İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4600 E. 2010/10518 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ariyet↗ keşif↗ ara karar↗ kesin süre↗ sulh hukuk mahkemesi↗ bilirkişi incelemesi↗ sulh↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ariyet olarak verildiği iddia edilen makinenin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiştir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Oysa, dava konusu olayda, taraflar arasında ihtilafa neden olan bileme makinesinin davalının Elmadağ İlçesi yargı alanı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine keşif yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda kesin süre verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8928 E. 2010/482 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · sulh · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline «kesin süre» verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
… nı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine «keşif» yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda «kesin süre» verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devrinin iptali · limited şirket hisse devri · kayyım · hisse devri · limited şirket · dosya masrafı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, «kayyım» olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve «limited şirket hisse devrinin iptali» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10300 E. 2011/2620 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline «kesin süre» verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
… nı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine «keşif» yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda «kesin süre» verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler «kesin» olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · zayi · çek · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak «zayi» olduğu ancak davaya konu diğer «defter», «çek» ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için «zayi belgesi» verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
Bu «ara» karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında «zayi» olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline «kesin süre» verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
… nı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine «keşif» yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda «kesin süre» verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler «kesin» olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · ticari defter delili · hesap mutabakatı · ticari defter ibrazı · isticvap · mutabakat · cari hesap · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşıma ilişkisinin bulunduğu ancak takibe konu alacağın dayanağı faturaların davalı dışında «üçüncü kişiler» adına tanzim olunduğu, davalıya tebliğ edildikleri yönünde delil «ibraz» edilmediği ve taraflar arasında «cari hesap mutabakatı» bulunmadığından alacağın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlere delil» olarak dayanmasının davalı ticari defterlerini de içerdiği kabul edilerek, «ticari defterlerini ibraz» için davalı tarafa yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre deliller tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4600 E. , 2010/10518 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2007/496 - 2008/2639 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya ariyet olarak verildiği halde iade edilmediğini ileri sürerek, makinenin tesliminin, olmadığı takdirde 3.000 YTL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ariyet olarak verildiği iddia edilen makinenin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiştir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Oysa, dava konusu olayda, taraflar arasında ihtilafa neden olan bileme makinesinin davalının Elmadağ İlçesi yargı alanı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine keşif yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda kesin süre verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030834000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz