Üyeler kendi ve diğerlerinin ibrasında oy kullanmışsa nisap yoktur, ibra yok hükmündedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4861 E. 2024/1248 K. · · İlk derece: Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibrada oydan yoksunluk (TTK 436/2)↗ karar nisabı (TTK 418/2)↗ yokluk / butlanın re'sen gözetilmesi↗ muhalefet şerhi (iptal davası şartı)↗ sermaye artırımı↗ dürüstlük kuralı↗
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyeleri kendi ve diğer üyelerin ibrasında oy kullanamaz (TTK 436/2); bu oylar çıkarıldığında karar nisabı (TTK 418/2) sağlanmıyorsa ibra kararı yoklukla maluldür ve yokluk re'sen gözetildiğinden iptal değil yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilir, muhalefet şerhi şartı aranmaz. Yatırım amaçlı ve tescil edilmiş sermaye artırımı ile finansman için kâr dağıtmama iyiniyete aykırı değildir; önceki benzer kararlara muhalefet etmeyip yalnız sonrakinin iptalini istemek dürüstlük kuralına aykırıdır. Muhalefet şerhi usulüne uygun konulmayan kararlar yönünden iptal davası şartı gerçekleşmez.
Ele alınan sorunlar
Yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 numaralı kararın yokluğu → kabul
İddia: Davacı, yönetim ve denetim kurulunun ibrasının yasaya aykırı olduğunu, üyelerin hem kendi hem diğerlerinin ibrasında oy kullandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 436. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında olduğu gibi diğer üyelerin ibrasında da oy kullanamaz. Hazirun cetveline göre yönetim kurulu üyelerinin toplam hisseleri ile olumsuz oy kullanan hisseler şirketin toplam hissesinden düşüldüğünde ibrada olumlu oy kullanabilecek hisse kalmadığı, dolayısıyla üyelerin kendi ibralarında oy kullandıkları ve 418/2. maddesindeki karar nisabı sağlanmaksızın ibra edildikleri anlaşılmaktadır. Yokluk ve butlan hâlleri mahkemece re'sen gözetilir ve herkes bu geçersizliği 445 ve 446. maddelerdeki koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceğinden, 436/2'ye aykırı ibra kararı yoklukla malul olup muhalefet şerhi koyma şartı aranmaz; kamu düzeni gözetilerek 4 numaralı kararın iptali değil, yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi gerekçesi)
Sermaye artırımı ve artırılan sermayenin geçmiş yıl kârından karşılanmasına ilişkin 5 ve 8 numaralı kararların iptali → ret
İddia: Davacı, sermaye artırımının ve kâr payı dağıtılmamasının payını eksilterek azınlık haklarından mahrum bırakmak için kötü niyetle ve dürüstlük kuralına aykırı alındığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı, davalı şirketin kuruluşundan dava konusu genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi olup, üyesi olduğu dönemdeki önceki genel kurullarda alınan benzer sermaye artırımı ve kâr dağıtmama kararlarına muhalefet etmemiş ve dava açmadığından bu kararlar kesinleşmiştir. Bilirkişi raporunda sermaye artırımının acil olmasa da gerekli olduğu belirtilmiş olup, yatırım amaçlı sermaye artırımı ile yabancı kaynak ihtiyacını azaltmak için kâr dağıtmama kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı değildir; önceki benzer kararlara muhalefet etmeyip yalnız bu genel kuruldaki kararın iptalini istemek iyiniyet kurallarına aykırıdır ve sermaye artırımı tescil edilip ödenmiştir. Bu nedenle 5 ve 8 numaralı kararların iptali talepleri reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi gerekçesi)
Bir kısım ortaklara ücret ödenmesine ilişkin 10 numaralı karar yönünden muhalefet şerhi eksikliği → ret
Gerekçe: Bir kısım ortaklara aylık ücret ödenmesine ilişkin 10 numaralı karar yönünden, toplantıya katılan davacı temsilcisinin usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadığı, böylece 6102 sayılı Kanun'un 446. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından bu madde yönünden iptal talebi reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi gerekçesi)
Emsal değeri
Üyelerin kendi ve diğer üyelerin ibrasında oy kullanmasıyla nisap sağlanamayan ibranın yok hükmünde olduğu, yokluk re'sen gözetildiğinden muhalefet şerhi aranmayacağı; buna karşılık önceki benzer kararlara muhalefet etmeden yalnız sonrakini dava etmenin iyiniyete aykırı olduğu yönünden emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi — iptal davası açma şartı (yokluk/butlanda aranmaz)
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3337 E. 2012/2965 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · muhalefet şerhi
Benzer bu karardaTTK’nun 374/2. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmayıp, bu hükmün «emredici» nitelikte bulunması nedeniyle bu kuralın aksine genel kurulda karar alınamayacağı gibi şirket ana sözleşmesine de bu konuda bir hüküm konulamayacak olmasına göre bu hükme aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan «ibraya» ilişkin genel kurul kararına karşı ortaklar «muhalefet şerhi» koymamış olsalar bile bu kararın iptalini isteyebilmeleri mümkündür.Somut olayda, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları ve kullandıkları oylar sonucu ibra kararının alındığı, bu durumda alınan kararın «geçersiz» olması nedeniyle mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptaline» değil, anılan madde hükmü uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususta verilen kararın gerekçesinin anılan şekilde değiştirilmesi ger …
-
Yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/324 E. 2024/4207 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · ibra · oydan yoksunluk · emredici hüküm · muhalefet şerhi · karar nisabı · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6 numaralı karara ilişkin davacıların «muhalefet şerhinin» mevcut olmadığı, bu nedenle bu kararlara yönelik davanın reddinin gerektiği, aksinin düşünülmesi halinde de; genel kurul toplantısının 5 numaralı maddesinde 2016 yılına ait «yönetim kurulu» faaliyeti raporunun, 4 numaralı maddesinde ise bilanço ve gelir tablosunun kabul edildiği, 6 numaralı karar ile karın «dağıtılmamasına» karar verildiği, faaliyet raporunun ve bilançonun şirket kayıtlarına uygun olduğu, davalı şirketin 2016 yılındaki kar yedeklerinin ve geçmiş yıllar karlarının, geçmiş yıllar zararları karşılayamadığı bu nedenle 2016 yılı karının dağıtımının yapılması durumunda esas sermayenin azalacağının anlaşıldığı, bu sebeple 2016 karının bu dönem dağıtılmamasının uygun olduğu, kararlarda kanuna, «esas sözleşmeye» veya «dürüstlük kurallarına» aykırı bur durumun söz konusu olmadığı, bu sebeplerle genel kurulun 4, 5 ve 6 numaralı kararının iptali şartlarının gerçekleşmediği; «ibra» kararı bakımından bazı Yargıtay kararlarında, karar yeter sayısının sağlanamamasının «butlan» «sebebi» olarak kabul edildiği, karar yeter sayısının sağlanmaması butlan sebebi olduğundan, iptal şartlarından olan karara karşı muhalefet şerhinin bulunmasının zorunlu olmadığı, toplantıda 20.000 adet payın «temsil» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi hükmü ile düzenlendiği üzere, toplantıda alınacak kararlarda katılanların oy çoğunluğunun gerektiği, dava konusu 7 numaralı kararda, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının 8.800 olumlu oya karşı 6.400 «olumsuz» oy ile kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamasına katılarak oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında, yönetim kurulu üyesinin ibrası bakımından katılanların çoğunluğunun olumlu oyu gerekmesine rağmen, bu çoğunluğun sağlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamalarına katılarak oy kullanmalarının 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı madde hükmüne aykırı olduğu, bu sebeple 7 numaralı kararın iptal yaptırımına tabi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ibraya ilişkin 7 numaralı «genel kurul kararının iptaline», 4, 5 ve 6 numaralı kararlara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Grubu'na ait diğer şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin ... ve ... olduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içerisine sokulmaması, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durum hakkında aydınlanma haklarının engellendiğini ve yetkili ortaklar tarafından şirketin keyfi ve şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi nedeniyle, «şirketin tasfiyesine» yönelik Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların «derdest» olduğunu, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim üyelerinin «ibrası» yönündeki kararın iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında olumlu oy kullandıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağını, bu oylar çıkarıldığında yeterli «nisabın» sağlanamadığını, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun kabulü ile yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 4 ve 5 no.lu kararlarının da iptalinin gerektiğini, «azınlık pay sahibi» müvekkillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin genel kurulunda alınan 2016 yılı karının «dağıtılmaması» yönündeki kararının da iptalinin gerektiğini, şirketin elde ettiği karın hiçbir şekilde şirket ortaklarına dağıtılmadığını, yıllardır süregelen bu olgunun «dürüstlük kuralına» ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline/«butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
… efetin bulunmaması nedeniyle, iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince «yönetim kurulu» üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, bu hükmün «emredici» nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararlarının da geçersiz olduğu, bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca «muhalefet şerhi» yazdırmasına da gerek olmadığı, somut olayda; davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ... kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de, birbirinin ibrasında oy kullandıkları, toplantıda şirketin 20.000 «payının» tamamı «temsil» edilmiş olup, «ibra» oylamasındaki kabul oyu 8.800, ret oyu ise 6.400 adet olduğu, her bir yönetim kurulu üyesi için yapılan oylamada diğer yönetim kurulu üyesinin 4.800 adet payı da kabul oyuna «dahil» edilmiş olup, geçersiz olan bu payın çıkarılması sonucunda, gündemin ibra maddesi 4.000 kabul oyuna karşılık 6400 ret oyu ile alındığı sonucu ortaya çıktığı, bu du …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda ... ve ...'nun ibrasının ayrı ayrı oylandığını ve «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, «oydan yoksunluğun» 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinde düzenlendiği, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde «görevli» imza «yetkisine» haiz kişilerin, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağını, anılan genel kurulda gerçekleşen ayrı ayrı ibranın davacı yorumu ile nazara alınması halinde, Türkiyede gerçekleşen yaygın uygulamalar kapsamında şirket yönetim kurullarının büyük oranda ibra edilemeyeceği gerçeği ile karşı karşıya kalacaklarını, bir kısım davacıların işbu dava tarihine kadar her daim «kar payı» dağılmaması yönünde oy kullandıklarını, kârın dağılmamasının her durumda ortağı zarara uğratmayacağını, şirketin kâr dağıtmama kararları sayesinde bugün mevcut öz varlığına ulaştığını, davacılar tarafından «şirketin tasfiyesi» istemiyle açılan davalarda talep sonucu güncellenerek «ortaklıktan çıkma» talep edildiğini, bu davalarda ortaklıktan çıkma kararı verildiği takdirde davanın konusuz kalacağını, bu nedenle davaların işbu davada «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, davacıların bilanço ve gelir tablosu ile faaliyet raporuna ilişkin somut bir iptal «sebebinin» bulunmadığını, bu nedenle genel kurulda alınan 4 ve 5 no.lu kararların iptali talebinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmi …
-
Üyeler birbirinin ibrasında oy kullanamaz; nisap sağlanmadan alınan ibra iptal edilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4833 E. 2024/1206 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar nisabı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık hallerinin ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı Kanun'un 446'ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesinin gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımayacağı, somut olayda, davacı tarafça, genel kurul toplantısında 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun «tasdikine» ilişkin 4 no'lu, 2016 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunun onaylanmasına dair 5 no'lu ve 2016 yılı kârının «dağıtılmamasına» ilişkin 6 no'lu kararlara karşı muhalif kalınarak «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesinin söz konusu olmadığı, bu kararlar yönünden dava şartının gerçekleşmediği, yine anılan kanunun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince de yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğerlerinin ibrasında da oy kullanamayacakları, somut olayda ise kendi ibralarında oy kullanmayan yönetim kurulu üyelerinin diğerinin ibrasında oy kullandığı, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında ise kalan oyların «ibra» için karar «nisabını» sağlamadığı açık olup, mahkemenin bu kararın iptaline yönelik vermiş olduğu kararında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7248 E. 2018/906 K.
Ortak:sermaye artırımı · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaMaddesinde 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak «yönetim kurulu» üyelerinin hem kendi hem de diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığı, «uyuşmazlık konusu» genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte davalı şirket «pay sahipleri» ve pay oranları dikkate alındığında, kararda yönetim kurulu üyeleri kendileri hakkında oy kullanmadığı ibaresi yer almışsa da yönetim kurulu ve denetim kurulu ... ... ve ... «temsilcisinin» 460.000 adet karşı oyuna karşılık yapılan oylamada 5.290.000 adet kabul oyu ile oy çokluğu ile «ibra» kararının diğer ortakların tamamının oylamaya katıldığını ve yönetim kurulu üyesi olmalarına rağmen oy kullandıklarını gösterdiği, bunun yanında, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ..., ..., ... arasındaki hısımlık ilişkisi dikkate alındığında aynı Yasa hükmünün ikinci fıkrası hükmüne aykırı ibra kararı verildiğinden ibra kararının iptali gerektiği, davaya konu genel kurulun 5 numaralı gündem maddesinin sermeye artırımına ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda, firmanın 2010 yılı cari oranı 1.4 iken «sermaye artırımları» sonucunda 2010 ve 2016 yılları arasındaki ortalamasının da 1.39 olarak görüldüğü, sermaye artırımından önceki cari oranla sermeye artırımından sonraki cari ortalama oranının değişmediği, cari oranın tehlikeli sınır olan 1'in çok üstünde olduğu, bu durumda sermaye artırımları ile de daha yukarılara çıkamadığı, firmanın acil sermaye artırımına ihtiyaç duymadığı, sermaye artırımlarının piyasadaki gelişmelere uygun olarak daha fazla kar ve satışlardan daha faz kar almak için yapıldığı, aynı zamanda borç ödeme ve finansal dengelerin korunması amacıyla yapıldığı anlaşılmakla birlikte acil bir zorunluluk bulunmayan sermaye artırımının davacının şirketteki pay oranını değiştirme sonucu doğuracağı, bu haliyle zorunluluk sonucu sermaye artırımına gidildiği ispatlanamadığından sermaye artırımına ilişkin kararın «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, aynı genel kurul toplantısının 8 ... maddesinde artırılan sermayenin geçmiş yıl karlarında karşılanması yönünde karar verildiği, şirketin ... yıllardır kar dağıtmadığı, bu durumun ... pay sahiplerini zor durumda bırakacağı, nitekim davacının «payının» %4 oranında olduğu, şirketlerin kurulurken kar elde etme amacıyla kurulduğu, yaşamın olağan akışı içinde ortakların firmadan gelecek kar beklentisine göre hayatlarına katkı sağlamak isteyecekleri, ancak davacının şirketten herhangi bir maaş yada ücret almadığı gibi «kar payının» sermayeye eklenerek, şirketten gelir elde etmemesinin önüne geçilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, incelenen şirket mali tablolarına göre şirketin kar payı dağıtmamasını gerektirecek bir dar ... da bulunmadığı, gerek ... yıllardır hiç «kar payı dağıtılmamış» olması, gerek halihazırdaki dönem karının tamamının sermaye artışında kullanılmasının, davacının azınlık payı göz önüne alındığında karın belli bir oranının pay sahiplerine dağıtılmasının şirketin yatırım ve hedeflerini önemli ölçüde etkilemeyeceği göz önüne alınarak «azınlık pay sahibi» olan davacının kar payı dağıtılmasını istemekte haklı oldukları, aksi yöndeki kararın dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, genel kurulun 10. maddesinde şirkette ça …
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, «dava konusu» genel kurulda alınan sermeye artırımı ve kâr «payı dağıtılmamasına» ilişkin (5) ve (8) numaralı kararlar hakkındaki dava yazılı gerekçeyle reddedilmiş ise de «sermaye artırımı» ve kâr payının dağıtılmamasına yönelik alınan kararların yargılama sırasında ayrıntılı olarak incelendiğini, bu konuya ilişkin detaylı raporlar alındığını ve neticeten sermaye artırımı ve kâr payı dağıtılmaması kararlarının «dürüstlük kuralına» aykırı şekilde kötü niyetli alındığının ve müvekkilinin ortaklığa ilişkin haklarınının açıkça ihlal edildiğinin tespit edildiğini, kâr payı dağıtılmaması mümkün olmakla birlikte bunun istisna olduğunu, kural olananın kâr payının dağıtılması olduğunu, kâr payının ancak haklı ve somut gerekçeler bulunması durumunda dağıtılmayacağını, bu sebeplerin bulunduğu «ispat külfetinin» ise davalı şirkette olduğunu, davalı şirketin 7-8 yıldır kâr payı dağıtmadığını, sadece bunun bile davalı şirketin «kötü niyetini» ortaya koymaya yettiğini, bu durumun, ortaklıktan beklenen makul ve orantılı fayda ile örtüşmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemi …
… kili cevap dilekçesinde; genel kurulda alınan kararların iptalinin talep edilebilmesi için ortağın alınan karara karşı oy kullanmış olması ve karar alındıktan sonra «muhalefet şerhini» tutanağa geçirtmiş olması gerektiğini, oysaki davacının iptalini talep ettiği genel kurul kararlarının hiçbirine geçerli bir muhalefet şerhi koymadığını, sadece karşı oy kullandığını belirtmekle yetindiğini ve yalnızca sermaye artışı kararı yönünden karar alınmadan önce neden karşı oy kullandığını açıkladığını, davacı tarafından yapılan bu açıklamanın muhalefet şerhi sayılmayacağı gibi karar alındıktan sonra «toplantı tutanağına» davacı tarafından konulmuş bir muhalefet şerhi de bulunmadığını, bu nedenle davacının «iptal davası» açma hakkı bulunmadığını, nitekim alınan kararlara peşinen muhalefet edilmiş olması halinde geçerli bir muhalefet şerhi bulunmadığının Yargıtay içtihatlarıyla da ... olduğunu, ayrıca davacının müvekkil şirkette %4 hisseye sahip olduğunu ve iptal davası açma hakkı bulunmadığını, «sermaye artırımının» müvekkil şirketin faaliyetleri için zorunlu ve faydalı olduğunu, müvekkil şirketin iş hacmini artırmak ve sahip olduğu işlere yenilerini ekleyerek şirketin büyümesini sağlayabilmek amacıyla bazı alanlarda peşin para ile mallar alarak bu malları müşterilerine vadeli olarak sattığını, dolayısıyla da belirli bir nakdin sermayeyi zorunlu kıldığını, aksi halde satış yapılacak mal ve hizmet temin etmenin imkânsız olabileceğini ve bu da şirketi daralmaya ve küçülmeye götüreceğini, davacı tarafından kendisi şirketten ayrılmadan önce «yönetim kurulu» üyesi olarak kabul oyu kullandığı sermaye artış kararlarının dahi «dava konusu» edildiğini, oysaki alınan bu kararların tümüne bizzat davacının kabul oyu kullandığını ve tüm «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmesine rağmen daha evvel alınan sermaye kararlarının zorunlu olmadığını ve kâr «payı» dağıtmamak için alındığını iddia etmesinin «kötüniyetli» olduğunu, 31.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının usul ve yasaya uygun olduğunu ve gerekli nisapların sağlanarak şirket menfaatler …
Benzer bu kararda374/2 de «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanılmayacaklarının açıkça belirtildiği, yönetim kurulu üyeleri ......... ve ...«ibra» oylamasında çoğunluk sağlanamadığından geçerli şekilde alınmış bir ibra kararının bulunmadığı, bu yasak murakıplar bakımından söz konusu olmadığından murakıpların geçerli oy nisabıyla ibra edilmiş olduklarının anlaşıldığı, esas sermayenin artırımının haklı bir gerekçeye dayanmasının zorunlu olmadığı, kural olarak artırım kararının geçerli olduğu ancak artırımın kötü niyetli ve azınlığın bu yolda ezilmesinin sağlanması amacına yönelik yapıldığının kanıtlanması durumunda iptalinin mümkün olduğu, somut olayda, sermaye arttırım kararının çoğunluk oyu ile alındığı, şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan «sermaye artırım» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı şekilde alındığı iddiasının kanıtlanamadığı, «kar payının dağıtımı» hakkında karar alınırken gerekçe göstermeye gerek olmadığı ancak «iptal davası» -/- açıldığı taktirde şirketin hangi gerekçeye dayandığını göstermesi gerektiği, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen «kar dağıtım» kararını açıklamaya çalıştığı ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü «yedek akçe» ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyeti de bulunmaması da dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği, genel kurulda alınan diğer kararların iptallerini gerektirecek iddiaların yasal delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, da …
Davalı şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan «sermaye artırım» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı şekilde alındığı iddiasının kanıtlanamadığı da kabul edildiğine göre, şirketin açılan davalar nedeniyle nakit ihtiyacının bulunduğu, bu nedenle dava konusu genel kurulda alınan davalı şirketin karının %25 oranında «dağıtılması» geri kalan karın ise dağıtılmaması şeklindeki kararın afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken anılan bu maddeye ilişkin iptal isteminin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. -/-
Mahkemece, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen kâr «dağıtım» kararını açıklamaya çalıştığı, ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü «yedek akçe» ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyetinin de bulunmaması dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı şirketin 16/08/2010 tarihinde yapılan genel kurulda alınan şirketin karının %25 oranında dağıtılmasına ilişkin kararın da iptali …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yedek akçe · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · dürüstlük kuralına aykırılık · iyiniyet kuralı · kâr payı dağıtımı · şirket merkezi mahkemesi
Benzer bu kararda374/2 de «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanılmayacaklarının açıkça belirtildiği, yönetim kurulu üyeleri ......... ve ...«ibra» oylamasında çoğunluk sağlanamadığından geçerli şekilde alınmış bir ibra kararının bulunmadığı, bu yasak murakıplar bakımından söz konusu olmadığından murakıpların geçerli oy nisabıyla ibra edilmiş olduklarının anlaşıldığı, esas sermayenin artırımının haklı bir gerekçeye dayanmasının zorunlu olmadığı, kural olarak artırım kararının geçerli olduğu ancak artırımın kötü niyetli ve azınlığın bu yolda ezilmesinin sağlanması amacına yönelik yapıldığının kanıtlanması durumunda iptalinin mümkün olduğu, somut olayda, sermaye arttırım kararının çoğunluk oyu ile alındığı, şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan «sermaye artırım» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı şekilde alındığı iddiasının kanıtlanamadığı, «kar payının dağıtımı» hakkında karar alınırken gerekçe göstermeye gerek olmadığı ancak «iptal davası» -/- açıldığı taktirde şirketin hangi gerekçeye dayandığını göstermesi gerektiği, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen «kar dağıtım» kararını açıklamaya çalıştığı ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü «yedek akçe» ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyeti de bulunmaması da dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği, genel kurulda alınan diğer kararların iptallerini gerektirecek iddiaların yasal delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, da …
Mahkemece, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen kâr «dağıtım» kararını açıklamaya çalıştığı, ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü «yedek akçe» ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyetinin de bulunmaması dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı şirketin 16/08/2010 tarihinde yapılan genel kurulda alınan şirketin karının %25 oranında dağıtılmasına ilişkin kararın da iptali …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu davalı şirket genel kurul toplantısında alınan gündemin 11. maddesinde «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmasalar da diğer «yönetim kurulu üyelerinin ibra» oylamasında oy kullandıklarının anlaşıldığı, 6762 Sayılı TTK m.
Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 381. maddesi uyarınca, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla «iptal davası» açabileceği düzenlenmiştir.
-
Ortaklar kararının iptali | Kar dağıtımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8866 E. 2022/9243 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi · cy/cy şerhi
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının iptalini istediği genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak «muhalefet şerhi» koymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4861 E. , 2024/1248 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/411 Esas, 2022/458 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/443 E., 2019/1334 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de ortağı olduğu davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 31.03.2016 tarihinde yapıldığını ve toplantı tutanağında sermayenin 4.250.000,00 TL arttırılarak 10.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına, arttırılan sermayenin 2.000.000,00 TL'sinin nakit olarak ödenmesine, 2.250.000,00 TL'sinin ise geçmiş yıl kârlarından karşılanmasına ve 2015 yılı kârının dağıtılmamasına karar verildiğini, ayrıca genel kurulda yönetim ve denetim kurulunun ibrasına, şirket ortaklarından ...'a 2.000,00 TL, ...'a 4.000,00 TL ve ... ...'e 2.000,00 TL ödenmesine karar verilmiş olup bu karara gerekçe olarak söz konusu ortakların şirkette aktif olarak çalıştıkları ve yönetim kurulu üyelikleri sona erdiği için huzur hakkı alamayacaklarından ücret ödenmesi gerektiğinin gösterildiğini, iş bu genel kurulda yönetim ve denetim kurulunun ibrasının yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin büyümesi ve kârlılığın artması üzerine davalı şirket yönetim kurulu başkanı ile müvekkil arasında anlaşmazlıklar yaşanmaya başladığını ve müvekkilin davalı şirketteki işine son verildiğini, müvekkilinin davalı şirkette aktif olarak çalıştığı dönemlerde aylık maaş dışında kâr payı ve sair adla hiçbir gelir almadığını ve şirketten uzaklaştırıldıktan sonra da kendisine herhangi bir adla ödeme yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı şirketin faaliyetleri, gelir-giderleri ve kârlılığı hakkında bilgi edinme konusunda girişimlere başlandığını ancak ne şirket faaliyetleri ne de şirketin bilançosu hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamadığını, tüm bu gelişmelerin ardından davalı şirketin önce 28.12.2010 tarihli genel kurul toplantısında 1.150.000,00 TL olan sermayesinin %200 arttırılarak 3.450.000,00 TL'ye çıkarıldığını ve arttırılan sermayenin yarısının dağıtılmayan geçmiş yıl karlarından karşılanmasına karar verildiğini, hâlbuki davalı şirketin sadece bir yıl önce 28.04.2010 tarihinde sermaye azaltımına gittiğini ve 1.725.000,00 TL olan sermayesini 1/3 oranında 575.000,00 TL azaltarak 1.150.000,00 TL'ye indirdiğini, bu eylemin sırf müvekkil ve diğer ...
ortakların şirketteki payını eksilterek kâr payı dağıtmamak için yapıldığını, davalı şirketin bununla da yetinmeyip 2010-2011 yılları genel kurul toplantısının 30.10.2012 tarihinde yapılmasına karar vererek gündemin 5. maddesine ".. .2010 ve 2011 yıllar kar dağıtımı hakkında yönetim kurulu önergesinin görüşülüp karara bağlanmasına..." hususunun eklendiğini ve davalı şirket tarafından 2010 - 2011 yılları karlarının dağıtılmadığını, hemen akabinde davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kurulunu 30.03.2013 tarihinde yaptığını ve 3.450.000,00 TL olan şirket sermayesini bu kez de %66 oranında 2.300.000,00 TL daha arttırarak 5.750.000,00 TL'ye çıkardığını ve yine artırılan sermayenin dağıtılmayan geçmiş yıl karlarından karşılanmasına karar verildiğini, davalının daha sonra 2013 - 2014 yılları genel kurul toplantısının 30.03.2015 tarihinde yapılmasını kararlaştırdığını ve yine gündemin 5.
maddesi olarak bu kez de '...2013 ve 2014 yıllan karının kullanım şekli ve dağıtımının belirlenmesi ve onaylanması../ şeklinde belirlendiğini ve 2013 - 2014 yılları kar payının da dağıtılmadığını, son olarak 31.03.2016 tarihinde işbu davaya konu 2015 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığını ve bir kez daha sermaye artışı kararı alınarak 5.750.000,00 TL olan sermayenin %80 oranında 4.250.000,00 TL arttırılarak 10.000.000,00 TL.ye çıkarılmasına ve artırılan sermayenin 2.250.000,00 TL kısmının yine ortakların geçmiş yıl karlarından karşılanmasına karar verildiğini, alınan bu karara müvekkil tarafından karşı oy kullanılarak gerekçeleriyle muhalefet şerhi düşüldüğünü ileri sürerek davalı şirketin 31.03.2016 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artışı, artırılan sermayenin geçmiş yıllar kar paylarından karşılanması, 2015 yılı karının dağıtılmaması, yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmesi, bir kısım ortaklara ücret ödenmesi yönünde alınan yasa ve hukuka aykırı kararların iptaline, müvekkilin hak ettiği kar payının hesaplanarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulda alınan kararların iptalinin talep edilebilmesi için ortağın alınan karara karşı oy kullanmış olması ve karar alındıktan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirtmiş olması gerektiğini, oysaki davacının iptalini talep ettiği genel kurul kararlarının hiçbirine geçerli bir muhalefet şerhi koymadığını, sadece karşı oy kullandığını belirtmekle yetindiğini ve yalnızca sermaye artışı kararı yönünden karar alınmadan önce neden karşı oy kullandığını açıkladığını, davacı tarafından yapılan bu açıklamanın muhalefet şerhi sayılmayacağı gibi karar alındıktan sonra toplantı tutanağına davacı tarafından konulmuş bir muhalefet şerhi de bulunmadığını, bu nedenle davacının iptal davası açma hakkı bulunmadığını, nitekim alınan kararlara peşinen muhalefet edilmiş olması halinde geçerli bir muhalefet şerhi bulunmadığının Yargıtay içtihatlarıyla da ...
olduğunu, ayrıca davacının müvekkil şirkette %4 hisseye sahip olduğunu ve iptal davası açma hakkı bulunmadığını, sermaye artırımının müvekkil şirketin faaliyetleri için zorunlu ve faydalı olduğunu, müvekkil şirketin iş hacmini artırmak ve sahip olduğu işlere yenilerini ekleyerek şirketin büyümesini sağlayabilmek amacıyla bazı alanlarda peşin para ile mallar alarak bu malları müşterilerine vadeli olarak sattığını, dolayısıyla da belirli bir nakdin sermayeyi zorunlu kıldığını, aksi halde satış yapılacak mal ve hizmet temin etmenin imkânsız olabileceğini ve bu da şirketi daralmaya ve küçülmeye götüreceğini, davacı tarafından kendisi şirketten ayrılmadan önce yönetim kurulu üyesi olarak kabul oyu kullandığı sermaye artış kararlarının dahi dava konusu edildiğini, oysaki alınan bu kararların tümüne bizzat davacının kabul oyu kullandığını ve tüm yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine rağmen daha evvel alınan sermaye kararlarının zorunlu olmadığını ve kâr payı dağıtmamak için alındığını iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu, 31.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının usul ve yasaya uygun olduğunu ve gerekli nisapların sağlanarak şirket menfaatleri doğrultusunda zorunlu ve faydalı olarak alınan kararlar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ıncı maddesine göre pay sahibinin toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy vererek bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerektiği, ayrıca bir muhalefet şerhi yazılmasına gerek olmadığı, madde hükmünde kastedilenin olumsuz oy kullanıldığının açık olarak anlaşılması olduğu, bu hali ile davacının dava açma hakkının bulunduğu, 31.03.2016 tarihli olağan genel kurulunun 4. Maddesinde 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin hem kendi hem de diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığı, uyuşmazlık konusu genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte davalı şirket pay sahipleri ve pay oranları dikkate alındığında, kararda yönetim kurulu üyeleri kendileri hakkında oy kullanmadığı ibaresi yer almışsa da yönetim kurulu ve denetim kurulu ...
... ve ... temsilcisinin 460.000 adet karşı oyuna karşılık yapılan oylamada 5.290.000 adet kabul oyu ile oy çokluğu ile ibra kararının diğer ortakların tamamının oylamaya katıldığını ve yönetim kurulu üyesi olmalarına rağmen oy kullandıklarını gösterdiği, bunun yanında, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ..., ..., ... arasındaki hısımlık ilişkisi dikkate alındığında aynı Yasa hükmünün ikinci fıkrası hükmüne aykırı ibra kararı verildiğinden ibra kararının iptali gerektiği, davaya konu genel kurulun 5 numaralı gündem maddesinin sermeye artırımına ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda, firmanın 2010 yılı cari oranı 1.4 iken sermaye artırımları sonucunda 2010 ve 2016 yılları arasındaki ortalamasının da 1.39 olarak görüldüğü, sermaye artırımından önceki cari oranla sermeye artırımından sonraki cari ortalama oranının değişmediği, cari oranın tehlikeli sınır olan 1'in çok üstünde olduğu, bu durumda sermaye artırımları ile de daha yukarılara çıkamadığı, firmanın acil sermaye artırımına ihtiyaç duymadığı, sermaye artırımlarının piyasadaki gelişmelere uygun olarak daha fazla kar ve satışlardan daha faz kar almak için yapıldığı, aynı zamanda borç ödeme ve finansal dengelerin korunması amacıyla yapıldığı anlaşılmakla birlikte acil bir zorunluluk bulunmayan sermaye artırımının davacının şirketteki pay oranını değiştirme sonucu doğuracağı, bu haliyle zorunluluk sonucu sermaye artırımına gidildiği ispatlanamadığından sermaye artırımına ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu, aynı genel kurul toplantısının 8 ...
maddesinde artırılan sermayenin geçmiş yıl karlarında karşılanması yönünde karar verildiği, şirketin ... yıllardır kar dağıtmadığı, bu durumun ... pay sahiplerini zor durumda bırakacağı, nitekim davacının payının %4 oranında olduğu, şirketlerin kurulurken kar elde etme amacıyla kurulduğu, yaşamın olağan akışı içinde ortakların firmadan gelecek kar beklentisine göre hayatlarına katkı sağlamak isteyecekleri, ancak davacının şirketten herhangi bir maaş yada ücret almadığı gibi kar payının sermayeye eklenerek, şirketten gelir elde etmemesinin önüne geçilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, incelenen şirket mali tablolarına göre şirketin kar payı dağıtmamasını gerektirecek bir dar ... da bulunmadığı, gerek ...
yıllardır hiç kar payı dağıtılmamış olması, gerek halihazırdaki dönem karının tamamının sermaye artışında kullanılmasının, davacının azınlık payı göz önüne alındığında karın belli bir oranının pay sahiplerine dağıtılmasının şirketin yatırım ve hedeflerini önemli ölçüde etkilemeyeceği göz önüne alınarak azınlık pay sahibi olan davacının kar payı dağıtılmasını istemekte haklı oldukları, aksi yöndeki kararın dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, genel kurulun 10. maddesinde şirkette çalışmayan bir kısım ortaklara emekleri karşılığı ücret ödenmesi yönünde kararlar alındığı, ancak bu ortakların şirkette fiilen ne şekilde görev aldıkları ispatlanamadığından bu kişilere ücret ödenmesinin de dürüstlük kurallarına aykırı olacağı, davacı kar payının hesaplanarak tahsiline karar verilmesini talep etmekle birlikte dağıtılacak kâr payının miktarı ve oranının genel kurul kararı ile belirlenmesi gerektiği, bu konuda mahkemenin genel kurul yerine geçerek hüküm kurmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya genel kurulda alınan (4), (5), (8) ve (10) numaralı kararların iptaline, kâr payı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının genel kurul kararına karşı oy kullandığını belirtmekle yetinerek gerekçesini belirtmediğini, bu sebeple geçerli bir muhalefet şerhi olmadığından davanın öncelikle usul yönünden reddi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu genel kurul kararlarından sermaye arttırım kararı Mahkemece kötü niyetli olarak değerlendirilmiş ve sermaye artırımı için acil ihtiyaç bulunmadığından bahisle bu kanaate varıldığı kararın gerekçesi olarak belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesinin bu kararı ve gerekçesinin tamamen hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporu ile de çeliştiğini, mahkemece "kâr payı dağıtılmamasını gerektirecek kadar acil bir durum bulunup bulunmadığı" şeklinde hukuki nitelendirme ile bağdaşmayan doğrultuda görüş sorulmasının ve buna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece ...
yıllar kâr payı dağıtılmadığı ve bu durumun da davacının kâr elde tem hakkını engellediği belirtilerek genel kurul kararının bu açıdan da iptaline karar verildiğini, oysa ki tüm aşamalardaki beyanlarda açıkça ifade edildiği üzere davacının yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarih olan 2013 yılına kadarki sermaye arttırım ve kar payı dağıtmama kararlarında bizzat davacının kabul oyunun olduğunu, bir inceleme yapılacak ise 2013-2015 yılları için yapıldığını, bu iki yıllık süreçte kâr payı dağıtılmamasının haklı ve gerekli olduğunun açıkça belirtildiğini, davacının beyanının aksine ... yıllardır kar payı dağıtılmamasının söz konusu olmadığını, davacının azlık hissedar olduğunu, kendisi şirketten ayrılmadan önce yönetim kurulu üyesi olarak kabul oyu kullandığı sermaye artış kararlarını dahi dava konusu ettiğini, oysaki alınan bu kararların tümüne bizzat davacının kabul oyu kullandığını ve yönetim kurulu üyeleri ibra edilmişken bu aşamada daha evvel alınan sermaye artış kararlarının zorunlu olmadığını ve kar payı dağıtmamak için alındığının iddia etmesinin kötü niyetli bir davranış olduğunu, davacı tarafın şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldıktan sonra kendi adına "...
... Elektrik Enerji İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti" unvanlı şirket kurarak müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermeye başladığını, davacının gerek kullandığı unvan gerekse faaliyet alanı nedeniyle haksız rekabetten ... tazminat haklarının saklı kalmak kaydıyla, davacı bu tarihten sonra art ... çeşitli davalar açarak müvekkili şirketin faaliyetine engel olup kendi şirketinin iş hacmini arttırmak gayesi içinde olduğunu, böylesine rekabet içinde olunan bir ticari hayatta, müvekkili şirket yönünden zorunlu olan sermaye arttırım kararı için ayrıca acil olup olmadığının değerlendirilerek hukuki sonuca ulaşılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanamayacağı, genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveline göre davalı anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin şirketteki toplam hisse sayısının 5.290.000 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin gerek kendi gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacaklarının kabulü halinde, adı geçen şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketteki toplam hisse miktarı olan 5.290.000'nin, şirketin toplam hissesi 5.750.000,00 adet hisseden mahsubu ile genel kurulda temsil edilen ve ibra yönünden olumsuz oy kullanan 460.000 adet hissenin düşülmesi halinde şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasında olumlu oy kullanan hisse miktarı bulunmadığı, dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıkları, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 418 ...
maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen karar nisabı sağlanmaksızın davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş oldukları, şirketin yönetim kurulu üyelerinin gerek kendi gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy kullanmış olmaları sonucu ibranın gerçekleştiği, davacı yanca, ibraya ilişkin (4) numaralı gündem maddesi yönünden muhalefet şerhi konulmamış ise de, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamı ile de benimsendiği üzere, yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulunduracağı ve herkesin bu geçersizliği, eldeki davada olduğu gibi 6102 sayılı Kanun'un 445 ... ve 446 ıncı maddelerinde düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği, şu halde, anonim şirket genel kurulunda alınan en önemli kararlar arasında yer ...
ibra kararının, aynı Kanun'un 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak alınmış olması halinde, yoklukla malul olacağından, davacıların ibra kararına muhalefet şerhi koyma şartının da artık aranmayağı, bu nedenle oydan yoksun olan yönetim kurulu üyelerinin oyuyla, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan karar yok hükmünde olduğundan İlk Derece Mahkemesince (4) numaralı gündem maddesi ile alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kamu düzeni gözetilerek kabulüne, 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, davacının davaya konusu genel kurulda alınan (5) ve (8) numaralı kararlara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduğu ancak dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının davalı şirketin kuruluş tarihinden dava konusu 31.03.2016 tarihli genel kurul toplantısına kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde, 28.12.2010 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin 1.150.000,00 TL olan sermayesinin 3.450.000,00 TL'ye arttırıldığı, arttırılan 2.300.000,00 TL sermayenin 1.150.000,00 TL'sinin dağıtılmayan geçmiş yıllar karından karşılandığı, kalan 1.150.000,00 TL'sinin ise ortaklarca nakit ödendiği, yine şirketin 30.01.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında 3.450.000,00 TL olan şirket sermayesinin 5.750.000,00 TL'ye arttırıldığı, şirketin 2010- 2015 yılları arasında da kar dağıtımı yapmadığı, davacının daha önceki şirket genel kurul toplantılarında şirket sermayesinin arttırılmasına ve kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararlara karşı muhalif kalmadığı ve dava açılmaması nedeniyle bu yöndeki kararların kesinleştiği, bilirkişi raporunda da acil olmasa da sermaye arttırımının gerekli olduğu belirtilmiş olup, davalı şirketin yatırım amaçlı olarak şirketin sermaye arttırımına gitmesinin ve yabancı kaynaklara finansman ihtiyacını azaltmak için kar dağıtmamasının kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, davacı yanca, yönetim kurulu üyesi olduğu önceki genel kurul toplantılarında alınan sermaye arttırımı ve kar dağıtımı yapılmaması kararlarına muhalefet edilmeyip, dava konusu genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırım kararının iptalinin talep edilmesi iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan ve sermaye arttırımına ilişkin kararın ticaret siciline 14.06.2016 tarihinde tescil edilmesi ve 1.500.00,00 TL'lik kısım dışındaki arttırılan sermayenin de ödendiği de gözetilerek gündemin (5) ve (8) ...
maddelerinin iptali taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, gündemin 10 numaralı maddesi ile alınan ve bir kısım şirket ortaklarına aylık ücret ödenmesine ilişkin karar yönünden ise, toplantıya katılan davacı temsilcisinin usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadığı, böylelikle 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu genel kurulda alınan (4) numaralı kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurulda alınan (5), (8) ve (10) numaralı kararlara ilişkin açılan davanın reddine, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığından davacının kâr payı alacağının tahsiline ilişkin talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davaya konu genel kurulda alınan (4) numaralı karara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadığının Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğunu, buna rağmen kararın yok hükmünde olduğu belirtilerek muhalafet şerhi bulunmasa dahi yok olduğu tespit edilerek davacının talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki kararın yok hükmünde olduğu tespitine de katılmadıklarını, kararın yasaya uygun olarak alındığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu genel kurulda alınan sermeye artırımı ve kâr payı dağıtılmamasına ilişkin (5) ve (8) numaralı kararlar hakkındaki dava yazılı gerekçeyle reddedilmiş ise de sermaye artırımı ve kâr payının dağıtılmamasına yönelik alınan kararların yargılama sırasında ayrıntılı olarak incelendiğini, bu konuya ilişkin detaylı raporlar alındığını ve neticeten sermaye artırımı ve kâr payı dağıtılmaması kararlarının dürüstlük kuralına aykırı şekilde kötü niyetli alındığının ve müvekkilinin ortaklığa ilişkin haklarınının açıkça ihlal edildiğinin tespit edildiğini, kâr payı dağıtılmaması mümkün olmakla birlikte bunun istisna olduğunu, kural olananın kâr payının dağıtılması olduğunu, kâr payının ancak haklı ve somut gerekçeler bulunması durumunda dağıtılmayacağını, bu sebeplerin bulunduğu ispat külfetinin ise davalı şirkette olduğunu, davalı şirketin 7-8 yıldır kâr payı dağıtmadığını, sadece bunun bile davalı şirketin kötü niyetini ortaya koymaya yettiğini, bu durumun, ortaklıktan beklenen makul ve orantılı fayda ile örtüşmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı, 445 ... ve 446 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018501100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz