Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2204 E. 2021/2704 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart↗ protokol↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yanın ilgili protokol hükmüne aykırı davrandığının ve vaki aykırılık sebebiyle cezai şart ödemesi gerektiğinin sabit olduğu ancak somut olayın özellikleri gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup tenkisi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 400.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13345 E. 2011/7844 K.
Ortak:cezai şart · protokol
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yanın ilgili «protokol» hükmüne aykırı davrandığının ve vaki aykırılık sebebiyle «cezai şart» ödemesi gerektiğinin sabit olduğu ancak somut olayın özellikleri gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup tenkisi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 400.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
BK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · fahiş cezai şart · belirlilik ilkesi · tenkis · tacir sıfatı · esnaf · ticari faiz · hakkaniyet
Benzer bu karardaBK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olaya gelince, mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının «esnaf», davalının ise dava dışı şirket ortaklığı dışında başkaca bir işi yada gelirinin bulunmadığı tespit edilmiş olup, salt şirket ortağı olmanın da davalıya «tacir sıfatını» kazandırmayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davaya dayanak yapılan borcun asıl miktarı da nazara alınarak, karar yerinde isabetle «belirlenen ilkeler» çerçevesinde davalının «tacir sıfatını» taşımadığı da gözetilerek «cezai şartın» daha uygun ve makul bir oranda tenkisi yerine somut olayla uyuşmayan fahiş yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1460 E. 2014/4603 K.
Ortak:cezai şart
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yanın ilgili «protokol» hükmüne aykırı davrandığının ve vaki aykırılık sebebiyle «cezai şart» ödemesi gerektiğinin sabit olduğu ancak somut olayın özellikleri gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup tenkisi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 400.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, sözleşmeye dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine istemine ilişkindir.
Davalı taraf «cezai şartın» fahiş olduğunu ve tenkisi gerektiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece 818 sayılı B.K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · sözleşmeden dönme · borcun ifası · tenkis
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
Hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir." hükmünü haizdir.
161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2204 E. , 2021/2704 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10.03.2020 tarih ve 2018/304-2020/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ... Manavgat Yapı Malz. İnş. Taah. Tur. San. Gıda Tic. Ltd. Şti'nin hisse devri ve borçlarının üstlenilmesi ile ilgili olarak 06/03/2014 tarihli protokol tanzim edildiğini, davalının anılan protokol uyarınca şirketin faaliyette bulunduğu adresinde 3 yıl süre ile faaliyetine devam edeceğini, adresin 3 yıl dolmadan değişmesi halinde müvekkiline 700.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini ancak, anılan adreste başka bir firmanın faaliyette bulunduğunun ve davalının protokolden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğini, davalının protokolde şirket borçlarını ödemeyi taahhüt etmesine rağmen hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle anılan borçlardan dolayı müvekkili aleyhine icra takipleri başlatıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 06/03/2014 tarihli protokolde belirtilen cezai şartın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilini sadece hisse devri ve şirketin bildiği mevcut borçlarını üstlenmek amacıyla böyle bir anlaşma imzaladığını, protokole cezai şart konulduğundan haberinin olmadığını, müvekkiline karşı hile ile yapılmış bir işlem olduğunu, bu kadar fahiş bir rakamın konulmasının iyiniyet kurallarına da aykırı olup, cezai şartın geçerli olmadığını, şirketin aynı yerde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin şirketin borçlarını ödediğini ve ödemeye de devam ettiğini, cezai şartın müvekkilinin borçlarını ödemeden kaçınması halinde geçerli olacak şeklinde yorumlanması, böyle bir durumda davacının zarar görmesi ihtimaline binaen konulduğu şeklinde düşünülmesi ve ayrıca, davacı tarafından ihtarname gönderilmesi, makul bir sürenin verilmesi ve sonrasında cezai şartın talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yanın ilgili protokol hükmüne aykırı davrandığının ve vaki aykırılık sebebiyle cezai şart ödemesi gerektiğinin sabit olduğu ancak somut olayın özellikleri gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup tenkisi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 400.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 20.344,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/03/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6098 sayılı TBK'nın 182. maddesi uyarınca "...hakim fahiş gördüğü cezaları tenkisle mükelleftir." tarafların şirket ortağı olup tacir olduklarının iddia edilmediği ve davalının cevap dilekçesinde protokolde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olması nedeniyle geçersiz olduğunu savunması karşısında, dosya kapsamında mevcut 15.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporuyla "...Dava konusu şirkete ait kurumlar vergisi beyannamelerinin incelenmesinde 2012 yılında dönem kârının 23.217,83 TL öz kaynaklarının 241.798,44 TL 2013 yılında dönem kârının 45.543,33 TL öz kaynaklarının 288.233,11 TL olduğunun" tespit edildiği taraflar arasındaki protokol tarihinin de 06.03.2014 tarihli olduğu gözetilmelidir.
Kararlaştırılan ceza koşulunun fahiş olup olmadığı her somut olaya göre değerlendirilmelidir. Somut olayın niteliklerine kusurun ve sözleşmenin ihlalinin ağırlığı, alacaklının yararı, tarafların ekonomik durumları gözetildiğinde mahkemesince tespit ve takdir edilen 400.000 TL cezai şart miktarının borçlunun borca uygun olarak ifada bulunması amacına hizmet etmekten çıkıp ekonomik bir yıkım aracı haline gelebileceğinden, mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmediğinden kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667499400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz