6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yöneticinin kendi ibrasında oy kullanması kararı geçersiz kılar; iptal davasında muhalefetin karardan sonra tutanağa geçirilmesi şarttır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3337 E. 2012/2965 K. · · İlk derece: 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyeleri emredici TTK 374/2 uyarınca kendi ibralarında oy kullanamaz; bu hükme aykırı oyla alınan ibra kararı geçersiz olup ortaklar muhalefet şerhi koymamış olsa dahi bu geçersizliği ileri sürebilir ve karar iptal değil geçersizlik yaptırımına tabidir. Buna karşılık ibra dışındaki kararların iptali için TTK 381 uyarınca ortağın karardan sonra karara muhalif kalıp muhalefetini tutanağa geçirmesi şarttır; karar alınmadan önce öneriye itiraz bu koşulu karşılamaz ve koşulun yokluğu iptal isteminin reddini gerektirir. Kısmen kabul halinde davalı yararına vekâlet ücreti tayin edilip yargılama giderleri kısmi kabule göre paylaştırılmalıdır.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmasıyla alınan ibra kararının hukuki niteliği → kabul

İddia: Yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullandığından ibra kararı TTK 374/2'ye aykırı ve yok hükmündedir.

Gerekçe: TTK 374/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamaz; bu hüküm emredici olduğundan aksine genel kurul kararı alınamaz ve ana sözleşmeye de hüküm konulamaz. Bu emredici hükme aykırı oyla alınan ibra kararına karşı ortaklar muhalefet şerhi koymamış olsalar bile iptalini isteyebilirler. Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin de oy kullanmasıyla alınan ibra kararı geçersiz olduğundan, mahkemece iptaline değil, anılan madde uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerekir; bu nedenle kararın gerekçesi bu şekilde değiştirilir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

İbra dışındaki kararların iptalinde muhalefet koşulunun (dava koşulu) yerine gelmemesi → ret

Gerekçe: İbra dışındaki diğer genel kurul kararları TTK 381'de düzenlenen iptal davası koşullarına tabidir; bu maddeye göre toplantıda hazır bulunup alınan karara muhalif kalan ve bu durumu tutanağa geçiren ortak iptal davası açabilir. Somut olayda davacının vekili, iptali istenen maddelere daha karar alınmadan önce karşı çıkmış; bu, öneriye karşı bir muhalefet olup kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma (muhalefet) bulunmadığından, kanunun aradığı 'alınan kararlara muhalif kalma' koşulu yerine gelmemiştir. Bu nedenle ibra dışındaki kararlar yönünden iptal istemi dava koşulu yerine gelmediğinden reddedilmeliyken iptaline karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kısmi kabule göre davalı yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderinin paylaştırılması → kabul

Gerekçe: Kabul şekline göre dava kısmen kabul edildiğinden davalı yararına vekâlet ücreti tayini ile yargılama giderlerinin kısmi kabule göre paylaştırılması gerekirken, davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yöneticilerin kendi ibralarında oy kullanmasıyla alınan kararın geçersizlik (iptal değil) yaptırımına tabi olduğu ve emredici hükme aykırılık dışında iptal davası için karardan sonra tutanağa geçirilmiş muhalefetin şart olduğu yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında karardan sonra karara muhalif kalıp muhalefeti tutanağa geçirme (muhalefet şerhi); emredici hükme aykırılık halinde bu koşul aranmaz

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu ibrası oydan yoksunluk (TTK 374/2) emredici hüküm / geçersizlik genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava koşulu vekâlet ücreti / yargılama gideri

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 374/2TTK 381

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali | Alınan kararlarının iptaline karar verilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/89 E. 2014/10265 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14501 E. 2013/20427 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5250 E. 2012/4756 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3337 E.  ,  2012/2965 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.11.2009 tarih ve 2006/747-2009/784 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.02.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.............,dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olup, davalı şirketin 19.10.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunup, kararların çoğunluğun azınlığı ezmeye yönelik olarak alındığını, genel kurula sunulan 2005 yılına ait bilançonun ve kar-zarar hesabının gerçeği yansıtmadığını, gelirlerin gerçeğe aykırı olarak çok düşük gösterildiğini, toplantıya katılan ortaklar ..........., ......... ve...........,’in yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle kendi ibralarında oy kullanmalarının TTK’nun 374/2. maddesine aykırı bulunduğunu, bu durumda yöneticilerin ibrasına ilişkin olarak alınan kararın yasanın amir hükmüne aykırılık nedeniyle yok hükmünde olduğunu, kar dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan kararın da aile şirketi olan davalı şirketin aile dışındaki tek ortağı olan müvekkiline kar payı ödememek amacıyla alındığını, genel kurulda alınan diğer kararların da yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 19.10.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ve genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davaya konu genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını ve alınan kararların da usul ve yasaya uygun olarak alındığını, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 19.10.2006 tarihinde yapılan genel kurulunda karara bağlanan 2005 yılı bilançosunun gerçeği yansıtmadığı, şirketin önceki yıllarda da kar payı dağıtmadığı nazara alındığında davaya konu 2005 yılı faaliyet dönemi sonunda da kar payı dağıtmamasının objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, bu nedenlerle genel kurulun bilançoyla ilgili 4, yönetim ve denetim kurullarının ibrasıyla ilgili 5 ve kar payı dağıtılmamasıyla ilgili 7.maddelerinin iptali gerektiği sonucuna varılarak, 19.10.2006 tarihli genel kurulda alınan 4, 5 ve 7 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davalı şirketin 19.10.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.

TTK’nun 374/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmayıp, bu hükmün emredici nitelikte bulunması nedeniyle bu kuralın aksine genel kurulda karar alınamayacağı gibi şirket ana sözleşmesine de bu konuda bir hüküm konulamayacak olmasına göre bu hükme aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan ibraya ilişkin genel kurul kararına karşı ortaklar muhalefet şerhi koymamış olsalar bile bu kararın iptalini isteyebilmeleri mümkündür.Somut olayda, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları ve kullandıkları oylar sonucu ibra kararının alındığı, bu durumda alınan kararın geçersiz olması nedeniyle mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan genel kurul kararının iptaline değil, anılan madde hükmü uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususta verilen kararın gerekçesinin anılan şekilde değiştirilmesi gerekmiştir.

3-Öte yandan, yöneticilerin ibrasına ilişkin olarak alınan karar dışındaki diğer genel kurul kararlarının TTK’nun 381. maddesinde düzenlenen iptal davasının koşullarına tabi olmakla sözkonusu kararlar yönünden iptal koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Kararların iptalini düzenleyen anılan madde hükmüne göre toplantıda hazır bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen maddelere yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin karar dışında kalan diğer kararlar yönünden yapılan iptal isteminin dava koşulu yerine getirilmediğinden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karar dışında kalan ve mahkemece iptal edilen kararların bu nedenle bozulması gerekmiştir.

4-Kabul şekline göre de dava kısmen kabul edildiğinden davalı yararına vekalet ücreti tayini ile yargılama giderlerinin kısmi kabule göre paylaştırılması gerekirken davalı yararına vekalet ücretine karar verilmemesi ve tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kabul şekline göre kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak verilen iptal kararının gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesine, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2012 oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1011760100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.