6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/310 E. 2013/601 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı şirketin tasfiyesi pay defteri dolandırıcılık hamil komisyon vade anonim şirket kâr dağıtımı istirdat ortaklık ilişkisi ticari defter cy/cy kaydı zamanaşımı ibraz temsil kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · SPK · TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirket hisselerini dava dışı 3. kişilerden devren alarak davalı şirketlere ortak olduğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak şirketin tasfiyesi anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanması zarar ettiğinde zarara katlanmasını gerektirdiği, bu durumun doğrudan kamu yararı ile de ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait pay defterlerini incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve pay defterindeki kayda göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını bildirmiştir.

Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere ... Asliye Ceza Mahkemesi ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.

Somut olayda bilirkişi kurulunca, bu hususlar üzerinde ve davacı paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde yeterince durulmamıştır.

Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının, davalı şirketlere ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/305 E. 2013/1927 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3466 E. 2012/12247 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5124 E. 2012/12347 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/318 E. 2013/1645 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7120 E. 2013/10468 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/325 E. 2013/1700 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/310 E.  ,  2013/601 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/04/2011 tarih ve 2010/487-2011/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ...'da yaşayan müvekkilinin tüm birikimlerini, kaşesiz, mühürsüz ve imzasız adi belge niteliğindeki makbuz, kupon ve hisse durum belgeleri karşılığında, kar payı vaadinde bulunan davalılar ... ve alt kuruluşu niteliğindeki ...’ne verdiğini ancak parasını geri alamadığını, müvekkili ile birlikte binlerce vatandaşın da aynı şekilde iradeleri fesada uğratılarak paralarının elinden alındığını ve mağdur edildiklerini, müvekkilinin davalı her iki şirkette toplamda 880 hissesi karşılığı olarak 36.080 Euro alacağı bulunduğunu ileri sürerek, anılan tutarın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının davalı şirketlere ortak olması nedeniyle TTK’nun 329. maddesinin, davacının taleplerine hukuki engel oluşturduğunu, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının, davalılara ödediğini iddia ettiği bedeli HUMK’nun 288. maddesi uyarınca yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirket hisselerini dava dışı 3. kişilerden devren alarak davalı şirketlere ortak olduğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak şirketin tasfiyesi anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanması zarar ettiğinde zarara katlanmasını gerektirdiği, bu durumun doğrudan kamu yararı ile de ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait pay defterlerini incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve pay defterindeki kayda göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını bildirmiştir.

Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere ... Asliye Ceza Mahkemesi ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir.

Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.

Somut olayda bilirkişi kurulunca, bu hususlar üzerinde ve davacı paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde yeterince durulmamıştır.

Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının, davalı şirketlere ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10.

maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/246219600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.