Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4367 E. 2010/10986 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
veraset ilamı↗ acentelik sözleşmesi↗ teminat senedi↗ bedel iadesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ davanın konusu↗ acente↗ sözleşmenin feshi↗ maktu vekalet ücreti↗ acentelik↗ mirasçılık↗ taraf ehliyeti↗ yargılama gideri↗ taahhütname↗ tacir↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli teminat senedi ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL lik toplam 6.000 YTL lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli acentelik sözleşmesi ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat kaydı taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD.nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL nin ise davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı acentenin sözleşme yapma taahhüt bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı acente tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, sözleşmenin feshi halinde bu bedelin iade edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise yargılama giderine ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin teminatı olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, mirasçıların malvarlığı haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir. Asıl davada, davalılardan ...'ın öldüğü dosya arasında bulunan veraset ilamı ile sabit olmasına karşın, davacı taraf ölenin mirasçılarının tamamına karşı birlikte davaya devam etmelidir. Mahkemece bu konuda davacı tarafa süre verilip anılan davalının mirasçılarının davaya usulen dahil edilmesi sağlanmadan, bu bağlamda davaya dahil edilenler karar başlığında dahi gösterilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, asıl davaya ilişkin hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu demirbaş bedellerin davacı acente tarafından davalı tarafa ödendiği, davalı şirkete ait olan ve davacı tarafından kullanılan demirbaşların eksiksiz bir biçimde davacı tarafından davalıya teslim edildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Ancak, sözleşmede davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 6.000 YTL'nın teminat için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacı acenteye kira bedeli karşılığı kullandırdığının, başka bir deyişle dava konusu bedelin davacı tarafından davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda, mahkemece, davacı tarafından demirbaşlar için ödenen davaya konu bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile bu kalem istemin tümü ile reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
4-Birleşen davaya yönelik olarak davacı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava; davalıya acentelik sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddia edilen senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, isabetli olarak davalının dava açılmasına sebep olduğu belirlenerek, bu davada dava konusu senetlerin yargılama sırasında iade edilmesi nedeniyle bu davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekile temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu davada ki hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5-Bozma neden ve şekline göre, davalı taraf vekilinin asıl davada yargılama giderine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2479 E. 2011/6767 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · teminat senedi · acente · acentelik · tacir · cy/cy kaydı · karar verilmesine yer olmadığına · teminat · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli «teminat senedi» ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL lik toplam 6.000 YTL lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli «acentelik sözleşmesi» ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat «kaydı» taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD.nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL nin ise davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… isindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «acentenin sözleşme» yapma «taahhüt» bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı «acente» tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, «sözleşmenin feshi» halinde bu «bedelin iade» edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise «yargılama giderine» ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin «teminatı» olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Ancak, sözleşmede davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 6.000 YTL'nın «teminat» için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde «teslimle» beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine «tacir» olan davalının demirbaşlarını davacı «acenteye» kira bedeli karşılığı kullandırdığının, başka bir deyişle «dava konusu» bedelin davacı tarafından davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli «teminat senedi» ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL'lik toplam 6.000 YTL'lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli «acentelik sözleşmesi» ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat «kaydı» taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL'den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD'nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL'nin ise davalıdan tahsiline dair verilen karar …
Ancak sözleşmede davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 6.000 YTL’nin «teminat» için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde «teslimle» beraber feshe kadar kullanıldığının sabit olması karşısında mahkemenin kabulünün aksine «tacir» olan davalının demirbaşlarını davacı «acenteye» kira bedeli karşılığı kullandırdığının, başka bir deyişle dava konusu bedelin davacı tarafından davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir.
2-Ancak dava konusu demirbaş bedellerinin davacı «acente» tarafından davalı tarafa ödendiği, davalı şirkete ait olan ve davacı tarafından kullanılan demirbaşların eksiksiz bir biçimde davacı tarafından davalıya «teslim» edildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu kararda… rın davalıdan istenilemeyeceği ancak kullanım süresini aşan dönem için davalının iade yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken eskime «payı» dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplama hatalı olduğundan Dairemizin 01.11.2010 tarihli bozma ilamının (3) numaralı bendinin kaldırılarak kararın değişik bu ge …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11796 E. 2010/10326 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, karar düzeltme aşamasında kesinleşmiş ancak temyiz inceleme tarihinde henüz kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararının mahkemece bozma «ilanına» uyulması halinde değerlendirilecek olmasına göre davacı vekilinin HUMK' nun 440.maddesi de sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4559 E. 2010/10808 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… isindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «acentenin sözleşme» yapma «taahhüt» bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı «acente» tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, «sözleşmenin feshi» halinde bu «bedelin iade» edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise «yargılama giderine» ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin «teminatı» olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir.
Asıl davada, davalılardan ...'ın öldüğü dosya arasında bulunan «veraset ilamı» ile sabit olmasına karşın, davacı taraf ölenin «mirasçılarının» tamamına karşı birlikte davaya devam etmelidir.
Benzer bu karardaDava, devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir.
Kararı, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... «mirasçıları» temyiz etmiş, bir kısım davalılar vekili temyiz isteminden «feragat» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · ibra · feragat · tebligat · yetki · temerrüt
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacı kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları, genel kurulca «ibra» edilmeyerek haklarında «sorumluluk davası» açılması için yönetim kuruluna «yetki» verildiği, davalılarca kooperatifin amacına uygun olmayan 3.639,70 TL harcama yapıldığı, piyasa rayici dikkate alındığında inşaat için 50.218,50 TL usulsüz ve fazla harcama yapıldığı gerekçesiyle 53.897,88 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... «mirasçıları» temyiz etmiş, bir kısım davalılar vekili temyiz isteminden «feragat» etmiştir.
1- Davalılar ... ve arkadaşları vekili kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, daha sonra temyiz isteminden «feragat» etmiş olup, feragate yetkili olduğu vekaletnamesinden de anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, bu davalılar vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 91. ve 432/4. maddeleri uyarınca, «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7784 E. 2012/404 K.
Ortak:acente · acentelik · teminat
İncelediğiniz kararda… isindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «acentenin sözleşme» yapma «taahhüt» bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı «acente» tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, «sözleşmenin feshi» halinde bu «bedelin iade» edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise «yargılama giderine» ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin «teminatı» olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli «teminat senedi» ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL lik toplam 6.000 YTL lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli «acentelik sözleşmesi» ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat «kaydı» taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD.nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL nin ise davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, sözleşmede davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 6.000 YTL'nın «teminat» için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde «teslimle» beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine «tacir» olan davalının demirbaşlarını davacı «acenteye» kira bedeli karşılığı kullandırdığının, başka bir deyişle «dava konusu» bedelin davacı tarafından davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaDavalı ... şirketinin «acentesi» tarafından düzenlenen poliçede demirbaş mallar için «teminat» verilmemiştir.
Rizikonun gerçekleşmesinden sonra poliçeyi düzenleyen «acente» tarafından davalı ... şirketine yazılan yazıda yanlışlıkla demirbaş «teminatı» yerine emtia teminatı yazıldığının bildirilmesi demirbaş malların teminat altına alındığını göstermez.
Mahkemece, demirbaş «hırsızlığının» «sigorta poliçesi» kapsamında olduğu, 2.400,00-TL’yi aşan bilgisayar, aksam ve teferruatlarının «teminat» dışında kaldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 1.986,95-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hırsızlık · reeskont faizi · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, demirbaş «hırsızlığının» «sigorta poliçesi» kapsamında olduğu, 2.400,00-TL’yi aşan bilgisayar, aksam ve teferruatlarının «teminat» dışında kaldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 1.986,95-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11512 E. 2011/4127 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · teminat senedi · acente · maktu vekalet ücreti · acentelik · tacir · vekalet ücreti · teminat · Alacak
İncelediğiniz kararda4-Birleşen davaya yönelik olarak davacı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava; davalıya «acentelik sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiği iddia edilen senetlerden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece, isabetli olarak davalının dava açılmasına sebep olduğu belirlenerek, bu davada «dava konusu» senetlerin yargılama sırasında iade edilmesi nedeniyle bu davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekile «temsil» ettiren davacı yararına hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu davada ki hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli «teminat senedi» ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL lik toplam 6.000 YTL lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli «acentelik sözleşmesi» ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat «kaydı» taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD.nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL nin ise davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… isindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «acentenin sözleşme» yapma «taahhüt» bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı «acente» tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, «sözleşmenin feshi» halinde bu «bedelin iade» edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise «yargılama giderine» ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin «teminatı» olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Benzer bu kararda2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedenine dayalı «acente» alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, alacağın geç ödenmesi nedeniyle yapılan harcamalar, eşya bedeli, «portföy tazminatı» ve işçi ücretleri için davalı-karşı davacı tarafından yapılan kesintinin tahsili, isim hakkı için ödenen miktarın «istirdadı», «teminat senedinin» iptali ve iadesi istemine; karşı dava ise, acente sözleşmesinin davacı-karşı davalı acente tarafından haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilince «teminat» olarak verilen 30.000 USD tutarındaki «bononun» müvekkiline iadesi veya iptali istenilmesine rağmen mahkemece uyuşmazlığın «menfi tespit» istemi olarak değerlendirilerek davacı-karşı davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, istem menfi tespit olarak değerlendirildiği halde, davacı-karşı davalı yararına «nispi vekalet ücreti» yerine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafça yapılan icra takibinde «hakediş alacağının» tamamının tahsil edildiği, vergi ve SSK «primlerinin» geç ödenmesindeki sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacı sözleşme süresince davalı şirketin ismini kullandığından isim hakkı için ödenen ücretin geri istenemeyeceği, davacının T.T.K.nun 134. maddesi kapsamında başlamış ve tamamlanmayan işi bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacı tarafça çalıştırılan ancak ücretleri ödenmeyen işçiler için davalının yapıtığı kesintinin yerinde olduğu gerekçesiyle anılan istemlerin reddine, 2.000,00 TL eşya bedeli alacağının davalıdan tahsiline, davacının 30.000 USD’lık «teminat senedi» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakediş alacağı · portföy tazminatı · hakediş · nispi vekalet ücreti · ek prim · olumsuz oy · bono · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafça yapılan icra takibinde «hakediş alacağının» tamamının tahsil edildiği, vergi ve SSK «primlerinin» geç ödenmesindeki sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacı sözleşme süresince davalı şirketin ismini kullandığından isim hakkı için ödenen ücretin geri istenemeyeceği, davacının T.T.K.nun 134. maddesi kapsamında başlamış ve tamamlanmayan işi bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacı tarafça çalıştırılan ancak ücretleri ödenmeyen işçiler için davalının yapıtığı kesintinin yerinde olduğu gerekçesiyle anılan istemlerin reddine, 2.000,00 TL eşya bedeli alacağının davalıdan tahsiline, davacının 30.000 USD’lık «teminat senedi» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedenine dayalı «acente» alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, alacağın geç ödenmesi nedeniyle yapılan harcamalar, eşya bedeli, «portföy tazminatı» ve işçi ücretleri için davalı-karşı davacı tarafından yapılan kesintinin tahsili, isim hakkı için ödenen miktarın «istirdadı», «teminat senedinin» iptali ve iadesi istemine; karşı dava ise, acente sözleşmesinin davacı-karşı davalı acente tarafından haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilince «teminat» olarak verilen 30.000 USD tutarındaki «bononun» müvekkiline iadesi veya iptali istenilmesine rağmen mahkemece uyuşmazlığın «menfi tespit» istemi olarak değerlendirilerek davacı-karşı davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, istem menfi tespit olarak değerlendirildiği halde, davacı-karşı davalı yararına «nispi vekalet ücreti» yerine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Davalı-karşı davacının süresinde verdiği cevap dilekçesi ile harcını da ödeyerek karşı dava açtığı halde, karşı dava ile ilgili olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, davalı - karşılık davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu bakımındalar da anılan taraf yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1945 E. 2010/8198 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · teminat senedi · bedel iadesi · acente · sözleşmenin feshi · acentelik · tacir · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… isindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «acentenin sözleşme» yapma «taahhüt» bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı «acente» tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, «sözleşmenin feshi» halinde bu «bedelin iade» edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise «yargılama giderine» ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin «teminatı» olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli «teminat senedi» ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL lik toplam 6.000 YTL lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli «acentelik sözleşmesi» ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat «kaydı» taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD.nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL nin ise davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4-Birleşen davaya yönelik olarak davacı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava; davalıya «acentelik sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiği iddia edilen senetlerden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece, isabetli olarak davalının dava açılmasına sebep olduğu belirlenerek, bu davada «dava konusu» senetlerin yargılama sırasında iade edilmesi nedeniyle bu davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekile «temsil» ettiren davacı yararına hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu davada ki hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, davacı «acentenin» isim hakkı bedeli adı altında davalıya ödemiş olduğu 3.000-USD'nin, davacı «acente» tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği ve sözleşmenin feshinden sonra davalıya ait isim hakkının davacı tarafından kullanmasının artık olanaklı olmadığının mahkemece kabulü ilke olarak doğru ise de, taraflar arasındaki sözleşmede «sözleşmenin feshi» halinde bu «bedelin iade» edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın «acentenin sözleşme» başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak öde …
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TMK'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kuralına» uygun davranmak zorunda ise de, kendisi de «tacir» olan ve basiretli davranması gereken davacının «acentelik sözleşmesinin» 11 ve 36 ncı madde hükümlerinin varlığına rağmen anılan bu sözleşmeyi hiç bir çekince koymadan özgür iradesi ile imzalamış olmasına, 30.000 USD'lik «teminat senedinin» iadesi istemine ilişkin olarak da davalı vekilince taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davacının acentelik dönemine ilişkin olarak müvekkili aleyhine dava açı …
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı olarak demirbaş bedeline karşılık 10 eşit taksitle ödenmek üzere verilen ve «bedelsiz» kalan 10 adet senedin, demirbaşlar için ödenen 5.000,00 YTL’nin, koltuk bedeli olarak ödenen toplam 497,00 YTL’nin iadesi, hak edişlerden kesilen gönderi kutuları ve teşhir reyonu bedeli olan toplam «265»,00 YTL’nin tahsili, isim hakkı adı altında davalıya verilen 3.000 USD'nin ve 30.000,00 USD. tutarındaki «teminat senedinin» iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, davacı tarafından 30.000-USD. tutarlı teminat senedinin iadesi talep edilmiş olmasına, tarafla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 265 · bedelsizlik · dürüstlük kuralı · avans faizi
Benzer bu kararda… rilmesiyle davalının fesihte haklı olduğu sonucuna varıldığı, bu bağlamda, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 30.000.USD'ı tutarındaki «teminat senedinin» bir yıllık süre dolduğu için konusuz kaldığından senedin iadesine, demirbaşlarla ilgili olup «bedelsiz» kalan senetlerin iadesi talebi davalı şirketçe de kabul edildiğinden iadesine, demirbaş bedeli olarak ödenen 5.000,00 YTL’nin iadesi ve sarf bedeli olarak ödenen «265».000,00 YTL’nin iadesi, 6 adet koltuk bedeli olarak ödenen 497,00 YTL’nin iadesi taleplerinin sözleşme feshedildiğine göre haklı bulunduğu, davalı tarafta bu malzem …
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı olarak demirbaş bedeline karşılık 10 eşit taksitle ödenmek üzere verilen ve «bedelsiz» kalan 10 adet senedin, demirbaşlar için ödenen 5.000,00 YTL’nin, koltuk bedeli olarak ödenen toplam 497,00 YTL’nin iadesi, hak edişlerden kesilen gönderi kutuları ve teşhir reyonu bedeli olan toplam «265»,00 YTL’nin tahsili, isim hakkı adı altında davalıya verilen 3.000 USD'nin ve 30.000,00 USD. tutarındaki «teminat senedinin» iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, davacı tarafından 30.000-USD. tutarlı teminat senedinin iadesi talep edilmiş olmasına, tarafla …
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TMK'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kuralına» uygun davranmak zorunda ise de, kendisi de «tacir» olan ve basiretli davranması gereken davacının «acentelik sözleşmesinin» 11 ve 36 ncı madde hükümlerinin varlığına rağmen anılan bu sözleşmeyi hiç bir çekince koymadan özgür iradesi ile imzalamış olmasına, 30.000 USD'lik «teminat senedinin» iadesi istemine ilişkin olarak da davalı vekilince taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davacının acentelik dönemine ilişkin olarak müvekkili aleyhine dava açı …
Ayrıca davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen % 80 faiz oranı üzerinden faiz isteminde bulunmasına rağmen mahkemece, gerekçesinde gösterilmeden yazılı şekilde «avans faizine» hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4367 E. , 2010/10986 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/329 Esas sayılı dosyası
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2007/328-2008/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.03.2004 başlangıç tarihli acentelik sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeyi yapabilmek için davalılardan ... adına 8.000- USD nin sözleşme teminatı olarak yatırıldığını, akabinde sözleşme yapıldığını, daha sonra sözleşmeyi yapabilmek için davalı şirkete 6.000 YTL. lik demirbaş senedi ile 30.000 USD lik teminat senedinin teslim edildiğini, acente ile birlikte kendisine devredilen acentedeki demirbaşların bedeli için ise toplam 6.000 YTL lik teminat senedi verildiğini, 6.000 YTL lik demirbaşa ilişkin verilen senedin davacının hak edişlerinden kesilerek davalı firma tarafından tahsil edildiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı tutumu ve davacının hak edişlerini geciktirmesi yada hiç ödememesi nedeni ile acentelik sözleşmesinin 31.07.2006 tarihinde fesh edildiğini, işyerinin demirbaşları ile birlikte davalıya teslim edildiğini, ancak teminat olarak alınmış bulunan 30.000 USD lik senet ile 6.000 YTL lik senetleri iade etmediğini ileri sürerek, 8.000-USD.nin ve 6.000-YTL.nin tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise müvekkilinin davalıya teminat olarak verdiği 30.000 USD.lik ve 6.000-YTL.
lik senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili,davalı ... adına yatırılan 8.000 USD' nin sözleşme teminatı olmayıp sözleşmenin 15. bölümünde bahsedilen isim hakkı olduğunu, bu bedelin sözleşmeye göre iade edilemeyeceğini, davacıdan sadece teminat olarak teminat senedi alındığını, bu senedin kamu kurum ve kuruluşlarına herhangi bir borç bulunmadığının belgelenmesi üzerine iade edilebildiğini,oysa bu tür bir belgenin sunulmadığını ve acentelik ilişkisinden dolayı alacak borç ilişkisinin bitmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin fesh edilmesinin yeterli olmadığını, 6.000 YTL'lık demirbaş senedinden dolayı senetlerin alındığını, bedellerinin hakedişlerinden düşüldüğünü, demirbaş kullanım bedellerinin iadesinin söz konusu olmayacağını davacının borçlu olduğunun iddia edilmediğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli teminat senedi ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL lik toplam 6.000 YTL lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı, taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli acentelik sözleşmesi ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat kaydı taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle, birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD.nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL nin ise davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı acentenin sözleşme yapma taahhüt bedeli adı altında davalı tarafa ödemiş olduğu 8.000 USD'nin, davacı acente tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği, sözleşmenin feshi halinde bu bedelin iade edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulünün gerekmesine göre, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise yargılama giderine ilişkin temyiz itirazları dışında aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak da davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin teminatı olarak yatırıldığı iddia edilen bedel ile demirbaş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dava devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, mirasçıların malvarlığı haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir. Asıl davada, davalılardan ...'ın öldüğü dosya arasında bulunan veraset ilamı ile sabit olmasına karşın, davacı taraf ölenin mirasçılarının tamamına karşı birlikte davaya devam etmelidir. Mahkemece bu konuda davacı tarafa süre verilip anılan davalının mirasçılarının davaya usulen dahil edilmesi sağlanmadan, bu bağlamda davaya dahil edilenler karar başlığında dahi gösterilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, asıl davaya ilişkin hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu demirbaş bedellerin davacı acente tarafından davalı tarafa ödendiği, davalı şirkete ait olan ve davacı tarafından kullanılan demirbaşların eksiksiz bir biçimde davacı tarafından davalıya teslim edildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Ancak, sözleşmede davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 6.000 YTL'nın teminat için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacı acenteye kira bedeli karşılığı kullandırdığının, başka bir deyişle dava konusu bedelin davacı tarafından davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir.
Bu bağlamda, mahkemece, davacı tarafından demirbaşlar için ödenen davaya konu bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile bu kalem istemin tümü ile reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
4-Birleşen davaya yönelik olarak davacı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava; davalıya acentelik sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddia edilen senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, isabetli olarak davalının dava açılmasına sebep olduğu belirlenerek, bu davada dava konusu senetlerin yargılama sırasında iade edilmesi nedeniyle bu davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekile temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu davada ki hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5-Bozma neden ve şekline göre, davalı taraf vekilinin asıl davada yargılama giderine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davaya ilişkin olarak, davacı vekilinin tüm, davalı taraf vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının, yine birleşen davaya ilişkin olarak davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenle, asıl davaya ilişikin olarak davalı taraf vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyizler yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davada davacı yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenle, asıl davada davalı taraf vekillinin yargılama giderine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034735800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz