6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse Devrinin İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4382 E. 2011/15711 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti ara karar kesin süre bilirkişi incelemesi eksik inceleme ibraz kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 163HUMK 275

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, taraflarca şirket defterlerinin ibraz edilmediği, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Davacılar, istemleri dışında ve habersizce şirket ortağı edildiklerini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece şirket defterleri ibraz olunamadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.

Davacılar vekili şirket defterlerinin nerede ve kimde olduğunun müvekkillerince bilinmediğini beyan etmiş, bilahare defterlerin şirketin muhasebecisinde olabileceğini belirtmiş, mahkemece de defterlerin bahsi geçen muhasebeciden istenmesine karar verilmiş, ancak istem sonucu beklenmeden ve akıbeti araştırılmadan hüküm kurulmuştur.

Öte yandan, HUMK'nun 275. maddesine göre mahkeme; çözümü teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkisi incelemesine karar verebilir. Mahkemece bu hükme göre bilirkişi incelemesi yaptırılması düşünülmüş ise de, bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, HUMK'nun 163. maddesine göre kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.

Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan ara kararı usulüne uygun değildir. Zira, ara kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket defter ve belgeleri toplanmadan, bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.

Buna göre, şirket defterlerinin ibrazına yönelik ara kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Hisse Devrinin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8928 E. 2010/482 K.

    Ortak: · Hisse Devrinin İptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Zayi belgesi verilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10300 E. 2011/2620 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3004 E. 2012/11490 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4600 E. 2010/10518 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/4382 E.  ,  2011/15711 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA

KADIKÖY 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2006/548 ESAS

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.06.2009 tarih ve 2006/547 - 2009/528 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, asıl ve birleşen davada; birlikte ayakkabı boyama işi yapan ve okuma yazma bilmeyen müvekkillerinin, mahalleden tanıdıkları ...tarafından iş başvurusunda kullanılacağından bahisle belge almak amacı ile notere götürüldüğünü, burada iş başvurusu için hazırlandığını sandıkları belgeler ile davalılardan ...'ın davalı şirketteki hisselerini müvekkili ...'e, davalı ...ın ise hisselerini müvekkili ...'a devrettiklerini, bilahare müvekkillerinin imzaları taklit edilerek şirket adına işlemler yapıldığını, durumun vergi dairesinden gönderilen icra emri ile ortaya çıktığını, gerçek durumu öğrenen müvekkillerinin ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkillerinin şirket ortağı olma gibi bir iradelerinin olmadığını ileri sürerek, davacıların şirket ortaklığının ve davacı ...

yönünden şirket müdürlüğünün iptalini, düzenlenen şirket ana sözleşmesinin hükümsüzlüğünü, talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacıların şirket ortağı olduklarını, resmi memur huzurunda hisse devir senedine kendi yazısı ile senedi okuduğunu yazan ve imzalayan davacıların okuma yazma bilmediği yolundaki iddialarının geçerli olmadığını, pay devrinin kanuna ve usulüne uygun olarak yapıldığını, davacıların ortak değişikliğini ve şirketi temsile ilişkin Ortaklar Kurulu Kararlarını tescil ettirdiklerini, 10.12.2005 tarihinde davacılar tarafından alınan Ortaklar Kurulu Kararı ile şirketin sermayesinin arttırıldığını, davacıların Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı şikayetin hisselerini devredenler ile ilgisinin bulunmadığını, davacıların, devir anında vergi borcu bulunmayan şirketin devir tarihinden sonraki vergilerinin ödenmemesi sebebiyle meydana gelen borçtan kurtulmak çabasıyla gerçek dışı

iddialarla bu davayı açtıklarını, davalı ...ın dava tarihinden önce öldüğünü, dahili dava yolu ile müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, taraflarca şirket defterlerinin ibraz edilmediği, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Davacılar, istemleri dışında ve habersizce şirket ortağı edildiklerini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece şirket defterleri ibraz olunamadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.

Davacılar vekili şirket defterlerinin nerede ve kimde olduğunun müvekkillerince bilinmediğini beyan etmiş, bilahare defterlerin şirketin muhasebecisinde olabileceğini belirtmiş, mahkemece de defterlerin bahsi geçen muhasebeciden istenmesine karar verilmiş, ancak istem sonucu beklenmeden ve akıbeti araştırılmadan hüküm kurulmuştur.

Öte yandan, HUMK'nun 275. maddesine göre mahkeme; çözümü teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkisi incelemesine karar verebilir. Mahkemece bu hükme göre bilirkişi incelemesi yaptırılması düşünülmüş ise de, bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, HUMK'nun 163. maddesine göre kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.

Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan ara kararı usulüne uygun değildir. Zira, ara kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket defter ve belgeleri toplanmadan, bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.

Buna göre, şirket defterlerinin ibrazına yönelik ara kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034281800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.