6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Zayi belgesi verilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/10300 E. 2011/2620 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zayi belgesi ara karar zayi kesin süre çek kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 163 · TTK — TTK 68

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak zayi olduğu ancak davaya konu diğer defter, çek ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için zayi belgesi verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.

HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.

Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği defterlerin, çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı açıktır. Bu ara karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında zayi olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilerek davacıya, dava dilekçesini açıklatarak dosyadaki delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Hisse Devrinin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8928 E. 2010/482 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/10300 E.  ,  2011/2620 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

...olarak görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2009 tarih ve 2009/106-2009/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkil şirketin bürosunda 09.02.2009 tarihinde çıkan yangında alış ve satış faturaları, envanter defteri,yevmiye defteri, mizan ile bir kısım kambiyo senedinin yanarak zayi olduğunu ileri sürerek, anılan ticari defterler, faturalar ve kambiyo senetleri için zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak zayi olduğu ancak davaya konu diğer defter, çek ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için zayi belgesi verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.

HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.

Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği defterlerin, çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı açıktır. Bu ara karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında zayi olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilerek davacıya, dava dilekçesini açıklatarak dosyadaki delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016642200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.