6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmelerden kaynaklanan

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1945 E. 2010/8198 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekince (ihtirazi kayıt) acentelik sözleşmesi teminat senedi bedel iadesi i̇i̇k 265 acente sözleşmenin feshi bedelsizlik acentelik dürüstlük kuralı maddi ve manevi tazminat tacir vekalet ücreti avans faizi teminat teslim

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 24 · HUMK — HUMK 388 · TMK — TMK 2

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşmenin 11. ve 36.madde hükümleri birlikte değerlendirilmesiyle davalının fesihte haklı olduğu sonucuna varıldığı, bu bağlamda, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 30.000.USD'ı tutarındaki teminat senedinin bir yıllık süre dolduğu için konusuz kaldığından senedin iadesine, demirbaşlarla ilgili olup bedelsiz kalan senetlerin iadesi talebi davalı şirketçe de kabul edildiğinden iadesine, demirbaş bedeli olarak ödenen 5.000,00 YTL’nin iadesi ve sarf bedeli olarak ödenen 265.000,00 YTL’nin iadesi, 6 adet koltuk bedeli olarak ödenen 497,00 YTL’nin iadesi taleplerinin sözleşme feshedildiğine göre haklı bulunduğu, davalı tarafta bu malzemelerin aynen iadesini talebini kabul ettiği, aynen iade mümkün olamayacağından bedeline hükmedildiği, isim hakkı olarak ödenen bedelin davacı tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiğinden, sözleşme ilişkisi dolayısıyla isim hakkı kullanılmayacağından davacıya iadesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TMK'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda ise de, kendisi de tacir olan ve basiretli davranması gereken davacının acentelik sözleşmesinin 11 ve 36 ncı madde hükümlerinin varlığına rağmen anılan bu sözleşmeyi hiç bir çekince koymadan özgür iradesi ile imzalamış olmasına, 30.000 USD'lik teminat senedinin iadesi istemine ilişkin olarak da davalı vekilince taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davacının acentelik dönemine ilişkin olarak müvekkili aleyhine dava açıldığının veya takip başlatıldığının temyiz dilekçesinde dahi savunulmamış bulunmasına nazaran davacı vekilinin (2) nolu davalı vekilinin ise (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshine dayalı olarak demirbaş bedeline karşılık 10 eşit taksitle ödenmek üzere verilen ve bedelsiz kalan 10 adet senedin, demirbaşlar için ödenen 5.000,00 YTL’nin, koltuk bedeli olarak ödenen toplam 497,00 YTL’nin iadesi, hak edişlerden kesilen gönderi kutuları ve teşhir reyonu bedeli olan toplam 265,00 YTL’nin tahsili, isim hakkı adı altında davalıya verilen 3.000 USD'nin ve 30.000,00 USD. tutarındaki teminat senedinin iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, davacı tarafından 30.000-USD. tutarlı teminat senedinin iadesi talep edilmiş olmasına, taraflar arasında teminat senedinin bu miktar olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamasına rağmen mahkemece, yazılı şekilde 30.000-YTL. tutarındaki teminat senedinin iadesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Öte yandan, dava dilekçesinde acentelik sözleşmesi nedeniyle verildiği iddia edilip her bir senedin 500-YTL. toplamda 5.000-YTL olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece, HUMK'nun 388 nci madde hükmüne aykırı ve hükmün infazında tereddüt yaratır şekilde yazılı şekilde "...10 adet senedin iadesine ..." karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.

Ayrıca davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen % 80 faiz oranı üzerinden faiz isteminde bulunmasına rağmen mahkemece, gerekçesinde gösterilmeden yazılı şekilde avans faizine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Davacı vekilinin temyizine gelince; davalı tarafından haklı nedenle feshedilen acentelik sözleşmesinin hükümlerinde,davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 5.000-YTL'nin teminat için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacıya kira bedeli olarak kullandırdığının, bu bağlamda dava konusu davacı tarafından bu bedelin davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda, davacı tarafından demirbaşlar için ödenen davaya konu bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile bu kalem istemin reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir.

Öte yandan, davacı acentenin isim hakkı bedeli adı altında davalıya ödemiş olduğu 3.000-USD'nin, davacı acente tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği ve sözleşmenin feshinden sonra davalıya ait isim hakkının davacı tarafından kullanmasının artık olanaklı olmadığının mahkemece kabulü ilke olarak doğru ise de, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin feshi halinde bu bedelin iade edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulü zorunludur. Bu nedenle, davacının isim hakkı bedeline ilişkin isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü de doğru görülmemiştir.

Diğer yandan, davacı tarafından koltuk bedeli ve malzeme bedeli talep edilmiş ise de davalı tarafından aynen iadesi kabul edilmiş olmasına rağmen İİK'nun 24 maddesine aykırı şekilde doğrudan bedeline hükmedilmesi de keza doğru görülmemiştir.

4-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin isim hakkı bedeline faiz istemine ilişkin temyiz itirazı ile davalı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13116 E. 2011/1407 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11664 E. 2012/19012 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11796 E. 2010/10326 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7784 E. 2012/404 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4367 E. 2010/10986 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/1945 E.  ,  2010/8198 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.09.2008 tarih ve 2005/322 - 2008/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Kasım 2003 tarihli sözleşme ile davalı şirketin Başkent – Ankara acentesi olduğunu, sözleşmenin 37.maddesinde hak edişlerin hangi tarihte ödeneceğinin belirtilmesine rağmen davalının ödemelerini geciktirdiğini, davacının sonunda ekonomik olarak acze düştüğünü, davalının SSK borçlarının ödenmesi aksi halde sözleşmeyi feshedeceklerini müvekkiline ihtar ettiğini ve 11.04.2005 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi ihbar öneline uymadan haksız olarak feshettiğini, bir kısım davacı alacağının ibranameye bağlanarak ödenmek istendiğini, ancak bunun kabul edilmediğini, davalıdan olan alacaklarının ödenmesi için ihtarname çekildiğini, buna rağmen ödemeye yapılmadığını, sözlemenin feshi üzerine müvekkilinin 13.04.2004 tarihinde acenteyi tüm demirbaşları ile davalı şirkete iade ederek acentelikten ayrıldığını ve bakiye alacağın tahsili için icra takibine başlandığını ileri sürerek, sözleşme gereği demirbaş bedeline karşılık 10 eşit taksitle ödenmek üzere verilen ve bedelsiz kalan 10 adet senedin, demirbaşlar için ödenen 5.000,00 YTL’nin, koltuk bedeli olarak ödenen toplam 497,00 YTL’nin iadesine, hak edişlerden kesilen gönderi kutuları ve teşhir reyonu bedeli olan toplam 265,00 YTL’nin tahsiline, isim hakkı adı altında davalıya verilen 3.000 USD'nin ve 30.000,00 USD tutarındaki teminat senedinin iadesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 250,00 YTL menfi zararın tazminine, 1.000-YTL müşteri tazminatının, 1.000,00 YTL maddi, 5.000,00 YTL manevi tazminatın tahsiiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.04.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle de, 116.300,51 YTL'nın tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davacının acentelik faaliyetlerinin devamı süresince sözleşmeye aykırı davranışların tesbit edildiğini ve bu yolda ihtarda bulunulduğunu, davacının müvekkili ile birlikte sorumlu olduğu SSK ve benzeri kurum ve diğer ödemelerini aksattığını, ödemelerini yapması için iki kez ihtar çekildiğini, verilen süre içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmediğinden sözleşmenin 11.04.2005 tarihli ihtar ile haklı nedenlerle feshedildiğini, fesih sonrasında alacak borç mutabakatı sağlanması için davacıya bildirim yapıldığını, ancak davacının başvuruda bulunmadığını, davacının sözleşmeden kaynaklı hak ediş alacağı bulunmadığını, iadesi istenen 10 adet bononun teslimi için hazır olduklarını, ancak demirbaş kullanımına ilişkin bedel dolayısıyla kesinti yapıldığı sürece davacı tarafın hiçbir itirazı olmadığını, dolayısıyla bedelin iadesinin istenemeyeceğini, ayrıca bedeli istenen koltukları ve gönderi paketi, 850 adet poşet ve teşhir reyonu gibi malzemelerinde iadesine müvekkilinin hazır olduğunu, isim hakkı bedelinin iadesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 30.000.USD tutarındaki teminat senedinin fesihten itibaren bir yılın sonunda iade edileceğini, kusurlu olan davacının tazminat isteminde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşmenin 11. ve 36.madde hükümleri birlikte değerlendirilmesiyle davalının fesihte haklı olduğu sonucuna varıldığı, bu bağlamda, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 30.000.USD'ı tutarındaki teminat senedinin bir yıllık süre dolduğu için konusuz kaldığından senedin iadesine, demirbaşlarla ilgili olup bedelsiz kalan senetlerin iadesi talebi davalı şirketçe de kabul edildiğinden iadesine, demirbaş bedeli olarak ödenen 5.000,00 YTL’nin iadesi ve sarf bedeli olarak ödenen 265.000,00 YTL’nin iadesi, 6 adet koltuk bedeli olarak ödenen 497,00 YTL’nin iadesi taleplerinin sözleşme feshedildiğine göre haklı bulunduğu, davalı tarafta bu malzemelerin aynen iadesini talebini kabul ettiği, aynen iade mümkün olamayacağından bedeline hükmedildiği, isim hakkı olarak ödenen bedelin davacı tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiğinden, sözleşme ilişkisi dolayısıyla isim hakkı kullanılmayacağından davacıya iadesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TMK'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda ise de, kendisi de tacir olan ve basiretli davranması gereken davacının acentelik sözleşmesinin 11 ve 36 ncı madde hükümlerinin varlığına rağmen anılan bu sözleşmeyi hiç bir çekince koymadan özgür iradesi ile imzalamış olmasına, 30.000 USD'lik teminat senedinin iadesi istemine ilişkin olarak da davalı vekilince taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davacının acentelik dönemine ilişkin olarak müvekkili aleyhine dava açıldığının veya takip başlatıldığının temyiz dilekçesinde dahi savunulmamış bulunmasına nazaran davacı vekilinin (2) nolu davalı vekilinin ise (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshine dayalı olarak demirbaş bedeline karşılık 10 eşit taksitle ödenmek üzere verilen ve bedelsiz kalan 10 adet senedin, demirbaşlar için ödenen 5.000,00 YTL’nin, koltuk bedeli olarak ödenen toplam 497,00 YTL’nin iadesi, hak edişlerden kesilen gönderi kutuları ve teşhir reyonu bedeli olan toplam 265,00 YTL’nin tahsili, isim hakkı adı altında davalıya verilen 3.000 USD'nin ve 30.000,00 USD. tutarındaki teminat senedinin iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, davacı tarafından 30.000-USD. tutarlı teminat senedinin iadesi talep edilmiş olmasına, taraflar arasında teminat senedinin bu miktar olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamasına rağmen mahkemece, yazılı şekilde 30.000-YTL.

tutarındaki teminat senedinin iadesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Öte yandan, dava dilekçesinde acentelik sözleşmesi nedeniyle verildiği iddia edilip her bir senedin 500-YTL. toplamda 5.000-YTL olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece, HUMK'nun 388 nci madde hükmüne aykırı ve hükmün infazında tereddüt yaratır şekilde yazılı şekilde "...10 adet senedin iadesine ..." karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.

Ayrıca davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen % 80 faiz oranı üzerinden faiz isteminde bulunmasına rağmen mahkemece, gerekçesinde gösterilmeden yazılı şekilde avans faizine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Davacı vekilinin temyizine gelince; davalı tarafından haklı nedenle feshedilen acentelik sözleşmesinin hükümlerinde,davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 5.000-YTL'nin teminat için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacıya kira bedeli olarak kullandırdığının, bu bağlamda dava konusu davacı tarafından bu bedelin davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda, davacı tarafından demirbaşlar için ödenen davaya konu bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile bu kalem istemin reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir.

Öte yandan, davacı acentenin isim hakkı bedeli adı altında davalıya ödemiş olduğu 3.000-USD'nin, davacı acente tarafından bayi olmak ve sisteme girmek için ödendiği ve sözleşmenin feshinden sonra davalıya ait isim hakkının davacı tarafından kullanmasının artık olanaklı olmadığının mahkemece kabulü ilke olarak doğru ise de, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin feshi halinde bu bedelin iade edilmesi konusunda bir düzenlemenin bulunmaması karşısında esasen bu meblağın acentenin sözleşme başlangıcında sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın davacı acente tarafından davalıya ait unvan ve markasının kullanımı karşılığı sözleşmenin ön koşulu olarak ödendiğinin kabulü zorunludur. Bu nedenle, davacının isim hakkı bedeline ilişkin isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü de doğru görülmemiştir.

Diğer yandan, davacı tarafından koltuk bedeli ve malzeme bedeli talep edilmiş ise de davalı tarafından aynen iadesi kabul edilmiş olmasına rağmen İİK'nun 24 maddesine aykırı şekilde doğrudan bedeline hükmedilmesi de keza doğru görülmemiştir.

4-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin isim hakkı bedeline faiz istemine ilişkin temyiz itirazı ile davalı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA,(4) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin isim hakkı bedeline faiz istemine ilişkin temyiz itirazı ile davalı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026205900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.