Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9142 E. 2015/5967 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aciz vesikası↗ keşide tarihi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ olumsuz oy↗ keşideci↗ bono↗ vade↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava dışı bono keşidecisinin davaya konu bonoların kaybından yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek için üzerinde bulunan taşınmazı ve araçları başkalarına devrettiği, hesaplardaki paraları çektiği, davalı bankanın bonoların kaybedilmesinde kusurlu olduğu, davacının ise bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile bono bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya tahsil amacıyla verilen bonoların davalı banka tarafından kaybedilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı bononun davalı tarafından kaybedildiğini, bono keşidecisi hakkında başlattıkları icra takibinin olumsuz sonuçlandığını ve hakkında aciz vesikası alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma kararında, davaya konu edilen bonoların vade tarihleri itibariyle bono keşidecisinin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiği konusuna temas edilmiş, mahkemece bu kapsamda ilgili birimlerle yapılan yazışmalar sonunda dava dışı bono borçlusunun mali durumunun tespitine çalışılmıştır. Araştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, bono keşidecisinin malvarlığını devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların vade ve keşide tarihlerinin öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan aciz vesikasından çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece dava dışı bono borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono keşidecisinin bu eylemlerinin hangilerinin bonoların vade tarihleri ile aciz vesikasının alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir. Bu haliyle mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de; bozma gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilemez. O halde mahkemece dava dışı bono keşidecisinin bonoların kaybından yararlanmak suretiyle vade ve aciz belgesinin alındığı tarihler itibari ile yaptığı işlemler tek tek değerlendirilmek ve açıklanmak suretiyle, davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenerek sonuca gidilmek gerekirken, soyut gerekçeyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3656 E. 2010/3393 K.
Ortak:aciz vesikası · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Araştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, «aciz vesikasının» dava tarihinden sonra alınması nedeniyle, dava tarihinde davacının off-shore şirketinden tahsili için gereken işlemleri tamamlamadığından erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.
Ortak:aciz vesikası · keşideci · bono · vade
İncelediğiniz karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaDava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava, tahsil cirosuyla davalı bankaya verilen iki ayrı «bononun» kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği ve bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekil hamil · protesto · illiyet bağı · lehtar · tazminat davası · hamil · kâr kaybı · kusur
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14561 E. 2017/2104 K.
Ortak:aciz vesikası · malvarlığına ilişkin dava · keşideci
İncelediğiniz karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
Benzer bu karardaDava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir.
Mahkemece, «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde «malvarlığının» bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı «çek» «keşidecisi» olan şirketin «ibraz» tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · hamil · çek · ibraz
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin ilamında da belirtildiği üzere söz konusu «çek» bedelini davalı bankanın davacıya ödemesi gerektiği, davacının iddialarının doğru olduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının kabulü ile 14.185,00 TL'nin 22/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı «çek» «keşidecisi» olan şirketin «ibraz» tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Zararın doğabilmesi için «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde ödeme gücünün olması gerekir.
Mahkemece, «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde «malvarlığının» bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9142 E. , 2015/5967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2014 tarih ve 2011/315-2014/116 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/04/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 20.000 TL ve 7.000 TL bedelli iki adet bonoyu protestolu tahsil için davalıya teslim ettiğini, vadesi geldiği zaman itibariyle bonoların kaybedildiğini, davalıya tazmin için dava açıldığını, bonoların borçlusu aleyhine dava açılmadan veya takip yapılmadan doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, davalının aldığı zayi belgesiyle borçlusu aleyhine takip yapıldığını, ancak vade tarihleri itibariyle borcu karşılayacak malvarlığı olan borçlunun kaybı fırsat bilerek mallarını kaçırdığını, banka hesaplarını boşalttığını, neticede takibin sonuçsuz kaldığını, borç ödenmeden aciz belgesi alındığını, davalının zarara neden olduğunu ileri sürerek, 20.000 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin 30.10.2005 tarihinden itibaren en yüksek banka faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın alacak davası olarak açılamayacağını, asıl borçlunun aciz içinde olması nedeniyle davacının alacağına kavuşamadığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, zayi nedeniyle mallarını kaçırma iddiasının soyut kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava dışı bono keşidecisinin davaya konu bonoların kaybından yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek için üzerinde bulunan taşınmazı ve araçları başkalarına devrettiği, hesaplardaki paraları çektiği, davalı bankanın bonoların kaybedilmesinde kusurlu olduğu, davacının ise bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile bono bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya tahsil amacıyla verilen bonoların davalı banka tarafından kaybedilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı bononun davalı tarafından kaybedildiğini, bono keşidecisi hakkında başlattıkları icra takibinin olumsuz sonuçlandığını ve hakkında aciz vesikası alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma kararında, davaya konu edilen bonoların vade tarihleri itibariyle bono keşidecisinin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiği konusuna temas edilmiş, mahkemece bu kapsamda ilgili birimlerle yapılan yazışmalar sonunda dava dışı bono borçlusunun mali durumunun tespitine çalışılmıştır. Araştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, bono keşidecisinin malvarlığını devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların vade ve keşide tarihlerinin öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan aciz vesikasından çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece dava dışı bono borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de;
bono keşidecisinin bu eylemlerinin hangilerinin bonoların vade tarihleri ile aciz vesikasının alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir. Bu haliyle mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de; bozma gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilemez. O halde mahkemece dava dışı bono keşidecisinin bonoların kaybından yararlanmak suretiyle vade ve aciz belgesinin alındığı tarihler itibari ile yaptığı işlemler tek tek değerlendirilmek ve açıklanmak suretiyle, davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenerek sonuca gidilmek gerekirken, soyut gerekçeyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 28/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/401541300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz