Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/305 E. 2013/1927 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ hamil↗ komisyon↗ vade↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, .... 329. ve 405. maddesine göre, anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin tasfiye anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, ortakların değişik gerekçelerle koydukları sermayeyi aldıklarında şirketlerin varlıklarının ciddi anlamda tehlikeye düşeceği ve bu durumun kamu yararı ile ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait pay defterlerini incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve pay defterindeki kayda göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi ve ... .... Asliye Ceza Mahkemesi'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. .... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, 1. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.
Somut olayda bilirkişi kurulunca, bu hususlar üzerinde ve davacı paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının, davalı şirketlere ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde ...'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun .... maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/310 E. 2013/601 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · hamil · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
Benzer bu karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi
Benzer bu kararda… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3466 E. 2012/12247 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirketi ait «pay defterini» incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse «alacağını temlik» aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirkete ortaklıklarının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğu, «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, buna ilişkin olarak yapılan akitlerin hükümsüz olduğu, TTK'nun 405. maddesi gereğince davacının şirkete sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceği, ortaklıkta şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanılması zarar ettiğinde zarara katlanılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın temliki · temlik
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirketi ait «pay defterini» incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse «alacağını temlik» aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacı ile hissesini «temlik» aldığı ...'ın davalı şirkete ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği «kesin» olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5124 E. 2012/12347 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · ticari defter · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/318 E. 2013/1645 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · ek tasfiye · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı defi · ba formu · hisse senedi · kâr payı · yetki · taahhütname
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Davacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya «ibraz» edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · ek tasfiye · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... 'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nun 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ’ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» ... no’lu üye olarak toplam 400 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 2,00 TL’den toplam 800 TL nominal değerle kayıtlı olduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · kâr payı · yetki
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9380 E. 2013/9191 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ibraz · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin «pay defterindeki» ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır.
Benzer bu kararda… eğerlendirilmemiştir.Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin «pay sahipleri» «defterine» göre 620 adet hisse ile davalı şirketin hissedarı olduğu, TTK.'nın 405. maddesinin 2. fıkrasına göre, pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak koydukları para veya ayın türü şeyleri geri isteyemeyecekleri, TTK.'nın 329. maddesindeki şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi koşulunun da dava konusu olayda mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini kanıtlayan bir belge sunmadığı, davalı şirket yönünden davasını ispatlayamadığı, davalı ...'ın ise davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve davacı ile arasında akdi veya «haksız fiil» ilişkisinin tespit edilemediği, bu nedenle bu davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın subüt bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri davacının iddiasına dayalı eylemlerinden ötürü suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · peşin karar harcı · pay sahipliği · husumet yokluğu · haksız fiil · kâr payı · yetki
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin «pay sahipleri» «defterine» göre 620 adet hisse ile davalı şirketin hissedarı olduğu, TTK.'nın 405. maddesinin 2. fıkrasına göre, pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak koydukları para veya ayın türü şeyleri geri isteyemeyecekleri, TTK.'nın 329. maddesindeki şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi koşulunun da dava konusu olayda mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini kanıtlayan bir belge sunmadığı, davalı şirket yönünden davasını ispatlayamadığı, davalı ...'ın ise davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve davacı ile arasında akdi veya «haksız fiil» ilişkisinin tespit edilemediği, bu nedenle bu davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın subüt bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, .... ve ...
… eğerlendirilmemiştir.Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… a karar vermek gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı · ibraz · kesin hüküm · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının «ibraz» ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde ...'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun .... maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Tarım ve Sanayi A.Ş’de de ortaklar «pay defterinde» 44122 no’lu üye olarak toplam 100 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 6,00 TL’den toplam 600 TL nominal değerle kayıtlı olduğu ,bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından «ibraz» edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · kâr payı · yetki
Benzer bu karardaMarkı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ...
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4959 E. 2014/10815 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının «ibraz» ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde ...'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun .... maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Benzer bu kararda… zetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da dikkate alınmak, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · oy yasağı · fesih · hak düşürücü süre · kâr payı
Benzer bu kararda… ndeki tarihin 06.04.2000 olduğu, bu tarihten daha önce para yatırıldığının davacı tarafça iddia edildiği, mülga 818 sayılı BK'nın 31. maddesinde düzenlenen 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde davacının bu iddiasını ileri sürmesi gerektiği, dava tarihi dikkate alındığında yaklaşık 8 sene sonra «hile» iddiasına dayanılamayacağı, yine izinsiz halka arz faaliyetinde bulunulduğu belirtilerek sözleşmenin «geçersiz» olduğu hususuna dayanılmış ise de akdin kurulmasından asgari 8 yıl sonra «fesih» hakkının kullanılmasının «çelişkili davranış yasağına» aykırılık oluşturacağı ve MK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet kuralına aykırı sayılacağı, 6762 sayılı TTK'nın 329. maddesi uyarınca şirketin kendi hisselerini …
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda, şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
… zetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da dikkate alınmak, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Ayrıca, mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bilirkişi kurulu 1997, 1998, 1999 yılları «defterlerinde» sermaye hesabında kayıtlı kurucu ortakların belli sayıda bulunduğunu bildirmişler, mahkemece dava 2008 yılında açılmasına ve ortak olmadığının tesbiti talebini içermesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin sermayasınde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/305 E. , 2013/1927 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.04.2011 tarih ve 2010/485-2011/226 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar ...'da yaşadığını, biriktirdiği parasını istediğinde parasının tamamını geri çekebileceği vaadiyle kar payı dağıttıklarını bildiren davalı ... ve alt şirketi davalı ... İnşaat Tarım Ürünleri A.Ş'ye kaşesiz, mühürsüz ve imzasız adi belge niteliğindeki makbuz, kupon ve hisse durum belgeleri karşılığında verdiğini, sözde şirket ortağı olmasına rağmen ... anlamında ortaklık vasfı, yetki ve haklarına sahip olmadığını, şirket ortaklık pay defterlerinde de ad ve paylarının görünmediğini, parasının iadesini talep ettiğinde ödenmediğini ve iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek, 14760 Euro'nun davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile davalı şirketler arasında ortaklık ilişkisinin bulunduğunu, ortak olması nedeniyle davadaki talepleri bakımından ...'nın 329. maddesinin hukuki engel oluşturduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, .... 329. ve 405. maddesine göre, anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin tasfiye anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, ortakların değişik gerekçelerle koydukları sermayeyi aldıklarında şirketlerin varlıklarının ciddi anlamda tehlikeye düşeceği ve bu durumun kamu yararı ile ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait pay defterlerini incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve pay defterindeki kayda göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere ...
1. Asliye Ceza Mahkemesi ve ... .... Asliye Ceza Mahkemesi'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. .... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, 1. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.
Somut olayda bilirkişi kurulunca, bu hususlar üzerinde ve davacı paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının, davalı şirketlere ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde ...'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ....
maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/481749700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz