Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3744 E. 2010/10507 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tazmin↗ kanuni rehin hakkı↗ rehin hakkı↗ rehin↗ sigorta sözleşmesi↗ infaz↗ olumsuz oy↗ taşıyan↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, deniz taşıma sigorta sözleşmesine dayalı davacı tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalı taşıyandan rücuen tazmini ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi istemlerine ilişkindir.
HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388. maddesinde hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin hasara davalının neden olduğunu iddia ederek tazmini ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin iki ayrı istemi olmasına rağmen bu istemlerden kanuni rehin hakkı tesisine ilişkin hüküm kurulduğu halde tazminata ilişkin hüküm kurulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacının tazminat istemine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9053 E. 2016/4524 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · adi ortaklık · şirket müdürü · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… nda el birliği halinde eser sahipliğinin kabul edildiği, tüzel kişinin eser sahipliğinin sadece mali haklar açısından söz konusu olduğu, davalı ...’nın diğer davalı «şirketin müdürü» ve hissedarı olduğu, birlik halinde meydana getirilen eserin davalı ... tarafından oluşturulan kısmının mali haklarının davalı şirkete ait bulunduğu, eser sahipliğinde birlik olması durumunda uygulanacak «adi ortaklık» hükümlerinin burada uygulanacağı, sözleşmede özel bir hüküm olmaması halinde kâr ve zararın eşit olarak paylaşılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişt …
Anılan Yasa’nın anılan hükmünün «son» fıkrasında hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3270 E. 2010/9597 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde «infazda» duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat
Benzer bu kararda… borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına «muvafakat» etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8817 E. 2015/9395 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ve sorumluluk miktarları açıkça belli edilmeden «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm tesisi edilmiş olup, davalı sigorta şirketlerinin hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilerek sorumluluk miktarları belli edilerek infazı kabil bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:adam çalıştıranın sorumluluğu · işçi-işveren ilişkisi · infazda tereddüt · trafik kazası · yargılama giderleri · reeskont faizi · geçersizlik · yasal faiz
Benzer bu karardaA.. ile davacı arasında «adam çalıştıranın sorumluluğu» ya da «işçi işveren ilişkisi» bağlamında bir ilişkinin bulunmadığı, bu davalının olayda bir kusurunun olmadığı, manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalılardan A..
Öte yandan, davacı vekilince davalı sigorta şirketlerinden manevi tazminat isteminde bulunulmadığı halde mahkemece bulunulmuşçasına bu kalem istem yönünden ret kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı sigorta şirketleri yönünden kazaya karışan araçların ticari olması da nazara alınarak istem gibi «reeskont faizi» ile tahsil kararı verilmek gerekirken yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sigorta A.Ş. vekilinin temyizine gelince; ZMSS Genel Şartları`nın 12/4'üncü maddesi uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini «geçerse», sigortacı «yargılama giderleri» ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlü olup, mahkemece bu hüküm gözardı edilerek bu davalı yönünden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Asıl ve birleşen dava «trafik kazası» sonucu yaralanan davacının zarar sorumlularından maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis ed …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/412 E. 2010/997 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · internet bankacılığı · havale
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının banka hesabındaki parasının «internet bankacılığı» yoluyla kötü niyetli 3. kişiler tarafından ele geçirilmesi suretiyle çekildiği, sanal klavye uygulamasının dahi bunun bilgisayar korsanlığını engellemeye teknik olarak yetmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava konusu paranın hesabına «havale» edildiği Ural Gül hakkında da ayrı bir dava açılmış olup, mahkemece asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/441 E.– 376 K. sayılı işbu davası hakkında hiçbir hüküm kurulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5019 E. 2019/5959 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaHMK'nun 297/2.maddesinde hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmış olup, tesis edilen hüküm, «infazı» kabil ve uygulanabilir olmalı ve tereddüt yaratıcı olmamalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · ön inceleme tutanağı · davanın konusuz kalması · nispi vekalet ücreti · davanın konusu · maktu vekalet ücreti · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavacılar vekilinin «vekalet ücreti» yönünden kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi davanın konusuz kalmasının ön «inceleme tutanağı» imzalanmadan gerçekleşmiş olması nedeniyle davacılar lehine AAÜT'nin 6/1.maddesi uyarınca hesaplanan «nispi vekalet ücretinin» tamamı yerine «maktu vekalet ücretinin» yarısına hükmedilmesinin doğru olmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, davanın kabulüne, «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», 16.118,70 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerinin 26.05.2017 tarihli duruşmadaki «davanın konusu» kalmadığına ilişkin beyanları doğrultusunda davanın konusu kalmadığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacı tarafça sarf edilen toplam 82,00 TL «yargılama gideri» ile 6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi uyarınca 990,00 TL «maktu ücreti» vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1-Dava, davalı banka nezdindeki mevduat hesabından çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi hem davanın kabulüne, hem de «davanın konusu» kalmadığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermiş ve bu sebeple hükümde çelişkiye sebep olmuştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4107 E. 2021/4644 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · dosya masrafı
Benzer bu kararda… emece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu aracın sağlam ve eksiksiz geri verilmesi mümkün olmadığından davalının araç için yaptığı gerekli «masrafları» ve icra takibiyle elde ettiği menfaatleri, geri vermesi gereken araç bedelinden mahsubuyla miktarın 45.000.- TL olarak değerlendirildiği, hal böyle iken davacının …
1-Dava, bonodan kaynaklanan «istirdat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10722 E. 2011/3348 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu hüküm kısa kararla çeliştiği gibi, «infazda tereddüt» yaratacak mahiyette olduğu da sabittir.
Bu durumda, mahkemece, kısa kararla çelişmeyen ve «infazı» kabil olan bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · gecikme faizi · infazda tereddüt · sahtecilik · ziya · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının ödediği meblağın 38.874,34 TL'nın KDV aslı ve 51.073,70 TL «gecikme faizi» ve 58.311,53 TL vergi «ziyaı» cezası olduğu, uzlaşma istenmesi halinde tahakkuk edebilecek vergi ziyaı cezasının 12.000,00 TL olabileceği, bu hali ile 101.948,04 TL'den davalı ...'un sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 101.948,04 TL'nin ödeme tarihi olan 19.09.2008 tarihinden itibaren Merkez Bankasının «avans faiz» oranına uygulanan faiz üzerinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporuna davacı vekilince yapılan itirazda, vergi «ziyaına» neden olan olayın «sahteciliğe» dayanması halinde uzlaşmanın olamayacağı belirtilmiş, Suburcu Vergi Dairesinin 20.05.2009 tarihli yazısına göre ise, davaya konu olay nedeniyle kesilen cezanın uzlaşma kapsamında olmadığı belirtilmiştir.
… tarafın istemiş olduğu alacaktan bilirkişilerin raporlarında hesaplamış olduğu 101.948,04 TL'nin ödeme tarihi olan 19.09.2008 tarihinden itibaren merkez bankasının «avans faiz» oranına uygulanan faiz üzerinden işleyecek faiz ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine” şeklinde, gerekçeli kararda ise, “davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacı tarafın istemiş olduğu alacaktan bilirkişilerin raporlarında hesaplamış olduğu 101.948,04 TL'nin ödeme tarihi olan 19.09.2008 tarihinden itibaren Merkez Bankasının avans faiz oranına uygulanan faiz üzerinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur.
1-Dava, hisse ve «işletme devri» sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3744 E. , 2010/10507 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2007/1019 - 2008/423 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline deniz taşıma sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasarlandığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 73.045,60 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkı tanınarak kanuni rehin hakkı tesisini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın yükleme sırasında meydana geldiğini bunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, deniz taşıma sigorta sözleşmesine dayalı davacı tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalı taşıyandan rücuen tazmini ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi istemlerine ilişkindir.
HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388. maddesinde hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin hasara davalının neden olduğunu iddia ederek tazmini ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin iki ayrı istemi olmasına rağmen bu istemlerden kanuni rehin hakkı tesisine ilişkin hüküm kurulduğu halde tazminata ilişkin hüküm kurulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacının tazminat istemine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030805400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz