Alacak | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/412 E. 2010/997 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemleri↗ internet bankacılığı↗ sulh hukuk mahkemesi↗ havale↗ sulh↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının banka hesabındaki parasının internet bankacılığı yoluyla kötü niyetli 3. kişiler tarafından ele geçirilmesi suretiyle çekildiği, sanal klavye uygulamasının dahi bunun bilgisayar korsanlığını engellemeye teknik olarak yetmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava konusu paranın hesabına havale edildiği Ural Gül hakkında da ayrı bir dava açılmış olup, mahkemece asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/441 E.– 376 K. sayılı işbu davası hakkında hiçbir hüküm kurulmamıştır. Oysa HUMK.’nun 388. maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, birleşen dava hakkında HUMK.’nun 388. maddesine uygun bir karar verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3744 E. 2010/10507 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · sigorta sözleşmesi · infaz · olumsuz oy · taşıyan
Benzer bu kararda1-Dava, deniz taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı davacı tarafından sigortalısına ödenen «hasar» bedelinin davalı «taşıyandan» «rücuen tazmini» ve gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi istemlerine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalısına ödenen «hasar» bedelinin hasara davalının neden olduğunu iddia ederek tazmini ve gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesis edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin iki ayrı istemi olmasına rağmen bu istemlerden «kanuni rehin hakkı» tesisine ilişkin hüküm kurulduğu halde tazminata ilişkin hüküm kurulmamıştır.
Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, «infazı» kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1646 E. 2020/5407 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inkar tazminatı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazın iptali ile takibin 36.388,03 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte devamına, alacağın %20'si oranında «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/412 E. , 2010/997 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/11/2007 tarih ve 2007/279-2007/684 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, bu ve birleşen davalarda davalı bankanın Tuzla Şubesi nezdinde bulunan hesabındaki parasından (1.326,58) YTL'nın bilgisi dışında Akbanka A.Ş. İzmit/Kentsa Şubesi'nde Ural Gül hesabına EFT yoluyla havale yapıldığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacıya 3 aşamalı şahsa münhasır şifre verildiğini, dava konusu olayın bu şifrelerin davacıdan ele geçirilip kullanılması yoluyla gerçekleştiğini, müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ural Gül, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının banka hesabındaki parasının internet bankacılığı yoluyla kötü niyetli 3. kişiler tarafından ele geçirilmesi suretiyle çekildiği, sanal klavye uygulamasının dahi bunun bilgisayar korsanlığını engellemeye teknik olarak yetmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava konusu paranın hesabına havale edildiği Ural Gül hakkında da ayrı bir dava açılmış olup, mahkemece asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/441 E.– 376 K. sayılı işbu davası hakkında hiçbir hüküm kurulmamıştır. Oysa HUMK.’nun 388. maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, birleşen dava hakkında HUMK.’nun 388. maddesine uygun bir karar verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008530000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz