İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6409 E. 2014/9408 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
navlun alacağı↗ cmr konvansiyonu↗ savunma hakkı↗ cmr↗ navlun↗ cy/cy şerhi↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ ispat yükü↗ tüzel kişilik↗ ihtar↗ tebligat↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin CMR Konvansiyon hükümlerine tabi olduğu, davacının taşıma işini yaptığı, dosyada bulunan taşıma anlaşması ile fatura fotokopileri ve 2010 onaylı yevmiye defteri bilgisayar çıktısında 10/04/2010 tarihli 130 yevmiye numarasında 120 alıcılar hesabında 9.126,38 TL olarak muhasebe kaydının bulunduğu, davalının ise sadece ödeme iddiasında bulunup taşıma sözleşmesine itiraz etmediğinden, ödeme konusunda ispat yükünün kendisine geçtiği, dolayısıyla taşıma sözleşmesinin içeriği kabul edilerek ödeme belgesi ile ilgili herhangi bir belge ileri sürmediği, davacı taraf ise sadece 3.118,13 TL'nin ödenmediğini ileri sürdüğünden bu borcun ödenmediği konusunda kanaat getirildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı hakkında alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içeriği itibari ile gerek dava dilekçesi, gerekse şirket defterlerinin teslimine ilişkin ihtarı içerir evrakın davalı şirketin sekreterlerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında tüzel kişiliği haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak tebligata ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi
itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili temsilcisine, bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür. Buna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan tebligat işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili temsilcinin bulunmadığına ilişkin olarak bir şerhin düşülmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda usulüne uygun taraf teşkilinin sağlandığı söylenemez. O halde mahkemece, yargılama sırasında usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadığı göz önüne alınarak, davalı tarafa savunma hakkı tanındıktan sonra işin esasına girilip, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2210 E. 2014/9417 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tüzel kişilik · tebligat · temsil
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Buna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir.
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye, dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Buna karşın dosya içeriği itibari ile «tebligat» işleminin davacı şirketin çalışanına yapıldığı, bu kişinin yetkili olduğuna dair kayıt olmadığı gibi tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» de düşülmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · zayi · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafça takip edilmeyen davanın «işlemden kaldırılmasına» ve ardından «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava TTK uyarınca «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12901 E. 2014/19186 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Benzer bu karardaBu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaŞu halde, usulüne uygun olmayan «tebligatlara» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın davacıların hak takibine yetkili olduğu bazı icraları izinsiz kullandığı, davacının mali hakları takip ve tahsil «yetkisinin» bulunduğu, sunulan deliller ile taleplerin uyumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4273 E. 2011/15718 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Benzer bu kararda… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · tebligat usulsüzlüğü · gerekçeli kararın tebliği · tebliğ tarihi · tescilsiz tasarım · vekalet ücreti
Benzer bu karardaÖte yandan «gerekçeli kararın tebliğine» ilişkin «tebligat» evrakına «tebliğ tarihi» de yazılmış değildir.
Mahkemece; davalı adına tescil olunan tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğu, şu halde yenilik unsuruna sahip olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ve «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
… gat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligatlar usulsüzdür».
Muhatabın beyan ettiği tarih, «tebliğ tarihi» addolunur" hükmüne yer verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4830 E. 2011/15704 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin CMR Konvansiyon hükümlerine tabi olduğu, davacının taşıma işini yaptığı, dosyada bulunan taşıma anlaşması ile «fatura» fotokopileri ve 2010 onaylı yevmiye «defteri» bilgisayar çıktısında 10/04/2010 tarihli 130 yevmiye numarasında 120 alıcılar hesabında 9.126,38 TL olarak muhasebe «kaydının» bulunduğu, davalının ise sadece ödeme iddiasında bulunup «taşıma sözleşmesine» itiraz etmediğinden, ödeme konusunda «ispat yükünün» kendisine geçtiği, dolayısıyla taşıma sözleşmesinin içeriği kabul edilerek ödeme belgesi ile ilgili herhangi bir belge ileri sürmediği, davacı taraf ise sadece 3.118,13 TL'nin ödenmediğini ileri sürdüğünden bu borcun ödenmediği konusunda kanaat getirildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı hakkında alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Dosya içeriği itibari ile gerek dava dilekçesi, gerekse şirket «defterlerinin» «teslimine» ilişkin «ihtarı» içerir evrakın davalı şirketin sekreterlerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, «zayii» istenen belgelerin TTK' nun 68. maddesinde sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, TTK.nun 68 nci maddesi hükmüne dayalı «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme kararında denetlemeye elverişli yasal dayanakları da gösterilmeden «müstahsil makbuzlarının» TTK. nun 68 nci maddesi kapsamında sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müstahsil makbuzu · zayi belgesi · zayi
Benzer bu karardaDava, TTK.nun 68 nci maddesi hükmüne dayalı «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme kararında denetlemeye elverişli yasal dayanakları da gösterilmeden «müstahsil makbuzlarının» TTK. nun 68 nci maddesi kapsamında sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, «zayii» istenen belgelerin TTK' nun 68. maddesinde sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8486 E. 2012/1117 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · hükümsüzlüğün tespiti · iyiniyet · sicilden terkin · terkin · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ğı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayabileceği, kaldı ki söz konusu markanın davalı tarafından yapı endüstrisi alanı dışında kullanılmak istenmesinin de «iyiniyetli» bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davalının marka tescil başvurusunda MK'nun 2.maddesi anlamında iyi niyetli de sayılamayacağı ve bu halde davacı markalarının, başvurunun tümü yönünden tescil engeli olacağı gerekçesi ile, TPE YİDK kararının iptaline, marka başvurusunun tescil edildiği tespit edildiğinden «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir. .../...
1-Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali, tescil olunması halinde davalı markasının iptali ve «sicilden terkini» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" «şerhi» ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce «tebligat» yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu «son» tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, usulüne uygun olmayan «tebligata» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözardı edilerek davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1503 E. 2015/6189 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat · temsil
İncelediğiniz karardaBuna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · usulsüz tebliğ · ayırt edicilik · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarına konu ibarelerin «ayırt edicilik» düzeyinin düşük olduğu ancak bunun markaların hiç korunmayacakları anlamına gelmediği, “...” ibaresinin her iki grup markanın ilk ve ön plandaki ibareleri olduğu, …
Somut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5682 E. 2017/7470 K.
Ortak:tebligat · temsil
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında «tüzel kişiliği» haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak «tebligata» ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili «temsilcisine», bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür.
Buna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan «tebligat» işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili «temsilcinin» bulunmadığına ilişkin olarak bir «şerhin» düşülmediği anlaşılmaktadır.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak «tebligatlar» tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · ticari işletme · hak düşürücü süre · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıya 1. «haciz ihbarnamesinin» 26.11.2013, 2. haciz ihbarnamesinin 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itirazların bulunmadığı, 3. haciz ihbarnamesinin 08.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin 23.07.2014 tarihinde dolduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin İİK’da düzenlenen bir süre olup HMK 104. maddesindeki hükmün İcra İflas Kanunu ve dolayısıyla İİK 89/3'te düzenlenen 15 günlük süre içinde uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın en geç 23.07.2014 tarihinde açılmış olmasının gerektiği, 08.09.2014 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
Buna göre, davacı şirkete 3. «haciz ihbarnamesinin» tebliği usulüne uygun olarak yapılmadığından dava süresinde açılmış olup, süresinde açılmadığı gerekçesiyle «hak düşürücü süre» yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.«haciz ihbarnamesinin» «tebligat» mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir.
Dava, İİK'nun 89 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, mahkemece «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6409 E. , 2014/9408 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ HATAY 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/12/2012
NUMARASI 2010/1350-2012/988
Taraflar arasında görülen davada Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 tarih ve 2010/1350-2012/988 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı temsilicisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiğini, davalının bir kısım navlun ücretini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, borçlu davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, borca itiraz ederek kötü niyetli olduğundan % 40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin CMR Konvansiyon hükümlerine tabi olduğu, davacının taşıma işini yaptığı, dosyada bulunan taşıma anlaşması ile fatura fotokopileri ve 2010 onaylı yevmiye defteri bilgisayar çıktısında 10/04/2010 tarihli 130 yevmiye numarasında 120 alıcılar hesabında 9.126,38 TL olarak muhasebe kaydının bulunduğu, davalının ise sadece ödeme iddiasında bulunup taşıma sözleşmesine itiraz etmediğinden, ödeme konusunda ispat yükünün kendisine geçtiği, dolayısıyla taşıma sözleşmesinin içeriği kabul edilerek ödeme belgesi ile ilgili herhangi bir belge ileri sürmediği, davacı taraf ise sadece 3.118,13 TL'nin ödenmediğini ileri sürdüğünden bu borcun ödenmediği konusunda kanaat getirildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı hakkında alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içeriği itibari ile gerek dava dilekçesi, gerekse şirket defterlerinin teslimine ilişkin ihtarı içerir evrakın davalı şirketin sekreterlerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 13. maddesi kapsamında tüzel kişiliği haiz kurum ve kuruluşlara yapılacak tebligata ilişkin olarak “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiş olup, aynı düzenlemeye dava tarihi
itibari ile yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri kapsamında da yer verilmiş ve tebligatın hükmi şahsın yetkili temsilcisine, bu gibi kimselerin işyerinde bulunmamaları halinde ise o yerdeki memur ve müstahdeme yapılması öngörülmüştür. Buna karşın dosya içeriği itibari ile yargılama sırasında davalı tarafa yapılan tebligat işlemlerinin davalı şirketin sekreterlerine yapıldığı ve tebligat evrakı üzerine yetkili temsilcinin bulunmadığına ilişkin olarak bir şerhin düşülmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda usulüne uygun taraf teşkilinin sağlandığı söylenemez. O halde mahkemece, yargılama sırasında usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadığı göz önüne alınarak, davalı tarafa savunma hakkı tanındıktan sonra işin esasına girilip, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101691100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz