Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2270 E. 2011/406 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken açılan dava↗ virman↗ müddeabih↗ güveni kötüye kullanma↗ eş rızası↗ havale↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacının rızası hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka görevlilerince bankalara olan güven kötüye kullanılarak davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin havale talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba virman edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu grubuna usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiği, davalı bankanın bu eyleminin izinsiz mevduat toplama niteliğinde olduğu ve bu suretle doğan davacı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002-1289 Esas, 2003-1436 Karar sayılı ilamı ise paranın off-shore bankası nezdinde olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle verilmiştir.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın havale talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına yönelik iken işbu dava davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı gerçekte paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nun 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında , aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise,birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından ve esasen ilk davanın Dairemizin yerleşik uygulaması gereği off-shore bankasına müracaat edilmeden erken açılan bir dava olması nedeniyle reddedildiği benimsenerek,mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin yaptığı temyize gelince; davalı vekilinin kaleme aldığı temyiz dilekçesini hakime havale ettirmiş ise de, temyiz defterine kaydı yapıldığına dair bir kalem işlemine rastlanmamıştır. Davalı banka, harçtan muaf ise de, HUMK'nun 434/2. maddesinde harca tabi olmayan kararların temyiz defterine kayıt tarihinde temyiz edilmiş sayıldığı öngörüldüğünden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15012 E. 2014/16279 K.
Ortak:virman · müddeabih · eş rızası · dava sebebi · kesin hüküm · görevli mahkeme · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:garantörlük · taahhütname · ibraz · husumet
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise Dairemizce O.S.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17396 E. 2013/5303 K.
Ortak:müddeabih · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 2.
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bank'a gönderilmesi için kendisinden talimat alındığından bahisle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemenin «kesin» hüküm oluşturduğunu kabul ettiği kararda ise davacı yatırılan paranın tahsilini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11088 E. 2013/10874 K.
Ortak:müddeabih · havale · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · garantörlük · iptal davası · alacak davası · taahhütname
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının «itirazın iptali davası» olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davacı talimatı olmaksızın dava dışı off-shore bankasına aktarıldığına yönelik iken işbu dava davalının «taahhüt» ve «garantileri» ile yönlendirmeleri sonucu davacının iradesinin sakatlanması suretiyle paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13796 E. 2014/20166 K.
Ortak:müddeabih · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 2.
Benzer bu karardaA.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davadan «feragat» karar kesinleşinceye değin yapılabilir ve HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · davanın konusu · davadan feragat · şirket zararı · rücu · alacak davası · protokol · usulden reddi
Benzer bu kararda… minden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden «davadan feragat» edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan «sulh protokolünde» feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y..
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan davacı tarafından açılan eldeki davada, önceki «davanın konusu» olan «alacak dava» dışı K....Ltd.
A.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10948 E. 2014/16131 K.
Ortak:dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Benzer bu karardaZira, bir davanın aynı dava olduğunun kabulü için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki «sebebinin» aynı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · şirket yöneticisinin sorumluluğu · güven ilişkisi · aciz vesikası · yönetici sorumluluğu · derdestlik · usulden reddi
Benzer bu karardaBankası bünyesinde tutulduğunun anlaşılması durumunda TTK'nın 336. maddesine göre «şirket yönetiminde sorumlulukları» tespit edilen ve TTK'nın 339. maddesine göre şirket yöneticilerinin «yanıltıcı beyanda» bulunarak davacıyı zarara uğratttığı ortaya çıkarsa sorumlu olacakları, ne var ki dava tarihi itibari ile davalı banka yöneticilerinin «güven ilişkisini» ihlal ettikleri ispatlanamadığı, bu nedenle davalı banka ve yöneticileri hakkındaki davanın bu aşamada dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Mahkemece, «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
1-Dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi nedeni ile paranın yurtdışında bulunan off-shore hesabına gönderilmesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» ilişkin karar Dairemizce onanmıştır.
Oysa, mahkemece «derdest» olduğu kabul edilen dava, işbu davanın açılmasından önce "davacı...'nde faaliyet gösteren off-shore bankasına yatırdığı parasını öncelikle bu bankaya karşı dava açmak alacağını tahsil etmek için bütün kanun yollarını tükettikten sonra tahsil edememesi ve ileride açılacak bir davada bu parasını davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2270 E. , 2011/406 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2008 tarih ve 2007/443-2008/501 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya devrinden önce Sümerbank A.Ş’nin Kartal şubesine 41.000 DEM parasını 4.8.1999 tarihinde 93 gün vadeli olarak yatırdığını, müvekkili parasının banka yetkililerince boş olarak imzalatılan belgelerin havale talimatı olarak doldurulması suretiyle KKTC’de kurdurulmuş olan Efektifbank Off-Shore Ltd.adlı banka adına Sümerbank A.Ş’nin Kadıköy ve merkez şubesinde bulunan bir hesaba havale edildiğini, daha sonra Garipoğlu grubuna usulsüz kredi verilmek suretiyle bu paraların tüketildiğini, müvekkili tarafından davalı banka ve off shore bankası aleyhine açılan davanın davalı banka hakkında davanın erken açıldığından bahisle reddedildiğini, alacağın off-shore’dan alınamadığını, paranın davalı bankaca tüketilmiş olması nedeniyle bankanın sebepsiz zenginleştiğini, Bankalar Kanununa aykırı davrandığını ve yapılanın kanuna karşı hile teşkil ettiğini, müvekkilinin iradesinin gerçeği yansıtmadığını, davalının vekâlet görevini kötüye kullandığı gibi banka yöneticilerinin yargılandıkları ceza mahkemesinde mahkum olduklarını ve bu nedenle haksız fiil hükümlerine göre de davalı bankanın sorumluluğunun bulunduğunu öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.001 YTL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının daha önce açmış olduğu davanın esastan reddedildiğini ve ortada kesin hüküm bulunduğunu,alacağın zamanaşımına uğradığını,usulüne uygun olarak off-shore bankası hakkında aciz vesikası alınmamış olduğunu savunarak esastan da davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacının rızası hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka görevlilerince bankalara olan güven kötüye kullanılarak davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin havale talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba virman edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu grubuna usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiği, davalı bankanın bu eyleminin izinsiz mevduat toplama niteliğinde olduğu ve bu suretle doğan davacı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002-1289 Esas, 2003-1436 Karar sayılı ilamı ise paranın off-shore bankası nezdinde olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle verilmiştir.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın havale talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına yönelik iken işbu dava davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı gerçekte paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur.
Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nun 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında , aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise,birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından ve esasen ilk davanın Dairemizin yerleşik uygulaması gereği off-shore bankasına müracaat edilmeden erken açılan bir dava olması nedeniyle reddedildiği benimsenerek,mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin yaptığı temyize gelince; davalı vekilinin kaleme aldığı temyiz dilekçesini hakime havale ettirmiş ise de, temyiz defterine kaydı yapıldığına dair bir kalem işlemine rastlanmamıştır. Davalı banka, harçtan muaf ise de, HUMK'nun 434/2. maddesinde harca tabi olmayan kararların temyiz defterine kayıt tarihinde temyiz edilmiş sayıldığı öngörüldüğünden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin yaptığı temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 ve 434/2. Maddesi uyarınca REDDİNE, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013933400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz