Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11512 E. 2011/4127 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakediş alacağı↗ portföy tazminatı↗ hakediş↗ acentelik sözleşmesi↗ teminat senedi↗ nispi vekalet ücreti↗ acente↗ maktu vekalet ücreti↗ acentelik↗ ek prim↗ olumsuz oy↗ bono↗ istirdat↗ tacir↗ menfi tespit↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafça yapılan icra takibinde hakediş alacağının tamamının tahsil edildiği, vergi ve SSK primlerinin geç ödenmesindeki sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacı sözleşme süresince davalı şirketin ismini kullandığından isim hakkı için ödenen ücretin geri istenemeyeceği, davacının T.T.K.nun 134. maddesi kapsamında başlamış ve tamamlanmayan işi bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacı tarafça çalıştırılan ancak ücretleri ödenmeyen işçiler için davalının yapıtığı kesintinin yerinde olduğu gerekçesiyle anılan istemlerin reddine, 2.000,00 TL eşya bedeli alacağının davalıdan tahsiline, davacının 30.000 USD’lık teminat senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karar, davacı-karşı davalı vekili ve davalı- karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedenine dayalı acente alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, alacağın geç ödenmesi nedeniyle yapılan harcamalar, eşya bedeli, portföy tazminatı ve işçi ücretleri için davalı-karşı davacı tarafından yapılan kesintinin tahsili, isim hakkı için ödenen miktarın istirdadı, teminat senedinin iptali ve iadesi istemine; karşı dava ise, acente sözleşmesinin davacı-karşı davalı acente tarafından haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilince teminat olarak verilen 30.000 USD tutarındaki bononun müvekkiline iadesi veya iptali istenilmesine rağmen mahkemece uyuşmazlığın menfi tespit istemi olarak değerlendirilerek davacı-karşı davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, istem menfi tespit olarak değerlendirildiği halde, davacı-karşı davalı yararına nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Davalı-karşı davacının süresinde verdiği cevap dilekçesi ile harcını da ödeyerek karşı dava açtığı halde, karşı dava ile ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, davalı - karşılık davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu bakımındalar da anılan taraf yararına bozulması gerekmiştir.
4-Diğer yandan davacı tarafından demirbaşlar için ödenen miktar yönünden, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacıya kira bedeli olarak kullandırdığının, bu bağlamda dava konusu davacı tarafından bu bedelin davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda, davacı tarafından demirbaşlar için ödenen davaya konu bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile bu kalem istemin reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11796 E. 2010/10326 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, karar düzeltme aşamasında kesinleşmiş ancak temyiz inceleme tarihinde henüz kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararının mahkemece bozma «ilanına» uyulması halinde değerlendirilecek olmasına göre davacı vekilinin HUMK' nun 440.maddesi de sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7784 E. 2012/404 K.
Ortak:acente · acentelik · teminat
İncelediğiniz kararda2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedenine dayalı «acente» alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, alacağın geç ödenmesi nedeniyle yapılan harcamalar, eşya bedeli, «portföy tazminatı» ve işçi ücretleri için davalı-karşı davacı tarafından yapılan kesintinin tahsili, isim hakkı için ödenen miktarın «istirdadı», «teminat senedinin» iptali ve iadesi istemine; karşı dava ise, acente sözleşmesinin davacı-karşı davalı acente tarafından haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafça yapılan icra takibinde «hakediş alacağının» tamamının tahsil edildiği, vergi ve SSK «primlerinin» geç ödenmesindeki sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacı sözleşme süresince davalı şirketin ismini kullandığından isim hakkı için ödenen ücretin geri istenemeyeceği, davacının T.T.K.nun 134. maddesi kapsamında başlamış ve tamamlanmayan işi bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacı tarafça çalıştırılan ancak ücretleri ödenmeyen işçiler için davalının yapıtığı kesintinin yerinde olduğu gerekçesiyle anılan istemlerin reddine, 2.000,00 TL eşya bedeli alacağının davalıdan tahsiline, davacının 30.000 USD’lık «teminat senedi» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davacı vekilince «teminat» olarak verilen 30.000 USD tutarındaki «bononun» müvekkiline iadesi veya iptali istenilmesine rağmen mahkemece uyuşmazlığın «menfi tespit» istemi olarak değerlendirilerek davacı-karşı davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, istem menfi tespit olarak değerlendirildiği halde, davacı-karşı davalı yararına «nispi vekalet ücreti» yerine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaDavalı ... şirketinin «acentesi» tarafından düzenlenen poliçede demirbaş mallar için «teminat» verilmemiştir.
Rizikonun gerçekleşmesinden sonra poliçeyi düzenleyen «acente» tarafından davalı ... şirketine yazılan yazıda yanlışlıkla demirbaş «teminatı» yerine emtia teminatı yazıldığının bildirilmesi demirbaş malların teminat altına alındığını göstermez.
Mahkemece, demirbaş «hırsızlığının» «sigorta poliçesi» kapsamında olduğu, 2.400,00-TL’yi aşan bilgisayar, aksam ve teferruatlarının «teminat» dışında kaldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 1.986,95-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hırsızlık · reeskont faizi · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, demirbaş «hırsızlığının» «sigorta poliçesi» kapsamında olduğu, 2.400,00-TL’yi aşan bilgisayar, aksam ve teferruatlarının «teminat» dışında kaldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 1.986,95-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3085 E. 2011/14828 K.
Ortak:acente
İncelediğiniz kararda2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedenine dayalı «acente» alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, alacağın geç ödenmesi nedeniyle yapılan harcamalar, eşya bedeli, «portföy tazminatı» ve işçi ücretleri için davalı-karşı davacı tarafından yapılan kesintinin tahsili, isim hakkı için ödenen miktarın «istirdadı», «teminat senedinin» iptali ve iadesi istemine; karşı dava ise, acente sözleşmesinin davacı-karşı davalı acente tarafından haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava dilekçesinde davalı bankanın, hem «acente» hem de krediyi kullandıran sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
O halde, davalı bankanın kredi kullandıran sıfatıyla, «kredi sözleşmesi» ve «sigorta poliçesi» hükümlerine göre zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11512 E. , 2011/4127 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2009 tarih ve 2006/478-2009/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekili vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-Karşı davalı vekili, müvekkilinin Eylül 2003 tarihli sözleşmeyle davalı şirketin Orsan–Ankara acentesi olduğunu ve sözleşme gereğince tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalının mali yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilinin zararına neden olduğunu, müvekkilinin hakediş alacağının tahsili için başlattığı takibe davalının kısmi itirazının haksız olduğunu, hakedişleri zamanında alamadığından vergi ve prim borçları ile işçi ücretlerini zamanında ödeyemediğini ve gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle sözleşme portföy tazminatı alacağı doğduğunu, demirbaşlar için müvekkilinin hakedişinden yapılan kesintilerin ve müvekkilince isim hakkı olarak ödenen miktarın iadesi gerektiğini, personel ödemesi için hakedişte yapılan kesintinin haksız olduğunu, müvekkilince hakedişin tahsili için başlatılan takip sonrasında taraflarca sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini ve sözleşmenin teminatı olarak verilen bononun iptali veya iadesi gerektiğini ileri sürerek, süresinde yapılmayan ödemeler nedeniyle vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumlarına ödediği gecikme zammı için 1.500,00 TL, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müşteri tazminatı olarak 1.500,00 TL, eşya bedeli olarak 1.000,00 TL, isim hakkı için ödenen miktardan 1.500,00 TL, haksız şekilde personel ödemelerine kesilen miktardan 1.000,00 TL’ nin temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, hak ediş alacağı için başlatılan takibe vaki haksız itirazın iptali ile, sözleşmenin kuruluş aşamasında alınan teminat senedinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10.11.2008 tarihli ıslahla, vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumlarına ödenen gecikme zammı için 9.287,47 TL, müşteri tazminatı için 1.500,00 TL, eşya bedeli için 5.000,00 TL, isim hakkı bedeli için 5.132,00 TL, haksız olarak personel ödemesine kesilen miktar için 9.492,82 TL ’sına yükselterek, davalının takibe vaki kısmi itirazının iptaliyle icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, acentelik sözleşmesini davacı tarafından tek yanlı ve sözleşme koşullarına uymadan feshedildiğinden müvekkilinin tazminat hakkı bulunduğunu, davacının hakedişlerin tamamının ödendiğini, davacının portföy tazminatı alacağı bulunmadığını, demirbaş kullanımı için alınan miktarın iadesi gerekmediğini, bononun teminat için alındığını ve sözleşmenin feshi tarihinden sonraki bir yıl içinde davacının yaptığı taşımalar nedeniyle müvekkiline dava açılmaması halinde iade edileceğini, yasa gereği ödenmeyen işçi ücretleri için kesinti yapıldığını savunmuş, 100,00 TL haksız fesih tazminatının karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafça yapılan icra takibinde hakediş alacağının tamamının tahsil edildiği, vergi ve SSK primlerinin geç ödenmesindeki sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacı sözleşme süresince davalı şirketin ismini kullandığından isim hakkı için ödenen ücretin geri istenemeyeceği, davacının T.T.K.nun 134. maddesi kapsamında başlamış ve tamamlanmayan işi bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacı tarafça çalıştırılan ancak ücretleri ödenmeyen işçiler için davalının yapıtığı kesintinin yerinde olduğu gerekçesiyle anılan istemlerin reddine, 2.000,00 TL eşya bedeli alacağının davalıdan tahsiline, davacının 30.000 USD’lık teminat senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karar, davacı-karşı davalı vekili ve davalı- karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedenine dayalı acente alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, alacağın geç ödenmesi nedeniyle yapılan harcamalar, eşya bedeli, portföy tazminatı ve işçi ücretleri için davalı-karşı davacı tarafından yapılan kesintinin tahsili, isim hakkı için ödenen miktarın istirdadı, teminat senedinin iptali ve iadesi istemine; karşı dava ise, acente sözleşmesinin davacı-karşı davalı acente tarafından haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilince teminat olarak verilen 30.000 USD tutarındaki bononun müvekkiline iadesi veya iptali istenilmesine rağmen mahkemece uyuşmazlığın menfi tespit istemi olarak değerlendirilerek davacı-karşı davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, istem menfi tespit olarak değerlendirildiği halde, davacı-karşı davalı yararına nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Davalı-karşı davacının süresinde verdiği cevap dilekçesi ile harcını da ödeyerek karşı dava açtığı halde, karşı dava ile ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, davalı - karşılık davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu bakımındalar da anılan taraf yararına bozulması gerekmiştir.
4-Diğer yandan davacı tarafından demirbaşlar için ödenen miktar yönünden, davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullandığının sabit olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacıya kira bedeli olarak kullandırdığının, bu bağlamda dava konusu davacı tarafından bu bedelin davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda, davacı tarafından demirbaşlar için ödenen davaya konu bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile bu kalem istemin reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019210700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz