İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4107 E. 2021/4644 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ ön inceleme aşaması↗ infaz↗ istirdat↗ dosya masrafı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu aracın sağlam ve eksiksiz geri verilmesi mümkün olmadığından davalının araç için yaptığı gerekli masrafları ve icra takibiyle elde ettiği menfaatleri, geri vermesi gereken araç bedelinden mahsubuyla miktarın 45.000.- TL olarak değerlendirildiği, hal böyle iken davacının nispeten alacağına, davalının da hali hazırda satmış olduğu aracına kavuşmuş olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, bonodan kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 madde ve fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Mahkemece "davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine" şeklinde, hüküm kurulmuş; davacı talebinin ne miktarının kabul ve red edildiği açıklanmamıştır. Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden infaz olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4938 E. 2015/11857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · limited şirket hisse devri · ticaret sicili tescili · hisse devri · limited şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile, «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6657 E. 2018/496 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · ayırt edicilik
Benzer bu kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Somut olayda, davalı-karşı davacı vekili, davacı-karşı davalı adına tescilli 2003/00044 sayılı çoklu endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiş, mahkemece, karar gerekçesinde bilirkişilerin 2003/00044-3 sayılı tasarımın yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerine sahip olmadığını bildirir raporunun dosya arasında alındığı belirtilmiş ve hüküm kısmında “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilmiştir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4257 E. 2020/2291 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemenin dava konusu talep ile ilgili olumlu ya da «olumsuz» karar vermeksizin, bozma ilamına uyulduğunu belirtmekle yetinmesi doğru olmayıp kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2007 E. 2017/4741 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… u itibarla, mahkeme kararının hüküm fıkrasında, davacının marka haklarına tecavüzün önlenmesi talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verildikten sonra «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde “davacının «yargılama giderlerinin» ½’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak yargılama giderlerinin ne olduğu ve miktarı açık ve net olarak ifade edilmemiş, ayrıca hüküm fıkrasında tarafların sorumlu oldukları «harç» miktarları da belirtilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · ticaret unvanı · yargılama gideri · harç · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalı tarafından TTK’nın 52. maddesi kapsamında haksız şekilde «ticaret unvanı» kullanımının ve tescilinin söz konusu olduğu, dolayısıyla da tescilli olan davalı ticaret unvanından "Selva" ibaresinin terkininin gerektiği, davalı kullanımının tescilli ticaret unvanının tescil olunduğu haliyle TTK hükümlerine uygun bir kullanım niteliğinde olduğu ve bu durumda ticaret unvanındaki “SELVA” sözcüğünün davacının tescilli markasına tecavüz eder şekilde markasal bir kullanım bulunmadığı öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 55. maddesi kapsamında «iltibasa» yol açan bir eylemin varlığı da belirlenmediği gerekçesiyle marka haklarına tecavüzün önlenmesi talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine ve diğer hususlar bozma kapsamı dışında kaldığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u itibarla, mahkeme kararının hüküm fıkrasında, davacının marka haklarına tecavüzün önlenmesi talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verildikten sonra «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde “davacının «yargılama giderlerinin» ½’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak yargılama giderlerinin ne olduğu ve miktarı açık ve net olarak ifade edilmemiş, ayrıca hüküm fıkrasında tarafların sorumlu oldukları «harç» miktarları da belirtilmemiştir.
2- Ancak, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8866 E. 2015/12218 K.
Ortak:infaz · İstirdat
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı «şirket müdürü» ...'in davalı ....'ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığından reddine'' ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde verilen ve «infaz kabiliyeti» bulunmadığı anlaşılan kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · infazda tereddüt · el koyma · bloke · şirket müdürü
Benzer bu kararda… hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı «şirket müdürü» ...'in davalı ....'ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığından reddine'' ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde verilen ve «infaz kabiliyeti» bulunmadığı anlaşılan kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «şirket müdürü» ...’in davalı bankaya bir borcu bulunmadığından bankaca «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığı ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4107 E. , 2021/4644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gördes Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.10.2019 tarih ve 2019/103 E. - 2019/240 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, davacılar aleyhine başlatılan icra takibinin 45.000,00 TL bedelli bonoya dayandırıldığını, söz konusu bononun taraflar arasında araç satışı için teminat senedi olarak imzalandığını, davalının davacı şirket yetkilisine aracı devretme edimini yerine getirmediğini, davacının aracı iade ettiğini, 03.12.2013 tarihinde 31.000,00 TL daha sonra 15.12.2014 tarihinde ise 27.536,74 TL nakit ödeyerek takibe konu tüm bedeli cebri icra altında ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, bononun iptaline, 31.000,00 TL'nin 03.12.2013 tarihinden, 27.536,74 TL'nin 15.12.2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun araç satımına karşılık verildiğini, ödenen kısmın borç miktarından düşüldüğünü, davacının satın aldığı aracı hurda haline getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu aracın sağlam ve eksiksiz geri verilmesi mümkün olmadığından davalının araç için yaptığı gerekli masrafları ve icra takibiyle elde ettiği menfaatleri, geri vermesi gereken araç bedelinden mahsubuyla miktarın 45.000.- TL olarak değerlendirildiği, hal böyle iken davacının nispeten alacağına, davalının da hali hazırda satmış olduğu aracına kavuşmuş olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, bonodan kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 madde ve fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır.
Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Mahkemece "davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine" şeklinde, hüküm kurulmuş; davacı talebinin ne miktarının kabul ve red edildiği açıklanmamıştır. Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden infaz olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaraları bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 01.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681144200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz