Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8486 E. 2012/1117 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat usulsüzlüğü↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ adil yargılanma hakkı↗ hükümsüzlüğün tespiti↗ iyiniyet↗ sicilden terkin↗ cy/cy şerhi↗ tebligat↗ terkin↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, yararlanılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu ile davacıya ait "BETOPAN" ve "TEPE BETOPAN" markalarının benzer olduğu, her ne kadar davalı başvurusu ile davacı markalarının mal/hizmet sınıfları farklı ise de birbiriyle ilintili oldukları, bu noktada endüstriyel kullanıcılar ve aracıların markalar arasında bağ olduğunu düşünebililecekleri, bu halde markaların kapsadığı mal ve hizmetler 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğundan davacı markalarının 556 sayılı kararnamenin 8/1-b, 8/4 ve 35.maddeleri bağlamında tescile engel oldukları, öte yandan davacının “BETOPAN” ve “TEPE BETOPAN +şekil” ibareli markalarının tanışmışlık düzeyine ulaştığı, davalının tanınmış davacı markaları ile esas unsur olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer “BETONPAN” ibaresini kullanmasının davacı markasının itibarına zarar verebileceği, onun toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayabileceği, kaldı ki söz konusu markanın davalı tarafından yapı endüstrisi alanı dışında kullanılmak istenmesinin de iyiniyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davalının marka tescil başvurusunda MK'nun 2.maddesi anlamında iyi niyetli de sayılamayacağı ve bu halde davacı markalarının, başvurunun tümü yönünden tescil engeli olacağı gerekçesi ile, TPE YİDK kararının iptaline, marka başvurusunun tescil edildiği tespit edildiğinden hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
.../...
2010/8486
2012/1117
-2-
Kararı; davalılılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali, tescil olunması halinde davalı markasının iptali ve sicilden terkini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" şerhi ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce tebligat yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu son tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligat usulsüzdür.
Şu halde, usulüne uygun olmayan tebligata dayanılarak, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenme hakkı gözardı edilerek davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazları ile diğer davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12901 E. 2014/19186 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
Şu halde, usulüne uygun olmayan «tebligata» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözardı edilerek davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
Şu halde, usulüne uygun olmayan «tebligatlara» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın davacıların hak takibine yetkili olduğu bazı icraları izinsiz kullandığı, davacının mali hakları takip ve tahsil «yetkisinin» bulunduğu, sunulan deliller ile taleplerin uyumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4273 E. 2011/15718 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Benzer bu kararda… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · gerekçeli kararın tebliği · tebliğ tarihi · tescilsiz tasarım · vekalet ücreti
Benzer bu karardaÖte yandan «gerekçeli kararın tebliğine» ilişkin «tebligat» evrakına «tebliğ tarihi» de yazılmış değildir.
Mahkemece; davalı adına tescil olunan tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğu, şu halde yenilik unsuruna sahip olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ve «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Muhatabın beyan ettiği tarih, «tebliğ tarihi» addolunur" hükmüne yer verilmiştir.
Davalı vekili 25.02.2010 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli kararın «usulsüz tebliğ» olunduğunu, davadan ve karardan 16.02.2010 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1503 E. 2015/6189 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · usulsüz tebliğ · ayırt edicilik · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Somut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarına konu ibarelerin «ayırt edicilik» düzeyinin düşük olduğu ancak bunun markaların hiç korunmayacakları anlamına gelmediği, “...” ibaresinin her iki grup markanın ilk ve ön plandaki ibareleri olduğu, …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13841 E. 2012/4329 K.
Ortak:hükümsüzlüğün tespiti · tebligat
İncelediğiniz kararda… ğı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayabileceği, kaldı ki söz konusu markanın davalı tarafından yapı endüstrisi alanı dışında kullanılmak istenmesinin de «iyiniyetli» bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davalının marka tescil başvurusunda MK'nun 2.maddesi anlamında iyi niyetli de sayılamayacağı ve bu halde davacı markalarının, başvurunun tümü yönünden tescil engeli olacağı gerekçesi ile, TPE YİDK kararının iptaline, marka başvurusunun tescil edildiği tespit edildiğinden «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir. .../...
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Benzer bu kararda… onu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen «iptaline, davaya» konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · usulsüz tebliğ · iptal davası · karar verilmesine yer olmadığına · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… onu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen «iptaline, davaya» konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2210 E. 2014/9417 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Benzer bu karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile «tebligat» işleminin davacı şirketin çalışanına yapıldığı, bu kişinin yetkili olduğuna dair kayıt olmadığı gibi tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» de düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye, dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · zayi · açılmamış sayılma · tüzel kişilik · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafça takip edilmeyen davanın «işlemden kaldırılmasına» ve ardından «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava TTK uyarınca «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkindir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye, dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Buna karşın dosya içeriği itibari ile «tebligat» işleminin davacı şirketin çalışanına yapıldığı, bu kişinin yetkili olduğuna dair kayıt olmadığı gibi tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» de düşülmediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6409 E. 2014/9408 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Benzer bu karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · savunma hakkı · navlun · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · ispat yükü · tüzel kişilik · ihtar
Benzer bu karardaDava, «navlun alacağının» tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
… dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin CMR Konvansiyon hükümlerine tabi olduğu, davacının taşıma işini yaptığı, dosyada bulunan taşıma anlaşması ile «fatura» fotokopileri ve 2010 onaylı yevmiye «defteri» bilgisayar çıktısında 10/04/2010 tarihli 130 yevmiye numarasında 120 alıcılar hesabında 9.126,38 TL olarak muhasebe «kaydının» bulunduğu, davalının ise sadece ödeme iddiasında bulunup «taşıma sözleşmesine» itiraz etmediğinden, ödeme konusunda «ispat yükünün» kendisine geçtiği, dolayısıyla taşıma sözleşmesinin içeriği kabul edilerek ödeme belgesi ile ilgili herhangi bir belge ileri sürmediği, davacı taraf ise sadece 3.118,13 TL'nin ödenmediğini ileri sürdüğünden bu borcun ödenmediği konusunda kanaat getirildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı hakkında alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Dosya içeriği itibari ile gerek dava dilekçesi, gerekse şirket «defterlerinin» «teslimine» ilişkin «ihtarı» içerir evrakın davalı şirketin sekreterlerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6315 E. 2018/1260 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz kararda7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… vaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · tescilsiz tasarım · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu kararda24.11.2015 günlü duruşmaya karşı davacının gelmemesi ve kabule değer bir «mazeret» bildirmemesi nedeniyle karşı dava dosyasının «işlemden kaldırılmasına», 3 aylık yasal sürenin sonunda da karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Usulsüz tebliğe rağmen «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve üç aylık yasal sürede «yenilenmediği» gerekçesiyle karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; karşı davanın takip edilmediği, üç aylık yasal süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «açılmamış sayılmasına», asıl davada davalı ....
Avize’ye ait 2013/03675-1, 4, 5, 7, 9, 17, 19, 23, 24, 27, 2013/03667-5, 6, 8 numaralı «tescilli tasarımların» yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarını haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. .../...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8486 E. , 2012/1117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Vekili : Av. ...
DAVALILAR 1-Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı
Vekili : Av. ...
2-Hekim Yapı Endüstrisi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/04/2010 tarih ve 2007/1-2010/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının "Hekim Yapı Endüstri Sanayi A.Ş. Betonpan+Şekil" ibaresinin 19. ve 37. sınıf emtialarda marka tescili başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın, TPE YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkiline ait "BETOPAN" ibareli tescilli ve tanınmış markası ile iltibas yaratacak kadar benzer olup aynı zamanda davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 23.05.2007 tarih ve 2007-M-1613 sayılı kararının iptalini, markanın tescil edilmesi halinde iptali ile marka sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, inceleme aşamasında aynı ve benzer emtianın başvuru kapsamından çıkarıldığını, davacı markası ile davalı başvurusu markasal anlamda benziyor ise de ait oldukları mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğundan iltibasın söz konusu olmayacağını, itirazda ileri sürülmeyen tanınmışlık iddiasının iptal davasında dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, yararlanılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu ile davacıya ait "BETOPAN" ve "TEPE BETOPAN" markalarının benzer olduğu, her ne kadar davalı başvurusu ile davacı markalarının mal/hizmet sınıfları farklı ise de birbiriyle ilintili oldukları, bu noktada endüstriyel kullanıcılar ve aracıların markalar arasında bağ olduğunu düşünebililecekleri, bu halde markaların kapsadığı mal ve hizmetler 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğundan davacı markalarının 556 sayılı kararnamenin 8/1-b, 8/4 ve 35.maddeleri bağlamında tescile engel oldukları, öte yandan davacının “BETOPAN” ve “TEPE BETOPAN +şekil” ibareli markalarının tanışmışlık düzeyine ulaştığı, davalının tanınmış davacı markaları ile esas unsur olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer “BETONPAN” ibaresini kullanmasının davacı markasının itibarına zarar verebileceği, onun toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayabileceği, kaldı ki söz konusu markanın davalı tarafından yapı endüstrisi alanı dışında kullanılmak istenmesinin de iyiniyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davalının marka tescil başvurusunda MK'nun 2.maddesi anlamında iyi niyetli de sayılamayacağı ve bu halde davacı markalarının, başvurunun tümü yönünden tescil engeli olacağı gerekçesi ile, TPE YİDK kararının iptaline, marka başvurusunun tescil edildiği tespit edildiğinden hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
.../...
2010/8486
2012/1117
-2-
Kararı; davalılılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali, tescil olunması halinde davalı markasının iptali ve sicilden terkini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" şerhi ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce tebligat yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu son tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligat usulsüzdür.
Şu halde, usulüne uygun olmayan tebligata dayanılarak, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenme hakkı gözardı edilerek davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazları ile diğer davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazları ile diğer davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 01.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
30.03.2012 - SK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023699200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz