Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/310 E. 2013/601 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı↗ şirketin tasfiyesi↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ hamil↗ komisyon↗ vade↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirket hisselerini dava dışı 3. kişilerden devren alarak davalı şirketlere ortak olduğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak şirketin tasfiyesi anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanması zarar ettiğinde zarara katlanmasını gerektirdiği, bu durumun doğrudan kamu yararı ile de ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait pay defterlerini incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve pay defterindeki kayda göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere ... Asliye Ceza Mahkemesi ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.
Somut olayda bilirkişi kurulunca, bu hususlar üzerinde ve davacı paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının, davalı şirketlere ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/305 E. 2013/1927 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · hamil · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Benzer bu karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye
Benzer bu kararda329. ve 405. maddesine göre, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri isteyemeyecekleri, ancak şirketin «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, ortağın şirketin kar ettiğinde kardan yararlanması gibi zarar ettiğinde de zarara katlanması gerektiği, o …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3466 E. 2012/12247 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirketi ait «pay defterini» incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse «alacağını temlik» aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirkete ortaklıklarının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğu, «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, buna ilişkin olarak yapılan akitlerin hükümsüz olduğu, TTK'nun 405. maddesi gereğince davacının şirkete sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceği, ortaklıkta şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanılması zarar ettiğinde zarara katlanılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın temliki · temlik
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirketi ait «pay defterini» incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse «alacağını temlik» aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacı ile hissesini «temlik» aldığı ...'ın davalı şirkete ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği «kesin» olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5124 E. 2012/12347 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · ticari defter · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBilirkişi kurulu, davalı şirkete ait «pay defterini» incelemiş, davalı ...’nın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını, «pay defterindeki kayda» göre davacının davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren iktisap ettiğini bildirmiştir.
… ralarındaki ilişkiyi mevduat tevdii ve karşılığında nema almak olarak algıladığını, müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı şirketin «pay defteri» suretinden, davacının davalı şirkete ortak edildiği, ancak ortaklığın hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiğinin pay defterinde açıklanmadığı, bu itibarla davacı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/318 E. 2013/1645 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının «ibraz» ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı defi · ba formu · hisse senedi · kâr payı · yetki · ek tasfiye
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Davacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının «ibraz» ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... 'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nun 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ’ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» ... no’lu üye olarak toplam 400 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 2,00 TL’den toplam 800 TL nominal değerle kayıtlı olduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · kâr payı · yetki
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7120 E. 2013/10468 K.
Ortak:şirketin tasfiyesi · anonim şirket · Alacak
İncelediğiniz kararda… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Benzer bu kararda… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı · ibraz · kesin hüküm · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının «ibraz» ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Tarım ve Sanayi A.Ş’de de ortaklar «pay defterinde» 44122 no’lu üye olarak toplam 100 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 6,00 TL’den toplam 600 TL nominal değerle kayıtlı olduğu ,bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından «ibraz» edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · kâr payı · yetki
Benzer bu karardaMarkı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ...
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/325 E. 2013/1700 K.
Ortak:pay defteri · dolandırıcılık · hamil · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait «pay defterlerini» incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve «pay defterindeki kayda» göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın «istirdadını» talep ettiğine göre mahkemece, «pay defterindeki kaydın» sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir.
… ğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak «şirketin tasfiyesi» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârda …
Benzer bu karardaDosyaya mübrez bilirkişi raporundan davacıların ... ile ...'nin ortakları olduğu, davalı Şirketlerin «pay defterlerinde» ortak olarak kayıtlı oldukları, hisselerin devren «ihtisap» yolu ile elde edilen «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğu, şirketlerin bilanço ve gelir gider tablolarına göre kâr «dağıtılmadığı», «şirketlerin zarar» ettiği, kâr dağıtımı konusunda karar bulunmadığı bildirilmiş, mahkemecede bu rapor benimsenerek, davacıların ...'ye ortaklarığının hamiline ve nama yazılı hisse se …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların dosyada fotokopisi sunulan ancak aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiklerini kanıtlayamadıkları, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacıların bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadıkları, dosya kapsamına göre davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunun çekişmesiz bulunduğu, davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının olmadığı, bu nedenle primli pay senedi ihracı sonucu ortak olup olmadığı, ortaklık şekli primli pay senedi ihracı sonrası ortak olunması halinde beher pay için değer olarak biçilen «primi» oluşturan kısma ilişkin alınmış genel kurul kararı olup olmadığı, genel kurul kararı var ise, bu miktarın şirketin yasal yedek akçesine eklenip eklenmediği hususunun önem kazanmadığı, çünkü davacıların hissesini satın aldığı kişi ile davacıların serbest iradeleri ile hisselerin bedellerini belirleyebilecekleri, ayrıca TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ihtisas mahkemesi · ba formu · şirket zararı · hisse senedi · ek prim · zamanaşımı def'i
Benzer bu karardaDosyaya mübrez bilirkişi raporundan davacıların ... ile ...'nin ortakları olduğu, davalı Şirketlerin «pay defterlerinde» ortak olarak kayıtlı oldukları, hisselerin devren «ihtisap» yolu ile elde edilen «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğu, şirketlerin bilanço ve gelir gider tablolarına göre kâr «dağıtılmadığı», «şirketlerin zarar» ettiği, kâr dağıtımı konusunda karar bulunmadığı bildirilmiş, mahkemecede bu rapor benimsenerek, davacıların ...'ye ortaklarığının hamiline ve nama yazılı hisse se …
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı, ayrıca davacıların hisse senetlerinin bir kısmının nama ve bir kısmının «hamiline» yazılı hisse senetleri olduğu üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların dosyada fotokopisi sunulan ancak aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiklerini kanıtlayamadıkları, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacıların bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadıkları, dosya kapsamına göre davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunun çekişmesiz bulunduğu, davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının olmadığı, bu nedenle primli pay senedi ihracı sonucu ortak olup olmadığı, ortaklık şekli primli pay senedi ihracı sonrası ortak olunması halinde beher pay için değer olarak biçilen «primi» oluşturan kısma ilişkin alınmış genel kurul kararı olup olmadığı, genel kurul kararı var ise, bu miktarın şirketin yasal yedek akçesine eklenip eklenmediği hususunun önem kazanmadığı, çünkü davacıların hissesini satın aldığı kişi ile davacıların serbest iradeleri ile hisselerin bedellerini belirleyebilecekleri, ayrıca TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda; şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/310 E. , 2013/601 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/04/2011 tarih ve 2010/487-2011/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...'da yaşayan müvekkilinin tüm birikimlerini, kaşesiz, mühürsüz ve imzasız adi belge niteliğindeki makbuz, kupon ve hisse durum belgeleri karşılığında, kar payı vaadinde bulunan davalılar ... ve alt kuruluşu niteliğindeki ...’ne verdiğini ancak parasını geri alamadığını, müvekkili ile birlikte binlerce vatandaşın da aynı şekilde iradeleri fesada uğratılarak paralarının elinden alındığını ve mağdur edildiklerini, müvekkilinin davalı her iki şirkette toplamda 880 hissesi karşılığı olarak 36.080 Euro alacağı bulunduğunu ileri sürerek, anılan tutarın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirketlere ortak olması nedeniyle TTK’nun 329. maddesinin, davacının taleplerine hukuki engel oluşturduğunu, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının, davalılara ödediğini iddia ettiği bedeli HUMK’nun 288. maddesi uyarınca yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirket hisselerini dava dışı 3. kişilerden devren alarak davalı şirketlere ortak olduğu, dolayısıyla davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının ve davalı şirketlere doğrudan bir ödemenin olmadığı, ayrıca TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince, anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri almayı talep edemeyecekleri, ancak şirketin tasfiyesi anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri, kanunun konuluş amacının şirketlerin sermayelerini korumak olduğu, ortaklığın, şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanması zarar ettiğinde zarara katlanmasını gerektirdiği, bu durumun doğrudan kamu yararı ile de ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu, davalı şirketlere ait pay defterlerini incelemiş, davacı ...'in pay defterinde kayıtlı olduğunu, devir aldığı hisse senetlerinin davalı şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı hisse senetlerinden olduğunu, davacının, elindeki ortaklık durum belgesine ve pay defterindeki kayda göre bu hisse senetlerini doğrudan davalı şirketlerden elde etmeyip hamiline kayıtlı olan başka şahıslardan devren iktisap ettiğini, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını bildirmiştir.
Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketlere ortaklığının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirketlere ödenen paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere ... Asliye Ceza Mahkemesi ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir.
Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır.
Somut olayda bilirkişi kurulunca, bu hususlar üzerinde ve davacı paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacının, davalı şirketlere ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı, davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli, ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10.
maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/246219600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz