Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15012 E. 2014/16279 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
garanti taahhüdü↗ virman↗ müddeabih↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ eş rızası↗ tmsf↗ garantörlük↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre kesin hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O. S. Bank hakkındaki bütün yasal yolların tüketilmediği ve bu nedenle davanın dinlenemediği gerekçesi ile reddedilmiş olmasına rağmen, davacı vekili tarafından bu gerekçeye istinaden Y. O. S. Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının rızası hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka görevlilerince off-shore hesaba virman edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği garantiler ve taahhütler sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/1130 esas sayılı ilamı ise davalı bankanın sorumlu olamayacağı düşüncesine varılarak davalı Y. A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise […]S. Bank hakkındaki tüm yasal yollar tüketilmediği gibi eldeki davada davalı banka hakkındaki davasının bu aşamada dinlenemeyeceği gerekçesi ile karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken işbu davada davalının yönlendirmeleri sonucu paranın o.s. hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nın 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise,birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17396 E. 2013/5303 K.
Ortak:müddeabih · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bank'a gönderilmesi için kendisinden talimat alındığından bahisle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemenin «kesin» hüküm oluşturduğunu kabul ettiği kararda ise davacı yatırılan paranın tahsilini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2270 E. 2011/406 K.
Ortak:virman · müddeabih · eş rızası · dava sebebi · kesin hüküm · görevli mahkeme · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Benzer bu kararda1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · güveni kötüye kullanma · havale · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu kararda2-Davalı vekilinin yaptığı temyize gelince; davalı vekilinin kaleme aldığı temyiz dilekçesini hakime «havale» ettirmiş ise de, temyiz «defterine» «kaydı» yapıldığına dair bir kalem işlemine rastlanmamıştır.
1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına yönelik iken işbu dava davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı gerçekte paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
… davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından ve esasen ilk davanın Dairemizin yerleşik uygulaması gereği off-shore bankasına müracaat edilmeden «erken açılan» bir dava olması nedeniyle reddedildiği benimsenerek,mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «kesin» hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11088 E. 2013/10874 K.
Ortak:müddeabih · garantörlük · taahhütname · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Benzer bu karardaYukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davacı talimatı olmaksızın dava dışı off-shore bankasına aktarıldığına yönelik iken işbu dava davalının «taahhüt» ve «garantileri» ile yönlendirmeleri sonucu davacının iradesinin sakatlanması suretiyle paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · iptal davası · alacak davası · havale
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının «itirazın iptali davası» olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19.
… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının iradesinin sakatlanarak imzaladığı «havale» talimatı uyarınca davalı banka nezdinde bulunan hesabının dava dışı ...
Asliye Hukuk Mahkemesi 2004-264 E 2009-245 K sayılı ilamın incelenmesinde davacının açık ve yazılı bir talimatı olmadan «havale» işleminin yapıldığı iddiası ile açılan davada, paranın davacı talimatı ile off-shore bankasına aktarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13796 E. 2014/20166 K.
Ortak:müddeabih · taahhütname · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Benzer bu karardaA.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
A..'ın karşılıklı olarak gayri kabili «rücu» bir şekilde birbirlerini akladıkları ve iş bu davadaki uyuşmazlık hakkında birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığını kabul ve «taahhüt» ettikleri düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · davanın konusu · davadan feragat · şirket zararı · rücu · alacak davası · protokol · usulden reddi
Benzer bu kararda… minden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden «davadan feragat» edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan «sulh protokolünde» feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y..
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan davacı tarafından açılan eldeki davada, önceki «davanın konusu» olan «alacak dava» dışı K....Ltd.
A.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12777 E. 2010/658 K.
Ortak:kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» nedeniyle ortada «kesin» hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesinleşen ilam · havale
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» nedeniyle ortada «kesin» hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10948 E. 2014/16131 K.
Ortak:dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Benzer bu karardaZira, bir davanın aynı dava olduğunun kabulü için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki «sebebinin» aynı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · şirket yöneticisinin sorumluluğu · güven ilişkisi · aciz vesikası · yönetici sorumluluğu · derdestlik · usulden reddi
Benzer bu karardaBankası bünyesinde tutulduğunun anlaşılması durumunda TTK'nın 336. maddesine göre «şirket yönetiminde sorumlulukları» tespit edilen ve TTK'nın 339. maddesine göre şirket yöneticilerinin «yanıltıcı beyanda» bulunarak davacıyı zarara uğratttığı ortaya çıkarsa sorumlu olacakları, ne var ki dava tarihi itibari ile davalı banka yöneticilerinin «güven ilişkisini» ihlal ettikleri ispatlanamadığı, bu nedenle davalı banka ve yöneticileri hakkındaki davanın bu aşamada dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Mahkemece, «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
1-Dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi nedeni ile paranın yurtdışında bulunan off-shore hesabına gönderilmesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» ilişkin karar Dairemizce onanmıştır.
Oysa, mahkemece «derdest» olduğu kabul edilen dava, işbu davanın açılmasından önce "davacı...'nde faaliyet gösteren off-shore bankasına yatırdığı parasını öncelikle bu bankaya karşı dava açmak alacağını tahsil etmek için bütün kanun yollarını tükettikten sonra tahsil edememesi ve ileride açılacak bir davada bu parasını davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12340 E. 2014/18108 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Benzer bu karardaZira, bir davanın aynı dava olduğunun kabulü için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki «sebebinin» aynı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · şirket yöneticisinin sorumluluğu · güven ilişkisi · aciz vesikası · yönetici sorumluluğu · derdestlik
Benzer bu karardaMahkemece «derdest» olduğu kabul edilen dava, işbu davanın açılmasından önce "davacı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde faaliyet gösteren off-shore bankasına yatırdığı parasını öncelikle bu bankaya karşı dava açmak alacağını tahsil etmek için bütün kanun yollarını tükettikten sonra tahsil edememesi ve ileride açılacak bir davada bu parasını davalı Yurt Ticaret ve Kredi Bankası bünyesinde tutulduğunun anlaşılması durumunda TTK'nın 336. maddesine göre «şirket yönetiminde sorumlulukları» tespit edilen ve TTK'nın 339. maddesine göre şirket yöneticilerinin «yanıltıcı beyanda» bulunarak davacıyı zarara uğrattığı ortaya çıkarsa sorumlu olacakları, ne var ki dava tarihi itibari ile davalı banka yöneticilerinin «güven ilişkisini» ihlal ettikleri ispatlanamadığı, bu nedenle davalı banka ve yöneticileri hakkındaki davanın bu aşamada dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi nedeni ile paranın yurtdışında bulunan off-shore hesabına gönderilmesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece dava tarihi itibari ile «derdest» dava bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bankası aleyhine Lefkoşe Kaza Mahkemesi'nde davalar açıldığını, «aciz vesikaları» alındığını,......
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12427 E. 2014/18401 K.
Ortak:dava sebebi · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise Dairemizce O.S.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Benzer bu kararda… aynı nedene dayalı olarak 14.720,51 TL'nin tahsilinin talep edildiği, davanın 04.07.2003 tarihinde, 2003/501 karar sayı ile ...Off Shore Ltd şirketi aleyhine açılan «davanın açılmamış sayılmasına», TMSF hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeni ile diğer davalılar yönünden ise bu aşamada şartlar oluşmadığından gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın tebliğe henüz çıkarılmadığı, dolay …
Zira, bir davanın aynı dava olduğunun kabulü için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki «sebebinin» aynı olması gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · dava şartı noksanlığının giderilmesi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · güven ilişkisi · aciz vesikası · yönetici sorumluluğu · davanın açılmamış sayılması · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaKaldı ki; mahkemece «derdest» olduğu kabul edilen dava, işbu davanın açılmasından önce "davacı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde faaliyet gösteren off-shore bankasına yatırdığı parasını öncelikle bu bankaya karşı dava açmak alacağını tahsil etmek için bütün kanun yollarını tükettikten sonra tahsil edememesi ve ileride açılacak bir davada bu parasını davalı.....Ticaret ve ....Bankası bünyesinde tutulduğunun anlaşılması durumunda TTK'nın 336. maddesine göre «şirket yönetiminde sorumlulukları» tespit edilen ve TTK'nın 339. maddesine göre şirket yöneticilerinin «yanıltıcı beyanda» bulunarak davacıyı zarara uğratttığı ortaya çıkarsa sorumlu olacakları, ne var ki dava tarihi itibari ile davalı banka yöneticilerinin «güven ilişkisini» ihlal ettikleri ispatlanamadığı, bu nedenle davalı banka ve yöneticileri hakkındaki davanın bu aşamada dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle reddedilmiştir.
… aynı nedene dayalı olarak 14.720,51 TL'nin tahsilinin talep edildiği, davanın 04.07.2003 tarihinde, 2003/501 karar sayı ile ...Off Shore Ltd şirketi aleyhine açılan «davanın açılmamış sayılmasına», TMSF hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeni ile diğer davalılar yönünden ise bu aşamada şartlar oluşmadığından gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın tebliğe henüz çıkarılmadığı, dolay …
A.Ş olduğu dolayısıyla, İ...Bank-...bank yönünden davanın «derdest» olduğu gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir. .
Ancak, HMK'nın 114/1. maddesi gereğince aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı ise de, HMK'nın 115/2. maddesi gereğince mahkemece dava «şartı noksanlığının giderilmesi» için süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15012 E. , 2014/16279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 47. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/09/2012
NUMARASI 2011/387-2012/124
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2012 tarih ve 2011/387-2012/124 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/10/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. R. Y. ile davalı vekili Av. İ. G.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına 53.000 USD’nin Y.Y.T. Bankası A.Ş. nezdinde döviz hesabı açıldığını, müvekkilinin talimatı olmaksızın paranın Y.S. O.-S. Ltd. hesabına aktarıldığını, çekilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2000/1130 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2003/759-2560 karar ve 20/03/2003 tarihli kararı ile onandığını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102-100 sayılı kararı ile Yurt […]S. Ltd. Şti'nin paravan olduğunu ve paraların Y. Merkez Şubesi'nden bu bankaya aktarılmadığını, Y.A.Ş’nin külli halefi olan O.'ın ve I. Bank A.Ş’nin borçtan sorumlu tutulmaları gerektiği ileri sürerek 53.000 USD'nin 13/02/1999 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte I.Bank A.Ş’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
[…] Bank A.Ş. ve kendisine ihbarda bulunan TMSF vekili, kesin hüküm ve zaman aşımı nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre kesin hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O. S. Bank hakkındaki bütün yasal yolların tüketilmediği ve bu nedenle davanın dinlenemediği gerekçesi ile reddedilmiş olmasına rağmen, davacı vekili tarafından bu gerekçeye istinaden Y. O. S. Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının rızası hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka görevlilerince off-shore hesaba virman edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği garantiler ve taahhütler sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/1130 esas sayılı ilamı ise davalı bankanın sorumlu olamayacağı düşüncesine varılarak davalı Y. A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise […]S.
Bank hakkındaki tüm yasal yollar tüketilmediği gibi eldeki davada davalı banka hakkındaki davasının bu aşamada dinlenemeyeceği gerekçesi ile karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken işbu davada davalının yönlendirmeleri sonucu paranın o.s. hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nın 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur.
Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise,birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102066200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz