6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse Devrinin İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8928 E. 2010/482 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devrinin iptali limited şirket hisse devri kayyım ara karar hisse devri kesin süre bilirkişi incelemesi limited şirket sulh dosya masrafı kesin hüküm görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 163

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini görevli olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği sulh mahkemesince yapılan yargılama sonunda, bilirkişi incelemesi yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen kesin süreye uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kayyım olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve limited şirket hisse devrinin iptali istemlerine ilişkindir.

HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.

Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük kesin süre verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve masrafın yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu celseyi takip eden oturumda da, davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde usulüne uygun düzenlenmeyen ara kararından davanın ispatlanmadığı sonucu çıkartılıp davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Zayi belgesi verilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10300 E. 2011/2620 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15001 E. 2011/2914 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hisse Devrinin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4382 E. 2011/15711 K.

    Ortak: · Hisse Devrinin İptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/8928 E.  ,  2010/482 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2007 tarih ve 2007/300 - 2007/937 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı ...Tarım San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin hisselerinin veraset yoluyla reşit olmayan oğlu ...’e intikali nedeniyle davalı ...’ın kayyım olarak atandığını; ancak, kayyımın şirket hisselerinin satışı konusunda görev ve yetkisi olmadığı halde oğluna ait hisselerin bir başkasına devredildiğini ileri sürerek, kayyım ...’ın görevine son verilmesine, şirket defterlerine el konulmasına ve hisse devir işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı kayyım ..., şirket hissesinin devri konusunda mahkemeden izin alındığını, ...’in şirketteki hisselerinin mahkemeden alınan karar ve izine dayalı olarak devredildiğini, kayyımlık ve izin dilekçelerini verenin küçüğün velisi davacı ... olup yapılan işlemlere onay verdiğini, satış işlemlerinin iptali isteminin tarafına karşı değil, satış işlemine taraf olanlara karşı yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Müdahil ... vekili, müvekkilinin satış sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle davaya müdahalesinin kabulü ile yapılan satış ve devir işlemlerinin yasaya uygun olduğunu, hisse devrinin davacının onayı ile gerçekleştirildiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davada aile mahkemesini görevli olmadığı gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak dosyanın intikal ettirildiği sulh mahkemesince yapılan yargılama sonunda, bilirkişi incelemesi yaptırılması için gerekli giderlerin yatırılması için davacı tarafa verilen kesin süreye uyulmadığından davacı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kayyım olarak atanan davalının kayyımlık görevinin kaldırılması ve limited şirket hisse devrinin iptali istemlerine ilişkindir.

HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.

Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 25.09.2003 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi için gerekli giderlerin karşılanması için 20 günlük kesin süre verilmiş, ancak, bu süreye uyulmaması ve masrafın yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu celseyi takip eden oturumda da, davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde usulüne uygun düzenlenmeyen ara kararından davanın ispatlanmadığı sonucu çıkartılıp davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008346500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.