Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4273 E. 2011/15718 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
öğrenme tarihi↗ usulsüz tebliğ↗ tebligat usulsüzlüğü↗ gerekçeli kararın tebliği↗ tebliğ tarihi↗ tebligat kanunu m.35↗ tescilsiz tasarım↗ ba formu↗ cy/cy şerhi↗ tebligat↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2010/4273 E. , 2011/15718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/03/2005 gün ve 2004/763-2005/45 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Form Mob. ve Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalının 17.03.2003 tarihinde yaptığı başvuru neticesinde 2003 03205 tasarım tescil belgesine konu tabureyi adına tescil ettirdiğini, oysa söz konusu tasarımın yeni olmayıp ayırdedici niteliğinin bulunmadığını, nitekim söz konusu tasarımın 1996 tarihinde İntern, 2001 tarihinde de Maison Francaise dergilerinde yayınlandığını, kamuya daha önce sunulmuş bir ürünün davalı adına tescil edilmesinin 556 sayılı KHK'ye aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2003 03205 sayılı endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davalı adına tescil olunan tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğu, şu halde yenilik unsuruna sahip olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ve tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
HUMK’nun 432/1. maddesi uyarınca temyiz süresi onbeş gündür.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinin 28.09.2004 tarihinde "İşyeri Yöneticisi" sıfatıyla Halime Güler'e, bilahare gerekçeli kararın da "sekreter sıfatıyla" aynı kişiye tebliğ edildiği görülmüş isede, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligatlar usulsüzdür. Öte yandan gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakına tebliğ tarihi de yazılmış değildir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde, "Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur" hükmüne yer verilmiştir.
Davalı vekili 25.02.2010 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli kararın usulsüz tebliğ olunduğunu, davadan ve karardan 16.02.2010 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir. Oysa, dava dosyası içeriğinden temyiz eden davalı vekilinin 02.03.2009 tarihinde dosyaya vekaletname sunup dosyanın fotokopisini talep ettiği, talebin aynı tarihli hakim havalesi ile kabul edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki; davacı tarafça temyize konu iş bu kararın vekalet ücretine ilişkin hükmünün takibe konulduğu, icra emrinde alacağın iş bu karardan kaynaklandığının belirtildiği, icra emrinin 19.02.2009 tarihinde davalıya tebliğ olunduğu görülmektedir. Şu halde davalının davayı ve kararı öğrenme tarihi engeç 02.03.2009 tarihi olup 25.02.2010 tarihli temyiz istemi süresinde yapılmamıştır. Bu durum karşısında davalının temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca, süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12901 E. 2014/19186 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Benzer bu karardaBu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaŞu halde, usulüne uygun olmayan «tebligatlara» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın davacıların hak takibine yetkili olduğu bazı icraları izinsiz kullandığı, davacının mali hakları takip ve tahsil «yetkisinin» bulunduğu, sunulan deliller ile taleplerin uyumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2210 E. 2014/9417 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Benzer bu karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile «tebligat» işleminin davacı şirketin çalışanına yapıldığı, bu kişinin yetkili olduğuna dair kayıt olmadığı gibi tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» de düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye, dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · zayi · açılmamış sayılma · tüzel kişilik · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafça takip edilmeyen davanın «işlemden kaldırılmasına» ve ardından «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava TTK uyarınca «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkindir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye, dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Buna karşın dosya içeriği itibari ile «tebligat» işleminin davacı şirketin çalışanına yapıldığı, bu kişinin yetkili olduğuna dair kayıt olmadığı gibi tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» de düşülmediği anlaşılmaktadır.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8486 E. 2012/1117 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · hükümsüzlüğün tespiti · iyiniyet · sicilden terkin · terkin · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ğı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayabileceği, kaldı ki söz konusu markanın davalı tarafından yapı endüstrisi alanı dışında kullanılmak istenmesinin de «iyiniyetli» bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davalının marka tescil başvurusunda MK'nun 2.maddesi anlamında iyi niyetli de sayılamayacağı ve bu halde davacı markalarının, başvurunun tümü yönünden tescil engeli olacağı gerekçesi ile, TPE YİDK kararının iptaline, marka başvurusunun tescil edildiği tespit edildiğinden «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir. .../...
1-Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali, tescil olunması halinde davalı markasının iptali ve «sicilden terkini» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şu halde, usulüne uygun olmayan «tebligata» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözardı edilerek davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6315 E. 2018/1260 K.
Ortak:usulsüz tebliğ · tescilsiz tasarım · tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece; davalı adına tescil olunan tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğu, şu halde yenilik unsuruna sahip olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ve «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Benzer bu karardaAvize’ye ait 2013/03675-1, 4, 5, 7, 9, 17, 19, 23, 24, 27, 2013/03667-5, 6, 8 numaralı «tescilli tasarımların» yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarını haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. .../...
… vaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaUsulsüz tebliğe rağmen «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve üç aylık yasal sürede «yenilenmediği» gerekçesiyle karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
24.11.2015 günlü duruşmaya karşı davacının gelmemesi ve kabule değer bir «mazeret» bildirmemesi nedeniyle karşı dava dosyasının «işlemden kaldırılmasına», 3 aylık yasal sürenin sonunda da karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; karşı davanın takip edilmediği, üç aylık yasal süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «açılmamış sayılmasına», asıl davada davalı ....
… vaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13841 E. 2012/4329 K.
Ortak:usulsüz tebliğ · tebligat
İncelediğiniz kararda7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
Benzer bu karardaŞti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · hükümsüzlüğün tespiti · iptal davası · karar verilmesine yer olmadığına · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… onu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen «iptaline, davaya» konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5682 E. 2017/7470 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz kararda7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
Benzer bu karardaAncak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak «tebligatlar» tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir.
Tüzel kişiler adına «tebligatı» almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · ticari işletme · hak düşürücü süre · haciz · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıya 1. «haciz ihbarnamesinin» 26.11.2013, 2. haciz ihbarnamesinin 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itirazların bulunmadığı, 3. haciz ihbarnamesinin 08.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin 23.07.2014 tarihinde dolduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin İİK’da düzenlenen bir süre olup HMK 104. maddesindeki hükmün İcra İflas Kanunu ve dolayısıyla İİK 89/3'te düzenlenen 15 günlük süre içinde uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın en geç 23.07.2014 tarihinde açılmış olmasının gerektiği, 08.09.2014 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
Buna göre, davacı şirkete 3. «haciz ihbarnamesinin» tebliği usulüne uygun olarak yapılmadığından dava süresinde açılmış olup, süresinde açılmadığı gerekçesiyle «hak düşürücü süre» yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.«haciz ihbarnamesinin» «tebligat» mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6409 E. 2014/9408 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Benzer bu karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · savunma hakkı · navlun · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · ispat yükü · tüzel kişilik · ihtar
Benzer bu karardaDava, «navlun alacağının» tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
… dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin CMR Konvansiyon hükümlerine tabi olduğu, davacının taşıma işini yaptığı, dosyada bulunan taşıma anlaşması ile «fatura» fotokopileri ve 2010 onaylı yevmiye «defteri» bilgisayar çıktısında 10/04/2010 tarihli 130 yevmiye numarasında 120 alıcılar hesabında 9.126,38 TL olarak muhasebe «kaydının» bulunduğu, davalının ise sadece ödeme iddiasında bulunup «taşıma sözleşmesine» itiraz etmediğinden, ödeme konusunda «ispat yükünün» kendisine geçtiği, dolayısıyla taşıma sözleşmesinin içeriği kabul edilerek ödeme belgesi ile ilgili herhangi bir belge ileri sürmediği, davacı taraf ise sadece 3.118,13 TL'nin ödenmediğini ileri sürdüğünden bu borcun ödenmediği konusunda kanaat getirildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı hakkında alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Dosya içeriği itibari ile gerek dava dilekçesi, gerekse şirket «defterlerinin» «teslimine» ilişkin «ihtarı» içerir evrakın davalı şirketin sekreterlerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4273 E. , 2011/15718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/03/2005 gün ve 2004/763-2005/45 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Form Mob. ve Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalının 17.03.2003 tarihinde yaptığı başvuru neticesinde 2003 03205 tasarım tescil belgesine konu tabureyi adına tescil ettirdiğini, oysa söz konusu tasarımın yeni olmayıp ayırdedici niteliğinin bulunmadığını, nitekim söz konusu tasarımın 1996 tarihinde İntern, 2001 tarihinde de Maison Francaise dergilerinde yayınlandığını, kamuya daha önce sunulmuş bir ürünün davalı adına tescil edilmesinin 556 sayılı KHK'ye aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2003 03205 sayılı endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davalı adına tescil olunan tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğu, şu halde yenilik unsuruna sahip olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ve tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
HUMK’nun 432/1. maddesi uyarınca temyiz süresi onbeş gündür.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinin 28.09.2004 tarihinde "İşyeri Yöneticisi" sıfatıyla Halime Güler'e, bilahare gerekçeli kararın da "sekreter sıfatıyla" aynı kişiye tebliğ edildiği görülmüş isede, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligatlar usulsüzdür. Öte yandan gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakına tebliğ tarihi de yazılmış değildir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde, "Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur" hükmüne yer verilmiştir.
Davalı vekili 25.02.2010 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli kararın usulsüz tebliğ olunduğunu, davadan ve karardan 16.02.2010 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir. Oysa, dava dosyası içeriğinden temyiz eden davalı vekilinin 02.03.2009 tarihinde dosyaya vekaletname sunup dosyanın fotokopisini talep ettiği, talebin aynı tarihli hakim havalesi ile kabul edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki; davacı tarafça temyize konu iş bu kararın vekalet ücretine ilişkin hükmünün takibe konulduğu, icra emrinde alacağın iş bu karardan kaynaklandığının belirtildiği, icra emrinin 19.02.2009 tarihinde davalıya tebliğ olunduğu görülmektedir.
Şu halde davalının davayı ve kararı öğrenme tarihi engeç 02.03.2009 tarihi olup 25.02.2010 tarihli temyiz istemi süresinde yapılmamıştır. Bu durum karşısında davalının temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca, süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039141500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz