Sermaye koyma borcu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5057 E. 2014/10946 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye koyma borcu↗ yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu↗ kusursuzluk ispatı↗ idari para cezası↗ sermaye taahhüdü↗ ortaklık sıfatı↗ doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ kötüleme↗ el koyma↗ sınırlı sorumluluk↗ hisse devri↗ rücu↗ ifa↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ kusur↗ dava sebebi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ve davalıların hisse devri öncesinde dava dışı G. Petrol Akaryakıt ve Otomotiv San ve Tic. A.Ş.'nin ortağı oldukları, davalıların şirketin ½ hissesine sahip bulundukları bu dönemde EPDK tarafından şirkete 57.156.00 TL idari para cezası verildiği, kesinleşen para cezasının davacı tarafından 25.03.2011 tarihinde ödendiği, ödenen miktardan davalıların hisseleri oranında sorumlu oldukları gerekçesiyle 28.571.00 TL'nin 26.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde hisseleri oranında davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosya içerisindeki belgelerden davalıların 24.06.2005 tarihinde dava dışı şirkette pay sahibi oldukları anlaşılmaktadır. […]. D.. ve davacı, aynı tarihli genel kurul toplantısında üç yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş, diğer davalı ise ortaklık sıfatı dışında bir faaliyette bulunmamış, her iki davalı da bilahare 06.07.2007 tarihinde hisselerini devrederek dava dışı şirketten ayrılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde ortaklar, şirket borçlarından dolayı doğrudan sorumlu olmazlar. Ortaklar şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Bir ortak şirkete karşı asli borcu olan sermaye taahhüdünü ifa etmiş ise sınırlı sorumluluğu da sona ermiş olur. İdari para cezasına sebep olan faaliyetlerin sürdürüldüğü dönemde sadece şirket ortağı olan davalı N.. D..'un sermaye koyma borcu dışında bir borcunun bulunmadığı ve bu borcunu da yerine getirdiği gözetildiğinde şirkete tahakkuk ettirilen idari para cezasından sorumlu tutulması olanaksızdır.
Diğer davalı C.. D.. ise idari para cezasına sebep olan faaliyetlerin yürütüldüğü dönemde bir müddet yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştur. Mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, yöneticiler veya denetçiler kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir. Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK'nın 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Doğrudan zarar görüldüğünün iddia edilmesi halinde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur ve TTK'nın 336/5 nci maddesine göre ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Mahkemece davacıdan dava sebebi açıklattırılmadığı gibi dosya içerisinde bulunan ödeme dekontundan da cezaya ilişkin ödemenin şirket hesabından mı yoksa davalıyla aynı dönemde yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından mı yapıldığı anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte; ödemenin şirket hesabından yapıldığının, davacının dolaylı zarar gören pay sahibi sıfatıyla TTK'nın 340. maddesi yollamasıyla 309. maddesi uyarınca talepte bulunduğunun kabulü halinde, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, somut olayda davacının kendi adına tazminata hükmedilmesini istediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gereklidir.
Ödemenin cezaya ilişkin faaliyetin yapıldığı dönemde aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından yapıldığı ve diğer bir yönetim kurulu üyesi olan davalı Cafar'e rücu edildiğinin kabulü halinde ise VUK hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. VUK'nun 10. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin vergi ve buna bağlı borçları yönünden sorumluluğu fer'i niteliktedir.Yani borcun asıl yükümlüsü olan şirkete başvurulmadan ve başvurunun sonuçsuz kaldığı anlaşılmadan yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilemez. Dosya kapsamında dava dışı şirketten borcun tahsil edilemediğine ilişkin belge bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece her iki davalı yönünden açılan davaların reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:kusursuzluk ispatı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Bu sorumluluk, «kusur» ilkesine dayanmaktadır.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK’nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, Şirketler Hukuku alanında uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · sermaye artırımı · şirket zararı · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi · uyuşmazlık konusu · kâr payı
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Esasen, bu zararın «üçüncü kişinin» gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6052 E. 2013/21951 K.
Ortak:kusursuzluk ispatı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · anonim şirket · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» ortaklar, şirket borçlarından dolayı doğrudan sorumlu olmazlar.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı «anonim şirketin» doğrudan, davacı ortakların ise, «dolaylı zararı» kapsamındadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · sermaye artırımı · şirket zararı · kesinlik sınırı · üçüncü kişi · alacak davası
Benzer bu karardaHer ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
… , eksik beyan edilen tutarın davacılara düşen kısının 41.103,48 TL olduğu, davalının, dava dışı şirket hesabından 2.461.21 TL kredi kartı borcunu ödediği, dava dışı «şirketin zararının» 181.064.69 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 500.00 TL olmak üzere, 1.000.00 TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsiline karar …
1-Temyiz incelemesi bakımından halen yürürlüğünü koruyan 1086 sayılı HUMK'nın 427. maddesi uyarınca miktar ve değeri 1.000 TL' yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1412 E. 2010/12708 K.
Ortak:kusursuzluk ispatı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Bu sorumluluk, «kusur» ilkesine dayanmaktadır.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK'nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, şirketler hukuku alanında bir uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · kâr payı dağıtımı · sermaye artırımı · rehin · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi · hamil
Benzer bu kararda… rket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr «payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre «hisse senedi» karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Zarar meydana gelmiş ise, «sorumluluktan kurtulabilmek» için yöneticiler veya denetçilerin «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Esasen, bu zararın «üçüncü kişinin» gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır.
2 benzer karar daha
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · anonim şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» ortaklar, şirket borçlarından dolayı doğrudan sorumlu olmazlar.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı «anonim şirketin» doğrudan, davacının ise, «dolaylı zararı» kapsamındadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · aciz vesikası · güveni kötüye kullanma · yönetici sorumluluğu · acentelik sözleşmesi · şirket zararı · acentelik · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaAŞ arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp «aciz vesikası» aldığı, T.H. ......
Dava, «anonim şirket» alacaklısının «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
2009/8671 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacının davalılar aleyhine hizmet nedeniyle «güveni kötüye kullanmak» ve davalı ... hakkında hileli «iflas» suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, davacının T.H. ......
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5 E. 2012/20733 K.
Ortak:dolaylı zarar · kötüleme · anonim şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» ortaklar, şirket borçlarından dolayı doğrudan sorumlu olmazlar.
Benzer bu karardaYöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik gösterir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · şirket zararı · tazminat davası · limited şirket · havale
Benzer bu karardaTTK’nun «limited şirketlere» ilişkin düzenlediği hükümler arasında “Anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar” başlığını «taşıyan» 556. maddesinde, «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» hakkında «anonim şirketlerin» bu konudaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen 01.06.2010 «havale» tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... yönünden davanın reddine, 33.600,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, davalı yöneticinin şirket «malvarlığını» azaltıcı eylemlerde bulunduğunu, «şirketi zarar» etmiş gibi göstererek kendi malvarlığını çoğalttığını ileri sürdüğü davada şirketin doğrudan, kendisinin ise dolaylı olarak yani şirkete verildiği iddia olunan zarardan dolayı uğradığı zararın tazminini istemiştir.
2-Dava, davacı ve davalılardan ...’nın ortağı olduğu «limited şirketin» davalı ... tarafından kötü şekilde yönetilmesi sonucu şirketin ve dolayısıyla davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5057 E. , 2014/10946 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ GAZİANTEP 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 24/09/2013
NUMARASI 2012/287-2013/497
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/09/2013 tarih ve 2012/287-2013/497 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalıların dava dışı G. Petrol Akaryakıt ve Otomotiv San ve Tic A.Ş. hisselerini devretmeden önce davacı ile birlikte şirket ortağı olduklarını, bu dönemde EPDK tarafından şirket aleyhine 57.156.00 TL idari para cezası verildiğini, verilen ceza nedeniyle açılan davanın reddedilip kesinleşmesi sonrasında ödenmesi zorunlu hale gelen idari para cezasının müvekkilince 57.144.00 TL olarak ödendiğini ileri sürerek yapılan ödemeye karşılık davalıların hisselerine tekabül eden 28.572.00 TL'nin davalılardan şirket hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; müvekkillerine ait hisselerinin davacı tarafından satın alınması nedeniyle müvekkillerinin şirket ortağının sona erdiğini, hisse devri öncesinde verilen idari para cezasının davacı tarafından bilindiğini, davacının hisse devriyle birlikte verilen cezaya ilişkin borcu da devraldığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ve davalıların hisse devri öncesinde dava dışı G. Petrol Akaryakıt ve Otomotiv San ve Tic. A.Ş.'nin ortağı oldukları, davalıların şirketin ½ hissesine sahip bulundukları bu dönemde EPDK tarafından şirkete 57.156.00 TL idari para cezası verildiği, kesinleşen para cezasının davacı tarafından 25.03.2011 tarihinde ödendiği, ödenen miktardan davalıların hisseleri oranında sorumlu oldukları gerekçesiyle 28.571.00 TL'nin 26.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde hisseleri oranında davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosya içerisindeki belgelerden davalıların 24.06.2005 tarihinde dava dışı şirkette pay sahibi oldukları anlaşılmaktadır. […]. D.. ve davacı, aynı tarihli genel kurul toplantısında üç yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş, diğer davalı ise ortaklık sıfatı dışında bir faaliyette bulunmamış, her iki davalı da bilahare 06.07.2007 tarihinde hisselerini devrederek dava dışı şirketten ayrılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde ortaklar, şirket borçlarından dolayı doğrudan sorumlu olmazlar. Ortaklar şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Bir ortak şirkete karşı asli borcu olan sermaye taahhüdünü ifa etmiş ise sınırlı sorumluluğu da sona ermiş olur. İdari para cezasına sebep olan faaliyetlerin sürdürüldüğü dönemde sadece şirket ortağı olan davalı N.. D..'un sermaye koyma borcu dışında bir borcunun bulunmadığı ve bu borcunu da yerine getirdiği gözetildiğinde şirkete tahakkuk ettirilen idari para cezasından sorumlu tutulması olanaksızdır.
Diğer davalı C.. D.. ise idari para cezasına sebep olan faaliyetlerin yürütüldüğü dönemde bir müddet yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştur. Mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, yöneticiler veya denetçiler kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir.
Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.
Ancak, ortak TTK'nın 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Doğrudan zarar görüldüğünün iddia edilmesi halinde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur ve TTK'nın 336/5 nci maddesine göre ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Mahkemece davacıdan dava sebebi açıklattırılmadığı gibi dosya içerisinde bulunan ödeme dekontundan da cezaya ilişkin ödemenin şirket hesabından mı yoksa davalıyla aynı dönemde yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından mı yapıldığı anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte; ödemenin şirket hesabından yapıldığının, davacının dolaylı zarar gören pay sahibi sıfatıyla TTK'nın 340. maddesi yollamasıyla 309. maddesi uyarınca talepte bulunduğunun kabulü halinde, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, somut olayda davacının kendi adına tazminata hükmedilmesini istediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gereklidir.
Ödemenin cezaya ilişkin faaliyetin yapıldığı dönemde aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından yapıldığı ve diğer bir yönetim kurulu üyesi olan davalı Cafar'e rücu edildiğinin kabulü halinde ise VUK hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. VUK'nun 10. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin vergi ve buna bağlı borçları yönünden sorumluluğu fer'i niteliktedir.Yani borcun asıl yükümlüsü olan şirkete başvurulmadan ve başvurunun sonuçsuz kaldığı anlaşılmadan yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilemez. Dosya kapsamında dava dışı şirketten borcun tahsil edilemediğine ilişkin belge bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece her iki davalı yönünden açılan davaların reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102163100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz