Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13796 E. 2014/20166 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sulh sözleşmesi↗ sulh protokolü↗ doğrudan zarar↗ müddeabih↗ dolaylı zarar↗ hmk 307↗ davanın konusu↗ davadan feragat↗ şirket zararı↗ rücu↗ tbk 99↗ alacak davası↗ protokol↗ usulden reddi↗ feragat↗ limited şirket↗ sulh↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan davacı tarafından açılan eldeki davada, önceki davanın konusu olan alacak dava dışı K....Ltd. Şti. adına talep edildiğine ve davalar arasında konusu ve tarafları itibariyle bir farklılık bulunmadığına göre, şirket ortağı olmayan davalılar M.. Ç.. ve S.. A.. hakkındaki davanın kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D.. A.. hakkında 141.452,36 TL alacak için açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve hükmün 19/09/2012 tarihinde kesinleştiği, paranın şirkete ödenmesi istemiyle açılan eldeki davada ise; aynı tutarın şirket ortağı ve yetkili temsilcileri olan davalılar D.. A.. ve Y.. Ç..'den tahsilinin istendiği ve davalı D.. A.. hakkındaki davadan ön inceleme aşamasında feragat edildiği, davalı D.. A.. hakkındaki dava; hem 141.452,36 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden davadan feragat edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan sulh protokolünde feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y.. Ç..'e de sirayet edeceği gerekçesiyle, davalılar D.. A.. ve Y.. Ç.. hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar M.. Ç.. ve S.. A.. hakkında açılan davanın kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan Y.. Ç.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dışı limited şirketin önceki müdürü olan davacı tarafından davalılar hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından davalılardan D.. A.. ile aralarında akdedilen 25.01.2013 tarihli ve “Dava Dışı Sulh Sözleşmesidir” başlıklı belgeye dayanılarak davalı D.. A.. hakkındaki davaya yönelik yaptıkları feragatin yazılı gerekçeyle davalılardan Y.. Ç..'e de sirayet edeceğinden bahisle her iki davalı hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, feragate dayanak sözleşmenin 3. maddesinde sözleşmenin sadece davalı D.. A.. ve davacı S.. T..'yu bağlayacağı, yine sadece S.. T.. ve D.. A..'ın karşılıklı olarak gayri kabili rücu bir şekilde birbirlerini akladıkları ve iş bu davadaki uyuşmazlık hakkında birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığını kabul ve taahhüt ettikleri düzenlenmiştir. Feragatin hangi alacak ve borçlara ilişkin olduğu ve davalı Y.. Ç..'i de kapsadığı hususunda ise bir açıklık bulunmamaktadır.
Davadan feragat karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Öte yandan, HMK’nın 74. maddesi uyarınca davadan feragat için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir. Bu belirtilen yasal ilkeler dairesinde yapılan incelemede, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat için özel olarak yetkilendirilmiş olduğu gözlenmiştir. Bu durumda, davacı vekilinin davadan feragate ilişkin beyanının davalı D.. A.. bakımından sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Davada bir miktar tazminatın davalılar D.. A.. ve Y.. Ç..'den müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş, bir başka söyleyişle iddianın ileri sürülüş biçimine göre anılan davalılar arasında teselsül söz konusu olmakla, davacı yan vekilinin müteselsil borçlulardan biri hakkındaki davadan, alacak haklarından feragat etmiş olmasının, TBK’nın 166 - 168. maddeleri çerçevesinde diğer müteselsil borçlu davalıya da sirayet edip etmeyeceği hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalılar D.. A.. ve Y.. Ç..'den talep edilen
.
tazminatın kaynağı dava dışı şirket tarafından davalı D.. A..'a devredilen konfeksiyon mağazasının ödenmeyen devir bedelidir. […]. A.. bu bedelden hem devralan taraf sıfatıyla, hem de şirket temsilcisi sıfatıyla, davalı Y.. Ç..'in ise sadece şirket temsilcisi sıfatıyla sorumlu olduğu iddia edilmektedir. Bu durumda mahkemece anılan bu hususlar nazara alınmak ve davadan feragate ilişkin hususlar yeterince tartışılmak suretiyle Yargıtay İBK’nın 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nın 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları da gözetilerek davalı D.. A.. hakkındaki davadan feragatin diğer davalı Y.. Ç..'e de sirayet edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılar M.. Ç.. ve S.. A.. yönünden ise davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re'sen nazara alamadığı için (HUMK'nın 75,1 md.), (HMK'nın 25. md.) birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise, birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, kesin hükme esas alınan birinci dava, dava dışı şirket tarafından doğrudan zararına ilişkin olarak açılmış bulunan alacak davası iken iş bu temyiz incelemesine konu ikinci davanın aynı maddi vakıadan dolayı ortak sıfatıyla dolaylı olarak zarar gördüğünden bahisle önceki davada dava dışı şirket ortağı tarafından açıldığı, bu durumda her iki davanın taraflarının farklı olduğu ve bu nedenle birinci dava sonucunda alınan hükmün ikinci davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği delil olabileceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Y.. Ç.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17396 E. 2013/5303 K.
Ortak:müddeabih · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaA.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bank'a gönderilmesi için kendisinden talimat alındığından bahisle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemenin «kesin» hüküm oluşturduğunu kabul ettiği kararda ise davacı yatırılan paranın tahsilini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15012 E. 2014/16279 K.
Ortak:müddeabih · taahhütname · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaA.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
A..'ın karşılıklı olarak gayri kabili «rücu» bir şekilde birbirlerini akladıkları ve iş bu davadaki uyuşmazlık hakkında birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığını kabul ve «taahhüt» ettikleri düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · eş rızası · garantörlük · ibraz · husumet · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise Dairemizce O.S.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11088 E. 2013/10874 K.
Ortak:müddeabih · alacak davası · taahhütname · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan davacı tarafından açılan eldeki davada, önceki «davanın konusu» olan «alacak dava» dışı K....Ltd.
A.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · garantörlük · iptal davası · havale
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının «itirazın iptali davası» olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19.
Dava, davacının iradesinin sakatlanarak imzaladığı «havale» talimatı uyarınca davalı banka nezdinde bulunan hesabının dava dışı ...
Asliye Hukuk Mahkemesi 2004-264 E 2009-245 K sayılı ilamın incelenmesinde davacının açık ve yazılı bir talimatı olmadan «havale» işleminin yapıldığı iddiası ile açılan davada, paranın davacı talimatı ile off-shore bankasına aktarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davacı talimatı olmaksızın dava dışı off-shore bankasına aktarıldığına yönelik iken işbu dava davalının «taahhüt» ve «garantileri» ile yönlendirmeleri sonucu davacının iradesinin sakatlanması suretiyle paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2270 E. 2011/406 K.
Ortak:müddeabih · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaA.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · virman · güveni kötüye kullanma · eş rızası · havale · cy/cy kaydı · e-defter · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
2-Davalı vekilinin yaptığı temyize gelince; davalı vekilinin kaleme aldığı temyiz dilekçesini hakime «havale» ettirmiş ise de, temyiz «defterine» «kaydı» yapıldığına dair bir kalem işlemine rastlanmamıştır.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına yönelik iken işbu dava davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı gerçekte paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
… davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından ve esasen ilk davanın Dairemizin yerleşik uygulaması gereği off-shore bankasına müracaat edilmeden «erken açılan» bir dava olması nedeniyle reddedildiği benimsenerek,mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «kesin» hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/166 E. 2013/4904 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… minden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden «davadan feragat» edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan «sulh protokolünde» feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y..
Davadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Öte yandan, HMK’nın 74. maddesi uyarınca «davadan feragat» için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir.
Benzer bu karardaDavadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nun 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Öte yandan, HMK’nun 74. maddesi uyarınca «davadan feragat» için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir.
Davacı yanın bir kısım davalılar hakkındaki davasından ve temyiz hakkından birlikte «feragat» etmesi halinde, öncelikle, «davadan feragate» ilişkin bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · dosya masrafı · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu karardaA.Ş. vekillerinin ise «masraf» ve «vekalet ücreti» talep etmediklerini bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Havayolları’nın sorumluluğu 24.432,65 TL ile sınırlı olmak kaydıyla «temerrüt» faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ...Ş. hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş. ile «feri müdahil» ... hakkındaki davadan ve temyizden «feragat» ettiklerini, davalı...Genel Müdürlüğü ve ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5460 E. 2015/7003 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · taahhütname · kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz kararda… minden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden «davadan feragat» edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan «sulh protokolünde» feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y..
Davadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Öte yandan, HMK’nın 74. maddesi uyarınca «davadan feragat» için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir.
Benzer bu karardaDavadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Öte yandan, HMK’nın 74. maddesi uyarınca «davadan feragat» için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir.
Bu belirtilen yasal ilkeler dairesinde yapılan incelemede yerel mahkeme kararının mümeyyiz davacı bakımından süresinde temyiz edilmiş olmakla henüz kesinleşmediği, davacı vekilinin vekaletnamesinde «davadan feragat» için özel olarak yetkilendirilmiş olduğu gözlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme taahhüdü · taşıyan · ibraz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, davacının özgür iradesi ile imzaladığı talimat yazıları yazıları ile ayrı bir tüzelkişilik «taşıyan» ve davalı banka ile bağlantısı bulunmayan Y. bank O.
Bank A.Ş. tarafından düzenlenen belgenin «ödeme taahhüdünü» içermediği, davacının davalı Y.
Bank'ın «taahhüd» altına girdiğini kanıtlayamadığı, ayrıca TMSF yönünden idari yargının «görevli» olduğu gerekçesiyle, davalı Y.S.
A.Ş. dışında kalan diğer davalılar aleyhine açtığı davasından «feragat» ettiğini bildirir dilekçe «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10948 E. 2014/16131 K.
Ortak:usulden reddi · dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
1-Dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi nedeni ile paranın yurtdışında bulunan off-shore hesabına gönderilmesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» ilişkin karar Dairemizce onanmıştır.
Zira, bir davanın aynı dava olduğunun kabulü için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki «sebebinin» aynı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · şirket yöneticisinin sorumluluğu · güven ilişkisi · aciz vesikası · yönetici sorumluluğu · derdestlik
Benzer bu karardaBankası bünyesinde tutulduğunun anlaşılması durumunda TTK'nın 336. maddesine göre «şirket yönetiminde sorumlulukları» tespit edilen ve TTK'nın 339. maddesine göre şirket yöneticilerinin «yanıltıcı beyanda» bulunarak davacıyı zarara uğratttığı ortaya çıkarsa sorumlu olacakları, ne var ki dava tarihi itibari ile davalı banka yöneticilerinin «güven ilişkisini» ihlal ettikleri ispatlanamadığı, bu nedenle davalı banka ve yöneticileri hakkındaki davanın bu aşamada dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Mahkemece, «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
1-Dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi nedeni ile paranın yurtdışında bulunan off-shore hesabına gönderilmesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» ilişkin karar Dairemizce onanmıştır.
Oysa, mahkemece «derdest» olduğu kabul edilen dava, işbu davanın açılmasından önce "davacı...'nde faaliyet gösteren off-shore bankasına yatırdığı parasını öncelikle bu bankaya karşı dava açmak alacağını tahsil etmek için bütün kanun yollarını tükettikten sonra tahsil edememesi ve ileride açılacak bir davada bu parasını davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13796 E. , 2014/20166 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/03/2014
NUMARASI 2012/544-2014/106
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.03.2014 tarih ve 2012/544-2014/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı Y.. Ç.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan Y.. Ç.. ve D.. A..'ın dava dışı K.. Gıda San. Tic. ve Turz. Ltd. Şti. ortakları olduklarını, şirkete ait konfeksiyon mağazasının içindeki mallarla birlikte davalılardan D.. A..'a devredildiğini, devre ilişkin fatura bedellerinin peşin ödeneceği kararlaştırıldığı halde davalı tarafından ödeme yapılmadığını, aynı dönemde şirkete ait ayakkabı mağazasının da davalı ortak Y.. Ç..'in isteği doğrultusunda eşi M.. Ç.. ve ortağı S.. A..'ya devredildiğini ancak bu devir nedeniyle ödenmesi gereken bedelin de ödenmediğini, davacının şirket müdürü olarak ve temsilcisi olduğu şirket adına anılan devirlere ilişkin alacak davaları açtığını, açılan bu davalardan hemen sonra davalılar D..
A.. ve Y.. Ç..'in dayanışma içine girerek müvekkilini şirket müdürlüğünden azlettiklerini ve kendilerini şirket müdürü olarak atayarak akabinde açılan her iki davadan da feragat ederek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, konfeksiyon mağazasının içindeki mallarla birlikte devrinden kaynaklanan 141.452,36 TL alacağın ticari avans faizi ile birlikte davalılar D.. A.. ve Y.. Ç..'den; ayakkabı mağazasının içindeki mallarla birlikte devrinden kaynaklanan 70.256,94 TL alacağın ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Koza Gıda Sanayi Ticaret ve Turizm Ltd. Şti'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında davalı D..
A.. yönünden açtıkları davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davalılar vekili, davacının ortağı olduğu dava dışı şirket adına dava açma hakkı bulunmadığını ve açılan davanın aktif husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı ortağın şirketin kurulduğu andan itibaren şirket müdürlüğü yaptığını, son iki yılda diğer ortaklara hiçbir şekilde kâr payı dağıtmadığını, oysa şirkete ait fırından elde edilen aylık ortalama net kârın 15.000 TL–20.000 TL arasında değiştiğini, davacının yaptığı alışverişleri diğer ortaklardan gizlediğini ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine şirket müdürünün değiştirilmesi cihetine gidildiğini, iddia edildiği gibi bir manipülasyon yapılmadığını, feragat ile sonuçlanan davaların o dönemde şirket müdürü olan davacı tarafından diğer ortaklar üzerinde baskı kurmak amacıyla açılmış haksız davalar olduğunu savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan davacı tarafından açılan eldeki davada, önceki davanın konusu olan alacak dava dışı K....Ltd. Şti. adına talep edildiğine ve davalar arasında konusu ve tarafları itibariyle bir farklılık bulunmadığına göre, şirket ortağı olmayan davalılar M.. Ç.. ve S.. A.. hakkındaki davanın kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D.. A.. hakkında 141.452,36 TL alacak için açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve hükmün 19/09/2012 tarihinde kesinleştiği, paranın şirkete ödenmesi istemiyle açılan eldeki davada ise; aynı tutarın şirket ortağı ve yetkili temsilcileri olan davalılar D..
A.. ve Y.. Ç..'den tahsilinin istendiği ve davalı D.. A.. hakkındaki davadan ön inceleme aşamasında feragat edildiği, davalı D.. A.. hakkındaki dava; hem 141.452,36 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden davadan feragat edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan sulh protokolünde feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y.. Ç..'e de sirayet edeceği gerekçesiyle, davalılar D.. A.. ve Y.. Ç.. hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar M..
Ç.. ve S.. A.. hakkında açılan davanın kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan Y.. Ç.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dışı limited şirketin önceki müdürü olan davacı tarafından davalılar hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından davalılardan D.. A.. ile aralarında akdedilen 25.01.2013 tarihli ve “Dava Dışı Sulh Sözleşmesidir” başlıklı belgeye dayanılarak davalı D.. A.. hakkındaki davaya yönelik yaptıkları feragatin yazılı gerekçeyle davalılardan Y.. Ç..'e de sirayet edeceğinden bahisle her iki davalı hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, feragate dayanak sözleşmenin 3. maddesinde sözleşmenin sadece davalı D.. A.. ve davacı S.. T..'yu bağlayacağı, yine sadece S.. T.. ve D.. A..'ın karşılıklı olarak gayri kabili rücu bir şekilde birbirlerini akladıkları ve iş bu davadaki uyuşmazlık hakkında birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığını kabul ve taahhüt ettikleri düzenlenmiştir.
Feragatin hangi alacak ve borçlara ilişkin olduğu ve davalı Y.. Ç..'i de kapsadığı hususunda ise bir açıklık bulunmamaktadır.
Davadan feragat karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Öte yandan, HMK’nın 74. maddesi uyarınca davadan feragat için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir. Bu belirtilen yasal ilkeler dairesinde yapılan incelemede, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat için özel olarak yetkilendirilmiş olduğu gözlenmiştir. Bu durumda, davacı vekilinin davadan feragate ilişkin beyanının davalı D.. A.. bakımından sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Davada bir miktar tazminatın davalılar D.. A.. ve Y.. Ç..'den müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş, bir başka söyleyişle iddianın ileri sürülüş biçimine göre anılan davalılar arasında teselsül söz konusu olmakla, davacı yan vekilinin müteselsil borçlulardan biri hakkındaki davadan, alacak haklarından feragat etmiş olmasının, TBK’nın 166 - 168.
maddeleri çerçevesinde diğer müteselsil borçlu davalıya da sirayet edip etmeyeceği hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalılar D.. A.. ve Y.. Ç..'den talep edilen
.
tazminatın kaynağı dava dışı şirket tarafından davalı D.. A..'a devredilen konfeksiyon mağazasının ödenmeyen devir bedelidir. […]. A.. bu bedelden hem devralan taraf sıfatıyla, hem de şirket temsilcisi sıfatıyla, davalı Y.. Ç..'in ise sadece şirket temsilcisi sıfatıyla sorumlu olduğu iddia edilmektedir. Bu durumda mahkemece anılan bu hususlar nazara alınmak ve davadan feragate ilişkin hususlar yeterince tartışılmak suretiyle Yargıtay İBK’nın 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nın 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları da gözetilerek davalı D.. A.. hakkındaki davadan feragatin diğer davalı Y.. Ç..'e de sirayet edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılar M.. Ç.. ve S.. A.. yönünden ise davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re'sen nazara alamadığı için (HUMK'nın 75,1 md.), (HMK'nın 25. md.) birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur.
Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise, birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, kesin hükme esas alınan birinci dava, dava dışı şirket tarafından doğrudan zararına ilişkin olarak açılmış bulunan alacak davası iken iş bu temyiz incelemesine konu ikinci davanın aynı maddi vakıadan dolayı ortak sıfatıyla dolaylı olarak zarar gördüğünden bahisle önceki davada dava dışı şirket ortağı tarafından açıldığı, bu durumda her iki davanın taraflarının farklı olduğu ve bu nedenle birinci dava sonucunda alınan hükmün ikinci davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği delil olabileceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Y.. Ç.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Y.. Ç.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenler davacı ve davalı Y.. Ç..'e iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102461200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz