Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5124 E. 2012/12347 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ komisyon↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin pay defteri suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacının davalı şirkete hangi tarihte ve ne şekilde ortak olduğunun belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davacının davalı şirket hisselerini dava dışı 3. kişiden devren alarak davalı şirkete ortak olduğu, dolayısı ile davalı şirkete doğrudan bir ödemenin bulunmadığı, ayrıca TTK’nın 405/2. maddesi hükmü gereğince ortağın sermaye olarak şirkete verdiğini geri isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, bilirkişi raporu aldıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulu, davalı şirkete ait pay defterini incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını, pay defterindeki kayda göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
Ancak, davacı davalı şirket ile akdedilen sözleşme uyarınca her yılın sonunda nema almak amacıyla müvekkilinin davalı şirkete para verdiğini, müvekkilinin davalının hileli davranışları ve yanıltması nedeniyle davalı ile aralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere Konya 1. ACM ve Konya 3. ACM'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. 3. ACM dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, 1. ACM dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.
Somut olayda bilirkişi kurulu, bu hususlar ile davacının paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde durmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının şirkete ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı davacının ibraz ettiği belgeler tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddesi gereğince dava şimdiki gibi rededilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle buna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu şekilde bir değerlendirme yapılmadığından verilen kararın hükmü temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3466 E. 2012/12247 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · ticari defter · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirketi ait «pay defterini» incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse «alacağını temlik» aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirkete ortaklıklarının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, bilirkişi raporu alındıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın temliki · temlik · anonim şirket
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirketi ait «pay defterini» incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse «alacağını temlik» aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğu, «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, buna ilişkin olarak yapılan akitlerin hükümsüz olduğu, TTK'nun 405. maddesi gereğince davacının şirkete sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceği, ortaklıkta şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanılması zarar ettiğinde zarara katlanılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacı ile hissesini «temlik» aldığı ...'ın davalı şirkete ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği «kesin» olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/310 E. 2013/601 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · ticari defter · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · hamil · anonim şirket
Benzer bu kararda… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/305 E. 2013/1927 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · ticari defter · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamil · anonim şirket · ek tasfiye
Benzer bu kararda329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/329 E. 2012/8977 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · cy/cy kaydı · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaT.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
403 ve «defterlerin» durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tesbit edilemeyeceği sonucuna varıldığını, ortaklar «pay defterinde» davacının 260 hisse ile ortak olarak kayıtlı olduğunu ve pay defterinin ciltli olduğu ortaklar ile ilgili bilgilerin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırıldığını ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu konusunda düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31'inci maddesi gereğince (1) yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği sıfatı · istirdat davası · zamanaşımı defi · pay sahipliği · hile · şikayet · olumsuz oy · anonim şirket
Benzer bu kararda403 ve «defterlerin» durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tesbit edilemeyeceği sonucuna varıldığını, ortaklar «pay defterinde» davacının 260 hisse ile ortak olarak kayıtlı olduğunu ve pay defterinin ciltli olduğu ortaklar ile ilgili bilgilerin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırıldığını ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu konusunda düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31'inci maddesi gereğince (1) yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
2-Davalılardan şirket vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davalı şirket vekili cevap layihasında davanın «zamanaşımı defi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
T.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
… dirilmesinin tamamen hukuki mesele olup mahkemeye ait olduğunu bildirmiş, fakat mahkemece açılan kamu davalarından beraat kararı verildiği ve bu davalarda davacının «şikayetçi» konumunda bulunmadığı gerekçe de belirtilmiş, başka bir değerlendirme yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5592 E. 2012/12205 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı davacının «ibraz» ettiği belgeler tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddesi gereğince dava şimdiki gibi rededilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Benzer bu kararda… gözetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davanın dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş bicimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin bulunduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10. maddesi “Bu kanun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya ivaz karşılığında istendiğinde yada belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, bilirkişi raporu alındıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tic.A.Ş. kayıtlarında ortaklık «pay defterinin» 034602 nolu sahifesinde 34602 üye kayıt numarasında kayıtlı olduğu, hisse adedinin 400, beher hisse değerinin 2.000.00 TL ve tutarının 800.000 TL tesbit edildiğini, bu nedenle davacının Kombassan Holding A.Ş.’nin ortağı olduğu tesbitinde bulunmuş ancak ceza mahkemesi dosyaları ve SPK raporları hakkında bir incelemede bulunmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının Kombassan Holding A.Ş’nin ortağı olarak kayıtlı bulunması nedeniyle bu davalı haklarındaki davanın esastan, diğer davalılar hakkındaki davacının ise «pasif husumet ehliyetine» sahip olmaması nedeniyle «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… gözetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davanın dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş bicimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin bulunduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10. maddesi “Bu kanun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya ivaz karşılığında istendiğinde yada belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Ayrıca, davacı ortak olmadığının tesbitini de istemekle dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasının» karar verilen kar payını aldığı veya başka bir şekilde ortalığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girip girmediği üzerinde de durulmamıştır.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16027 E. 2013/15519 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · cy/cy kaydı · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacının şirketteki ortaklık «kaydı» gözetildiğinde, TTK 329 ve 405 maddelerine göre, şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, davacının «hisse senedi» bedelini alamayacağı, kâr «payı dağıtılmasına» ilişkin ise, herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Dava geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · kâr payı · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacının şirketteki ortaklık «kaydı» gözetildiğinde, TTK 329 ve 405 maddelerine göre, şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, davacının «hisse senedi» bedelini alamayacağı, kâr «payı dağıtılmasına» ilişkin ise, herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… ılmasına engel değildir.'' hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından «defter» kayıtlarında 997, 998, 999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından h …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7128 E. 2012/13941 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · ticari defter · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaDosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, davalı şirketin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2600 TL nominal değerde 1300 adet hisse sahibi olduğu kayıtlı ise de hangi tarihte ortak olduğu ve hisse senetlerinin ne tür olduğunun kayıtlı olmadığı, ortaklar pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde olduğu, davalı şirketin diğer «ticari defterlerinde» davacının adına rastlanılmadığı, davacının 40 kurucu ortaklar içinde yer almadığı, gerek kuruluşta ve gerekse «sermaye artırımında» doğrudan şirketten hisse alarak ortak olmadığı, davacının 22.08.2000 tarihli ortaklık ve «hisse senedi» takip «formu» adlı belgeye dayanmakta ise bu belgenin davacının şirkete ödünç para verdiğine kanıt olamayacağı, bu belgenin davacının şirket ortağı olduğunun ispatı olduğu, bu belgenin esas alınması halinde davacının şirketten doğrudan hisse satın almadığı, zira bu tarihe kadar sermaye artırımının tamamlanmış ve artırımdan hisse alanlar arasında davacının bulunmadığı, ancak şirket tarafından izinsiz halka arz suretiyle davacının hisse senedi satın almış olabileceği, bu durumda davacıdan anılan belgede yazılı tutar kadar tahsilat yapılmış olabileceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık ve hisse senedi takip formu belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı şirkete ait «defterler» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının belirlenmesi gerekirken bilirkişi raporu alınmadan davacının ortak olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrulusunda, davacının iddialarını kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi adlı belge ile davalı şirkete para verdiğinin ispat edilemediği, davacının 3. kişiden devren hisse almak suretiyle davalı şirketin ortağı olduğu, bu itibarla TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince ödenen paranın iadesinin mümkün olmadığı, davalı ... yönünden ise, iddia edilen «dolandırıcılık» eyleminin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · emniyeti suistimal · uzamış ceza zamanaşımı · istirdat davası · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · sermaye artırımı · hile
Benzer bu karardaDosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, davalı şirketin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2600 TL nominal değerde 1300 adet hisse sahibi olduğu kayıtlı ise de hangi tarihte ortak olduğu ve hisse senetlerinin ne tür olduğunun kayıtlı olmadığı, ortaklar pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde olduğu, davalı şirketin diğer «ticari defterlerinde» davacının adına rastlanılmadığı, davacının 40 kurucu ortaklar içinde yer almadığı, gerek kuruluşta ve gerekse «sermaye artırımında» doğrudan şirketten hisse alarak ortak olmadığı, davacının 22.08.2000 tarihli ortaklık ve «hisse senedi» takip «formu» adlı belgeye dayanmakta ise bu belgenin davacının şirkete ödünç para verdiğine kanıt olamayacağı, bu belgenin davacının şirket ortağı olduğunun ispatı olduğu, bu belgenin esas alınması halinde davacının şirketten doğrudan hisse satın almadığı, zira bu tarihe kadar sermaye artırımının tamamlanmış ve artırımdan hisse alanlar arasında davacının bulunmadığı, ancak şirket tarafından izinsiz halka arz suretiyle davacının hisse senedi satın almış olabileceği, bu durumda davacıdan anılan belgede yazılı tutar kadar tahsilat yapılmış olabileceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık ve hisse senedi takip formu belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/535 E. 2012/12198 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · cy/cy kaydı · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Benzer bu karardaT.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
403 ve «defterlerin» durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tesbit edilemeyeceği sonucuna varıldığını, ortaklar «pay defterinde» davacının 400 hisse ile ortak olarak kayıtlı olduğunu ve pay defterinin ciltli olduğu ortaklar ile ilgili bilgilerin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırıldığını, bu sayfaların değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu konusunda düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31'inci maddesi gereğince (1) yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği sıfatı · istirdat davası · tefrik · zamanaşımı defi · pay sahipliği · ihtisas mahkemesi · hile · şikayet
Benzer bu kararda403 ve «defterlerin» durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tesbit edilemeyeceği sonucuna varıldığını, ortaklar «pay defterinde» davacının 400 hisse ile ortak olarak kayıtlı olduğunu ve pay defterinin ciltli olduğu ortaklar ile ilgili bilgilerin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırıldığını, bu sayfaların değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu konusunda düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31'inci maddesi gereğince (1) yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
T.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
… dirilmesinin tamamen hukuki mesele olup mahkemeye ait olduğunu bildirmiş, fakat mahkemece açılan kamu davalarından beraat kararı verildiği ve bu davalarda davacının «şikayetçi» konumunda bulunmadığı gerekçede belirtilmiş, başka bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5124 E. , 2012/12347 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2010 tarih ve 2009/100-2010/583 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.06.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Avusturya’da yaşayan müvekkilinin tüm birikimlerini davalı şirkete hisse senedi karşılığı verdiğini, müvekkilinin girdiği hukuki ilişkiyi mevduat sözleşmesi olarak algılayarak temel bir saik hatası ile hareket ettiğini, davacının dini duygularını da etkileyen davalının hileli davranışı ile müvekkilinin iradesinin fesada uğradığını, kâr payı da ödemeyen davalı şirketin müvekkilinin 15.000 DM parasına el koyduğunu ileri sürerek, davacıya satılan hisselerin piyasa rayicinin tespitine, ortaklık süresince davacıya ödenmesi gereken kâr payının tespit ve faiziyle birlikte tahsiline, ortaklık sözleşmesinin feshine ve şimdilik 5.001 YTL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili anonim şirketin ortağı olup, TTK’nun 329.maddesine göre anonim şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceğini, davacının açtığı davanın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket hisselerinin TTK. hükümleri gereğince serbestçe tedavül ettiğinden, reel değerinin tespitinin mümkün olmayacağını, genel kurullarda kâr payı dağıtımına dair karar alınmadığından, kâr payı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin pay defteri suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacının davalı şirkete hangi tarihte ve ne şekilde ortak olduğunun belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davacının davalı şirket hisselerini dava dışı 3. kişiden devren alarak davalı şirkete ortak olduğu, dolayısı ile davalı şirkete doğrudan bir ödemenin bulunmadığı, ayrıca TTK’nın 405/2. maddesi hükmü gereğince ortağın sermaye olarak şirkete verdiğini geri isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, bilirkişi raporu aldıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulu, davalı şirkete ait pay defterini incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını, pay defterindeki kayda göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
Ancak, davacı davalı şirket ile akdedilen sözleşme uyarınca her yılın sonunda nema almak amacıyla müvekkilinin davalı şirkete para verdiğini, müvekkilinin davalının hileli davranışları ve yanıltması nedeniyle davalı ile aralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere Konya 1. ACM ve Konya 3. ACM'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır.
3. ACM dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, 1. ACM dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.
Somut olayda bilirkişi kurulu, bu hususlar ile davacının paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde durmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının şirkete ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı davacının ibraz ettiği belgeler tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddesi gereğince dava şimdiki gibi rededilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10.
maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle buna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu şekilde bir değerlendirme yapılmadığından verilen kararın hükmü temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1011151600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz