Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5682 E. 2017/7470 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['2004/89']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haciz ihbarnamesi↗ tebligat kanunu m.35↗ ticari işletme↗ hak düşürücü süre↗ tebligat↗ haciz↗ iflas↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıya 1. haciz ihbarnamesinin 26.11.2013, 2. haciz ihbarnamesinin 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itirazların bulunmadığı, 3. haciz ihbarnamesinin 08.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin 23.07.2014 tarihinde dolduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin İİK’da düzenlenen bir süre olup HMK 104. maddesindeki hükmün İcra İflas Kanunu ve dolayısıyla İİK 89/3'te düzenlenen 15 günlük süre içinde uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın en geç 23.07.2014 tarihinde açılmış olmasının gerektiği, 08.09.2014 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 89 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, mahkemece hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve ticari işletmelere çıkartılan tebligatların nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir. İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak tebligatlar tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir. Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.haciz ihbarnamesinin tebligat mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir. Ancak tüzel kişilere yapılacak tebligatların şirketin yetkilisine, onun bulunmaması halinde tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemine yapılması gerekmekte olup, tebliğ alan kişinin şirkette bu sıfatları haiz olup olmadığı bilinmemektedir. Ayrıca, şirket yetkilisinin veya tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemin adreste bulunmaması halinde bu durumun tebligat mazbatasına yazılması gerekirken bu hususta bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre, davacı şirkete 3. haciz ihbarnamesinin tebliği usulüne uygun olarak yapılmadığından dava süresinde açılmış olup, süresinde açılmadığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12901 E. 2014/19186 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz karardaAncak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak «tebligatlar» tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir.
Tüzel kişiler adına «tebligatı» almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Benzer bu kararda7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Bu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · cy/cy şerhi · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
Şu halde, usulüne uygun olmayan «tebligatlara» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın davacıların hak takibine yetkili olduğu bazı icraları izinsiz kullandığı, davacının mali hakları takip ve tahsil «yetkisinin» bulunduğu, sunulan deliller ile taleplerin uyumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5427 E. 2023/50 K.
Ortak:ticari işletme · tebligat · haciz · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.«haciz ihbarnamesinin» «tebligat» mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
4.7201 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
… acağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı «tebligat» yapılmasına rağmen «ticari defterlerini incelemede» hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim iadesi · ticari defter ibrazı · ihtar tebliği · ticari defter incelemesi · hizmet bedeli · sigorta tazminatı · usulüne uygun tebliğ · cari hesap
Benzer bu kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin Mahkemeye sundukları 28.03.2017 tarihli delil beyan listesinde açıkça tek delil olarak «münhasıran» davalının «ticari defterlerine» dayandığı, davalıya usulüne uygun ihtarlı davetiye çıkartılmasına rağmen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacıların iddiasını ispatladığının kabul edildiği, ayrıca davaya konu edilen alacağın baştan bilinebilir nitelikte bulunduğu gözetilerek «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, davacıların ödemesi gereken bir kısım «hasar» bedelleri davacılar tarafından ödenmeyip müvekkili şirket tarafından ödendiği ve yine 2016 yılının Temmuz ayından sonra gerçekleşen poliçe iptallerinden kaynaklanan «prim iadelerinin» oluştuğu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen hasar bedelleri ile prim iptal iadelerinin «cari hesap» kayıtlarına göre prim tutarından «mahsup» edilmesi gerektiği istinaf talebi yönünden ise, bu hususun yargılama sırasında ileri sürülmediği ve 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesine göre İlk Derece Mahkemes …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bağıtlanan 01.05.2014 tarihli "Seyahat Sigortalarında Reasürans Sözleşmesi" kapsamında davacılar tarafından davalıya reasürans hizmeti sunulduğu, «hizmet bedelinin» ödenmemesi üzerine e-mail yoluyla davalıya gönderilen hesap muavin bakiyesinin, davalının kabulünde ve mutabık oldukları konusunda davalı şirket adına ...
… acağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı «tebligat» yapılmasına rağmen «ticari defterlerini incelemede» hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmediğini, «eksik inceleme» yapıldığını, davalı tarafından ödenen «hasar» bedeli ve poliçe iptallerinden kaynaklanan «prim iadelerinin» «mahsup» edilmediğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8098 E. 2022/1102 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak «tebligatlar» tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir.
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine «tebligat»” başlıklı 21. maddesi, “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme y …
Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · finansal kiralama sözleşmesi · yerleşim yeri · finansal kiralama · sözleşmenin feshi · ihtar · ihtarname
Benzer bu karardaNoterliği'nin 19/07/2012 tarih ve 142940 yevmiye nolu «ihtarnamenin» davalıya tebliğine rağmen, borcun ödenmediği ve emtianın da iade edilmediğinin anlaşıldığı, davalı tarafından, «finansal kiralama» bedelini ödediğine veya borcun olmadığına ilişkin MK’nun 6. ve HMK’nun 200 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca yasal delilleri dosyaya «ibraz» edilmediği, davalının «temerrüde» düştüğü ve Finansal Kiralama Kanunu ve Finansal Kiralama Sözleşmesi gereği keşide edilen «ihtara» rağmen de davalı ediminin yerine getirildiğine dair kanıt ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «finansal kiralama sözleşmesinden» kaynaklanan malın iadesi davasıdır.
Noterliği'nin 18/08/2011 tarih ve 35069 yevmiye nolu ve aynı noterliğin 01/12/2011 tarih ve 50108 yevmiye nolu Finansal Kiralama Sözleşmeleri düzenlendiği, proforma faturada belirtilen makine ve ekipmanların davalıya «teslim» edildiği, 6361 sayılı Yasa'nın 31. maddesi ve sözleşme şartı gereğince; yasal 60 günlük ve ayrıca verilen süre içerisinde, kira bedellerinin ödenmesi, aksi halde «sözleşmenin fesh» edilmiş sayılacağına dair Beyoğlu 48.
… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5682 E. , 2017/7470 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/01/2016 tarih ve 2014/1122-2016/31 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’nın davalı şirkete karşı başlattığı takip nedeniyle müvekkiline haciz ihbarnameleri gönderildiğini, haciz ihbarnamelerinin müvekkiline usulsüz tebliğ edildiğini, bu nedenle haciz ihbarnamelerine itiraz edilemediğini, borcun müvekkilinin zimmetinde sayıldığını, davalı şirket ile arasında alacak borç ilişkisi olmadığını, şirket kayıtlarında yapılacak inceleme ile borcunun olmadığının anlaşılacağını ileri sürerek müvekkilinin takip borçlusuna borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıya 1. haciz ihbarnamesinin 26.11.2013, 2. haciz ihbarnamesinin 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itirazların bulunmadığı, 3. haciz ihbarnamesinin 08.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin 23.07.2014 tarihinde dolduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin İİK’da düzenlenen bir süre olup HMK 104. maddesindeki hükmün İcra İflas Kanunu ve dolayısıyla İİK 89/3'te düzenlenen 15 günlük süre içinde uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın en geç 23.07.2014 tarihinde açılmış olmasının gerektiği, 08.09.2014 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 89 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, mahkemece hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve ticari işletmelere çıkartılan tebligatların nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir. İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak tebligatlar tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir. Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.haciz ihbarnamesinin tebligat mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir. Ancak tüzel kişilere yapılacak tebligatların şirketin yetkilisine, onun bulunmaması halinde tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemine yapılması gerekmekte olup, tebliğ alan kişinin şirkette bu sıfatları haiz olup olmadığı bilinmemektedir. Ayrıca, şirket yetkilisinin veya tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemin adreste bulunmaması halinde bu durumun tebligat mazbatasına yazılması gerekirken bu hususta bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre, davacı şirkete 3. haciz ihbarnamesinin tebliği usulüne uygun olarak yapılmadığından dava süresinde açılmış olup, süresinde açılmadığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/392468000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz