Zayi belgesi verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/10300 E. 2011/2620 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zayi belgesi↗ ara karar↗ zayi↗ kesin süre↗ çek↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak zayi olduğu ancak davaya konu diğer defter, çek ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için zayi belgesi verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği defterlerin, çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı açıktır. Bu ara karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında zayi olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilerek davacıya, dava dilekçesini açıklatarak dosyadaki delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8928 E. 2010/482 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler «kesin» olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devrinin iptali · limited şirket hisse devri · kayyım · hisse devri · bilirkişi incelemesi · limited şirket · sulh · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, «kayyım» olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve «limited şirket hisse devrinin iptali» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak «zayi» olduğu ancak davaya konu diğer «defter», «çek» ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için «zayi belgesi» verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler «kesin» olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · ticari defter delili · hesap mutabakatı · ticari defter ibrazı · isticvap · mutabakat · cari hesap · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşıma ilişkisinin bulunduğu ancak takibe konu alacağın dayanağı faturaların davalı dışında «üçüncü kişiler» adına tanzim olunduğu, davalıya tebliğ edildikleri yönünde delil «ibraz» edilmediği ve taraflar arasında «cari hesap mutabakatı» bulunmadığından alacağın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlere delil» olarak dayanmasının davalı ticari defterlerini de içerdiği kabul edilerek, «ticari defterlerini ibraz» için davalı tarafa yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre deliller tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/10300 E. , 2011/2620 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
...olarak görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2009 tarih ve 2009/106-2009/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin bürosunda 09.02.2009 tarihinde çıkan yangında alış ve satış faturaları, envanter defteri,yevmiye defteri, mizan ile bir kısım kambiyo senedinin yanarak zayi olduğunu ileri sürerek, anılan ticari defterler, faturalar ve kambiyo senetleri için zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak zayi olduğu ancak davaya konu diğer defter, çek ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için zayi belgesi verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği defterlerin, çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı açıktır. Bu ara karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında zayi olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilerek davacıya, dava dilekçesini açıklatarak dosyadaki delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016642200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz