Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4382 E. 2011/15711 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti↗ ara karar↗ kesin süre↗ bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, taraflarca şirket defterlerinin ibraz edilmediği, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar, istemleri dışında ve habersizce şirket ortağı edildiklerini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece şirket defterleri ibraz olunamadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Davacılar vekili şirket defterlerinin nerede ve kimde olduğunun müvekkillerince bilinmediğini beyan etmiş, bilahare defterlerin şirketin muhasebecisinde olabileceğini belirtmiş, mahkemece de defterlerin bahsi geçen muhasebeciden istenmesine karar verilmiş, ancak istem sonucu beklenmeden ve akıbeti araştırılmadan hüküm kurulmuştur.
Öte yandan, HUMK'nun 275. maddesine göre mahkeme; çözümü teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkisi incelemesine karar verebilir. Mahkemece bu hükme göre bilirkişi incelemesi yaptırılması düşünülmüş ise de, bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, HUMK'nun 163. maddesine göre kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan ara kararı usulüne uygun değildir. Zira, ara kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket defter ve belgeleri toplanmadan, bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Buna göre, şirket defterlerinin ibrazına yönelik ara kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8928 E. 2010/482 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm · Hisse Devrinin İptali
İncelediğiniz karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan «ara» kararı usulüne uygun değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devrinin iptali · limited şirket hisse devri · kayyım · hisse devri · limited şirket · sulh · dosya masrafı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, «kayyım» olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve «limited şirket hisse devrinin iptali» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10300 E. 2011/2620 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Buna göre, şirket «defterlerinin» «ibrazına» yönelik «ara» kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak «zayi» olduğu ancak davaya konu diğer «defter», «çek» ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için «zayi belgesi» verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · zayi · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak «zayi» olduğu ancak davaya konu diğer «defter», «çek» ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için «zayi belgesi» verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkindir.
Bu «ara» karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında «zayi» olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · eksik inceleme · ibraz · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Buna göre, şirket «defterlerinin» «ibrazına» yönelik «ara» kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, taraflarca şirket «defterlerinin» «ibraz» edilmediği, «bilirkişi ücretinin» dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlere delil» olarak dayanmasının davalı ticari defterlerini de içerdiği kabul edilerek, «ticari defterlerini ibraz» için davalı tarafa yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre deliller tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · ticari defter delili · hesap mutabakatı · ticari defter ibrazı · isticvap · mutabakat · cari hesap · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşıma ilişkisinin bulunduğu ancak takibe konu alacağın dayanağı faturaların davalı dışında «üçüncü kişiler» adına tanzim olunduğu, davalıya tebliğ edildikleri yönünde delil «ibraz» edilmediği ve taraflar arasında «cari hesap mutabakatı» bulunmadığından alacağın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlere delil» olarak dayanmasının davalı ticari defterlerini de içerdiği kabul edilerek, «ticari defterlerini ibraz» için davalı tarafa yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre deliller tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3004 E. 2012/11490 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · ibraz · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Mahkemece şirket «defterleri» «ibraz» olunamadığından «bilirkişi incelemesi» yapılamadığı, «bilirkişi ücretinin» dahi yatırılmadığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Buna göre, şirket «defterlerinin» «ibrazına» yönelik «ara» kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muavin defter · zimmet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Dava, davalı tarafından «zimmete» geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4600 E. 2010/10518 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan «ara» kararı usulüne uygun değildir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline «kesin süre» verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
… nı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine «keşif» yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda «kesin süre» verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet · keşif · teslim
Benzer bu karardaDava, davalıya «ariyet» olarak verildiği iddia edilen makinenin aynen «teslimi», olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… nı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine «keşif» yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda «kesin süre» verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, taraflarca şirket «defterlerinin» «ibraz» edilmediği, «bilirkişi ücretinin» dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · ek mehil · ispat yükü · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4382 E. , 2011/15711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
KADIKÖY 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2006/548 ESAS
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.06.2009 tarih ve 2006/547 - 2009/528 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davada; birlikte ayakkabı boyama işi yapan ve okuma yazma bilmeyen müvekkillerinin, mahalleden tanıdıkları ...tarafından iş başvurusunda kullanılacağından bahisle belge almak amacı ile notere götürüldüğünü, burada iş başvurusu için hazırlandığını sandıkları belgeler ile davalılardan ...'ın davalı şirketteki hisselerini müvekkili ...'e, davalı ...ın ise hisselerini müvekkili ...'a devrettiklerini, bilahare müvekkillerinin imzaları taklit edilerek şirket adına işlemler yapıldığını, durumun vergi dairesinden gönderilen icra emri ile ortaya çıktığını, gerçek durumu öğrenen müvekkillerinin ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkillerinin şirket ortağı olma gibi bir iradelerinin olmadığını ileri sürerek, davacıların şirket ortaklığının ve davacı ...
yönünden şirket müdürlüğünün iptalini, düzenlenen şirket ana sözleşmesinin hükümsüzlüğünü, talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların şirket ortağı olduklarını, resmi memur huzurunda hisse devir senedine kendi yazısı ile senedi okuduğunu yazan ve imzalayan davacıların okuma yazma bilmediği yolundaki iddialarının geçerli olmadığını, pay devrinin kanuna ve usulüne uygun olarak yapıldığını, davacıların ortak değişikliğini ve şirketi temsile ilişkin Ortaklar Kurulu Kararlarını tescil ettirdiklerini, 10.12.2005 tarihinde davacılar tarafından alınan Ortaklar Kurulu Kararı ile şirketin sermayesinin arttırıldığını, davacıların Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı şikayetin hisselerini devredenler ile ilgisinin bulunmadığını, davacıların, devir anında vergi borcu bulunmayan şirketin devir tarihinden sonraki vergilerinin ödenmemesi sebebiyle meydana gelen borçtan kurtulmak çabasıyla gerçek dışı
iddialarla bu davayı açtıklarını, davalı ...ın dava tarihinden önce öldüğünü, dahili dava yolu ile müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflarca şirket defterlerinin ibraz edilmediği, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar, istemleri dışında ve habersizce şirket ortağı edildiklerini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece şirket defterleri ibraz olunamadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Davacılar vekili şirket defterlerinin nerede ve kimde olduğunun müvekkillerince bilinmediğini beyan etmiş, bilahare defterlerin şirketin muhasebecisinde olabileceğini belirtmiş, mahkemece de defterlerin bahsi geçen muhasebeciden istenmesine karar verilmiş, ancak istem sonucu beklenmeden ve akıbeti araştırılmadan hüküm kurulmuştur.
Öte yandan, HUMK'nun 275. maddesine göre mahkeme; çözümü teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkisi incelemesine karar verebilir. Mahkemece bu hükme göre bilirkişi incelemesi yaptırılması düşünülmüş ise de, bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, HUMK'nun 163. maddesine göre kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan ara kararı usulüne uygun değildir. Zira, ara kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket defter ve belgeleri toplanmadan, bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Buna göre, şirket defterlerinin ibrazına yönelik ara kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034281800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz