Yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/324 E. 2024/4207 K. · · İlk derece: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyeleri, yalnız kendi ibralarında değil birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda da oy hakkına sahip değildir; bu emredici kurala aykırı kullanılan oylar geçersiz olduğundan, geçersiz oylar çıkarıldığında gerekli çoğunluğa ulaşılamayan ibra kararı da geçersizdir ve iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırması gerekmez. Buna karşılık, oydan yoksunluk sakatlığı taşımayan genel kurul kararları bakımından iptal davasının dava şartı olan muhalefet şerhi bulunmadığında istem reddedilir. Geçmiş yıl zararları kâr yedekleri ve geçmiş yıl kârlarıyla karşılanmadığında, dönem kârının dağıtılmaması yönündeki karar kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı değildir.
Ele alınan sorunlar
Muhalefet şerhi bulunmayan genel kurul kararları bakımından iptal isteminin reddi → ret
İddia: Davacılar, toplantıda hazır bulunan pay sahibinin iptal davası açabilmesi için teklife olumsuz oy vermesinin şart olduğunu, dava konusu kararlara ret oyu kullanıp tutanağa geçirdiklerini, olumlu ve olumsuz oyların kime ait olduğunun tutanakta açıkça belirtildiğini, bu nedenle ayrıca tutanağa muhalefet şerhi düşmelerine gerek olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu bu kararlara ilişkin olarak davacıların muhalefet şerhi mevcut değildir; bu nedenle bu kararlara yönelik davanın reddi gerekir. Aksinin düşünülmesi hâlinde de: faaliyet raporu ve bilanço şirket kayıtlarına uygundur; şirketin ilgili yıla ait kâr yedekleri ve geçmiş yıllar kârları geçmiş yıllar zararlarını karşılamadığından, dönem kârının dağıtılması durumunda esas sermaye azalacaktır, bu sebeple kârın o dönem dağıtılmaması uygundur. Alınan kararlarda kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı bir durum bulunmadığından iptal şartları gerçekleşmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi — Bölge Adliye Mahkemesince dava şartı niteliğindeki muhalefetin bulunmaması nedeniyle iptal isteminin reddinde isabetsizlik görülmemiştir.)
Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanmasının geçerliliği, nisaba etkisi ve bu tür kararlarda muhalefet şerhinin aranmaması → kabul
İddia: Davalı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının ayrı ayrı oylandığını ve üyelerin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, oydan yoksunluğun yalnız kendi ibrasına ilişkin olduğunu, davacı yorumunun benimsenmesi hâlinde yönetim kurullarının büyük oranda ibra edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değildir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, madde hükmüne aykırı hareket edilmesi hâlinde kullanılan oylar geçersiz olur ve bu oylarla alınan genel kurul kararları da geçersizdir; bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına gerek yoktur. Somut olayda yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de birbirinin ibrasında oy kullanmışlardır. Toplantıda şirketin paylarının tamamı temsil edilmiş, ibra oylamasında kabul oyu 8.800, ret oyu 6.400 adettir; her bir yönetim kurulu üyesi için yapılan oylamada diğer yönetim kurulu üyesinin 4.800 adet payı da kabul oyuna dâhil edilmiş olup, geçersiz olan bu payın çıkarılması sonucunda gündemin ibra maddesinin 4.000 kabul oyuna karşılık 6.400 ret oyu ile alındığı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ibraya ilişkin karar gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından geçersizdir; bu karar yönünden davanın kabulü yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı, aykırı oyların geçersizliğinin nisap hesabına yansıtılacağı ve bu tür kararlarda muhalefet şerhi aranmayacağı yönündeki holding bakımından emsal değeri taşır; Yargıtay'ca onandığından bağlayıcılığı vardır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Genel kurul kararının iptali davasında karara muhalefet şerhi; ancak oydan yoksunluk kuralına aykırı geçersiz oylarla alınan kararlar bakımından ayrıca muhalefet şerhi aranmaz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ oydan yoksunluk↗ emredici hüküm↗ muhalefet şerhi↗ karar nisabı↗ kâr dağıtımı↗ geçmiş yıl zararları↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Üyeler birbirinin ibrasında oy kullanamaz; nisap sağlanmadan alınan ibra iptal edilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4833 E. 2024/1206 K.
Ortak:karar nisabı · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaGrubu'na ait diğer şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin ... ve ... olduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içerisine sokulmaması, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durum hakkında aydınlanma haklarının engellendiğini ve yetkili ortaklar tarafından şirketin keyfi ve şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi nedeniyle, «şirketin tasfiyesine» yönelik Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların «derdest» olduğunu, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim üyelerinin «ibrası» yönündeki kararın iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında olumlu oy kullandıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağını, bu oylar çıkarıldığında yeterli «nisabın» sağlanamadığını, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun kabulü ile yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 4 ve 5 no.lu kararlarının da iptalinin gerektiğini, «azınlık pay sahibi» müvekkillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin genel kurulunda alınan 2016 yılı karının «dağıtılmaması» yönündeki kararının da iptalinin gerektiğini, şirketin elde ettiği karın hiçbir şekilde şirket ortaklarına dağıtılmadığını, yıllardır süregelen bu olgunun «dürüstlük kuralına» ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline/«butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık hallerinin ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı Kanun'un 446'ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesinin gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımayacağı, somut olayda, davacı tarafça, genel kurul toplantısında 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun «tasdikine» ilişkin 4 no'lu, 2016 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunun onaylanmasına dair 5 no'lu ve 2016 yılı kârının «dağıtılmamasına» ilişkin 6 no'lu kararlara karşı muhalif kalınarak «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesinin söz konusu olmadığı, bu kararlar yönünden dava şartının gerçekleşmediği, yine anılan kanunun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince de yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğerlerinin ibrasında da oy kullanamayacakları, somut olayda ise kendi ibralarında oy kullanmayan yönetim kurulu üyelerinin diğerinin ibrasında oy kullandığı, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında ise kalan oyların «ibra» için karar «nisabını» sağlamadığı açık olup, mahkemenin bu kararın iptaline yönelik vermiş olduğu kararında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14570 E. 2015/1944 K.
Ortak:emredici hüküm · genel kurul kararının iptali · ibra · kâr dağıtımı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6 numaralı karara ilişkin davacıların «muhalefet şerhinin» mevcut olmadığı, bu nedenle bu kararlara yönelik davanın reddinin gerektiği, aksinin düşünülmesi halinde de; genel kurul toplantısının 5 numaralı maddesinde 2016 yılına ait «yönetim kurulu» faaliyeti raporunun, 4 numaralı maddesinde ise bilanço ve gelir tablosunun kabul edildiği, 6 numaralı karar ile karın «dağıtılmamasına» karar verildiği, faaliyet raporunun ve bilançonun şirket kayıtlarına uygun olduğu, davalı şirketin 2016 yılındaki kar yedeklerinin ve geçmiş yıllar karlarının, geçmiş yıllar zararları karşılayamadığı bu nedenle 2016 yılı karının dağıtımının yapılması durumunda esas sermayenin azalacağının anlaşıldığı, bu sebeple 2016 karının bu dönem dağıtılmamasının uygun olduğu, kararlarda kanuna, «esas sözleşmeye» veya «dürüstlük kurallarına» aykırı bur durumun söz konusu olmadığı, bu sebeplerle genel kurulun 4, 5 ve 6 numaralı kararının iptali şartlarının gerçekleşmediği; «ibra» kararı bakımından bazı Yargıtay kararlarında, karar yeter sayısının sağlanamamasının «butlan» «sebebi» olarak kabul edildiği, karar yeter sayısının sağlanmaması butlan sebebi olduğundan, iptal şartlarından olan karara karşı muhalefet şerhinin bulunmasının zorunlu olmadığı, toplantıda 20.000 adet payın «temsil» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi hükmü ile düzenlendiği üzere, toplantıda alınacak kararlarda katılanların oy çoğunluğunun gerektiği, dava konusu 7 numaralı kararda, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının 8.800 olumlu oya karşı 6.400 «olumsuz» oy ile kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamasına katılarak oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında, yönetim kurulu üyesinin ibrası bakımından katılanların çoğunluğunun olumlu oyu gerekmesine rağmen, bu çoğunluğun sağlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamalarına katılarak oy kullanmalarının 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı madde hükmüne aykırı olduğu, bu sebeple 7 numaralı kararın iptal yaptırımına tabi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ibraya ilişkin 7 numaralı «genel kurul kararının iptaline», 4, 5 ve 6 numaralı kararlara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Grubu'na ait diğer şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin ... ve ... olduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içerisine sokulmaması, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durum hakkında aydınlanma haklarının engellendiğini ve yetkili ortaklar tarafından şirketin keyfi ve şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi nedeniyle, «şirketin tasfiyesine» yönelik Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların «derdest» olduğunu, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim üyelerinin «ibrası» yönündeki kararın iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında olumlu oy kullandıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağını, bu oylar çıkarıldığında yeterli «nisabın» sağlanamadığını, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun kabulü ile yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 4 ve 5 no.lu kararlarının da iptalinin gerektiğini, «azınlık pay sahibi» müvekkillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin genel kurulunda alınan 2016 yılı karının «dağıtılmaması» yönündeki kararının da iptalinin gerektiğini, şirketin elde ettiği karın hiçbir şekilde şirket ortaklarına dağıtılmadığını, yıllardır süregelen bu olgunun «dürüstlük kuralına» ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline/«butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
… efetin bulunmaması nedeniyle, iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince «yönetim kurulu» üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, bu hükmün «emredici» nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararlarının da geçersiz olduğu, bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca «muhalefet şerhi» yazdırmasına da gerek olmadığı, somut olayda; davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ... kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de, birbirinin ibrasında oy kullandıkları, toplantıda şirketin 20.000 «payının» tamamı «temsil» edilmiş olup, «ibra» oylamasındaki kabul oyu 8.800, ret oyu ise 6.400 adet olduğu, her bir yönetim kurulu üyesi için yapılan oylamada diğer yönetim kurulu üyesinin 4.800 adet payı da kabul oyuna «dahil» edilmiş olup, geçersiz olan bu payın çıkarılması sonucunda, gündemin ibra maddesi 4.000 kabul oyuna karşılık 6400 ret oyu ile alındığı sonucu ortaya çıktığı, bu du …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; ilke olarak genel kurul başkanın, tüm «yönetim kurulu» üyeleri arasında müşterek sorumluluk söz konusu olduğundan ve bu nedenle oy kullanma hakkından yoksun bulundukları açıklandıktan sonra, «ibra» oylamasını yönetim kurulunda görev almayan ortak ... «temsilcisine» sorup oyunu aldıktan sonra bunu tutanağa yazdırması gerekirken bu hususa uyulmadığı, 2012 yılına ait «faaliyet raporu», denetçi raporu ve finansal tabloların görüşülmesine dair gündem maddesi ile 2012 yılı kar ve kazanç «payının» ne şekilde «dağıtılacağına» ilişkin maddenin iptali için yasaya, şirket ana sözleşmesine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı bir durumun tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirkete ait 29/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 2 v …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar davacıların muhalefetleri olmaması nedeniyle «genel kurul kararının iptali davası» görülemez ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436. maddesi hükmünün «emredici» nitelikte olması nedeniyle bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olup, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizlikle malul olacaktır.
Somut olayda mahkemece oy kullanma yasaklısı olan «yönetim kurulu» üyelerinin yönetim kurulunun «ibrası» oylamasında oy kullandıkları gerekçesiyle genel kurulda alınan 3. maddenin iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · nisap · toplantı tutanağı · oy yasağı · dürüstlük kuralı · iptal davası · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; ilke olarak genel kurul başkanın, tüm «yönetim kurulu» üyeleri arasında müşterek sorumluluk söz konusu olduğundan ve bu nedenle oy kullanma hakkından yoksun bulundukları açıklandıktan sonra, «ibra» oylamasını yönetim kurulunda görev almayan ortak ... «temsilcisine» sorup oyunu aldıktan sonra bunu tutanağa yazdırması gerekirken bu hususa uyulmadığı, 2012 yılına ait «faaliyet raporu», denetçi raporu ve finansal tabloların görüşülmesine dair gündem maddesi ile 2012 yılı kar ve kazanç «payının» ne şekilde «dağıtılacağına» ilişkin maddenin iptali için yasaya, şirket ana sözleşmesine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı bir durumun tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirkete ait 29/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 2 v …
Ayrıca; davaya konu genel kurul toplantısının 3. maddesinde alınan karar ile denetçinin de ibrasına karar verilmiş olup, «yönetim kurulu» üyelerinin denetçilerin ibrasına ilişkin olarak yapılan oylamaya katılmalarına herhangi bir engelin bulunmaması, «yönetim kurulu üyelerinin ibraya» ilişkin oy kullanma «yasağının» denetçiler açısından geçerli olmaması karşısında bu yönde alınan kararın iptalinin istenebilmesi iptal davasının koşullarına tabidir.
Bu suretle, toplantıda hazır bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu «toplantı tutanağına» geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı «iptal davası» açma hakkı olup, somut olayda davacıların bu maddeye uygun olarak yaptığı bir karşı çıkmasının (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda denetçinin ibrasına ilişkin olar …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar davacıların muhalefetleri olmaması nedeniyle «genel kurul kararının iptali davası» görülemez ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436. maddesi hükmünün «emredici» nitelikte olması nedeniyle bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olup, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizlikle malul olacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/324 E. , 2024/4207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/359 Esas, 2022/1565 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/631 E., 2019/14 K.
Taraflar arasındaki anonim şirket genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin sermayesi 10.000.000,00 TL olup her biri 500,00 TL değerinde 20.000 paya ayrıldığını, hisselerin 6.400 paya tekabül eden kısmının müvekkillerine ait olduğunu, müvekkillerinin davalı şirkette % 32 paya sahip olduklarını, davalı şirket ve ... Grubu'na ait diğer şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... olduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içerisine sokulmaması, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmemesi nedeniyle şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durum hakkında aydınlanma haklarının engellendiğini ve yetkili ortaklar tarafından şirketin keyfi ve şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi nedeniyle, şirketin tasfiyesine yönelik Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların derdest olduğunu, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan yönetim üyelerinin ibrası yönündeki kararın iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında olumlu oy kullandıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağını, bu oylar çıkarıldığında yeterli nisabın sağlanamadığını, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun kabulü ile yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 4 ve 5 no.lu kararlarının da iptalinin gerektiğini, azınlık pay sahibi müvekkillerinin yok sayıldığını, davalı şirketin genel kurulunda alınan 2016 yılı karının dağıtılmaması yönündeki kararının da iptalinin gerektiğini, şirketin elde ettiği karın hiçbir şekilde şirket ortaklarına dağıtılmadığını, yıllardır süregelen bu olgunun dürüstlük kuralına ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline/butlanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda ... ve ...'nun ibrasının ayrı ayrı oylandığını ve yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, oydan yoksunluğun 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinde düzenlendiği, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağını, anılan genel kurulda gerçekleşen ayrı ayrı ibranın davacı yorumu ile nazara alınması halinde, Türkiyede gerçekleşen yaygın uygulamalar kapsamında şirket yönetim kurullarının büyük oranda ibra edilemeyeceği gerçeği ile karşı karşıya kalacaklarını, bir kısım davacıların işbu dava tarihine kadar her daim kar payı dağılmaması yönünde oy kullandıklarını, kârın dağılmamasının her durumda ortağı zarara uğratmayacağını, şirketin kâr dağıtmama kararları sayesinde bugün mevcut öz varlığına ulaştığını, davacılar tarafından şirketin tasfiyesi istemiyle açılan davalarda talep sonucu güncellenerek ortaklıktan çıkma talep edildiğini, bu davalarda ortaklıktan çıkma kararı verildiği takdirde davanın konusuz kalacağını, bu nedenle davaların işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların bilanço ve gelir tablosu ile faaliyet raporuna ilişkin somut bir iptal sebebinin bulunmadığını, bu nedenle genel kurulda alınan 4 ve 5 no.lu kararların iptali talebinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6 numaralı karara ilişkin davacıların muhalefet şerhinin mevcut olmadığı, bu nedenle bu kararlara yönelik davanın reddinin gerektiği, aksinin düşünülmesi halinde de; genel kurul toplantısının 5 numaralı maddesinde 2016 yılına ait yönetim kurulu faaliyeti raporunun, 4 numaralı maddesinde ise bilanço ve gelir tablosunun kabul edildiği, 6 numaralı karar ile karın dağıtılmamasına karar verildiği, faaliyet raporunun ve bilançonun şirket kayıtlarına uygun olduğu, davalı şirketin 2016 yılındaki kar yedeklerinin ve geçmiş yıllar karlarının, geçmiş yıllar zararları karşılayamadığı bu nedenle 2016 yılı karının dağıtımının yapılması durumunda esas sermayenin azalacağının anlaşıldığı, bu sebeple 2016 karının bu dönem dağıtılmamasının uygun olduğu, kararlarda kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı bur durumun söz konusu olmadığı, bu sebeplerle genel kurulun 4, 5 ve 6 numaralı kararının iptali şartlarının gerçekleşmediği;
ibra kararı bakımından bazı Yargıtay kararlarında, karar yeter sayısının sağlanamamasının butlan sebebi olarak kabul edildiği, karar yeter sayısının sağlanmaması butlan sebebi olduğundan, iptal şartlarından olan karara karşı muhalefet şerhinin bulunmasının zorunlu olmadığı, toplantıda 20.000 adet payın temsil edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi hükmü ile düzenlendiği üzere, toplantıda alınacak kararlarda katılanların oy çoğunluğunun gerektiği, dava konusu 7 numaralı kararda, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının 8.800 olumlu oya karşı 6.400 olumsuz oy ile kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamasına katılarak oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında, yönetim kurulu üyesinin ibrası bakımından katılanların çoğunluğunun olumlu oyu gerekmesine rağmen, bu çoğunluğun sağlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamalarına katılarak oy kullanmalarının 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı madde hükmüne aykırı olduğu, bu sebeple 7 numaralı kararın iptal yaptırımına tabi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ibraya ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının iptaline, 4, 5 ve 6 numaralı kararlara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantıda hazır bulunan pay sahibinin iptal davası açabilmesi için teklife olumsuz oy vermesinin şart olduğunu, dava konusu genel kurulun 4, 5 ve 6 numaralı kararlarına karşı müvekkilleri tarafından ret oyu kullanılarak tutanağa geçirildiğini, dava konusu genel kurulda olumlu ve olumsuz oyların kime ait olduğunun açıkça tutanakta belirtildiğini, bu nedenle karara karşı muhalefeti açıkça belli olan müvekkillerinin aynı zamanda tutanağa muhalefet şerhi düşmelerine gerek olmadığını, bu nedenle mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin bilançoları ve gelir tablosunun yüzeysel olarak incelendiğini, davalı şirketin tasfiyesine ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin ...
şirketine sürekli para aktardığının tespit edildiğini, davalı yöneticilerin ortaklık dışı üç şirkette yönetici olarak davalı şirketi zarara uğratacak şekilde haksız rekabette bulunduklarını, bu nedenle bilanço ve gelir tablolarının usulüne uygun olduğundan bahsedilemeyeceğini, finansal oran hesaplamalarının hatalı olduğunu, yıllık faaliyet raporuna ilişkin taleplerinin denetlenmediğini, davalı şirketin uzun yıllardır kar dağıtımı yapmadığını ve müvekkillerinin kazanılmış hakkının ihlal edildiğini, bu nedenle kar dağıtılmaması yönündeki genel kurul kararının da iptal edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak genel kurulda alınan 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyelerinin ibrasının ayrı ayrı oylandığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesi gereğince şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağını, anılan genel kurulda gerçekleşen ayrı ayrı ibranın davacı yorumu ile nazara alınması halinde, Türkiyede gerçekleşen yaygın uygulamalar kapsamında şirket yönetim kurullarının büyük oranda ibra edilemeyeceği gerçeği ile karşı karşıya kalacaklarını, bu nedenle davacıların genel kurulun 7 numaralı kararının iptaline ilişkin taleplerinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 4, 5 ve 6 no.lu genel kurul kararları bakımından, dava şartı niteliğindeki muhalefetin bulunmaması nedeniyle, iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, bu hükmün emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararlarının da geçersiz olduğu, bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek olmadığı, somut olayda;
davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ... kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de, birbirinin ibrasında oy kullandıkları, toplantıda şirketin 20.000 payının tamamı temsil edilmiş olup, ibra oylamasındaki kabul oyu 8.800, ret oyu ise 6.400 adet olduğu, her bir yönetim kurulu üyesi için yapılan oylamada diğer yönetim kurulu üyesinin 4.800 adet payı da kabul oyuna dahil edilmiş olup, geçersiz olan bu payın çıkarılması sonucunda, gündemin ibra maddesi 4.000 kabul oyuna karşılık 6400 ret oyu ile alındığı sonucu ortaya çıktığı, bu durumda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 7 numaralı karar, gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından geçersiz olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 7 numaralı karar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063841300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz