Üyeler birbirinin ibrasında oy kullanamaz; nisap sağlanmadan alınan ibra iptal edilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4833 E. 2024/1206 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal davası açabilmek için (TTK 446/1-a) karara ret oyu verip muhalefeti tutanağa geçirtmek gerekir; salt ret oyu ya da görüşme sırasında karşı çıkma muhalefet şerhi yerine geçmez. Yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında olduğu gibi diğer üyelerin ibrasında da oy kullanamaz (TTK 436/2); bu oylar çıkarıldığında ibra için karar nisabı sağlanmıyorsa ibra kararı iptal edilir.
Ele alınan sorunlar
Muhalefet şerhi tutanağa geçirilmeyen 4, 5 ve 6 numaralı kararlar yönünden iptal davası şartı → ret
İddia: Davacılar, olumlu-olumsuz oyların kime ait olduğunun tutanakta açıkça belirtilmiş olması halinde ayrıca muhalefet şerhine gerek bulunmadığını, esasa ilişkin değerlendirmenin ve bilirkişi raporunun da hatalı/yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 446. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle iptal isteyebilmek için, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti tutanağa geçirtmesi gerekir; oylama öncesi görüşme sırasında öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya salt ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. Somut olayda 4, 5 ve 6 numaralı kararlara karşı muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi söz konusu olmadığından bu kararlar yönünden dava şartı gerçekleşmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi gerekçesi)
Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanması nedeniyle ibra kararının iptali → kabul
İddia: Davalı, ayrı ayrı yapılan oylamada üyelerin kendi ibralarında oy kullanmadığını, bir üyenin diğerinin ibrasında oy kullanmasına yasal engel bulunmadığını, aksi yorumun yönetim kurullarının büyük ölçüde ibra edilemeyeceği sonucunu doğuracağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 436. maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğerlerinin ibrasında da oy kullanamazlar; somut olayda kendi ibralarında oy kullanmayan üyeler diğerinin ibrasında oy kullanmış olup, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında kalan oyların ibra için karar nisabını sağlamadığı açıktır. Bu nedenle ibraya ilişkin 7 numaralı kararın iptaline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı ve bu oylar çıkarıldığında nisap kalmıyorsa ibranın iptal edileceği; iptal davası için muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesinin şart olduğu yönünden emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi — iptal davası açma şartı (TTK 446/1-a)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muhalefet şerhi (iptal davası şartı)↗ oydan yoksunluk - ibra (TTK 436/2)↗ karar nisabı↗ dava şartı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3337 E. 2012/2965 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · muhalefet şerhi
Benzer bu karardaTTK’nun 374/2. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmayıp, bu hükmün «emredici» nitelikte bulunması nedeniyle bu kuralın aksine genel kurulda karar alınamayacağı gibi şirket ana sözleşmesine de bu konuda bir hüküm konulamayacak olmasına göre bu hükme aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan «ibraya» ilişkin genel kurul kararına karşı ortaklar «muhalefet şerhi» koymamış olsalar bile bu kararın iptalini isteyebilmeleri mümkündür.Somut olayda, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları ve kullandıkları oylar sonucu ibra kararının alındığı, bu durumda alınan kararın «geçersiz» olması nedeniyle mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptaline» değil, anılan madde hükmü uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususta verilen kararın gerekçesinin anılan şekilde değiştirilmesi ger …
-
Yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/324 E. 2024/4207 K.
Ortak:karar nisabı · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık hallerinin ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı Kanun'un 446'ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesinin gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımayacağı, somut olayda, davacı tarafça, genel kurul toplantısında 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun «tasdikine» ilişkin 4 no'lu, 2016 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunun onaylanmasına dair 5 no'lu ve 2016 yılı kârının «dağıtılmamasına» ilişkin 6 no'lu kararlara karşı muhalif kalınarak «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesinin söz konusu olmadığı, bu kararlar yönünden dava şartının gerçekleşmediği, yine anılan kanunun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince de yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğerlerinin ibrasında da oy kullanamayacakları, somut olayda ise kendi ibralarında oy kullanmayan yönetim kurulu üyelerinin diğerinin ibrasında oy kullandığı, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında ise kalan oyların «ibra» için karar «nisabını» sağlamadığı açık olup, mahkemenin bu kararın iptaline yönelik vermiş olduğu kararında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun …
Benzer bu karardaGrubu'na ait diğer şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin ... ve ... olduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içerisine sokulmaması, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durum hakkında aydınlanma haklarının engellendiğini ve yetkili ortaklar tarafından şirketin keyfi ve şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi nedeniyle, «şirketin tasfiyesine» yönelik Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların «derdest» olduğunu, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim üyelerinin «ibrası» yönündeki kararın iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında olumlu oy kullandıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağını, bu oylar çıkarıldığında yeterli «nisabın» sağlanamadığını, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun kabulü ile yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 4 ve 5 no.lu kararlarının da iptalinin gerektiğini, «azınlık pay sahibi» müvekkillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin genel kurulunda alınan 2016 yılı karının «dağıtılmaması» yönündeki kararının da iptalinin gerektiğini, şirketin elde ettiği karın hiçbir şekilde şirket ortaklarına dağıtılmadığını, yıllardır süregelen bu olgunun «dürüstlük kuralına» ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline/«butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · ibra · oydan yoksunluk · emredici hüküm · muhalefet şerhi · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6 numaralı karara ilişkin davacıların «muhalefet şerhinin» mevcut olmadığı, bu nedenle bu kararlara yönelik davanın reddinin gerektiği, aksinin düşünülmesi halinde de; genel kurul toplantısının 5 numaralı maddesinde 2016 yılına ait «yönetim kurulu» faaliyeti raporunun, 4 numaralı maddesinde ise bilanço ve gelir tablosunun kabul edildiği, 6 numaralı karar ile karın «dağıtılmamasına» karar verildiği, faaliyet raporunun ve bilançonun şirket kayıtlarına uygun olduğu, davalı şirketin 2016 yılındaki kar yedeklerinin ve geçmiş yıllar karlarının, geçmiş yıllar zararları karşılayamadığı bu nedenle 2016 yılı karının dağıtımının yapılması durumunda esas sermayenin azalacağının anlaşıldığı, bu sebeple 2016 karının bu dönem dağıtılmamasının uygun olduğu, kararlarda kanuna, «esas sözleşmeye» veya «dürüstlük kurallarına» aykırı bur durumun söz konusu olmadığı, bu sebeplerle genel kurulun 4, 5 ve 6 numaralı kararının iptali şartlarının gerçekleşmediği; «ibra» kararı bakımından bazı Yargıtay kararlarında, karar yeter sayısının sağlanamamasının «butlan» «sebebi» olarak kabul edildiği, karar yeter sayısının sağlanmaması butlan sebebi olduğundan, iptal şartlarından olan karara karşı muhalefet şerhinin bulunmasının zorunlu olmadığı, toplantıda 20.000 adet payın «temsil» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi hükmü ile düzenlendiği üzere, toplantıda alınacak kararlarda katılanların oy çoğunluğunun gerektiği, dava konusu 7 numaralı kararda, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının 8.800 olumlu oya karşı 6.400 «olumsuz» oy ile kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamasına katılarak oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında, yönetim kurulu üyesinin ibrası bakımından katılanların çoğunluğunun olumlu oyu gerekmesine rağmen, bu çoğunluğun sağlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamalarına katılarak oy kullanmalarının 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı madde hükmüne aykırı olduğu, bu sebeple 7 numaralı kararın iptal yaptırımına tabi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ibraya ilişkin 7 numaralı «genel kurul kararının iptaline», 4, 5 ve 6 numaralı kararlara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
… efetin bulunmaması nedeniyle, iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince «yönetim kurulu» üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, bu hükmün «emredici» nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararlarının da geçersiz olduğu, bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca «muhalefet şerhi» yazdırmasına da gerek olmadığı, somut olayda; davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ... kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de, birbirinin ibrasında oy kullandıkları, toplantıda şirketin 20.000 «payının» tamamı «temsil» edilmiş olup, «ibra» oylamasındaki kabul oyu 8.800, ret oyu ise 6.400 adet olduğu, her bir yönetim kurulu üyesi için yapılan oylamada diğer yönetim kurulu üyesinin 4.800 adet payı da kabul oyuna «dahil» edilmiş olup, geçersiz olan bu payın çıkarılması sonucunda, gündemin ibra maddesi 4.000 kabul oyuna karşılık 6400 ret oyu ile alındığı sonucu ortaya çıktığı, bu du …
Grubu'na ait diğer şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin ... ve ... olduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içerisine sokulmaması, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durum hakkında aydınlanma haklarının engellendiğini ve yetkili ortaklar tarafından şirketin keyfi ve şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi nedeniyle, «şirketin tasfiyesine» yönelik Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların «derdest» olduğunu, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim üyelerinin «ibrası» yönündeki kararın iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında olumlu oy kullandıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağını, bu oylar çıkarıldığında yeterli «nisabın» sağlanamadığını, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun kabulü ile yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 4 ve 5 no.lu kararlarının da iptalinin gerektiğini, «azınlık pay sahibi» müvekkillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin genel kurulunda alınan 2016 yılı karının «dağıtılmaması» yönündeki kararının da iptalinin gerektiğini, şirketin elde ettiği karın hiçbir şekilde şirket ortaklarına dağıtılmadığını, yıllardır süregelen bu olgunun «dürüstlük kuralına» ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline/«butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda ... ve ...'nun ibrasının ayrı ayrı oylandığını ve «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, «oydan yoksunluğun» 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinde düzenlendiği, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde «görevli» imza «yetkisine» haiz kişilerin, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağını, anılan genel kurulda gerçekleşen ayrı ayrı ibranın davacı yorumu ile nazara alınması halinde, Türkiyede gerçekleşen yaygın uygulamalar kapsamında şirket yönetim kurullarının büyük oranda ibra edilemeyeceği gerçeği ile karşı karşıya kalacaklarını, bir kısım davacıların işbu dava tarihine kadar her daim «kar payı» dağılmaması yönünde oy kullandıklarını, kârın dağılmamasının her durumda ortağı zarara uğratmayacağını, şirketin kâr dağıtmama kararları sayesinde bugün mevcut öz varlığına ulaştığını, davacılar tarafından «şirketin tasfiyesi» istemiyle açılan davalarda talep sonucu güncellenerek «ortaklıktan çıkma» talep edildiğini, bu davalarda ortaklıktan çıkma kararı verildiği takdirde davanın konusuz kalacağını, bu nedenle davaların işbu davada «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, davacıların bilanço ve gelir tablosu ile faaliyet raporuna ilişkin somut bir iptal «sebebinin» bulunmadığını, bu nedenle genel kurulda alınan 4 ve 5 no.lu kararların iptali talebinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4833 E. , 2024/1206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/375 Esas, 2022/570 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/632 E., 2019/204 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali/butlanı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, davalı şirketin 4800 paya ayrılmış olan hisselerinin % 32 oranındaki payına sahip olduklarını, şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrası yönündeki 7 no'lu kararın iptalinin gerektiğini, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullandıklarını, ayrıca bilanço ve gelir tablolarının kabulüne ilişkin 4 no'lu, yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne dair 5 no'lu ve 2016 yılı kârının dağıtılmamasına ilişkin 6 no'lu kararların yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve gerçeği yansıtmadıklarını, müvekkillerinin haksız yere kâr payından mahrum bırakıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no'lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; söz konusu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibralarının ayrı ayrı oylandığını, üyelerin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, bir yönetim kurulu üyesinin diğerinin ibrasında oy kullanmasına ise yasa gereği engel bir durumun bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile;
08. 06.2017 tarihli 2016 yılına ait genel kurul kararının 7 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurul kararının iptaline, yine aynı tarihli genel kurulda alınan 4, 5 ve 6 no'lu kararların iptali/butlanı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurulda 4, 5 ve 6 no'lu kararlara karşı ret oyu kullanılıp, bunların tutanağa geçirildiğini, kimin tarafından olumsuz oy kullanıldığının toplantı tutanağında belirtilmemesi durumunda muhalefet şerhinin aranacağını, oysa somut olayda olumlu olumsuz oyların kime ait olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla ayrıca muhalefet şerhine gerek olmadığını, mahkemenin esasa yönelik yaptığı değerlendirmenin de hatalı olduğunu, bu anlamda bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürerek, hükmün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayrı ayrı yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, bir yönetim kurulu üyesinin diğerinin ibrasında oy kullanmasına ise yasa gereği engel durumun bulunmadığını, aksi yorumun şirket yönetim kurullarının büyük ölçüde ibra edilemeyeceği sonucunu doğuracağını belirterek hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık hallerinin ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı Kanun'un 446'ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesinin gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımayacağı, somut olayda, davacı tarafça, genel kurul toplantısında 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun tasdikine ilişkin 4 no'lu, 2016 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına dair 5 no'lu ve 2016 yılı kârının dağıtılmamasına ilişkin 6 no'lu kararlara karşı muhalif kalınarak muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesinin söz konusu olmadığı, bu kararlar yönünden dava şartının gerçekleşmediği, yine anılan kanunun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince de yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğerlerinin ibrasında da oy kullanamayacakları, somut olayda ise kendi ibralarında oy kullanmayan yönetim kurulu üyelerinin diğerinin ibrasında oy kullandığı, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında ise kalan oyların ibra için karar nisabını sağlamadığı açık olup, mahkemenin bu kararın iptaline yönelik vermiş olduğu kararında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanmalarında bir sakınca bulunmadığını ileri sürerek, aleyhlerine olan hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2.Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; olumsuz oyun kimin tarafından kullanıldığının anlaşılması durumunda muhalefet şerhinin bulunmasının şart olmadığını, talepleri reddedilen genel kurul kararlarının şirket kayıtlarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddine ilişkin kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124351900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz