Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7913 E. 2011/8314 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekil hamil↗ protesto↗ aciz vesikası↗ illiyet bağı↗ lehtar↗ tazminat davası↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ kâr kaybı↗ vade↗ kusur↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya teslim edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının bonolar nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil cirosuyla davalı bankaya verilen iki ayrı bononun kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği ve bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı borçlunun keşideci, davacının lehtar olduğu iki ayrı bononun tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin protesto edildikten, diğerinin ise henüz vadesi gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir. Ayrıca, davacının erken açtığı bu dava sonrası asıl borçluya karşı başlattığı takibin semeresiz kaldığı, haczi kabil mallarının bulunmadığının tespit edildiği, borçluya dair borç ödemeden aciz vesikası sunulduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir. Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir tazminat davası olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3111 E. 2012/9619 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Benzer bu karardaİşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta ise de yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere bonoları düzenlemesi sırasında keşidecinin mal varlığı olup ta davalının bonoları zayii sırasında bunları elinden çıkardığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddia ve ispat edilmiş değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yolların tüketilmesi · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bonoların tahsil için davalı bankaya «teslim» edildiği, banka tarafından Ziraat Bankası Kazan Şubesi'ne gönderilen bonoların «zayi» olduğu, senet borçlusuna karşı yapılan takipte tahsil imkanının kalmadığı, bankanın senetlerin kaybedilmesinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulün …
Dava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta ise de yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere bonoları düzenlemesi sırasında keşidecinin mal varlığı olup ta davalının bonoları zayii sırasında bunları elinden çıkardığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddia ve ispat edilmiş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4024 E. 2013/4159 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Benzer bu karardaMahkeme gerekçesinde her ne kadar «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani «keşidecinin» davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun «vadesi» sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilemem …
Davalının, «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaSomut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, somut olayda «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığı «denetime elverişli» olacak şekilde tespit edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14923 E. 2014/4006 K.
Ortak:vekil hamil · protesto · aciz vesikası · hamil · bono · kâr kaybı · vade · teslim
İncelediğiniz karardaDava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Davalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Benzer bu kararda… davacının kendi kayıtlarına göre dava konusu edilen senetler dışında borçlu firmadan olan alacağını tahsil edemediği, bu durumda senetler kaybolmasaydı ve davacıya «teslim» edilseydi dahi, davacı tarafça senet bedellerinin tam olarak tahsilinin sağlanacağının şüpheli olduğu, ancak senetler kaybedilmeyip, «protesto» edilerek davacıya teslim edilmiş olsa halinde davacının alacağının bir kısmını zamanında tahsil etmesinin de olasılık dahilinde olduğu, davalı bankanın dava konusu …
Dava, «vekil hamil» konumunda bulunan davalı bankanın kendisine tahsil için verilen bonoları kaybetmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Vekil «hamil» konumunda bulunan davalı bankanın kendisine tahsil için verilen senetlerin «kaybı» halinde sorumlu tutulabilmesi için, ya senetlerin kaybı nedeniyle senet hamilinin ispat güçlüğüne düşmesi ya da senetlerin kaybedildiği tarih ile senetlerin tahsil edilemediği tarih arasında borçlunun mal varlığının herhangi bir şekilde elinden çıkmış olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · dava sebebi
Benzer bu karardaO halde mahkemece, diğer sorumluluk «sebebinin» bulunup bulunmadığı hususunda davacıya ispat imkanı tanınması ve borçlunun senetlerin kaybedildiği tarih ile senetlerin tahsil edilemediği tarih arasında «malvarlığını» herhangi bir şekilde eksiltmesinin söz konusu olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9988 E. 2016/3243 K.
Ortak:vekil hamil · aciz vesikası · illiyet bağı · lehtar · tazminat davası · hamil · keşideci · bono
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, «bononun» «vekil hamili» konumundaki davalının senedi tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedelinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kapak hesabı · tahsil cirosu · ticari avans faizi · kıymetli evrak · zayi · avans faizi
Benzer bu kararda… in gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; 16/12/2006 vadeli 1.400,00 TL bedelli,.... tarafından keşide edilen senedin müvekkili tarafından 15/11/2006 tarihinde «tahsil cirosu» ile davalı .....Şubesi'ne «teslim» edildiğini, senedin banka şubesi tarafından «zayi» edildiğini, senedin müvekkili tarafından defalarca istendiğini, ancak bankanın müvekkili şirkete doğru dürüst bilgi dahi vermediğini, davalının senedi zayi etmesi …
İcra Müdürlüğü'nün 2011/10191 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yapılan takibin semeresiz kaldığından «aciz vesikası» alındığını ve davalı bankanın kendi kusuruyla senedi kaybedip müvekkili zarara uğratmış olması nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve tahsili için açılan belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 3.347,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili; müvekkilinin senet borçlusu olmadığını, senedi tahsil için «teslim» aldığını, «zayi» olması üzerine de gerekli tedbir kararları ve daha sonra senedin iptaline karar verilmesini sağlayarak zarar doğumuna engel olacak tüm tedbirleri aldığını, davacının müvekkili bankanın sorumluluğuna gidebilmesi için herşeyden önce müvekkili bankanın senedin zayi olmasında kastının veya ağır ihmalinin sonuç oluşacak zararının meydana gelmesi gerektiğini, oysa ki davacının varsa bir zararı bile bunun müvekkili bankaya tahsil için verilen senedin zayi olmasından değil borçlu hakkında başvurulması gereken yollara kendi ihmal ve kusurundan dolayı geç başvurmasından kaynaklandığını, senedin tahsil edilememesi ile müvekkilinin fiili arasında «illiyet bağı» olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde «zayi» olması nedeniyle «vekil hamil» sıfatıyla...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9142 E. 2015/5967 K.
Ortak:aciz vesikası · keşideci · bono · vade
İncelediğiniz karardaDava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava, tahsil cirosuyla davalı bankaya verilen iki ayrı «bononun» kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği ve bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi · malvarlığına ilişkin dava · olumsuz oy
Benzer bu karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13799 E. 2014/2919 K.
Ortak:vekil hamil · aciz vesikası · illiyet bağı · hamil · bono · kâr kaybı · vade · teslim
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Benzer bu kararda2012/10226 K. sayılı ilam ve gerekçesi ışığında; «vekil hamil» olarak davalı bankanın zarardan sorumlu tutulabilmesi için «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanmasının gerektiği, bononun «kaybı» sonrasında dava dışı bono borçlusunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının, yani bononun kaybedilmemesi ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulması halinde dava dışı bono borçlusundan alacağın tahsil edilebileceği kanıtlanamadığından, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeni …
… celendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 30.4.2008 tarihinde davalı bankanın senet tahsil kısmına 4 adet senet «teslim» edildiğini, bu senetlerden 25.6.2008 «vade» tarihli, 17.000 TL bedelli ve borçlusu B.
Mahkemenin gerekçesinde emsal olarak belirttiği, Dairemizin 11/06/2012 tarihli 2011/3699 Esas 2012/10226 Karar sayılı ilamında benimsenen ilke uyarınca; «bono» kaybedilmemiş ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsil cirosu · vekalet ilişkisi · vade tarihi · derdestlik · iptal davası · kefil · ihtarname · dosya masrafı
Benzer bu kararda… er arasında kaybolduğunun belirtildiğini, yapılan başvurularda müvekkiline senedin bulunamadığının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı bankaya «ihtarname» çekilerek senedin bulunup «teslim» edilmesinin veya bedelinin ödenmesinin istenildiğini, davalı banka tarafından 25.9.2008 tarihli cevabi yazı ile senedin kaybolduğunun ve senet «iptali davası» açtıklarının bildirildiğini, senet borçlusuna yapılan icra takibinde alacağın tahsil edilemediğini ve aciz belgesi alındığını ileri sürerek senet tutarı ve icra «masrafları» ile birlikte toplam 26.648,27 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/312 E. sayılı dosyası ile açılan davanın «derdest» olduğunu bundan ötürü davanın reddi gerektiğini, esasen de dava konusu senedin müvekkili bankanın Tuzla Organize Sanayi Şubesi’ne davacı tarafından tahsile verildiğini, ancak tahsil işlemleri sırasında kaybolduğunu, müvekkili banka tarafından kaybolan senedin iptali için dava açıldığını, dava konusu senette borçlu ve ayrıca «kefil» yer aldığını, icra takibinin sadece borçlu hakkında yapıldığını, davacının kaybolan senedi müvekkili bankadan talep edemeyeceğini, davacının senet kaybolmasa idi senet bedelini tahsil edebileceğini ispat etmesi gerektiğini, bu hususta senet borçlusu hakkında «aciz vesikası» almasının da yeterli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca davalıya «tahsil cirosu» ile verilen senedin kaybolması karşısında davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin TTK'nın 600. maddesi kapsamında «vekalet ilişkisi» olduğu, Yargıtay 11.
Ancak somut olayda; senet borçlusunun alacaklının elinde bulunan diğer 3 senedi ödediği söylendiğine göre, senet borçlusunun «vade tarihi» itibariyle dava konusu senedi ödeme durumu olup olmadığının şirket kayıtları ve davacı alacaklı tarafından gösterilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak bu hususta davacıya ispat imkanı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4877 E. 2013/3912 K.
Ortak:vekil hamil · hamil · keşideci
İncelediğiniz karardaİşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Davalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Benzer bu karardaDavacı Bankanın «tahsil cirosu» ile almış olduğu bonoların kaybolması nedeniyle, «vekil hamil» olarak «iptal davası» açması mümkün olup mahkemenin dava konusu senetlerde davacının «yetkili hamil» ve «keşideci» olmadığı,tahsil amacı ile posta ile bankaya gönderildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece dava konusu senetlerde davacının «yetkili hamil» ve «keşideci» olmadığı, tahsil amacı ile posta ile bankaya gönderildiği gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava Bankaya tahsil amacıyla gönderilen bonoların Banka nezdinde kaybolması nedeniyle dava konusu bonoların iptali ile «keşideci» hakkında «ödemeden men yasağı» kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödemeden men yasağı · tahsil cirosu · ödemeden men kararı · yetkili hamil · oy yasağı · iptal davası
Benzer bu karardaDava Bankaya tahsil amacıyla gönderilen bonoların Banka nezdinde kaybolması nedeniyle dava konusu bonoların iptali ile «keşideci» hakkında «ödemeden men yasağı» kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı Bankanın «tahsil cirosu» ile almış olduğu bonoların kaybolması nedeniyle, «vekil hamil» olarak «iptal davası» açması mümkün olup mahkemenin dava konusu senetlerde davacının «yetkili hamil» ve «keşideci» olmadığı,tahsil amacı ile posta ile bankaya gönderildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece dava konusu senetlerde davacının «yetkili hamil» ve «keşideci» olmadığı, tahsil amacı ile posta ile bankaya gönderildiği gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7913 E. , 2011/8314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.02.2009 tarih ve 2008/135-2009/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 20.000 YTL ve 7.000 YTL bedelli iki adet bonoyu protestolu tahsil için davalıya teslim ettiğini, vadesi geldiği zaman itibariyle bonoların kaybedildiğini, davalıya tazmin için dava açıldığını, bonoların borçlusu aleyhine dava açılmadan veya takip yapılmadan doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, davalının aldığı zayi belgesiyle borçlusu aleyhine takip yapıldığını, ancak vade tarihleri itibariyle borcu karşılayacak malvarlığı olan borçlunun kaybı fırsat bilerek mallarını kaçırdığını, banka hesaplarını boşalttığını, neticede takibin sonuçsuz kaldığını, borç ödenmeden aciz belgesi alındığını, davalının zarara neden olduğunu ileri sürerek, 20.000 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin 30.10.2005 tarihinden itibaren en yüksek banka faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın alacak davası olarak açılamayacağını, asıl borçlunun aciz içinde olması nedeniyle davacının alacağına kavuşamadığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, zayi nedeniyle mallarını kaçırma iddiasının soyut kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya teslim edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının bonolar nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil cirosuyla davalı bankaya verilen iki ayrı bononun kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği ve bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı borçlunun keşideci, davacının lehtar olduğu iki ayrı bononun tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin protesto edildikten, diğerinin ise henüz vadesi gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir. Ayrıca, davacının erken açtığı bu dava sonrası asıl borçluya karşı başlattığı takibin semeresiz kaldığı, haczi kabil mallarının bulunmadığının tespit edildiği, borçluya dair borç ödemeden aciz vesikası sunulduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir. Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir tazminat davası olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalı vekil hamil bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir.
Her şeyden önce zarar ile tazmini farklı kavramlar olup, doğan bir zararın sonradan tazmin edilmiş yahut edilebilecek nitelikte olması, o zararın doğmamış olduğu anlamına gelmez. Bu bakımdan vekil hamil bankanın, sebepten mücerret ve kambiyo senedi niteliğindeki bonoları yitirmesinden ötürü alacağını senetsiz olarak takip etmek durumunda kalan davacının bu nedenle somut bir zarara uğradığı ve işbu zararın işbu dava sırasında da giderilmemiş olduğu sabittir.
Öte yandan, davacı yan tarafından davalı vekil hamil banka aleyhine açılan daha önceki dava, evvelce bono borçlusuna başvurulmamış olması nedeniyle zamansız olarak nitelenmiş ve bu karar Yargıtay incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Söz konusu hükmün, davalı banka tarafından gerekçesi yönünden temyiz edilmediği de ortadadır. Bunun akabinde, davacının davadışı bono borçlusu aleyhine girişmiş olduğu icra takibi borçlunun aczi nedeniyle akim kalmıştır. Bu durumda, taraflar arasında daha önce cereyan eden dava sonucunda verilen ve kesinleşen hüküm gereğinin davacı tarafından yerine getirilmiş olduğu, davadışı senet borçlusu aleyhine girişilen icra takibine karşın bono bedellerinin tahsil edilememesi nedeniyle davacının zararının işbu davanın açıldığı tarih itibariyle tazmin edilmediği de ortadadır.
Artık, davacıdan, bonoların vadesinde davadışı borçlunun aciz halinde olduğunu ispatlamasının istenmesine gerek bulunmadığı kanısındayım. Üstelik, vekil hamil durumunda olan bankanın, bonoların vade tarihleri itibariyle davadışı borçlu hakkında almış olduğu zayi belgesine dayalı olarak herhangi bir takibata girişmemiş olduğu dosya kapsamı ile sabit olup davalı bankanın bu durumda dahi davacı müvekkiline karşı sorumlu olduğu açıktır. Diğer yandan davadışı borçlunun aciz halinden davacının sorumlu olduğu iddia ve ispat edilmiş olmayıp, davacının kendi fiiliyle zararın artmasına sebebiyet verdiğinin kabulü de mümkün değildir. Davacının bu şekilde ortaya çıkan ve dava tarihi itibariyle giderilmemiş olan zararına davalı vekil hamilin özensizliğinin yol açmış bulunduğu kuşkusuz olup davalı bankanın ihmali nitelikteki fiili ile zarar arasında illiyet bağının varlığı izahtan varestedir.
Tüm bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün onanması görüşünde bulunduğumdan, Dairemizin muhterem çoğunluğunun kararın bozulmasına ilişkin görüşüne katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030663700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz