Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3270 E. 2010/9597 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mecburi dava arkadaşlığı↗ infaz↗ muvafakat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 1163 sayılı Kanun'un 23 ncü maddesine göre ortakların hak ve borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına muvafakat etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388 nci maddesinde hüküm sonucu kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu miktarın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş olup, esasen davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığına göre hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği infazada kuşkuya yol açacağı şüphesizdir..
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15486 E. 2011/2525 K.
Ortak:muvafakat · Alacak
İncelediğiniz kararda… borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına «muvafakat» etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına «muvafakat» etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, kararın daval …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3744 E. 2010/10507 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde «infazda» duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · sigorta sözleşmesi · olumsuz oy · taşıyan · hasar
Benzer bu kararda1-Dava, deniz taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı davacı tarafından sigortalısına ödenen «hasar» bedelinin davalı «taşıyandan» «rücuen tazmini» ve gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi istemlerine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalısına ödenen «hasar» bedelinin hasara davalının neden olduğunu iddia ederek tazmini ve gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesis edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin iki ayrı istemi olmasına rağmen bu istemlerden «kanuni rehin hakkı» tesisine ilişkin hüküm kurulduğu halde tazminata ilişkin hüküm kurulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacının tazminat istemine ilişkin olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9053 E. 2016/4524 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde «infazda» duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · adi ortaklık · şirket müdürü · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… nda el birliği halinde eser sahipliğinin kabul edildiği, tüzel kişinin eser sahipliğinin sadece mali haklar açısından söz konusu olduğu, davalı ...’nın diğer davalı «şirketin müdürü» ve hissedarı olduğu, birlik halinde meydana getirilen eserin davalı ... tarafından oluşturulan kısmının mali haklarının davalı şirkete ait bulunduğu, eser sahipliğinde birlik olması durumunda uygulanacak «adi ortaklık» hükümlerinin burada uygulanacağı, sözleşmede özel bir hüküm olmaması halinde kâr ve zararın eşit olarak paylaşılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişt …
Anılan Yasa’nın anılan hükmünün «son» fıkrasında hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda mahkemece, davalılardan tahsiline hükmedilen meblağın, tahsil miktarları ve tarihlerinin açıkça belli edilmemesi «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Bu nedenle mahkemece anılan hüküm itibariyle infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8817 E. 2015/9395 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde «infazda» duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ve sorumluluk miktarları açıkça belli edilmeden «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm tesisi edilmiş olup, davalı sigorta şirketlerinin hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilerek sorumluluk miktarları belli edilerek infazı kabil bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:adam çalıştıranın sorumluluğu · işçi-işveren ilişkisi · infazda tereddüt · trafik kazası · yargılama giderleri · reeskont faizi · geçersizlik · yasal faiz
Benzer bu karardaA.. ile davacı arasında «adam çalıştıranın sorumluluğu» ya da «işçi işveren ilişkisi» bağlamında bir ilişkinin bulunmadığı, bu davalının olayda bir kusurunun olmadığı, manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalılardan A..
Öte yandan, davacı vekilince davalı sigorta şirketlerinden manevi tazminat isteminde bulunulmadığı halde mahkemece bulunulmuşçasına bu kalem istem yönünden ret kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı sigorta şirketleri yönünden kazaya karışan araçların ticari olması da nazara alınarak istem gibi «reeskont faizi» ile tahsil kararı verilmek gerekirken yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sigorta A.Ş. vekilinin temyizine gelince; ZMSS Genel Şartları`nın 12/4'üncü maddesi uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini «geçerse», sigortacı «yargılama giderleri» ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlü olup, mahkemece bu hüküm gözardı edilerek bu davalı yönünden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Asıl ve birleşen dava «trafik kazası» sonucu yaralanan davacının zarar sorumlularından maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis ed …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3270 E. , 2010/9597 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.11.2008 tarih ve 2004/144 - 2008/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilerinin oturduğu blokun altındaki bodrum dairenin davalı tarafından satılarak paranın tüm ortakların yararına kullanıldığını, oysa davacıların binası dışındaki her blokun altında bodrum dairelerinin bulunduğunu, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000.000.000-TL.nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların dava konusu satışa 1995 tarihli genel kurula katılarak onay verdiğini,davalı müvekkil tarafından zararınıkarşılanması için uygun yere odunluk-kömürlük yapılması teklifininin davacılar tarafından kabul edilmediğini, halen ferdileşemeye geçilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 1163 sayılı Kanun'un 23 ncü maddesine göre ortakların hak ve borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına muvafakat etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388 nci maddesinde hüküm sonucu kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu miktarın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş olup, esasen davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığına göre hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği infazada kuşkuya yol açacağı şüphesizdir..
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklana nedenle temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029795000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz