Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9053 E. 2016/4524 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ infazda tereddüt↗ adi ortaklık↗ şirket müdürü↗ infaz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu projenin FSEK kapsamında eser niteliğine haiz olduğu, tarafların proje üzerinde birlikte çalıştıkları, FSEK'nın 10 maddesi kapsamında el birliği halinde eser sahipliğinin kabul edildiği, tüzel kişinin eser sahipliğinin sadece mali haklar açısından söz konusu olduğu, davalı ...’nın diğer davalı şirketin müdürü ve hissedarı olduğu, birlik halinde meydana getirilen eserin davalı ... tarafından oluşturulan kısmının mali haklarının davalı şirkete ait bulunduğu, eser sahipliğinde birlik olması durumunda uygulanacak adi ortaklık hükümlerinin burada uygulanacağı, sözleşmede özel bir hüküm olmaması halinde kâr ve zararın eşit olarak paylaşılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sözleşme ilişkisine dayalı olarak davalılar tarafından tahsil edildiği iddia edilen paranın yarısının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulü ile 33.448,45 EURO’nun tahsil tarihlerinden itibaren bankalarca döviz hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın anılan hükmünün son fıkrasında hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir. Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının, incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3744 E. 2010/10507 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · sigorta sözleşmesi · olumsuz oy · taşıyan · hasar
Benzer bu kararda1-Dava, deniz taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı davacı tarafından sigortalısına ödenen «hasar» bedelinin davalı «taşıyandan» «rücuen tazmini» ve gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi istemlerine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalısına ödenen «hasar» bedelinin hasara davalının neden olduğunu iddia ederek tazmini ve gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesis edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin iki ayrı istemi olmasına rağmen bu istemlerden «kanuni rehin hakkı» tesisine ilişkin hüküm kurulduğu halde tazminata ilişkin hüküm kurulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacının tazminat istemine ilişkin olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5019 E. 2019/5959 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHMK'nun 297/2.maddesinde hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmış olup, tesis edilen hüküm, «infazı» kabil ve uygulanabilir olmalı ve tereddüt yaratıcı olmamalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · ön inceleme tutanağı · davanın konusuz kalması · nispi vekalet ücreti · davanın konusu · maktu vekalet ücreti · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavacılar vekilinin «vekalet ücreti» yönünden kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi davanın konusuz kalmasının ön «inceleme tutanağı» imzalanmadan gerçekleşmiş olması nedeniyle davacılar lehine AAÜT'nin 6/1.maddesi uyarınca hesaplanan «nispi vekalet ücretinin» tamamı yerine «maktu vekalet ücretinin» yarısına hükmedilmesinin doğru olmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, davanın kabulüne, «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», 16.118,70 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerinin 26.05.2017 tarihli duruşmadaki «davanın konusu» kalmadığına ilişkin beyanları doğrultusunda davanın konusu kalmadığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacı tarafça sarf edilen toplam 82,00 TL «yargılama gideri» ile 6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi uyarınca 990,00 TL «maktu ücreti» vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1-Dava, davalı banka nezdindeki mevduat hesabından çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi hem davanın kabulüne, hem de «davanın konusu» kalmadığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermiş ve bu sebeple hükümde çelişkiye sebep olmuştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8817 E. 2015/9395 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz karardaSomut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda mahkemece, davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ve sorumluluk miktarları açıkça belli edilmeden «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm tesisi edilmiş olup, davalı sigorta şirketlerinin hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilerek sorumluluk miktarları belli edilerek infazı kabil bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:adam çalıştıranın sorumluluğu · işçi-işveren ilişkisi · trafik kazası · yargılama giderleri · reeskont faizi · geçersizlik · yasal faiz
Benzer bu karardaA.. ile davacı arasında «adam çalıştıranın sorumluluğu» ya da «işçi işveren ilişkisi» bağlamında bir ilişkinin bulunmadığı, bu davalının olayda bir kusurunun olmadığı, manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalılardan A..
Öte yandan, davacı vekilince davalı sigorta şirketlerinden manevi tazminat isteminde bulunulmadığı halde mahkemece bulunulmuşçasına bu kalem istem yönünden ret kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı sigorta şirketleri yönünden kazaya karışan araçların ticari olması da nazara alınarak istem gibi «reeskont faizi» ile tahsil kararı verilmek gerekirken yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sigorta A.Ş. vekilinin temyizine gelince; ZMSS Genel Şartları`nın 12/4'üncü maddesi uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini «geçerse», sigortacı «yargılama giderleri» ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlü olup, mahkemece bu hüküm gözardı edilerek bu davalı yönünden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Asıl ve birleşen dava «trafik kazası» sonucu yaralanan davacının zarar sorumlularından maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis ed …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1782 E. 2018/7582 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz karardaSomut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece tesis edilen hüküm bu yönüyle «infazda tereddüt» oluşturacak nitelikte olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Başka bir anlatımla, mahkemece tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · yasal faiz · kusur
Benzer bu kararda… i ve iktisadi mahiyeti ve ödeme aracı niteliği gözetildiğinde davacının akidini seçmede özensiz davrandığından söz edilemeyeceği, bu nedenle davacıya atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı, davalı bankanın kendi ihmali neticesinde kaybolan çekin tedavüle sokulmasından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.800,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili ve müteveffa davalı ... «mirasçıları» temyiz etmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı banka ve müteveffa davalı ... «mirasçılarının» sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3270 E. 2010/9597 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde «infazda» duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat
Benzer bu kararda… borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına «muvafakat» etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9053 E. , 2016/4524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2015 tarih ve 2011/63-2015/75 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.04.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...'nun ...'e komşu ülkelerdeki binaların enerji verimliliği ve yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik amacı ile 2006 yılında açtığı proje yarışmasına davacının davalılardan ....nin danışmanlığından katıldığını, yarışmada bu projenin ikincilik ödülünü aldığını, ... projenin tamamlanması için harcamalarda kullanılmak üzere 95.567,00 Euro tutarında mali katkı almaya hak kazandığını, davacının kendi fabrika binasında projenin uygulanması için bina inşa ettiğini, burada elde edilen verilerin ... ile paylaşıldığını, proje henüz tamamlanmadan taahhüt edilen katkı payının 66.896,90 Euro tutarının davalılardan ....nin yazılı talebi üzerine 05/03/2007 tarihinde 9.556,70 Euro, 01/08/2007 tarihinde 19.113,40 Euro ve 18/01/2008 tarihinde 38.226 Euro olarak diğer davalı ...’nın hesabına yatırıldığını, davacı tarafa ödenmesi en azından karşılıklı mutabakat çerçevesinde paylaşılması gereken bu tutarın davalı ...
tarafından tahsil edildiğini ve davacıdan saklandığının öğrenilmesinden itibaren davalıların iyi niyet kuralları gereğince uyarıldığını, ancak davalıların sessiz kaldığını ileri sürerek, davalılar tarafından tahsil edilen meblağın yarısı olan 33.448,45 Euro’nun temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
-/-
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu projenin FSEK kapsamında eser niteliğine haiz olduğu, tarafların proje üzerinde birlikte çalıştıkları, FSEK'nın 10 maddesi kapsamında el birliği halinde eser sahipliğinin kabul edildiği, tüzel kişinin eser sahipliğinin sadece mali haklar açısından söz konusu olduğu, davalı ...’nın diğer davalı şirketin müdürü ve hissedarı olduğu, birlik halinde meydana getirilen eserin davalı ... tarafından oluşturulan kısmının mali haklarının davalı şirkete ait bulunduğu, eser sahipliğinde birlik olması durumunda uygulanacak adi ortaklık hükümlerinin burada uygulanacağı, sözleşmede özel bir hüküm olmaması halinde kâr ve zararın eşit olarak paylaşılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sözleşme ilişkisine dayalı olarak davalılar tarafından tahsil edildiği iddia edilen paranın yarısının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulü ile 33.448,45 EURO’nun tahsil tarihlerinden itibaren bankalarca döviz hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın anılan hükmünün son fıkrasında hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir. Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının, incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221587900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz