörleri tehdit ederek haksız rekabete yol açtığı, yine Barış ile Hatice’nin taşıyanlarla görüşüp demuraj ücretinde indirim yapacakları vaadiyle aldıkları paraları aralarında paylaştıkları” iddialarında bulunduğu anlaşılmıştır.

Öncelikle şikayet hakkının kullanılabilmesi için bir hakkın mevcut olması gerekir. Birden fazla şirketin iş yaptığı bir ortamda, bir şirketin fazla iş alıp bir başka şirketin az iş alması, şikayet hakkının bulunduğu anlamına gelmez. Bir an için aksi kabul edilse bile Anayasal şikayet hakkının, şikayeti incelemeye yetkili ve görevli mercilere karşı kullanılması gereklidir. Davalı ise davacıların ilişkide bulunduğu şirket veya kurumlara müracaat etmiştir. Üstelik de davalının yukarıda anılan beyanlarını haklı gösterecek hiçbir emare bulunmamaktadır. Ortada hiçbir emare olmadığı halde, davacı şirketin ve yöneticisi bulunan diğer davacının ticari itibarını zedeleyecek ve kişilik haklarını incitecek şekilde beyanlarda bulunmak, şikayet hakkının kapsamında değerlendirilemez.

Bu durum karşısında mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemi ile hem davacı şirketin ticari itibarını hem de diğer davacının manevi haklarını ihlal ettiği kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062520800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.