Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12777 E. 2010/658 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinleşen ilam↗ havale↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı nedeniyle ortada kesin hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının havale talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off-shore hesabına aktarılan paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği vakıasına dayalı olarak açıldığı, bu nedenle her iki davada dayanılan vakıaların farklı olması nedeniyle kesin hükümden söz edilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2270 E. 2011/406 K.
Ortak:havale · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» nedeniyle ortada «kesin» hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · virman · müddeabih · güveni kötüye kullanma · eş rızası · dava sebebi · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu kararda1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
2-Davalı vekilinin yaptığı temyize gelince; davalı vekilinin kaleme aldığı temyiz dilekçesini hakime «havale» ettirmiş ise de, temyiz «defterine» «kaydı» yapıldığına dair bir kalem işlemine rastlanmamıştır.
Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve «müddeabihin» aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17396 E. 2013/5303 K.
Ortak:kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» nedeniyle ortada «kesin» hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off …
Benzer bu kararda… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bank'a gönderilmesi için kendisinden talimat alındığından bahisle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemenin «kesin» hüküm oluşturduğunu kabul ettiği kararda ise davacı yatırılan paranın tahsilini istemiştir.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · dava şartı yokluğu · dava sebebi
Benzer bu kararda… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve «müddeabihin» aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15012 E. 2014/16279 K.
Ortak:kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» nedeniyle ortada «kesin» hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının «havale» talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · müddeabih · eş rızası · garantörlük · taahhütname · dava sebebi · ibraz · husumet
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise Dairemizce O.S.
Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve «müddeabihin» aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10495 E. 2015/10151 K.
Ortak:dava şartı · Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse devir sözleşmesi · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaU.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 04.06.2015 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma kararına uyularak taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12777 E. , 2010/658 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2007 gün ve 2006/764-2007/380 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.06.2009 gün ve 2007/12923 - 2009/7702 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bir miktar parasını, Sümerbank’ın Avcılar Şubesi’ne 32 gün vadeli olarak yatırdığını, bu paranın banka yetkililerince güven kötüye kullanılarak boş olarak imzalatılan havale talimatı yolu ile Efektifbank Off-Shore adına Sümerbank A.Ş. Kadıköy ve merkez şubesinde açılan bir hesaba havale edilip diğer off-shore mevduatlarla birlikte bankanın hakim ortağı ... grubuna usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiğini, Sümerbank A.Ş. yönetiminin bu eyleminin Bankalar Kanunu'nun 10/1. mad-desinde gösterilen izinsiz mevduat toplama olduğunu, müvekkili tarafından davalı banka aleyhine daha önce açılan davanın erken açıldığından bahisle reddedildiğini, off-shore bankasına yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, bu durumun davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesine yol açtığı gibi, kanuna karşı hile teşkil ettiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullandığı gibi haksız fiil hükümlerine göre de sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı nedenlere dayalı olarak daha önce açmış olduğu alacak davasının reddedilerek kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, öte yandan bu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının parasının onun talimatıyla off-shore bankasına havale edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı nedeniyle ortada kesin hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının havale talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off-shore hesabına aktarılan paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği vakıasına dayalı olarak açıldığı, bu nedenle her iki davada dayanılan vakıaların farklı olması nedeniyle kesin hükümden söz edilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 172.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 22.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007967600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz