6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9353 E. 2012/1365 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak arama özgürlüğü kar mahrumiyeti adil yargılanma hakkı kişilik hakları aktif dava ehliyeti hakkın kötüye kullanılması kâr mahrumiyeti şikayet kâr kaybı taraf ehliyeti bilirkişi incelemesi maddi tazminat yasal faiz teminat

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ceza mahkemesinde uzun süre yargılandığı, bilirkişi incelemesinde de davacının ürettiği bıçakların tasarımının davalıya ait bıçaklarla aynı olmadığının belirlendiği, bu nedenle davalının şikayetinde haksız olduğu, davacının güven ve itibarının da zedelendiği, davacının emanette bulunan bıçaklarının üretimini de durdurduğu ve bu nedenle maddi zararının 1.813 TL olduğu gerekçesiyle davacının manevi tazminat ve kar mahrumiyeti istemlerinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminat ve 1.813 TL kar mahrumiyeti tazminatının 22.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1 - Dava, davalı tarafça C. Savcılığına yapılan şikâyet sonucunda davacı hakkında açılan kamu davası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının şikâyeti sonucunda, müvekkili hakkında 556 sayılı KHK’ye muhalefet suçu nedeniyle kamu davası açıldığını, müvekkilinin söz konusu davada sanık sıfatı ile yargılanarak beraatine karar verildiğini, ancak söz konusu dava nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının güven ve itibarının zedelendiği, davalının şikayetinde haksız olduğu gerekçesiyle davacı lehine kâr mahrumiyeti ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

.../...

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama özgürlüğü veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır. Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür.

Hak arama veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde, şikayetin hak arama sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda davalı yetkililerinin 556 Sayılı KHK’ye dayalı yaptığı şikayetin ciddi görülerek davacı tarafından piyasaya sunulan bıçakların Cumhuriyet Savcılığı tarafından toplatıldığı iddiaları yerinde görülerek davacı hakkında kamu davası açıldığı, hak arama sınırları içinde bu hakkın kullanıldığı, tazminat isteme koşullarının olmadığı, davacı hakkında açılan ceza davasının beraat ile sonuçlanması halinin, başlı başına davalının Anayasa ile güvence altına alınan şikâyet hakkını kötüye kullandığı anlamına gelmeyeceği dikkate alınıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2 – Öte yandan, davacı tarafça, davalının şikâyeti nedeniyle, suça konu edilen bıçakların üretiminin yapılamadığı ve bu nedenle kâr kaybına uğradığı iddia edilmişse de, tarafların Grup İnoks Ltd. Şti. nezdinde önceye dayalı ortaklıklarının olduğu ve davalının söz konusu bıçakların adı geçen şirket tarafından üretildiği yönünde şikâyette bulunduğu göz önüne alındığında, bıçakların üretim ve satışının yapılamaması olgusuna dayalı olarak talep edilen kâr kaybı yönünden gerçek kişi davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1268 E. 2010/2350 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yediemin ücreti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7229 E. 2012/14993 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hisse Devrinin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10958 E. 2016/6201 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18312 E. 2013/16320 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız rekabetten tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11710 E. 2016/9667 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6690 E. 2011/5687 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/9353 E.  ,  2012/1365 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

VEKİLİ . AV. ...

VEKİLİ AV. ...

Taraflar arasında görülen davada Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2005/194-21010/67 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin bıçak üretimi yapan Grup İnoks firmasının sahibi olduğunu, bir dönem davalı ile birlikte de ticari faaliyette bulunduğunu, bu ilişkinin sona ermesi üzerine davalının müvekkili tarafından üretilen bıçakların kendi adına endüstriyel tasarım belgesine sahip olduğundan bahisle müvekkili hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilinin elinde bulunan bıçakların adli emanete alındığı ancak yapılan yargılama sonunda müvekkilin beraatine karar verildiğini, bu olaylar nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının zedelendiğini ve büyük miktarda maddi zarara uğradığını ileri sürerek, 5.000 TL maddi tazminat, 15.000 TL kar mahrumiyet ve 10.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ceza mahkemesinde uzun süre yargılandığı, bilirkişi incelemesinde de davacının ürettiği bıçakların tasarımının davalıya ait bıçaklarla aynı olmadığının belirlendiği, bu nedenle davalının şikayetinde haksız olduğu, davacının güven ve itibarının da zedelendiği, davacının emanette bulunan bıçaklarının üretimini de durdurduğu ve bu nedenle maddi zararının 1.813 TL olduğu gerekçesiyle davacının manevi tazminat ve kar mahrumiyeti istemlerinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminat ve 1.813 TL kar mahrumiyeti tazminatının 22.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1 - Dava, davalı tarafça C. Savcılığına yapılan şikâyet sonucunda davacı hakkında açılan kamu davası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının şikâyeti sonucunda, müvekkili hakkında 556 sayılı KHK’ye muhalefet suçu nedeniyle kamu davası açıldığını, müvekkilinin söz konusu davada sanık sıfatı ile yargılanarak beraatine karar verildiğini, ancak söz konusu dava nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının güven ve itibarının zedelendiği, davalının şikayetinde haksız olduğu gerekçesiyle davacı lehine kâr mahrumiyeti ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

.../...

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama özgürlüğü veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır.

Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür.

Hak arama veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.

Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde, şikayetin hak arama sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda davalı yetkililerinin 556 Sayılı KHK’ye dayalı yaptığı şikayetin ciddi görülerek davacı tarafından piyasaya sunulan bıçakların Cumhuriyet Savcılığı tarafından toplatıldığı iddiaları yerinde görülerek davacı hakkında kamu davası açıldığı, hak arama sınırları içinde bu hakkın kullanıldığı, tazminat isteme koşullarının olmadığı, davacı hakkında açılan ceza davasının beraat ile sonuçlanması halinin, başlı başına davalının Anayasa ile güvence altına alınan şikâyet hakkını kötüye kullandığı anlamına gelmeyeceği dikkate alınıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2 – Öte yandan, davacı tarafça, davalının şikâyeti nedeniyle, suça konu edilen bıçakların üretiminin yapılamadığı ve bu nedenle kâr kaybına uğradığı iddia edilmişse de, tarafların Grup İnoks Ltd. Şti. nezdinde önceye dayalı ortaklıklarının olduğu ve davalının söz konusu bıçakların adı geçen şirket tarafından üretildiği yönünde şikâyette bulunduğu göz önüne alındığında, bıçakların üretim ve satışının yapılamaması olgusuna dayalı olarak talep edilen kâr kaybı yönünden gerçek kişi davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

06/02/2012-S/E

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036539000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.