Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13375 E. 2018/4736 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarının ihlali↗ adil yargılanma hakkı↗ kişilik hakları↗ hakkın kötüye kullanılması↗ şikayet↗ tbk 99↗ ihtarname↗ taşıyan↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının patent başvurusu yaptığı buluş için davacı ile arasındaki uyuşmazlığın çözümünde adli mercilere başvurması ve buna göre çözümünü beklemesi gerekirken bu uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılı olmayan davacının akademik olarak bağlı olduğu üniversite ve danışmanlık yaptığı şirkete davacıyı zor durumda bırakacak ifadeler ve talepler içeren ihtarnameler gönderdiği, davalının bu eyleminin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riski oluşturduğu, üniversite nezdinde akademik kariyerinin taklit ürünlere dayandığı izlenimi yarattığı, davacının bu durumdan elem ve ızdırap duyduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan şikayet ve bilgi edinme amacı taşıyan dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama hürriyeti veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verdiğini düşündüğü kişilere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır. Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür.
Hak arama hürriyeti veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Somut olayda, davalı, davacının çalıştığı üniversiteye ve danışmanlık yaptığı şirkete gönderdiği dilekçelerde; davacının danışmanlığını yaptığı buluş için dava dışı ... ... San.ve Tic. A.Ş’nin patent başvurusunda bulunduğunu, aynı konuda kendisinin de patent başvurusunun bulunduğunu, yapılan reklamlarda üniversitenin adının kullanıldığını ve buluşun Türkiye’de ve Dünya’da bir ilk olduğunun belirtildiğini ifade ederek bu durum hakkında şikayet hakkını kullanmıştır. Davalının bu şikayeti üzerine davacının çalıştığı üniversite tarafından davacı aleyhine hiçbir işlem yapılmamıştır. Bu durumda, davalının hiçbir delil ve emareye dayanmadan, sırf tahmin üzerine davacı hakkında suçlamada bulunduğu, dolayısıyla şikayet hakkını kötüye kullandığı sonucuna varılmamalıdır. Ayrıca, davalı tarafından yazılan dilekçelerde, olayın oluş şekline uygun düşmeyen, hak arama sınırlarını aşan veya davacının kişiliğine yönelen ve kişilik hakkını zedeleyen bir ifade bulunmadığı, böylece TBK’nın 58. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece, davalının şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığı gözetilerek davanın reddine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde davalının tazminatla sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18312 E. 2013/16320 K.
Ortak:adil yargılanma hakkı · kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet · teminat
İncelediğiniz karardaDava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan «şikayet» ve bilgi edinme amacı «taşıyan» dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hak arama hürriyeti veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verdiğini düşündüğü kişilere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Hak arama hürriyeti veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
Dava tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davalının Dış Ticaret Müsteşarlığına yaptığı «şikayetin», şikayet «hakkının kötüye kullanılması» olduğu kabul edilerek davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Hak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüleme · ticari itibar · ihtiyati haciz · haciz · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya verdiği çekin, keşide tarihinden önce «ibraz» edilmesinin ve «ihtiyati haciz» talebinin davacının «kişilik haklarını» zedeler mahiyette olmadığı, davalının, davacıyı müşterileri nezdinde «kötüleyici» girişim ve beyanlarda bulunduğunun kanıtlanamadığı, ancak somut bir kanıt bulunmadan, davalının davacıyı devlet teşviklerinden haksız kazanç sağlamakla suçlamasının «şikayet» «hakkının kötüye kullanılması» niteliğinde olup, bu durumun davacının kişilik haklarına, «ticari itibarına» zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1268 E. 2010/2350 K.
Ortak:kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet · taşıyan
İncelediğiniz karardaDava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan «şikayet» ve bilgi edinme amacı «taşıyan» dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hak arama hürriyeti veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Bu durumda, davalının hiçbir delil ve emareye dayanmadan, sırf tahmin üzerine davacı hakkında suçlamada bulunduğu, dolayısıyla «şikayet» «hakkını kötüye kullandığı» sonucuna varılmamalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacının hesabındaki paraya «bloke» konulması nedeniyle davacının kullandığı kredilerden dolayı 9.649,63 YTL faiz zararı olduğu, ayrıca haksız «şikayet» nedeniyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.643,63 YTL maddi ve 2.000 YTL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Anayasanın güvence altına aldığı «hak arama özgürlüğünün» yanında, yine Anayasanın Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği başlığını «taşıyan» 12. maddesinde de, herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, «kişilik haklarına» yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · savunma hakkı · bloke · dolandırıcılık · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacının hesabındaki paraya «bloke» konulması nedeniyle davacının kullandığı kredilerden dolayı 9.649,63 YTL faiz zararı olduğu, ayrıca haksız «şikayet» nedeniyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.643,63 YTL maddi ve 2.000 YTL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şikâyet hakkı, diğer bir deyimle «hak arama özgürlüğü»; Anayasa'nın Hakların Korunması ile ilgili Hükümler başlığı altında ve 36. maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve «savunma hakkına» sahip olduğu şekli ile yer almıştır.
Bu düzenleniş biçimi itibariyle kişinin «hak arama özgürlüğünün» güvence altına alındığı görülmektedir.
İşte bundan dolayıdır ki kişi, gerek yargı mercileri önünde ve gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendisine zarar veren kişilere karşı, haklarının korunmasını, bunun sonucu olarak da zarar veren hakkında yasal işlem yapılmasını ve bu bağlamda cezalandırılmasını isteme hak ve «yetkisine» sahiptir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7229 E. 2012/14993 K.
Ortak:kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · şikayet · taşıyan
İncelediğiniz karardaDava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan «şikayet» ve bilgi edinme amacı «taşıyan» dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hak arama hürriyeti veya «şikayet» hakkı ile diğer hakların özellikle «kişilik haklarının» karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez.
Bu durumda, davalının hiçbir delil ve emareye dayanmadan, sırf tahmin üzerine davacı hakkında suçlamada bulunduğu, dolayısıyla «şikayet» «hakkını kötüye kullandığı» sonucuna varılmamalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacılar tarafından üretilen ürünlerle kendi «tescilli tasarımları» arasında herhangi bir benzerliğin bulunup bulunmadığını, «iltibasa» yol açabilecek bir benzerlikten söz edilip edilemeyeceğini titizlikle araştırıp tespit ettirmeden davacılar hakkında hiçbir emareye dayanmadan «şikayette» bulunmasının hak arama hürriyetini kötüye kullanma ve dolayısıyla «haksız fiil» teşkil edeceği, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zarar kalemleri için 9.440 TL'lık «yedieminlik ücreti» dışında somut bir delil sunamadıkları, davalının haksız şikayetinin davacıların ürettiği ürünlerin kendisine ait tescilli ürünü ile iltibas yarattığı izlenimini vermesi nedeni ile davacıların ürettiği ürünü yanıltıcı şekilde «kötülemek» sonucunu doğurduğu gibi, davacıların taklit ürün kullanarak ahlak dışı faaliyette bulundukları şeklinde resmi makamlara yanlış malumat vermenin TTK'nun 56, 57/1 ve 2 bentleri uyarınca «haksız rekabet» de teşkil ettiği, davalının haksız fiil ve haksız rekabeti nedeniyle davacılar uğradıkları maddi zararı ispatlayamamış iseler de BK'nun 42. maddesi uyarınca takdiren 10.000 TL manevi tazminata hükmedilebileceği, böylece ödenen yedieminlik ücreti ile birlikte davacılar yararına toplam 19.440 TL «maddi tazminata» yarı yarıya hükmedilmesi gerektiği, TTK'nun 58. maddesi uyarınca BK'nun 49. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinden davacıların manevi tazminat da isteyebilecekleri, gerekçesi ile her bir davacı için dokuz bin yedi yüz yirmi'şer Liradan iki davacıya toplam 19.440 TL maddi ödence ödemesine, bu miktara 02.08.2006 tarihinden başlayarak ve faizin cinsi yönünden istemle de bağlı kalınarak 3095 Sayılı Yasanın değişik 1 ve 2/1 maddeleri hükümlerince «yasal faiz» cinsinden direnim faizi de yürütülmesine, her bir davacıya üçer bin TL manevi ödence ödemesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Anayasa'nın güvence altına aldığı «hak arama özgürlüğünün» yanında, yine Anayasa'nın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği" başlığını «taşıyan» 12. maddesinde de, "Herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu" belirtildikten başka, 17. maddesinde de, "Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu" da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, «kişilik haklarına» yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin ücreti · hak arama özgürlüğü · yediemin · kötüleme · el koyma · savunma hakkı · tescilsiz tasarım · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacılar tarafından üretilen ürünlerle kendi «tescilli tasarımları» arasında herhangi bir benzerliğin bulunup bulunmadığını, «iltibasa» yol açabilecek bir benzerlikten söz edilip edilemeyeceğini titizlikle araştırıp tespit ettirmeden davacılar hakkında hiçbir emareye dayanmadan «şikayette» bulunmasının hak arama hürriyetini kötüye kullanma ve dolayısıyla «haksız fiil» teşkil edeceği, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zarar kalemleri için 9.440 TL'lık «yedieminlik ücreti» dışında somut bir delil sunamadıkları, davalının haksız şikayetinin davacıların ürettiği ürünlerin kendisine ait tescilli ürünü ile iltibas yarattığı izlenimini vermesi nedeni ile davacıların ürettiği ürünü yanıltıcı şekilde «kötülemek» sonucunu doğurduğu gibi, davacıların taklit ürün kullanarak ahlak dışı faaliyette bulundukları şeklinde resmi makamlara yanlış malumat vermenin TTK'nun 56, 57/1 ve 2 bentleri uyarınca «haksız rekabet» de teşkil ettiği, davalının haksız fiil ve haksız rekabeti nedeniyle davacılar uğradıkları maddi zararı ispatlayamamış iseler de BK'nun 42. maddesi uyarınca takdiren 10.000 TL manevi tazminata hükmedilebileceği, böylece ödenen yedieminlik ücreti ile birlikte davacılar yararına toplam 19.440 TL «maddi tazminata» yarı yarıya hükmedilmesi gerektiği, TTK'nun 58. maddesi uyarınca BK'nun 49. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinden davacıların manevi tazminat da isteyebilecekleri, gerekçesi ile her bir davacı için dokuz bin yedi yüz yirmi'şer Liradan iki davacıya toplam 19.440 TL maddi ödence ödemesine, bu miktara 02.08.2006 tarihinden başlayarak ve faizin cinsi yönünden istemle de bağlı kalınarak 3095 Sayılı Yasanın değişik 1 ve 2/1 maddeleri hükümlerince «yasal faiz» cinsinden direnim faizi de yürütülmesine, her bir davacıya üçer bin TL manevi ödence ödemesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davalı kendisi adına ait tescilli alüminyum profillerin davacı tarafından taklit edildiğini iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına «şikayette» bulunmuş, bu şikayeti ciddi bulan Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili mahkemeden arama ve el «koyma» kararı talep etmiş ve mahkeme tarafından verilen karara istinaden davacının işyerinde yapılan arama sonucunda iddia konusu profillere el konulmuş, akabinde davacı hakkında iddianame hazırlanarak kamu davası açılmış ve mahkemece yapılan yargılama sırasında yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu davacının ürünlerinin davalının «tescilli tasarımına» benzemediği anlaşılarak davacının delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiştir.
Şikâyet hakkı, diğer bir deyimle «hak arama özgürlüğü»; Anayasa'nın "Hakların Korunması İle İlgili Hükümler" başlığı altında ve 36. maddesinde "Herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve «savunma hakkına» sahip olduğu" şekli ile yer almıştır.
Bu düzenleniş biçimi itibariyle kişinin «hak arama özgürlüğünün» güvence altına alındığı görülmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13375 E. , 2018/4736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.09.2015 tarih ve 2014/10-2015/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ... Üniversitesi bünyesinde Kimyasal Teknolojiler Ana Bilim Dalı Başkanı olduğunu, üniversite laboratuarlarında üç yılı aşkın süre ile “ortamdaki kötü kokuları yok eden ve nemi düzenleyen ekolojik sıva ürünü” üzerinde bilimsel araştırma yapıldığını ve müvekkili tarafından danışmanlık hizmeti verilen dava dışı şirket tarafından bu konuda anılan buluş için patent başvurusu yapıldığını, ancak davalının aynı konuda patent başvurusu olduğundan bahisle müvekkilinin çalıştığı üniversiteye ve danışmanlık yaptığı şirkete ihtarnameler göndererek buluşunun müvekkili tarafından çalındığını iddia ettiğini ve müvekkilini küçük düşürdüğünü, ihtarnamelerin içerik ve üslubu nedeniyle müvekkilinin rencide olduğunu ve akademik kimliğinin zarar gördüğünü, davalının suçlama ve karalamalarından dolayı müvekkilinin büyük bir üzüntü içine girdiğini ileri sürerek 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin kendi adına yaptığı patent başvurusuna konu buluş için davacının çalıştığı üniversiteden bilgi alma hakkını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının patent başvurusu yaptığı buluş için davacı ile arasındaki uyuşmazlığın çözümünde adli mercilere başvurması ve buna göre çözümünü beklemesi gerekirken bu uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılı olmayan davacının akademik olarak bağlı olduğu üniversite ve danışmanlık yaptığı şirkete davacıyı zor durumda bırakacak ifadeler ve talepler içeren ihtarnameler gönderdiği, davalının bu eyleminin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riski oluşturduğu, üniversite nezdinde akademik kariyerinin taklit ürünlere dayandığı izlenimi yarattığı, davacının bu durumdan elem ve ızdırap duyduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalının davacının çalıştığı kuruma yazılan şikayet ve bilgi edinme amacı taşıyan dilekçedeki ifadelerin davacının çalışma hayatında huzursuzluk ve işini kaybetme riskine neden olduğu, bu nedenle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama hürriyeti veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup;
kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verdiğini düşündüğü kişilere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır. Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür.
Hak arama hürriyeti veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Somut olayda, davalı, davacının çalıştığı üniversiteye ve danışmanlık yaptığı şirkete gönderdiği dilekçelerde; davacının danışmanlığını yaptığı buluş için dava dışı ... ... San.ve Tic. A.Ş’nin patent başvurusunda bulunduğunu, aynı konuda kendisinin de patent başvurusunun bulunduğunu, yapılan reklamlarda üniversitenin adının kullanıldığını ve buluşun Türkiye’de ve Dünya’da bir ilk olduğunun belirtildiğini ifade ederek bu durum hakkında şikayet hakkını kullanmıştır. Davalının bu şikayeti üzerine davacının çalıştığı üniversite tarafından davacı aleyhine hiçbir işlem yapılmamıştır. Bu durumda, davalının hiçbir delil ve emareye dayanmadan, sırf tahmin üzerine davacı hakkında suçlamada bulunduğu, dolayısıyla şikayet hakkını kötüye kullandığı sonucuna varılmamalıdır.
Ayrıca, davalı tarafından yazılan dilekçelerde, olayın oluş şekline uygun düşmeyen, hak arama sınırlarını aşan veya davacının kişiliğine yönelen ve kişilik hakkını zedeleyen bir ifade bulunmadığı, böylece TBK’nın 58. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece, davalının şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığı gözetilerek davanın reddine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde davalının tazminatla sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/429861000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz