Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11088 E. 2013/10874 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müddeabih↗ itirazın iptali davası↗ garantörlük↗ iptal davası↗ alacak davası↗ havale↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca kesin hüküm itirazına konu olan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının itirazın iptali davası olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2010/5880 Esas-13804 Kararı ile onandığı, taraflarının konusunun hukuki sebeplerinin dosya ile aynı olduğu, alacak konusunun aslını oluşturan her 3 mevduatın aynı olduğu, taraflar arasında başkaca bir hesap ilişki bulunmadığı, konusu tarafları hukuki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir alacak davası olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının iradesinin sakatlanarak imzaladığı havale talimatı uyarınca davalı banka nezdinde bulunan hesabının dava dışı ... Bank Off Shore Ltd adlı banka hesabına aktarıldığı ve bu suretle davacının davalı bankadan alacağı oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2004-264 E 2009-245 K sayılı ilamın incelenmesinde davacının açık ve yazılı bir talimatı olmadan havale işleminin yapıldığı iddiası ile açılan davada, paranın davacı talimatı ile off-shore bankasına aktarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davacı talimatı olmaksızın dava dışı off-shore bankasına aktarıldığına yönelik iken işbu dava davalının taahhüt ve garantileri ile yönlendirmeleri sonucu davacının iradesinin sakatlanması suretiyle paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nın 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise, birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17396 E. 2013/5303 K.
Ortak:müddeabih · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bank'a gönderilmesi için kendisinden talimat alındığından bahisle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemenin «kesin» hüküm oluşturduğunu kabul ettiği kararda ise davacı yatırılan paranın tahsilini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda… kararın ........2003 tarihinde aşamalardan geçerek kesinleştiği, her iki davada aynı hukuki nedenlerin ileri sürüldüğü bu nedenle bu davada yukarıda anılan kararın «kesin» hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle, HMK 114/I-i maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15012 E. 2014/16279 K.
Ortak:müddeabih · garantörlük · taahhütname · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaYukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davacı talimatı olmaksızın dava dışı off-shore bankasına aktarıldığına yönelik iken işbu dava davalının «taahhüt» ve «garantileri» ile yönlendirmeleri sonucu davacının iradesinin sakatlanması suretiyle paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «kesin» hüküm itirazına konu olan dosya ile işbu dosyanın karşılaştırılmasında, taraflarının ve konusunun aynı olduğu ve O.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · eş rızası · ibraz · husumet · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle davacının yapılan işleme karşı koymasının geciktirildiği ve bu suretle doğan davacı alacağının davalının verdiği «garantiler» ve «taahhütler» sonucu oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, «kesin» hüküm oluşturduğu kabul edilen İstanbul 7.
Bank aleyhine dava açıldığını yada paranın tahsili için başvurulduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilmediği gibi açılan her iki davanın da sebep ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddine, davalı TMSF hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş ve verilen karar Dairemizce onanmış, davacı tarafından karar düzeltme istemi ise Dairemizce O.S.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2270 E. 2011/406 K.
Ortak:müddeabih · havale · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · virman · güveni kötüye kullanma · eş rızası · cy/cy kaydı · e-defter · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1-Dava, davacının «rızası» hilafına vadeli hesap açmayıp, gönderilen paranın davalı banka «görevlilerince» bankalara olan «güven kötüye kullanılarak» davacıya boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle off-shore hesaba «virman» edilmesi ve sonrasında bu paraların off-shore bankasına gitmediği, davalı bankanın Kadıköy ve merkez şubelerinde açılan bir hesaba gönderilip, buradan Garipoğlu gr …
2-Davalı vekilinin yaptığı temyize gelince; davalı vekilinin kaleme aldığı temyiz dilekçesini hakime «havale» ettirmiş ise de, temyiz «defterine» «kaydı» yapıldığına dair bir kalem işlemine rastlanmamıştır.
… davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından ve esasen ilk davanın Dairemizin yerleşik uygulaması gereği off-shore bankasına müracaat edilmeden «erken açılan» bir dava olması nedeniyle reddedildiği benimsenerek,mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «kesin» hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalı banka, harçtan muaf ise de, HUMK'nun 434/2. maddesinde harca tabi olmayan kararların temyiz «defterine» kayıt tarihinde temyiz edilmiş sayıldığı öngörüldüğünden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13340 E. 2013/18602 K.
Ortak:itirazın iptali davası · iptal davası · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının «itirazın iptali davası» olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının «itirazın iptali davası» olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19.
Mahkemece, «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
Hukuk Dairesi'nin 2010/5880 Esas-13804 Kararı ile onandığı, taraflarının konusunun hukuki sebeplerinin dosya ile aynı olduğu, alacak konusunun aslını oluşturan her 3 mevduatın aynı olduğu, taraflar arasında başkaca bir hesap ilişki bulunmadığı, gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.05.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13796 E. 2014/20166 K.
Ortak:müddeabih · alacak davası · taahhütname · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… ki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir «alacak davası» olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «kesin» hüküm itirazına konu olan ...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan davacı tarafından açılan eldeki davada, önceki «davanın konusu» olan «alacak dava» dışı K....Ltd.
A.. hakkındaki davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerektiği, daha önce dava dışı K.....Ltd.Şti. adına, davalı D..
A.. hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · davanın konusu · davadan feragat · şirket zararı · rücu · protokol · usulden reddi · feragat
Benzer bu kararda… minden kaynaklanan alacak, hem de 70.256,94 TL'lik değer üzerinden gerçekleşen devir işleminden kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğuna ve adı geçen davalı yönünden «davadan feragat» edildiğine ve feragat beyanının dayanağı olan «sulh protokolünde» feragatın karşılığı konusunda bir açıklık yer almadığına göre, feragatin aynı konumda bulunan ve birlikte işlem yapan diğer davalı Y..
Öte yandan, HMK’nın 74. maddesi uyarınca «davadan feragat» için vekilin vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir.
Bu belirtilen yasal ilkeler dairesinde yapılan incelemede, davacı vekilinin vekaletnamesinde «davadan feragat» için özel olarak yetkilendirilmiş olduğu gözlenmiştir.
Bu durumda, davacı vekilinin «davadan feragate» ilişkin beyanının davalı D..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10948 E. 2014/16131 K.
Ortak:dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda, «kesin» hüküm bakımından davanın gerçek «sebebi» vakıalardır.
Benzer bu karardaZira, bir davanın aynı dava olduğunun kabulü için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki «sebebinin» aynı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · şirket yöneticisinin sorumluluğu · güven ilişkisi · aciz vesikası · yönetici sorumluluğu · derdestlik · usulden reddi
Benzer bu karardaBankası bünyesinde tutulduğunun anlaşılması durumunda TTK'nın 336. maddesine göre «şirket yönetiminde sorumlulukları» tespit edilen ve TTK'nın 339. maddesine göre şirket yöneticilerinin «yanıltıcı beyanda» bulunarak davacıyı zarara uğratttığı ortaya çıkarsa sorumlu olacakları, ne var ki dava tarihi itibari ile davalı banka yöneticilerinin «güven ilişkisini» ihlal ettikleri ispatlanamadığı, bu nedenle davalı banka ve yöneticileri hakkındaki davanın bu aşamada dinlenme olanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Mahkemece, «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
1-Dava, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi nedeni ile paranın yurtdışında bulunan off-shore hesabına gönderilmesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» nedeni ile davanın «usulden reddine» ilişkin karar Dairemizce onanmıştır.
Oysa, mahkemece «derdest» olduğu kabul edilen dava, işbu davanın açılmasından önce "davacı...'nde faaliyet gösteren off-shore bankasına yatırdığı parasını öncelikle bu bankaya karşı dava açmak alacağını tahsil etmek için bütün kanun yollarını tükettikten sonra tahsil edememesi ve ileride açılacak bir davada bu parasını davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11088 E. , 2013/10874 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2012 tarih ve 2011/299-2012/47 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... A.Ş.'nin ... Şubesi'ne 26/11/1999 tarihinde, 31875 USD parasını %20 net faizle 35 gün, 12.260 USD parasını 03/12/1999 tarihinde %20 net faizle 31 gün ve 50.200 DEM parasını 03/12/2009 tarihinde %20 net faizle 31 gün vadeli olarak yatırdığını, müvekkilinin mevduatı vade sonunda işlemiş faizi ile birlikte toplam 51.080 DEM olduğunu, davacının bankaya yatırmış olduğu parasının henüz vadesi gelmeden 21/12/1999 tarihinde ... A.Ş. yönetime BDKK tarafından el konularak bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak yönetiminin TMSF'ye devredildiğini, daha sonra davalı ... A.Ş. ile birleştirildiğini, ... A.Ş.'nin ise ... BANK olduğunu, müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu mevduatın ...
A.Ş. yönetimi tarafından KKTC'de paravan olarak kurulan dava dışı ... Bank Off Shore Ltd adlı banka hesabına aktarıldığını, müvekkilinin bankaya olan güveninin kötüye kullanılarak ve iradesi sakatlanarak havale talimatı imzalatıldığını, ... A.Ş. bu şekilde müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek toplam 44.045 USD ve 50.200 DEM mevduat alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, konu ile ilgili evvelce açılmış davanın Yargıtay incelenmesinden geçerek kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca kesin hüküm itirazına konu olan ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/264 Esas 2009/245 Karar sayılı dava dosyasının itirazın iptali davası olduğu, davanın reddedildiği ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2010/5880 Esas-13804 Kararı ile onandığı, taraflarının konusunun hukuki sebeplerinin dosya ile aynı olduğu, alacak konusunun aslını oluşturan her 3 mevduatın aynı olduğu, taraflar arasında başkaca bir hesap ilişki bulunmadığı, konusu tarafları hukuki sebepleri aynı olup, aynı konuda, aynı taraflar arasında her ne kadar itirazın iptali şeklinde dava açılmış ise de davanın itirazın iptali davasında da genel bir alacak davası olup neticesinin alacağın varlığının saptanmasına yönelik olduğu ve alacağın aynı usullerle saptandığı gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının iradesinin sakatlanarak imzaladığı havale talimatı uyarınca davalı banka nezdinde bulunan hesabının dava dışı ... Bank Off Shore Ltd adlı banka hesabına aktarıldığı ve bu suretle davacının davalı bankadan alacağı oluştuğu iddiasına dayalı olarak açılmıştır.
Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2004-264 E 2009-245 K sayılı ilamın incelenmesinde davacının açık ve yazılı bir talimatı olmadan havale işleminin yapıldığı iddiası ile açılan davada, paranın davacı talimatı ile off-shore bankasına aktarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, asıl davada dayanılan maddi vakıa paranın davacı talimatı olmaksızın dava dışı off-shore bankasına aktarıldığına yönelik iken işbu dava davalının taahhüt ve garantileri ile yönlendirmeleri sonucu davacının iradesinin sakatlanması suretiyle paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır.
Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nın 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise, birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hükmün varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/536980500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz