Sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6073 E. 2015/12131 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/125']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şartın tenkisi↗ tenkis↗ tacir sıfatı↗ zamanaşımı defi↗ depo kararı↗ eser sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ ıslah↗ tacir↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait depoda toplam 41.609 adet ... markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet ... markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro cezai şart öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK'nun 161/son maddesi tacirler hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indirilebileceği, dosyaya yansıyan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu, ikinci kalite ürünlerin
ortalama satış fiyatları dikkate alındığında adet başına 30 Euro cezai şartın fahiş, ahlaka ve adaba aykırıgörüldüğü, bu nedenle cezai şart miktarının indirildiği gerekçesiyle 200.000 Euro cezai şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davacı vekilinin (3) ve (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olup mahkemece, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak piyasaya ürün sunulduğu, bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığı ancak kararlaştırılan cezai şartın davalının iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır olduğu ve indirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafça ıslahla artırılan miktara yönelik zamanaşımı definde bulunulmuş olup mahkemece, 818 sayılı BK'nun 125. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan alacakların 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle bu defi reddedilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, davalı üreticinin PUMA markalı ürünleri üretmesi olup bu haliyle sözleşme, eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 126/4. maddesi uyarınca dava, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gibi esasen bozmadan sonra ıslah yapılması da mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalının zamanaşımı definin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca sözleşmenin tarafları cezai şartın miktarını tayinde serbest iseler de hakim fahiş gördüğü cezaları tenkisle mükelleftir. Ancak, mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesinde yazılı olan cezanın fahiş olduğu iddiasıyla cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez. Sadece cezai şart, miktar itibariyle tacirin ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle tenkisini isteyebilir. Somut olayda, mahkemece tacirler yönünden cezai şartın tenkisi nedeni olması mümkün olmayan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve ikinci kalite ürünlerin ortalama satış fiyatları dikkate alınarak cezai şart indirilmiştir. O halde mahkemece, davalının tacir olduğu gözetilerek, cezai şartın tenkisinin gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yapılması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin, cezai şarta esas olacak ürün sayısına ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1460 E. 2014/4603 K.
Ortak:cezai şartın tenkisi · tenkis · cezai şart
İncelediğiniz kararda3-Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca sözleşmenin tarafları «cezai şartın» miktarını tayinde serbest iseler de hakim fahiş gördüğü cezaları «tenkisle» mükelleftir.
Sadece «cezai şart», miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
Somut olayda, mahkemece «tacirler» yönünden «cezai şartın tenkisi» nedeni olması mümkün olmayan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve ikinci kalite ürünlerin ortalama satış fiyatları dikkate alınarak cezai şart indirilmiştir.
Benzer bu kararda161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, sözleşmeye dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden dönme · borcun ifası
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6701 E. 2022/7982 K.
Ortak:tenkis · sözleşmeye aykırılık · cezai şart
İncelediğiniz kararda2-Dava, taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup mahkemece, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak piyasaya ürün sunulduğu, bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığı ancak kararlaştırılan cezai şartın davalının iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır olduğu ve indirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca sözleşmenin tarafları «cezai şartın» miktarını tayinde serbest iseler de hakim fahiş gördüğü cezaları «tenkisle» mükelleftir.
Sadece «cezai şart», miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
Benzer bu kararda… ı öncesinde yapılan yargılamada tespit edildiği, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesi, "Hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir." hükmünü gereği taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri, davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtları ile özellikle dava tarihi olan 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle sözleşmeye ayrılıktan kaynaklı olarak 37.144,36-USD «cezai şartın» davalının mahvına sebep olmayacağı ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan 37.144,36-USD cezai şart alacağı ile tonaj ihlalinden kaynaklanan 5.000,00-USD ve kâr kaybından kaynaklanan 45.589,00-USD'nin davalılardan tahsiline ka …
… a ilamına uyularak alınan bilirkişi raporunda, bozma ilamında belirtildiği üzere dava tarihi itibariyle davalı şirketin bilançoları incelenerek, bu tarih itibariyle «cezai şart» miktarının davalı şirketin mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususlar değerlendirilmeksizin, 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle %10 «tenkise» gidilerek belirlenen miktarın davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceğinin değerlendirilmesi doğru görülmemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2012 tarih ve 2011/269 Esas, 2012/105 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ancak bozma ilamının (1) numaralı bendinde davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının ret edildiği halde davacı yararına dosyanın bozulmuş olmasına göre davacının kazanılmış haklarına riayet edilmeksizin 37.144,36 USD «cezai şarta» hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter · e-defter
Benzer bu kararda… ı öncesinde yapılan yargılamada tespit edildiği, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesi, "Hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir." hükmünü gereği taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri, davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtları ile özellikle dava tarihi olan 2011 yılı bilançoları dikkate alınmak suretiyle sözleşmeye ayrılıktan kaynaklı olarak 37.144,36-USD «cezai şartın» davalının mahvına sebep olmayacağı ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan 37.144,36-USD cezai şart alacağı ile tonaj ihlalinden kaynaklanan 5.000,00-USD ve kâr kaybından kaynaklanan 45.589,00-USD'nin davalılardan tahsiline ka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2644 E. 2013/17920 K.
Ortak:tenkis · tacir sıfatı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · tacir
İncelediğiniz karardaSadece «cezai şart», miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
O halde mahkemece, davalının «tacir» olduğu gözetilerek, «cezai şartın» «tenkisinin» gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yapılması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait «depoda» toplam 41.609 adet ... markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet ... markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro «cezai şart» öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK'nun 161/«son» maddesi «tacirler» hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indiri …
Benzer bu karardaSadece «cezai şart» miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahfına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
O halde, mahkemece, davalının «tacir» olup olmadığı belirlenerek, «cezai şartın» «tenkisinin» gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yaplması yerinde görülmemiş, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 161. maddesi uyarınca sözleşmenin tarafları «cezai şartın» miktarını tayinde serbestlerse de hakim fahiş gördüğü cezaları «tenkisle» mükelleftir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:danışmanlık sözleşmesi · kötüleme · dahili dava · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu kararda1- Davacı, taraflar arasında düzenlenen devir, satış, hizmet ve «danışmanlık sözleşmesi» gereğince, davacnın davalıdan özel anaokulunu devraldığını, davalıyla Bahçeşehir'de yeni bir okul açmayacağı konusunda anlaşıldığını ancak davalının devredilen anaokuluna çok yakın bir yerde yeni bir ana okulu açtığını, davalının müvekkilini «kötülediğini», öğrenci almaya çalıştığını, davalının üzerine aldığı danışmanlık görevlerini de yerine getirmediğini belirterek, sözleşme ile belirlenen «cezai şartın» tahsilini talep etmiş; davalı ise sözleşmenin imzalanması sırasında Bahçeşehir Belediyesinin Başakşehir sınırlarına «dahil» edilmesiyle oluşan sınır karmaşasının öğrenilmesiyle bu davanın açıldığını, davalının açtığı yeni okulun davacı tarafından zımnen ve fiilen kabullenildiğini, dahas …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun davranmadığı, bu suretle «cezai şartı» ödemesi gerektiği, fakat talep edilen miktarın durum itibariyle fahiş olduğu gerekçesiyle; takdiren indirim yapılarak, davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL tazminatın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4640 E. 2014/16527 K.
Ortak:tenkis · tacir sıfatı · cezai şart · tacir
İncelediğiniz karardaSadece «cezai şart», miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
O halde mahkemece, davalının «tacir» olduğu gözetilerek, «cezai şartın» «tenkisinin» gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yapılması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait «depoda» toplam 41.609 adet ... markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet ... markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro «cezai şart» öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK'nun 161/«son» maddesi «tacirler» hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indiri …
Benzer bu karardaSadece «cezai şart» miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
Davalı yargılama sırasından mahkemeye sunduğu dilekçesinde, «cezai şartın» iktisaden mahvına yol açacağını bildirmiş, mahkemece «tenkis» şartları incelenmeden «tacir» olmayan şahıslar için tenkis nedeni olan cezanın fahişliği gerekçesiyle cezai şarttan indirim yapılmıştır.
O halde, mahkemece, davalının «tacir» olduğu gözetilerek, «cezai şartın» «tenkisinin» gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yapılması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · ifa · mahsup · ihtarname · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kusur
Benzer bu kararda… önceki yıl için yapılan indirimlerin ve davacının fesihten sonra çalıştığı kurumdan aldığı ücretin gözetilmesinin gerektiği, bunun dışında davacı sunuculuk görevini «ifa» etmediğinden sözleşmede belirlenen kuaförlük ücreti, kostüm ücreti, orkestra ücreti gibi ücretleri isteyemeyeceği, ayrıca sözleşmede belirlenen «cezai şart» faihiş olduğundan mülga BK'nun 161/2. maddesi uyarınca «tenkisinin» uygun görüldüğü, davalının «temerrüde» düşürülmemesi nedeniyle ancak takip tarihinden itibaren faiz istenebileceği, takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 1.653.120 TL sunuculuk ücreti ve 500.000 TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 2.153.120 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece de kabul edildiği üzere davalının «kusuru» nedeni ile taraflar arasındaki 13.06.2008 tarihli sözleşme feshedildiğinden artık somut olaya uygulanması gerekli mülga 818 sayılı BK'nun 106. vd. maddeleri uyarınca davacının, sözleşmenin ifasından vazgeçtiğini karşı tarafa bildirerek sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle uğradığı zararı isteme hakkı bulunmaktadır.
… e gidildiği, ana sözleşmeye göre ikinci yıla ilişkin yayın döneminin 2009 yılı Eylül ayında taraflarca belirlenecek günde başlayacağı, davacının davalıya gönderdiği «ihtarname» ile davalıdan yeni yayın dönemi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesini istediği, 02.10.2009 tarihli ihtarname ile de davalının sözleşmedeki edimlerini yeri …
3- Ayrıca, mahkemece hüküm altına alınan sunuculuk ücreti belirlenirken davacının sözleşmeyi feshettikten sonra çalıştığı başka bir kurumdan aldığı ücretler de sunuculuk ücretinden «mahsup» edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6073 E. , 2015/12131 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/06/2014 tarih ve 2013/13-2014/132 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/11/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'nin ... markaları ve logolarının dünya genelinde ve Türkiye’de tescilli sahibi olduğunu, bu çerçevede ... markası etiketi veya logosu ile ilgili dizaynlarının bulunduğu her türlü tekstil ayakkabı aksesuar vs gibi ürünlerin üretme ve ürettirme hak ve yetkisine sahip bulunduğunu, Türkiye içinde ürün dağıtım ve satışını dava dışı ... .... eliyle yapsa da zaman zaman fason üretimde yaptırdığını, bunlardan birinin de davalı firma olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 18.04.2003 tarihinde “üretim ve teslimat sözleşmesi” düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre davalı üreticinin kendisinde kalan ikinci kalite ürünlerinin üçüncü şahıslara sunma veya pazarlama yetkisine sahip olmadığını, ikinci kalite ürünlerin derhal imha edilip bunu da müvekkiline ispat etmek zorunda olduğunu, sözleşmenin 14/1 maddesine göre ...’ya ait marka veya sair işaretlerin davalı üretici tarafından farklı bir şekilde yada ...’nın belirleyeceği üçüncü şahıslar dışında başka alıcılara verme hakkına sahip bulunmadığını, buna rağmen müvekkiline ait davalı tarafından üretilen ürünlerin piyasaya sunulmak üzere depoda tespit edildiğini ileri sürerek, sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan kaynaklanan 1.248.270 Euro dan şimdilik 100.000 Euro’nun davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 13.03.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 723.810 Euro'ya yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir eyleminin bulunmadığını, 17.500 adet ürünün geçici olarak depolamak amacıyla dava dışı şirketin deposuna gönderildiğini, anılan sözleşmede buna engel bir hükmün bulunmadığını, eser sözleşmesine dayalı davada ıslaha konu miktarın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait depoda toplam 41.609 adet ... markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet ... markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro cezai şart öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK'nun 161/son maddesi tacirler hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indirilebileceği, dosyaya yansıyan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu, ikinci kalite ürünlerin
ortalama satış fiyatları dikkate alındığında adet başına 30 Euro cezai şartın fahiş, ahlaka ve adaba aykırıgörüldüğü, bu nedenle cezai şart miktarının indirildiği gerekçesiyle 200.000 Euro cezai şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davacı vekilinin (3) ve (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olup mahkemece, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak piyasaya ürün sunulduğu, bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığı ancak kararlaştırılan cezai şartın davalının iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır olduğu ve indirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafça ıslahla artırılan miktara yönelik zamanaşımı definde bulunulmuş olup mahkemece, 818 sayılı BK'nun 125. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan alacakların 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle bu defi reddedilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, davalı üreticinin PUMA markalı ürünleri üretmesi olup bu haliyle sözleşme, eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 126/4. maddesi uyarınca dava, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gibi esasen bozmadan sonra ıslah yapılması da mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalının zamanaşımı definin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca sözleşmenin tarafları cezai şartın miktarını tayinde serbest iseler de hakim fahiş gördüğü cezaları tenkisle mükelleftir. Ancak, mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesinde yazılı olan cezanın fahiş olduğu iddiasıyla cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez. Sadece cezai şart, miktar itibariyle tacirin ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle tenkisini isteyebilir. Somut olayda, mahkemece tacirler yönünden cezai şartın tenkisi nedeni olması mümkün olmayan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve ikinci kalite ürünlerin ortalama satış fiyatları dikkate alınarak cezai şart indirilmiştir.
O halde mahkemece, davalının tacir olduğu gözetilerek, cezai şartın tenkisinin gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yapılması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin, cezai şarta esas olacak ürün sayısına ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbirtaraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/185387400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz