Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8928 E. 2010/482 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devrinin iptali↗ limited şirket hisse devri↗ kayyım↗ ara karar↗ hisse devri↗ kesin süre↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ sulh↗ dosya masrafı↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini görevli olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği sulh mahkemesince yapılan yargılama sonunda, bilirkişi incelemesi yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen kesin süreye uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kayyım olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve limited şirket hisse devrinin iptali istemlerine ilişkindir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük kesin süre verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve masrafın yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu celseyi takip eden oturumda da, davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde usulüne uygun düzenlenmeyen ara kararından davanın ispatlanmadığı sonucu çıkartılıp davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10300 E. 2011/2620 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
Benzer bu karardaHakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler «kesin» olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · zayi · çek · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak «zayi» olduğu ancak davaya konu diğer «defter», «çek» ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için «zayi belgesi» verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği «defterlerin», çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin «kesin süre» sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
Bu «ara» karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında «zayi» olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
Benzer bu karardaHakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler «kesin» olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · ticari defter delili · hesap mutabakatı · ticari defter ibrazı · isticvap · mutabakat · cari hesap · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşıma ilişkisinin bulunduğu ancak takibe konu alacağın dayanağı faturaların davalı dışında «üçüncü kişiler» adına tanzim olunduğu, davalıya tebliğ edildikleri yönünde delil «ibraz» edilmediği ve taraflar arasında «cari hesap mutabakatı» bulunmadığından alacağın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davalı tarafa 10.07.2008 tarihli oturumda «isticvap» davetiyesi çıkartılarak tüm «ticari defterlerini ibrazı» için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş olup, bu kesin sürenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı açık olduğu gibi isticvap davetiyesinin ne surette tanzim olunduğunun bu konuda dosyada tek delil olan APS alındı belgesinden tespiti de mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlere delil» olarak dayanmasının davalı ticari defterlerini de içerdiği kabul edilerek, «ticari defterlerini ibraz» için davalı tarafa yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre deliller tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeyle» karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4382 E. 2011/15711 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm · Hisse Devrinin İptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini «görevli» olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği «sulh» mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen «kesin süreye» uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda «bilirkişi incelemesi» için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük «kesin süre» verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve «masrafın» yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Benzer bu karardaZira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Hakim tayin ettiği bir sürenin «kesin» olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede «ara» kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu konuda oluşturulan «ara» kararı usulüne uygun değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · eksik inceleme · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, taraflarca şirket «defterlerinin» «ibraz» edilmediği, «bilirkişi ücretinin» dahi yatırılmadığı, başkaca belge sunmayan davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece şirket «defterleri» «ibraz» olunamadığından «bilirkişi incelemesi» yapılamadığı, «bilirkişi ücretinin» dahi yatırılmadığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Buna göre, şirket «defterlerinin» «ibrazına» yönelik «ara» kararı gereği yerine getirtilip, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmadan, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Zira, «ara» kararında bilirkişilerin hangi konulara ilişkin görüş bildirmesi gerektiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmediği gibi, henüz üzerinde inceleme yapılması istenen şirket «defter» ve belgeleri toplanmadan, «bilirkişi ücretinin» yatırılması için «kesin süre» verilmesinde yeterlilik, gereklilik ve yapılabilirlik unsuru da bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8928 E. , 2010/482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2007 tarih ve 2007/300 - 2007/937 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ...Tarım San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin hisselerinin veraset yoluyla reşit olmayan oğlu ...’e intikali nedeniyle davalı ...’ın kayyım olarak atandığını; ancak, kayyımın şirket hisselerinin satışı konusunda görev ve yetkisi olmadığı halde oğluna ait hisselerin bir başkasına devredildiğini ileri sürerek, kayyım ...’ın görevine son verilmesine, şirket defterlerine el konulmasına ve hisse devir işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kayyım ..., şirket hissesinin devri konusunda mahkemeden izin alındığını, ...’in şirketteki hisselerinin mahkemeden alınan karar ve izine dayalı olarak devredildiğini, kayyımlık ve izin dilekçelerini verenin küçüğün velisi davacı ... olup yapılan işlemlere onay verdiğini, satış işlemlerinin iptali isteminin tarafına karşı değil, satış işlemine taraf olanlara karşı yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Müdahil ... vekili, müvekkilinin satış sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle davaya müdahalesinin kabulü ile yapılan satış ve devir işlemlerinin yasaya uygun olduğunu, hisse devrinin davacının onayı ile gerçekleştirildiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini görevli olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği sulh mahkemesince yapılan yargılama sonunda, bilirkişi incelemesi yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen kesin süreye uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kayyım olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve limited şirket hisse devrinin iptali istemlerine ilişkindir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük kesin süre verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve masrafın yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu celseyi takip eden oturumda da, davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde usulüne uygun düzenlenmeyen ara kararından davanın ispatlanmadığı sonucu çıkartılıp davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008346500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz