Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/783 E. 2013/1538 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
el koyma↗ dava şartı yokluğu↗ tüzel kişilik↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicil kaydına göre davalı şirketin 2003 yılında tasfiyeye girdiği ve tasfiye kararının 22.10.2003 tarihinde tescil edildiği, tasfiyenin 2005 yılında sona erdiği, 14.01.2005 tarihinde davalı şirketin sicil kaydının terkin edildiği, dava tarihinden 5 yıl önce tüzel kişiliği sona ermiş bulunan şirkete karşı husumet yöneltilerek dava açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dosyaya celp edilen ticaret sicil kaydına göre davalı şirketin 2003 yılında tasfiye sürecine girdiği ve 14.01.2005 tarihinde de sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. İşbu dava ise ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/19210 Soruşturma sayılı dosyasında alınan arama kararı uyarınca yapılan arama ve el koyma neticesinde düzenlenen 22.04.2010 tarihli tutanak ve internet sitesinde yapılan tespite dayalı olarak 23.09.2010 tarihinde açılmıştır. Arama yapılan “...-... adresinde ticaret sicil kaydına göre dava dışı .... faaliyette bulunmaktadır. Dava tarihi itibariyle davalı şirketin tüzel kişiliği hukuken sona ermiştir. Dava konusu eylemler de terkinden sonraki döneme aittir. Terkin edilen tüzel kişiliğin vekaleten kendisini temsil ettirmesi de mümkün değildir. Davalı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği mahkemenin de kabulünde olup dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğine göre davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13497 E. 2012/19894 K.
Ortak:el koyma · terkin
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicil» «kaydına» göre davalı şirketin 2003 yılında tasfiyeye girdiği ve «tasfiye» kararının 22.10.2003 tarihinde tescil edildiği, tasfiyenin 2005 yılında sona erdiği, 14.01.2005 tarihinde davalı şirketin sicil kaydının «terkin» edildiği, dava tarihinden 5 yıl önce «tüzel kişiliği» sona ermiş bulunan şirkete karşı «husumet» yöneltilerek dava açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, dosyaya celp edilen «ticaret sicil» «kaydına» göre davalı şirketin 2003 yılında «tasfiye» sürecine girdiği ve 14.01.2005 tarihinde de sicil kaydının «terkin» edildiği anlaşılmıştır.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/19210 Soruşturma sayılı dosyasında alınan arama kararı uyarınca yapılan arama ve el «koyma» neticesinde düzenlenen 22.04.2010 tarihli tutanak ve internet sitesinde yapılan tespite dayalı olarak 23.09.2010 tarihinde açılmıştır.
Benzer bu karardaŞti.’nin merkezinde yapıldığı, davalının 31.12.2006 tarihi itibari ile ticareti «terk» ettiği ve tespitin yapıldığı 15.02.2007 tarihi itibari ile «tacir sıfatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait endüstriyel tasarım ve faydalı model belgelerine dayalı haklarına tecavüz ettiğini ileri sürmüş, delil olarak, «delil tespiti» raporunun yanında, dosya içinde mevcut, arama ve al «koyma» tutanağına da dayanmıştır.
Her ne kadar mahkemece, davalının «delil tespiti» yapıldığı tarih itibari ile «tacir» olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de davacı tarafça sunulan arama ve el «koyma» tutanağı tarihi itibari ile davalının ticaret ile iştigal ettiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · delil tespiti · tacir
Benzer bu karardaŞti.’nin merkezinde yapıldığı, davalının 31.12.2006 tarihi itibari ile ticareti «terk» ettiği ve tespitin yapıldığı 15.02.2007 tarihi itibari ile «tacir sıfatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, davalının «delil tespiti» yapıldığı tarih itibari ile «tacir» olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de davacı tarafça sunulan arama ve el «koyma» tutanağı tarihi itibari ile davalının ticaret ile iştigal ettiği sabittir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak olan «delil tespitinin» dava dışı Çağmer Yapı Malzemeleri Ltd.
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait endüstriyel tasarım ve faydalı model belgelerine dayalı haklarına tecavüz ettiğini ileri sürmüş, delil olarak, «delil tespiti» raporunun yanında, dosya içinde mevcut, arama ve al «koyma» tutanağına da dayanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11592 E. 2011/13962 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüyle 8.655,00 USD maddi ve 3.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ilişkin olarak verilen karar Dairemizce, «şikayetin» hak arama sınırları içinde kullanıldığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/783 E. , 2013/1538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.07.2011 tarih ve 2010/153-2011/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait ... adlı internet sitesinde izinsiz olarak davacı kuruma ait TSE markasının kullanıldığını, müvekkilin suç duyurusu üzerine 22.04.2010 tarihinde davalı şirketin işyerinde yapılan aramada 25.02.1993 tarihli vize süresi dolmuş TSE Kalite Uygunluk Belgesi ve TSE ... Bölge Müdürlüğü özel inceleme raporunun kullanma hakkı olmamasına rağmen işyeri duvarında asılı olduğunun tespit edildiğini, bu eylemlerin müvekkilinin marka tescilinden kaynaklanan haklarına zarar verdiğini, davalı şirket ürünlerinin TSEK belgesine sahip olduğu imajı verilerek tüketicilerin aldatıldığını ileri sürerek, TSE markasına vaki tecavüzün önlenmesini, davalının piyasaya sunduğu ya da stoklarında bulunan basılı evrak, broşür ve ürünlerin toplatılarak muhafaza altına alınmasına, 29.500 TL manevi, 5.900 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket adına ..., davalı şirketin tasfiye olduğunu, tasfiye kararının 2003 yılında tescil edildiğini, 22.04.2010 tarihinde arama yapılan işyerinde şu anda ...’nin faaliyette bulunduğunu, ayrıca TSE belgeleri 1993 tarihli olup yenilenmesi gerektiğini bilmediklerini savunurak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicil kaydına göre davalı şirketin 2003 yılında tasfiyeye girdiği ve tasfiye kararının 22.10.2003 tarihinde tescil edildiği, tasfiyenin 2005 yılında sona erdiği, 14.01.2005 tarihinde davalı şirketin sicil kaydının terkin edildiği, dava tarihinden 5 yıl önce tüzel kişiliği sona ermiş bulunan şirkete karşı husumet yöneltilerek dava açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dosyaya celp edilen ticaret sicil kaydına göre davalı şirketin 2003 yılında tasfiye sürecine girdiği ve 14.01.2005 tarihinde de sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. İşbu dava ise ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/19210 Soruşturma sayılı dosyasında alınan arama kararı uyarınca yapılan arama ve el koyma neticesinde düzenlenen 22.04.2010 tarihli tutanak ve internet sitesinde yapılan tespite dayalı olarak 23.09.2010 tarihinde açılmıştır. Arama yapılan “...-... adresinde ticaret sicil kaydına göre dava dışı .... faaliyette bulunmaktadır. Dava tarihi itibariyle davalı şirketin tüzel kişiliği hukuken sona ermiştir. Dava konusu eylemler de terkinden sonraki döneme aittir. Terkin edilen tüzel kişiliğin vekaleten kendisini temsil ettirmesi de mümkün değildir.
Davalı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği mahkemenin de kabulünde olup dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğine göre davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/256878200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz