6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3270 E. 2010/9597 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mecburi dava arkadaşlığı infaz muvafakat

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK — HUMK 382

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 1163 sayılı Kanun'un 23 ncü maddesine göre ortakların hak ve borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına muvafakat etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388 nci maddesinde hüküm sonucu kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.

Somut olayda mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu miktarın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş olup, esasen davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığına göre hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği infazada kuşkuya yol açacağı şüphesizdir..

Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15486 E. 2011/2525 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Rücuen Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3744 E. 2010/10507 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9053 E. 2016/4524 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8817 E. 2015/9395 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/3270 E.  ,  2010/9597 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.11.2008 tarih ve 2004/144 - 2008/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilerinin oturduğu blokun altındaki bodrum dairenin davalı tarafından satılarak paranın tüm ortakların yararına kullanıldığını, oysa davacıların binası dışındaki her blokun altında bodrum dairelerinin bulunduğunu, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000.000.000-TL.nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacıların dava konusu satışa 1995 tarihli genel kurula katılarak onay verdiğini,davalı müvekkil tarafından zararınıkarşılanması için uygun yere odunluk-kömürlük yapılması teklifininin davacılar tarafından kabul edilmediğini, halen ferdileşemeye geçilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 1163 sayılı Kanun'un 23 ncü maddesine göre ortakların hak ve borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına muvafakat etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388 nci maddesinde hüküm sonucu kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.

Somut olayda mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu miktarın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş olup, esasen davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığına göre hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği infazada kuşkuya yol açacağı şüphesizdir..

Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklana nedenle temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029795000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.